Cuma hutbesi her kelimesi ve muhtevası ile yerindeydi. Çok teşekkür ediyoruz ve çok duacıyız.
Diyanet işleri başkanlığımız hutbelerde nasıl olmamız gerektiği konusunda ki bu tür beyanatlarını her zamanki gibi artırmalı ki cemiyet mümin olmanın nasıl bir muhteva gerektirdiğini iyice kavrasın.
Hutbe; müslümana bir hitaptır.
Hutbelerimizde zikredilen emirler ve yapılmasını talepler, islam ve iman düşmanlarını muhatap almaz.
Ancak İslamın emirleri gavurları muhatap almasa da İslamın koyduğu tüm yasaklar, O YASAKLARI TERK ETMEK noktasında gavuru da bağlayıcıdır.
Bu nedenle zina ve zinaya götürün hayasızlığı; el, göz ve dil zinasını terk etmek Müslüman memleketinde veya kendi memleketlerinde dahi olsa bile gavurlarında islama ve müslümanlara karşı zorunlu vazifesidir.
Tarihimizde örneklerine rastladığımız gibi kafir diyarındaki bir ahlaksızlığa bile işte bu cihetle engel oluruz ve kafire bu konudaki vazifesini hatırlatırız.
İslamın yasaklarına riayet etmek hutbeden rahatsız olanların hutbedeki yasaklara iman etmeseler bile gereği ile amel etmeleri ve gereğini yerine getirmeleri insan kalmaları ve hayvanlardan daha aşağıya inmemeleri için ihtiyaçlarıdır.
Hutbedeki zinanın ve yollarının haramlığını kabul etmeyip hutbeye sataşanlara iman etmeseler bile en azından İNSAN KALMALARINI tavsiye ederiz.
İnsanı kendine yüklenen fıtrattan, hilkatten ve sorumlu kılındığı hakikatten ayıran her teşebbüh yasaklanmıştır.
Teşebbüh; kendini başkasına veya başka bir şeye benzetmeye zorlamaktır.
Kendindeki asıl manadan uzaklaşanın kendinde ki asıl ruha ve manaya dönmesi adına bazen teşebbühe ihtiyacı vardır.
İktida; fıtrî farklılıklar, karekteristik sabitler ve teklifî farklılıklar ile vuslat-ı ilahi adına kendimizden faziletli olan yüce bir zata tabi olmaktır.
Kadının erkeğe,
erkeğin kadına,
müslümanın gavura,
zenginin fakire,
fakirin zengine,
hürün köleye,
kölenin hüre,
çocuğun yaşça büyüğe,
büyüğün çocuğa,
şehirlinin köylüye,
devlet adamının avama,
avamın devlet adamına,
asîl olanın basit olana,
ilim talebesinin cahile ve müptezele
özenmesi ve benzemeye çalışması zemmedilmiş teşebbüh çeşididir.
Aylardır tek mesele var:
Gazze ve Filistin sebebiyle devleti ve Türkiye’yi köşeye sıkıştırmak.
*
İrancı, selefi, radikal ve milli olmayan dini çoğu organizelerin Kudüs iddialı cümleleri ve tertipleri büyük fitnelere gebedir.
*
Bunu da kanayan yaramız Filistin ve Gazze’ye samimi gönül verenlerin kalbi duygusallıklarını istismar etmekle başarmak istedikleri aşikar.
Müslümanlar inşallah basiretleri ile buna geçit vermeyecektir.
Vali @hasansildak, Diyanet Akademisi Aday Din Görevlileri Mesleki Eğitim Kursu Açılış Programına katıldı.
Vali Şıldak, daha sonra eğitimin düzenlendiği Diyanet Akademisi Şanlıurfa Dini İhtisas Merkezi Hizmet Binasıyla ilgili bilgi aldı.
Reise Gazze çığlığı veya çağrısı yapanlar, İslam aleminin 15 asırlık tarihinde eşine rastlanmamış baş belası FETÖ karşısında tek kelime beyanatta bulunamıyor ve sesini yükseltemiyor.
Neden?? Bu ülkede neden FETÖ ile mücadele buluşmaları yapılmadı?
Neden FETÖ’ye karşı yazılı ve sözlü mücadele sadece Cumhurbaşkanı’nın omuzlarına bırakıldı?
FETÖ ile mücadelede en büyük mesuliyet ilmiyenin boynundadır. Ama onlar halen FETÖ korkaklığını GAZZE üzerinden ürettikleri yiğitlik sahneleri ile kapatma telaşındalar.
İhya’sı üzerinden dersler yaparak maddeten ihya olanlar tek kelime zamanın haşhaşilerine karşı Gazali gibi mücadele adına tek kelime yazmaktan kaçarken devlette ayar verecek işler için koşturuyor? Neden arkadaş? Bunlar bu cesareti kimden alıyor?
Dikkat!
Dertleri Türkiye’ye ümit bağlamış ve başları bilen ümmetin nezdinde Türkiye’nin islam üzere olmaktan uzak olduğunu iddiası etrafında Türkiye’ye karşı oluşan manevi teveccühü kesmek ve bir şekilde fikren beslendikleri mihrakları milletin önünde “islam üzere kurtuluş kapısı” göstermek olmasın.
