📢 TEMİZ EKRAN HAREKETİ
Dijital bağımlılığa, ekran kuşatmasına ve aile yapısını tehdit eden içeriklere karşı farkındalık oluşturmak amacıyla basın açıklamamızı gerçekleştiriyoruz.
🗓 15 Mayıs Cuma
🕑 14.00
📍 Konak Meydanı (Yalı Camii Önü)
#TemizEkranHareketi
YÖNETİCİ YETİŞTİRME PROGRAMLARI UZAKTAN EĞİTİM YOLUYLA DÜZENLENMELİDİR
Milli Eğitim Akademisi Başkanlığı koordinasyonunda 81 ilde “Eğitim Kurumları Yönetici Yetiştirme Programı”nın yüz yüze ve mahalli hizmet içi eğitim faaliyeti olarak uygulanması kararlaştırılmıştır.
Uygulama takvimi incelendiğinde, yeniden yönetici olarak görevlendirileceklerin bir aylık sürede hafta sonları; ilk defa görevlendirileceklerin ise yaz tatili başında hafta içi iki haftaya yayılan bir sürede yüz yüze yetiştirme programına alınacakları belirtilmiştir.
Bakanlık yetkilileriyle daha önce gerçekleştirdiğimiz görüşmede, yetiştirme programının uzaktan eğitim yoluyla yürütülmesinin değerlendirileceği ifade edilmesine rağmen bu yönde herhangi bir adım atılmamıştır.
Programın yüz yüze yürütülmesi, yönetici adaylarının mevcut görevlerinin yanı sıra hafta sonları da il merkezlerine gidip gelmek zorunda kalması, eğitim öğretim süreçlerinin sekteye uğraması, iş ve aile hayatı dengesinin olumsuz etkilenmesi, dinlenme imkanlarının ortadan kalkması gibi olumsuz sonuçları beraberinde getirecektir.
Milli Eğitim Akademisi tarafından yürütülen yönetici yetiştirme programlarında yüz yüze eğitim ısrarından vazgeçilmelidir. Eğitim programları, uzaktan eğitim yöntemiyle daha kısa ve öz bir içerik çerçevesinde yürütülmelidir.
Ramazan Maarifin Kalbine girince İdeolojik Spazm Geçirenler Yine Şaşırtmadı !
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında "Maarifin Kalbinde Ramazan" mottosuyla Ramazan Ayı Etkinliklerinin yapılması kararının, değerlerine yabancılaşmış kesimler tarafından haksızca eleştirildiğini ve bazı sendikaların, üyelerine bu kararı uygulamamaları yönünde çağrılar yaptığını görüyoruz. Ve maalesef şaşırmıyoruz!
Çünkü milletle, inancıyla, değerleriyle kavgalı zihniyet yıllardır bu ülkede aynı şeyi yapıyor. Milletin bağrından çıkan ne varsa hepsini; bilimsellik soslu hezeyanlarla, pedagoji maskeli yalanlarla, hukuka bandırılmış kakafoniyle, laik ciyaklamalarla sindirmeye, bastırmaya, susturmaya, çarpıtmaya çalışıyor!
Konu sapkın ideolojiler olduğunda halay başı olup mendil sallayanlar, körpe zihinlere eşcinsellik zehrini akıtmak için karatahtaları mora boyayanlar; mesele bu milletin dini, imanı, Ramazan’ı olunca birden “pedagoji” kürsüsüne çıkıp millete parmak sallamaya başlıyor ve yüzleri hiç kızarmıyor!
Sözde bilimsellik ve hukuk adına yuvarlanan bu gargaralardan, artık kabak tadı veren bu yaygaralardan, ipe sapa gelmez bu tezviratlardan anlıyoruz ki; “marifin kalbinde Ramazan” ile milletin yüreğine on ikiden hitap eden çok doğru bir iş yapılmıştır.
Bu vesileyle buradan açıkça bir kez daha ilan ediyoruz ki:
▪️Bu toplumun inancı, birilerinin köhne İdeolojik paranoyalarına kurban edilecek kadar sahipsiz değildir;
▪️Bu topraklarda Ramazan da kalıcıdır, bu milletin inancı da kalıcıdır. ▪️Geçici olan, bu milletin değerleriyle kavga eden ideolojik kibirdir;
▪️İnancına sahip çıkan öğretmeni de, öğrenciyi de, bu milletin değerlerini yaşatan her bir eğitim neferini de asla yalnız bırakmayacağız!
