Çerkezköy Belediyesi’ne “düzenleme” adı altında doğayı biçip düzlemenin çevrecilik olmadığını bir kez daha hatırlatıyoruz.
Burası boş arazi değil. Mevsimsel olarak su tutan alanları, çayırları, bitki örtüsü ve canlılarıyla yaşayan bir habitat.
Şenlik yapılacak diye doğa şantiye sahasına çevrilemez.
Doğa düzenlenecek bir boşluk değil, korunacak yaşam alanıdır.
@cerkezkoybld@vahapakay59
Sadece fotoğrafa bakıp "burası da böyle" demek daha da cahilce bir şey. Gel sana uzun uzun anlatayım, belki sen okumazsın ama gören birisi okusun hiç olmazsa;
Daytona’da sahile araç girişine izin var, evet. Ancak kum tepeleri (dunes) ile denize girilen alan arasında kesin çizgilerle ayrılmış geniş bir "tampon bölge" (conservation zone) bulunur. O ahşap direklerle çevrili ekolojik alana aracınızın tekerleği bile değemez; orası tamamen doğaya ve yaban hayatına aittir.
Dahası, üreme dönemi dışında nispeten esnek olan kurallar, deniz kaplumbağalarının sezonu açıldığında tamamen değişir. Gece sahile araç girişi ve aydınlatma istisnasız yasaklanır, uzman ekipler her sabah sahili tarayıp yuvaları kordon altına alır. En önemlisi sahilin bir taşıma kapasitesi vardır; sistem o günkü araç sınırını doldurduğunda içeriye tek bir araç bile giremez.
Peki bizim Erzin plajında durum ne? Tam bir "kim kime dum duma" hali. Hiçbir kural, sınır, tampon bölge veya denetim yok.
Özellikle tam şu an, Caretta caretta yavrularının yumurtadan çıkıp ilk defa denizle buluşmaya çalıştığı en kritik haftalardayız! Ama bizim kumsallarımızda alanın taşıma kapasitesini veya canlıların yaşam hakkını umursayan yok; araçlar fütursuzca sahile dalıyor.
Tonlarca ağırlıktaki o araçlar yumuşacık kumu beton gibi sıkıştırarak, yavruların yüzeye çıkmasını imkansız hale getirip onları yuvalarında boğuyor. Dahası, sahilde bırakılan o derin tekerlek izleri, denize ulaşmaya çabalayan birkaç santimlik yavrular için aşılmaz ölüm çukurlarına dönüşüyor. O izlerin içine düşüp yönünü kaybeden yavrular güneşte kuruyarak can veriyor.
Özetle; onlar ekosistemi, tampon bölgeleri ve sahilin taşıma kapasitesini merkeze alarak, sınırları çok net çizilmiş bir yönetim yapıyor.
İsmini zulme karşı dağlarda direnen halk kahramanı Köroğlu'ndan alan dağlarımızda yürüdük
14 ilin suyu, nefesi, gıdası ve sağlığı olan; yaklaşık 2 milyon hektarlık bir yaşam coğrafyasında, tarihin en ağır orman yıkımlarından birine karşı direnmeye çalışıyoruz.
Bölgede yaşayan her yurttaş Kuzey Ormanları'nı gezip görmeli, bilip öğrenmeli ve koruyup savunmalıdır.
Siz de KOS gönüllüsü olun, dağlarımızı daha güçlü savunalım.
https://t.co/bsmmsbkgfR
Bugün ‘gündemimde yok’ dedin. Yarın gündemin değişirse, o gün seni bıraktığın sözden tanırım. Ve anlarım ki mesele hiçbir zaman parti değil, bir insanın haysiyetini neyin karşısında koruyabildiğiymiş.
Sayın Vahap Akay,
2014’ten bu yana sizi açıkça destekledim.
Bugün kamuoyunda konuşulan iddialar nedeniyle bu mektubu yazıyorum.
Umarım bunların hiçbiri doğru değildir.
Çünkü mesele bir partiden diğerine geçmek değil, yıllardır savunduğunuzu söylediğiniz ilkelere sadık kalabilmektir.
Bir gün paylaştığınız şu dizeleri ben de unutmadım:
“Eğer hak haksızlıktan yüce, sevgi nefretten üstün, aydınlık karanlıktan güçlüyse…”
İşte tam da bu yüzden yazıyorum.
İnsanlar fikir değiştirebilir. Siyasi tercihler değişebilir. Ama haysiyet, menfaat uğruna vazgeçilecek bir değer değildir.
Çünkü konuşulanlar doğruysa, hayal kırıklığı sadece bir parti değişikliği olmayacak; yıllardır savunduğunuzu söylediğiniz ilkelerin de sorgulanmasına neden olacaktır.
Çaresi yok usta… İnsan haysiyetini menfaatine ezdirdiği gün yenilir.
Yüreğinde yer etmek ne büyük sevdaymış. Vefakarsın, cefakarsın 𝗞𝗜𝗭𝗜𝗟𝗣𝗜𝗡𝗔𝗥❤️
Kızılpınar meydanlarından haykırıyorum: “Eğer; hak haksızlıktan yüce, sevgi nefretten üstün, aydınlık karanlıktan güçlüyse.. Çaresi yok usta, Biz kazanacağız.”
Başaracağız! Başaracağız! Başaracağız!
#HerŞeyÇerkezköyİçin ❤️
Son 60 yılda Türkiye, 1,5 Marmara Denizi büyüklüğünde sulak alan kaybetti.