KHK’lılar için ses yükselttiği kadar devletin teröre karşı mücadelesinde ses vermesini ve destek beklemesini bırakınız çeyreği kadar FETÖ’ye laf edemeyenler devlete ayar kasmaya çalışıyorlar.
İlim adamlığı ve ehl-i sünnet olmak öyle olmuyor!
Gemiler geldiğinde samimiyetini isbat için önce bu hoca biner binmez onu bilemem ama bu toprakların çocuğu olmanın gereği:
- Önce devletine karşı samimi olmalı,
- Halkın gözünde devletini itibarsızlaştırma sinsiliğinden vaz geçmeli,
- PKK başta tüm terör unsurlarına gür sesle karşı çıkmalı
- Eğmeden bükmeden FETÖ’ye karşı açık mücadele vermeli.
Benim için bir ilim adamının ve “dava adamının” samimi olup olmadığı ölçüsü; 15 TEMMUZ sonrası halkın gözünde kimi itibarsızlaştırma gayretine girdiğidir ve FETÖ’ye karşı kurmadığı cümleleri devletine karşı nasıl acımasızca kurduğudur.
Faiz, kendine iltifat eden her kişiyi ve kurumu ifsat eder.
Yani o kişi veya kurumdan;
- basireti alır,
- dirayeti alır,
- amelde hidayeti alır,
- liyakati alır,
- mürüvveti alır,
- heybeti alır,
- marifeti alır,
- bereketi alır,
- kazançı keser,
- her iste zararı artırır,
- bahtını karartır,
- kalbini karartır,
Faize bulaşan dava adımının önü hiç ummadığı yerden kesilir, iradesinden dirayet ve kudret kaldırılır.
Faize kapı açandan tevfikat-ı ilahiden mahrumiyet baş gösterir. Elde olan nimetler gitmeye başlarken nikmetler (belalar) baş gösterir.
Faize bulaşan önce hayırlı insanlardan istifadeden mahrumiyet ile bela kapılarını aralamaya başlar.
Biz şehadet şerbetini Mekke için, Medine için, İman için, Hakk için, vatan için, insalılığın hayat bulması için içtiğimizin şuurundayız.
*
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âğûşunu açmış duruyor Peygamber.
*
Üçler, Yediler, Kırklar himmeti ile fetihten fetihe koşan ehl-i sünnet bu milletin şehitleri için yer ehli, semâ ehli taziye alıp taziye verirken;
ister kendince uyduruk din maskeleri altında isterse kafirliği aşikare eşkiyalık peşinden koşanlar veya şu eşkiyaya sukut edenler nice peygamber bedduası almış olmakla hiçbir zaman muratlarına edemeyecekler; TERÖRİSTAN kuramayacaklar.
Menzil’de Üç Halidî Halifesi
“Edebin resmini gösterin” deseler işte şu kare kifayet ederdi.
Mevlana Halid-i Bağdadi hazretlerinin, mecusî aklına ve Şia’nın ifsat ve istila siyasetine karşı nöbet tutan muasır bu manevi kalemiz Menzil; Halidi’lik yolunun unutulan bir usulünü daha bir çok halife bırakarak hatırlatmış oldu.
Mevlana Halid-i Bağdadi hazretleri de Anadolu’ya onlarca halife bırakmıştı.
Bugünde Seyyid Abdülbaki Hazretleri, piri o ulu sultan gibi aynı usulü ortaya koydu.
Halidî yolunda şeyhin hayatında halifenin veya halifelerin kim olduğu açıkça bilinir. İhvan halifeyi şeyhi hayattayken bilir.
Bir çok halife bırakmak bir ihtilaf değil; bilakis her insanın mizacına göre kendi meşrebini bulup “her kavim (grup) kendi meşrebini bildi” (Bakara, 61) ayet-i kerimesinin sırrınca imkan sunup dervişanın kemal yoluna kaldığı yerden seyr-i sulukune merhamet etmektir.
*
Musa Aleyhisselam’ın Allah Teala’dan Harun Aleyhisselam’ı yanına peygamber olarak isteyip “Harun benden daha fasihtir” diye kardeşini methetmesinin inceliklerinin bu asırdaki tecellisini cümle alem Menzil meşayıhında müşahhas olarak tecrübe edecek.
Nice peygamber aynı şehirlerde aynı kavimde aynı zamanda birlikte peygamberlik icra ettiler bu onlarda hasede değil daha planlı ve bereketli çalışmalara sebep oldu.
Kendilerini peygamber varisi görürken hasetten bir birinden talebe ve nefer kaçırmaya çalışan nicelerinin bu latif üç halifenin hallerinden büyük hikmetler göreceği aşikardır.
Bu ara, 2. Mahmud dönemine atıfla Şeyh Bedreddinin ifsadını arzulayarak “Halidiliği bitireceğiz” diyenlerin tüm arzularıda kursaklarında kaldı.
Makamları âlî olsun.