ÖĞRENCİ GELİŞİM RAPORLARI, ÖĞRETMENLERE YÜK VELİLERE BİLMECE OLMAKTAN ÇIKARILMALI
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli (TYMM) çerçevesinde ilkokullarda başlatılan Öğrenci Gelişim Raporu uygulaması, öğretmenler üzerinde ağır ve bürokratik yük oluşturmakta, öğrenci gelişimini net biçimde ortaya koyamamakta, veliler için anlaşılır bir geri bildirim sunmaktan ziyade çözülmesi gereken bir bilmeceye dönüşmektedir.
TYMM çerçevesinde geçen yıl ilkokul 1. sınıflarda başlatılan başlatılan ve kademeli şekilde devam ettirilen “Öğrenci Gelişim Raporu” uygulamasını, “öğretmen”, “öğrenci”, “veli” ve “TYMM” olmak üzere dört perspektiften, sahadaki gerçek karşılıklarını esas alarak değerlendirdik.
👉🏽Öğretmen için “ağır, yorucu ve sürekli tekrar eden iş yükü” oluşturuyor
👉🏽Öğrencilerde “karne heyecanının kaybı ve etiketlenme riski” meydana getiriyor
👉🏽Velilerde “muğlaklık ve kafa karışıklığına neden oluyor
👉🏽 TYMM ruhunu yansıtmıyor
Sonuç olarak;
✏️“Öğrenci Gelişim Raporu” uygulamasındaki terminolojik kavramlar ile sınıf içi pedagojik gerçeklik arasındaki uyumsuzluk, sistemin çalışmasını engellemektedir.
✏️Öğrenci gelişim raporlarında, veli ve öğrenci tarafından anlaşılır bir dil kullanılmalı, ölçülebilir hedefler ortaya konulmalı, ölçüt sayısı azaltılarak öğretmenin gözlem kalitesi artırılmalıdır.
✏️Hazırlanan raporlar, sadece öğrencinin durumunu tespit eden değil gelişimini destekleyecek somut çözüm önerileri sunmalı ve velilere yol haritası olabilecek dinamik bir yapıya kavuşturulmalıdır.
Açıklamamızın tam metnine ulaşmak için:
https://t.co/kZY92uggOU
Genel Başkan Yardımcımız Sayın Mesut Öner’in başkanlığında, Ekim Ayı Genişletilmiş İl Divan Toplantımızı; Şube Yönetim Kurulumuz, İzmir 2 No’lu Şubemiz Yönetim Kurulu, İlçe Temsilcilikleri Yönetim Kurulları ve Kadınlar Komisyonu temsilcilerimizin katılımıyla gerçekleştirdik.
Toplantımızda;
• Eğitim-Bir-Sen’in misyonu ve sendikal mücadelemiz,
• Uzlaşmazlıkla sonuçlanan 8. Dönem Toplu Sözleşme sürecine dair değerlendirmeler,
• 3600 ek gösterge talebimiz,
• 2025-2026 eğitim öğretim yılı başlangıcıyla ilgili gündemler,
• Maarif Modeli,
• Norm fazlası öğretmenlerin resen atamalarına yönelik itirazlarımız ve hukuki destek süreçlerimiz,
• Okulların bütçe sorunları ile temizlik ve güvenlik görevlisi ihtiyaçları
başta olmak üzere birçok konuyu istişare ettik.
#Ebsİzmir1 #EğitimBirSen #GücümüzÖrgütlülüğümüz
📢 Norm kadro fazlası gerekçesiyle yapılan resen öğretmen atamaları “resen zulme” dönüşmemelidir.
📍 İl genelinde 200 km, 170 km, 150 km uzaklıktaki yerlere atanan öğretmenlerimiz; öğrencileriyle nasıl ilgilenecek, nasıl verimli olacak?
👩🏫 Öğretmenlerimizin verimli çalışabilmesi için normların güncellenmesi ve adil bir çözüm bulunması elzemdir.
Bu Yasayla Buraya Kadar
Her yönüyle samimi, kararlı ve şeffaf bir mücadele yürüttük.
Emeğin hakkını savunma noktasında önemli bir irade ortaya koyduk.
Yasanın bize tanıdığı tüm sınırları zorladık.
▪️Örgütlü gücümüzü eylemliliğe dönüştürdük.
▪️Hakkımızı almak için meşru her yolu denedik.