Bu yalıçapkınının tüneyip avlandığı yer de bir gün o kaybolan dünyalardan biri olabilir.
Her sulak alanla birlikte yalnızca bir kuş değil, bütün bir yaşam yok oluyor.
Vahap Akay’la ilgili iddialar nedeniyle arayan, yazan arkadaşlara tek cevabım:
Ben Vahap Akay’ın sözcüsü değilim, sadece oy verdim.
Bunun üzerinden bana şaka yapacağınıza, aynı mantıkla oy verdiğiniz Recep Tayyip Erdoğan üzerinden yapın.
İlk tanıdığınız gün nasılsam bugün de öyleyim.
Haysiyetinizi menfaatinize ezdirmeyin.
🇹🇷🏆 Şampiyonlar, bir kez daha tarih yazdınız!
Ay-yıldızlı formayı son ana kadar büyük bir inançla taşıdınız, her sayıda yüreğinizi ortaya koydunuz ve bu ülkeye bir kez daha tarifsiz bir gurur yaşattınız.
Bu başarı, emeğin, azmin ve sarsılmaz inancın zaferidir.
Bugün sadece bir kupa kazanmadınız…
Milyonların kalbini bir kez daha aynı heyecanla attırdınız.
Ülkemize yaşattığınız bu unutulmaz gurur için teşekkür ederiz.
İyi ki varsınız #FileninSultanları.
VNL kupası ülkemize çok yakıştı!
1,5 milyar dolar cezayı bu suçu işleyenler ödesin, Türk milletinin hiçbir suçu, sorumluluğu yok, neden ödesin ki?
Hacivat bile bile yolsuzluk yapacak, suç işleyecek ceremesini Karagöz çekecek, var mı böyle ballı börek dünyada?
Aptal mıyız biz?
Zaten çok büyük maddi sıkıntı içinde debelenen milletin sırtına devasa bir yük daha.
Millet neden ödemek zorunda olsun ki uluslararası suç işleyen, yolsuzluk yapan hükümet yetkililerinin pisliğinin bedelini, iktidardakiler ödesin suçlarının cezasını.
Bu kadar düzgün,dengeli, ne söylediğini bilen, ölçüyü kaybetmeyen, abartıdan uzak bir komedyenin sizi rahatsız etmesi beni ziyadesiyle memnun etti Tayyar Bey
5. Kuzey Ormanları Savunuculuk Eğitimi'nde bu hafta:
"Kuzey Ormanları Faunası"
Kuzey Ormanları on milyonlarca insanla birlikte sayısız canlının da yuvası ve yaşam alanı. Yaban, temel yaşam döngümüzdür. Bilmeli ve canımız gibi savunmalıyız.
Eğitim programı, çevrimiçi olarak her perşembe akşamı gerçekleştirilecektir. Kayıt için↘️
https://t.co/Wkp8x0laNe
GELECEĞİMİZİ, TOPLUMSAL MUHALEFETİN DAYANIŞMASI BELİRLEYECEKTİR!
Apaçık gerçeğimiz Anayasasız bir ülke olduğumuzdur. Anayasa Mahkemesi kararlarına uymayanlar toplumu yargı kararlarına uymaya çağırıyorlar. Karar/lar, siyaseti yargı ve idare eliyle denetlemek ve yönetmek içindir. İktidarı kendisine mülk görenler, iktidarlarının sürekliliği için yargı dahil her alanda keyfiliği hâkim kılmak çabasında…
Sürecin esası “iktidarımı tartıştırmam”dır. İdari, yargısal … bütün olanaklar Anayasa, yasa, kural tanımaz biçimde kullanılarak iki ayaklı strateji uygulanmaktadır. “İktidarımı tartışmayana alan açarım, iktidara talip olanın boyun eğene kadar üzerine giderim” yolunu izlemektedir. Bu nedenle karar/lar, CHP üzerine olsa da kapsamı CHP’yi aşmakta, tüm siyasal ve toplumsal yaşamımız üzerinedir. “Yargı” eliyle siyasete müdahale edilirse, yurttaşın zaten sınırlı olan seçimler yoluyla iktidarı belirlemesi nasıl gerçekleşecektir? Yurttaş yeni iktidar arayışları dahil demokratik hak ve özgürlüklerini nasıl kullanacak, nasıl örgütlenecek ve ülke yaşamında nasıl etkili olacaktır?
Toplumsal muhalefetin karara karşı gösterdiği dayanışma umut vericidir. Bu tehlikeli gidişata dur diyecek olan yurttaşın, bütün toplumsal ve siyasal örgüt ve hareketlerin göstereceği dik duruştur. 19 Mart 2025’ten bu güne var olan demokratik yurttaş hareketliliği önemlidir, dayanak noktasıdır.
Toplumsal muhalefetin; bürokratik oyunlarla oyalama, yatıştırma, zaman kazanma ve fiili durumlar üzerinden siyaseti düzenleme girişimlerine; dayanışmacı, dirençli, ısrarlı, sabırlı bir bütünlük içinde karşı duracağına inanıyorum.
Bu günleri dayanışmayla hep birlikte aşacağız. Anayasa’yı askıdan indirip, hukuku ve kurumları yeniden ayağa kaldıracağız. Cumhuriyetimizi demokratikleştirerek eşit ve özgür bir Türkiye yürüyüşümüzü sürdüreceğiz.
Ş. Can Atalay
Seçilmiş Hatay Milletvekili
Marmara (Silivri) Cezaevi, 9-A47