Reis; Efendimiz’in hadis-i şerifine mazhariyet işe şereflenmiş mübarek bir komutan.
Reisi “iki şerden ehvenini ihtiyar etmek” kaidesi üzerinden tercih etmek; ne fıkha ne de ahlaka uyar.
O, Ayasofya’nın ikinci Fatihi ve Ayasofya’yı batının elinden çekip almış tek başına bir yiğit adam.
Hal bu iken o hayır üzere olmayıpta kim hayır üzere olacakmış ki onu iki şerden hafifi diye vasıflayarak halen şer dairesinde tutanlar kendilerine buradan izah buluyorlar?!
Baş örtüsünü çöz adın halen “hafif şer,”
Ümmeti ayağa kaldır adın halen “hafif şer”
Savunma sanayiini ayağa kaldır adın halen “hafif şer”
Kuran’a uygulanan tüm yasakları kaldır adın halen “hafif şer”
Bu misalleri yazın yazabildiğiniz kadar.
Ehven-i şerreyn üzerinden fetva vermek bile tek anlamı ile cehalettir.
Kafayımı yediniz arkadaşlar???!!!
Şu dünyada kim günahsız ki bu kadar amel-i salihi olana Ehven şerr diyorsunuz!!!
Allahu Ekber!
Allah mutlak galip olandır.
Niyazına niyazdayız, kabul et sultanım,
Arz-u meramı takdim ile pir-i yezdana
Hûlar ile kabul etsin şu lisan-ı müznibi,
Sadr-ı kutb-u yezdanda bulsun tecelli,
Canlar şehadet bulsun devlet varolsun
Vatan, devlet izzet-i imanla aşk bulsun
Eşkiya-ı Şeytan tâ şerri a’da kahrolsun
El sürmesinler mabedime iman varolsun
Sebep et ne olur, kabul et sultanım
Tayyib kulunu ol hatırına cananımız
Ağlayan bin niyaz cemal-i safa bulsun
Etme sultanım ümmet ağlaşır dinmez ahı
Doğsun güneş her daim cennet vatana
Himmet sultanım! niyaz eyle ulu yezdana
“Allah size yardım ederse hiçbir şey size galip gelemez. O sizi yardımsız bırakırsa ondan sonra size kim yardım edip zaferi getirebilir. Müminler sadece ALLAH’a tevekkül etsinler.”
(Ali İmran, 160.)
Yermûk savaşı öncesi Hâlid b. Velîd’in Radıyallahu anh’ın yanındaki biri, bir İslam ordusuna bir de Bizans ordusuna baktı ve
“Bizanslılar ne kalabalık, Müslümanlarsa ne kadar az!” dedi.
Halid b. Velîd Radıyallahu anh ise şöyle karşılık verdi:
“Müslümanlar ne kalabalık, Bizanslılar ne kadar az!
Savaşta çokluk ilahî yardımla, azlıksa bundan mahrum kalmakla olur.”
*
Biz Allah Teala’yı samimi ve ihlaslı gayretimizle razı etmeye gayret edersek o zaferi müminin refiki kılar.
Zafer mazlum coğrafyanın ve gariplerin imdadına her daim koşan samimi müminlerin olacaktır.
Ya Rabbi, el-Eman, El-Eman!
Bizi affeyle, bizi nefsimizin arzularının şiddeti ve neticesi ile imtihan etme, çarpıp alma.
Allahım! Yere sükunet, kalplere sekinet memleketimize selamet ihsan eyle.
Fitnecilerin dillerine zillet, tuzaklarına felaket ver.
Bize afiyet ver Allahım.
Biz hayatımızı hem alim, hem veli, hem zahid, hem abid, hem mucahid, hem imam, hem müçtehitlerin sultanı, hem muhaddis, hem tüm zamanların ferîdi, hem hasbî, hem hakikate teslim olmuş İmam-ı Azam ve İmam-ı Şafii’nin fıkhı üzere kaim kılarız; sıfatsız yeni yetmelere göre değil.
Her zorlukla beraber İKİ kolaylık vardır.
Millet olarak
Devlet olarak
Ümmet olarak
Çok büyük kolaylıklara mazhar olacağımıza inancımız tamdır ve Rabbim bu aziz millete büyük ikramlar ihsan edecektir.
Haliyle depremin şoku ile bazı hizmetler aksadı. Diyanetimiz çok büyük gayretler gösteriyor
Ancak deprem bölgelerinde;
- CUMA NAMAZGAHLARI /ÇADIRDAN
- BEŞ VAKİT EZAN ve NAMAZ
- MAHALLELERE MESCİD - ÇADIR
- DEPREM BÖLGELERİNDE DUA ve HATİM PROGRAMLARI
Çok acil icra edilmeli
Kardeşlerim!
Kış ve deprem. Bölgedeyim.
STK’lar, kurumlar arama-kurtarmada aralıksız çalışıyor.
Bu süreci yalan ile farklı yöne çevirmek isteyenler yalan haber yayma peşinde.
Resmi haberlerin dışına itibar edilememesi ve hiçbir görselin teyid edilmeden paylaşılmaması gerekir.