▪️81 ilde eylemler gerçekleştirdik.
▪️11 sendikamızın her biri Ankara’da farklı noktalarda eylemler yaptılar.
▪️Memur/Emekli Nöbette eylem çadırlarımızda meramımızı ziyaretçilere anlattık.
▪️Sosyal medya gündeminin ilk sırası 6 gün boyunca memur sözleşmeleriydi.
▪️Yüzbinlerce kamu görevlisinin katılımıyla, başta ulaşım hizmetleri olmak üzere bütün sektörlerde Türkiye genelinde iş bıraktık,
▪️Memur/emekli hayat bulsun diye hayatı durdurduk.
▪️Ankara’da, sıcağın alnında, 25 bin emekçinin coşkulu katılımıyla sendika tarihinin en büyük mitingini gerçekleştirdik.
▪️ Maliye Bakanlığına yürüdük ve hak emek adalet diyerek bir kez haklarımızı haykırdık.
Bu zorlu süreçte, dirayetini yitirmeden Ağustos’un bunaltıcı sıcağında her gün meydanlara koşan, bazı işgüzar yöneticilerin tehditlerine aldırmadan iş bırakan, “Emeğimiz, Ekmeğimiz, Geleceğimiz İçin” mücadele veren tüm üyelerimize, tüm teşkilatlarımıza yürekten teşekkür ediyorum.
Emekli açlık, memur yoksulluk sınırının altına sıkışmışken;
Sendikacıya düşen maliyenin gerekçelerini değil memurun gerçeklerini haykırmaktır.
Sendikacıya düşen hükümetin doğrularını söylemek değil hükümete doğruları söylemektir.
Biz, gerçekleri ve doğruları her ortamda söyledik. Söylemeye de devam edeceğiz.
Bir kez daha ifade ediyorum;
Artık 4688 sayılı yasayla buraya kadar.
Bu yasa miadını doldurmuş, çözümün odağı olmaktan çıkmış, sorun üreten bir hale gelmiştir.
8 toplu sözleşmenin dördünde uzlaşabildik, dördünde uzlaşamadık.
Bu sorunlu yasa bir an önce değişmek zorundadır.
Bu teklifi asla kabul etmiyoruz !
2026:11+7 / 2027: 4+4
Taban Aylığa :1000₺
Ne gelirde adalet sağlar,
Ne de ücrette denge sağlar.
#AslaKabulEtmiyoruz
Kamuda en düşük memur maaşı başta olmak üzere bir çok ünvanın ücreti tartışma konusu olmaktan çıkarılmalı, kamu işvereni, hükümet üzerine düşeni yapmalıdır.
Bu tablo; enflasyonun yakıcı etkisini, artan hayat pahalılığını ve kamu görevlilerimizin her geçen gün ağırlaşan geçim sıkıntısını görmezden gelen, emeğe değer vermeyen bir yaklaşımı ortaya koymaktadır.
Açıklanan bu oranlar, kamu emekçilerinin ve emeklilerimizin yaşadığı gerçekleri karşılamaktan uzaktır. Her gün artan gıda, kira, ulaşım ve enerji maliyetleri karşısında bu teklif, çalışanlarımızın alım gücünü korumak yerine daha da zayıflatacaktır.
Kamu görevlilerimizin alın terini, emeğini ve haklı beklentilerini hiçe sayan bu öneri ne toplu sözleşme masasının ruhuna ne de hakkaniyet ve adalet anlayışına uygundur. Toplu sözleşmelerin amacı, emeği korumak, sosyal barışı güçlendirmek ve çalışanlara güven vermektir. Ancak açıklanan bu teklif, tam tersine güvensizlik yaratmakta ve kamu çalışanlarını hayal kırıklığına uğratmaktadır.
Bu nedenle, söz konusu teklifi kabul etmemiz mümkün değildir. Bizim önceliğimiz; emeğin hakkını almak, kamu görevlilerimizin ve emeklilerimizin insanca yaşayabileceği bir ücret düzeyini sağlamak ve adil bir toplu sözleşmeye imza atmaktır.
Kamu İşveren “Son teklif” diyor. Böyle bir şey olamaz. Bir an önce yeniden çalışılmalı, sorunu çözen bir teklif gelmelidir.
MEMUR-SEN BAŞKANLAR KURULU SONUÇ BİLDİRİSİ
Kamu İşvereninin, 8. Dönem Toplu Sözleşme görüşmelerinde 2026 yılı için %10 + %6, 2027 yılı için %4 + %4 olarak sunduğu; refah payı ve taban aylık zammı içermeyen, gerçeklerden kopuk, emekliyi de emekçiyi de yok sayan teklifini reddediyoruz.
Gelir dağılımında adaleti sağlamayan, memuru açlık ve yoksulluk sınırı arasına mahkûm eden, geçmiş kayıpları telafi etmeyen ve geleceğe dair güven vermeyen bu teklif; umut değil hayal kırıklığı üretmiştir.
Cumhurbaşkanımızın; “En düşük memur maaşını en düşük kamu işçisi maaşından aşağı kalmayacak şekilde düzenleyeceğiz” sözünü görmezden gelen bu teklif üzerinden pazarlık yürütmek mümkün değildir.
Sorunların masada çözülmesi imkânı varken, Kamu İşvereninin yetersiz ve adaletsiz teklifi; kamu görevlilerini ve emeklileri meydanlara ve eylemlere mecbur bırakmıştır.
Bu doğrultuda, Memur-Sen Başkanlar Kurulu olarak eylem kararı aldığımızı kamuoyuna ilan ediyor, işverenin hakkaniyetli ve gerçekçi bir teklifle masaya gelinceye kadar mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi ifade ediyoruz.
Gelirde Adalet, Ücrette Denge İstiyoruz!
Yetersiz Teklife Hayır!
https://t.co/hm22MV9ql2
#YetersizTeklifeHayır #TopluSözleşme
Genel Başkanımız Ali Yalçın, Kamu İşveren Heyeti’nin bugün sunduğu ilk teklifi değerlendirirken,
❌ Akılla, vicdanla, hakkaniyetle, adaletle ilgisi yok
❌ Refah payı yok
❌ Taban aylığa zam yok
❌ Enflasyon gerçekliği yok
❌ Emekli yok, emekçi yok
❌ Yaşadığımız sorunlara çözüm yok
açıklamalarında bulundu.
Genel Başkanımız Ali Yalçın’ın Kamu İşveren Heyeti’nin sunduğu teklifin ardından yaptığı açıklamaların detaylarına web sayfamızdan ulaşabilirsiniz.
https://t.co/l0mLJQypDR
#YetersizTeklifeHayır
8. Dönem Toplu Sözleşme sürecinde 15 günü geride bıraktık. Kamu İşveren Heyetinin, geciken kamu görevlilerinin geneline ilişkin teklifi nedeniyle bu akşam saat 21.00’de hashtag çalışması yapacağız. Tüm kamu görevlilerinin desteğini bekliyoruz.
MASADA ŞİMDİ TEKLİF ZAMANI !
Kamu İşveren Heyeti, Genel Toplu sözleşmeye ilişkin değerlendirmesini/ilk teklifini çalışma takvimine göre yarın “12 Ağustos’ta” açıklaması gerekiyor.
Müzakere yapılabilmesi için teklifin yapılması gerekir. Yarın gelecek teklif; hem hizmet kollarında hem de genel toplu sözleşmede alınacak mesafeyi belirleyecektir.
İşveren tarafı; kamu görevlileri için geçersiz, piyasa gerçekleri için yetersiz bir teklifle masaya gelmemelidir.
İşveren Heyetinden beklentimiz; Türkiye’nin büyüklüğüne, kamu hizmetinin kalitesine, kamu görevlisinin birikim ve kıymetine uygun teklifle gelmesidir.
#MemurTeklifBekliyor
@_cevdetyilmaz@isikhanvedat@memetsimsek@tcbestepe
Memur-Sen Genel Başkanımız Ali Yalçın,
yarın saat 10.30’da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bahçesinde,
toplu sözleşme sürecine ilişkin olarak basın mensuplarına açıklamalarda bulunacaktır.
#MemurTeklifBekliyor
Eğitim-Bir-Sen 1 No'lu Şube olarak, eğitim çalışanlarının karşılaştığı sorunları ve çözüm önerilerini değerlendirmek üzere 8. Dönem Toplu Sözleşme sürecine hazırlık amacıyla 5 hazırlık komisyonundan oluşan bir çalıştay gerçekleştirdik.
📌 Komisyonlarımız:
🔹 Öğretmenler Komisyonu
🔹 Eğitim Yöneticileri Komisyonu
🔹 GİHS, THS ve YHS Çalışanları Komisyonu
🔹 Kadın Çalışanlar Komisyonu
🔹 Engelli Çalışanlar Komisyonu
Mali haklar, sosyal haklar, çalışma koşulları ve kurumsal sorunlar başta olmak üzere birçok konuyu ele alarak çözüm önerileri geliştirdik. Elde edilen verileri genel merkezimize iletip, 81 ilden gelen raporlarla birleştirerek toplu sözleşme sürecine taşıyacağız.
Eğitim çalışanlarının haklarını savunmaya ve çözüm üretmeye devam ediyoruz!
#Ebsİzmir1 #EğitimBirSen
#EğitimÇalışanları #SorunlarVeÇözümler #Çalıştay
MÜCADELESİNİ VERDİK, KAZANIMA DÖNÜŞTÜRDÜK.
SIRA TOPLU SÖZLEŞME İLE HAYATA GEÇİRİLECEK ÖNLEYİCİ MEKANİZMALARDA
Bugün (6 Mart) Resmi Gazete’de yayımlanan 2025/3 sayılı “İş Yerlerinde Psikolojik Tacizin (Mobbing) Önlenmesi” ne dair Genelge ile Psikolojik Tacizle Mücadele Kurulu yeniden aktif hale getirilmiş ve psikolojik tacizin önlenmesi adına politikalar belirlenmiştir.
Mobbingin çalışma barışını ve çalışan motivasyonunu bozan yapısını görerek Toplu Sözleşme Tekliflerimiz arasında yer verdiğimiz, hayata geçirilmesi noktasında sürekli kamuoyu oluşturduğumuz “Psikolojik Tacizle Mücadele Kurulu”nun kurularak mobbing fiillerinin tespitinin yapılacak ve önlenmesinin sağlanacak olması önemli bir adımdır.
Mobbingin gizli etkilerini görerek süregelen süreçte gerçekleştirdiğimiz;
▪️ Kadın Kamu Görevlilerinin sorunları Araştırması Tespitler ve Önerileri (Kasım, 2022)
▪️ Eğitim-Bir-Sen “Öğretmenlerin Yıldırma Algısı ve Tecrübeleri Araştırması (Mobbing)” – Ankara 2015
▪️ Sağlık-Sen’in sağlık alanında çalışan kadınlar üzerinde yapmış olduğu “Sağlıkta Kadın Çalışan ve Sorunları Araştırması”
▪️ Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile yaptığımız işbirliği çerçevesinde; 21 ilde, kadın üyelerimizin yıldırma, taciz ve şiddete karşı farkındalıklarını arttırmak ve yasal haklarını öğrenmeleri amacıyla seminerler
▪️ Memur-Sen’in uluslararası alandaki başarısının tescili Uluslararası Emek Konfederasyonu liderliğinde sempozyumlarda “İş Yerinde Şiddet ve Tacizin Önlenmesi” konusuna uluslararası perspektiften bakışımız,
ve toplu sözleşme masasında özenle üzerinde durduğumuz “Mobbing Kurulu kurulsun, içerisinde sendika temsilcisi yer alsın” teklifimiz ile yıldırmaya geçit vermedik.
Saha araştırmalarımız ve memurlarımızın görüşleri doğrultusunda yeniden teşekkül ettirilen Kurul’da bu süreçten sonra da birçok yeniliğe ihtiyaç olacaktır.
🔹Yeniden teşekkül ettirilen Psikolojik Tacizle Mücadele Kurulu;
🔹Merkezi bir kurul olmaktan bir adım öteye giderek yerel düzeye indirilmeli ve tüm kamu kurumlarındaki mobbing fiillerinin tespitine imkan tanımalıdır.
🔹Kararları bağlayıcı olmalı, mobbing fiillerinde hukuki süreç sonuna kadar takip edilmelidir.
🔹Kurul, mobbing uygulayan kimseye yönelik yaptırımları açıkça düzenlemelidir.
🔹Mobbingin tespitinden öteye geçilmeli, önleyici mekanizmalar Toplu Sözleşmelerle hayat bulmalıdır.
✅ Bakanlık temsilcilerinden kamu görevlileri temsilcilerine kadar çok sayıda paydaşın yer alacağı Kurul’da; çalışma ortamlarının görülmeyen problemi mobbingin kökten çözülmesini, kamu görevlilerimize kalıcı çözüm sunmasını temenni ediyorum.