Kurtlar Vadisi'nin Ömer babası Emin Olcay:
— Osman'dan sonra dizi politikaya dönmeye başladı. Türkiye'nin birtakım bilinmeyen yerlerine doğru gitmeye başladık. Giderek de arttı bu. Hissedilir şekilde. Senaryo giderek bozuldu.
— Birkaç defa konuşmaya çalıştım ama cevap vermediler, ben de sustum. Yani şüpheleniyordum da, birilerinden bu bilgileri almasalar bunları nereden biliyorlar diye düşündüğüm oldu. Bir yerden bir şeyler geliyor ki yazıyorlar diye düşündüğüm oldu...
— Bana bölüm çekilmeden önce bölüm senaryosu geliyordu. Okuduğumda çok şaşırıyordum. Yani Yeşil'in diziye girmesine ne gerek vardı ya? Yeşil niye girdi? Sonra Cumhurbaşkanı niye girdi senaryoya? Bunlar niçin girdi? Ve anlamadığımız şeyler vardı.
— Bir de Harp Okulu'nda her sene sahneye konulan oyunları dört sene ben yönettim. Bu her sene en az üç ayımın Harp Okulu'nda geçmesi demektir.
— Ergenekon döneminde bazı öğrencilerime FETÖ'nün nasıl tuzak kurduğunu, neler yaptığını duyuyordum. Bundan dolayı da dizideki bu dönüşüm beni çok rahatsız ediyordu. Uyarsam da Raciler burunlarından kıl aldırmadıkları için dinlemezlerdi.
— Egoları çok yüksekti. Zaten diziden çıkmak istiyordum ama beni bırakmamak için sürekli sözler veriliyordu. Ama verdikleri sözleri hiçbir zaman tutmadılar...
— Dizi de Osman sonrası, James Bond filmi seyreder gibi hale gelmişti yani. İngiliz ajanları tiplemeleri, KGB tiplemeleri, FBI tiplemeleri, dizinin içine girip girip çıkıyorlardı.
— Böylesi yakışmıyordu bizim ülkemize... Tabii Polat Alemdar da vatan kurtaran kahraman oluyordu böylece. (Sabah)
Mustafa Kemal Atatürk kendi sonunu hiç düşünmemiştir mesela. Çünkü iyiler kendi sonunu düşünmez. Kazanma ihtimaline bakıp yürümez, kaybetme ihtimaline bakıp durmaz. Gerekirse sahip olduğu her şeyin yok olmasını da göze alır. Mesele, sonunda ne kazanacağı değil, o anda ne yapması gerektiğidir. Kötüler sürekli hesap yapar. Ben ne olacağım, bana ne kalacak, kaybedersem ne olacak? Ama iyi insanın hesabı bundan daha kısadır. Doğru olan buysa yapılacak. Sonrası artık benim meselem değildir.
Hristiyanların papazlara günah çıkarması, tarikatlarda şeyhle birlikte yapılan tövbeler... Bunların hepsi Allah'a karşı işlenen en büyük suçlardan biridir. Çünkü günah kulunsa, tövbe de kul ile Allah arasında olmalıdır. Araya bir insanı koyduğun anda yalnızca günahını anlatmış olmazsın. Allah'a doğrudan ulaşabileceğin halde kendine başka bir kapı aramış olursun. Tövbenin şahidi de aracısı da bir insan olmak zorunda değildir. Günahını işlediğin yerde yalnızdın; Allah'a dönerken de bir şeyhe ya da papaza ihtiyacın yoktur.
Gülistan Doku soruşturması kapsamında ABD'de 2 gün boyunca FBI tarafından sorgulanan Umut Altaş: "Valinin oğlu vurdu, cesedi bagaja taşıdık."
— ABD'de sorgulanan Umut Altaş; cinayet anında araçta olduğunu ve Gülistan Doku'nun, dönemin Tunceli Valisi'nin oğlu Mustafa Türkay Sonel tarafından tabancayla vurularak öldürüldüğünü itiraf etti.
— Olayın hemen ardından valiliğin koruma polisinin arandığını belirten Altaş, Sonel'in kendisine "Babam bu işi halledecek" dediğini ve cesedi birlikte aracın bagajına taşıdıklarını aktardı.
— Soruşturma dosyasına giren tutanaklarda; cesedin Pertek yolu çevresine gömülmüş olabileceği ve şüphelilerin olayın ardından kamera kaydı olup olmadığını kontrol etmek için cinayet aracıyla köprüye geri döndükleri bilgisi yer aldı.
MHP'liler Türklere 40 sene, “Bu vatan için öleceksiniz tabii.” dedi; işin sonunda Abdullah Öcalan'ın aşığı çıktı. YPG'liler Kürtlere, “Kürdistan için öleceksiniz tabii.” dedi; gitti, işin sonunda IŞİD komutanıyla el sıkıştı. AKP'liler de şimdi İsrail'e düşmanlık yapıyor. Onların da İsrail'le anlaştığını göreceksiniz. Şehitlik edebiyatı yapan tüm partilerin, işin sonunda büyük bir aşkla karşı tarafla anlaştığını hep böyle göreceksiniz. Çocuklarınız da öldüğüyle kalacak.
İstanbulda bir grup taksicinin eylem için yaptıkları plana ait ses kayıtları paylaşıldı:
-Havalimanı ve köprü yollarını kapatacağız.
-Arabaları ateşe vereceğiz.
Helikopterden canlı çıkan ve soğuktan ölen İHA muhabiri İsmail Güneş’in hayatta kalmak için 112 ile gerçekleştirdiği konuşma:
— “Muhsin Yazıcıoğlu ile helikopterde düştük.”
+ “Neredesiniz beyefendi.”
— “Bilmiyorum nerede olduğumuzu.”
+ “Helikopterin koordinatları belli mi? Helikopteri nereden aldınız?”
— “Muhsin Yazıcıoğlu ile birlikte…”
+ “Partinin helikopteri mi?”
— “Ya burası çok soğuk… Acele edin şarj bitecek.”
+ “Kapatmayın efendim telefonu.”
Erdoğan iktidardan düşerse; ( ki düşüyor )
Sahte diploma ortaya çıkacak,
15 Temmu`zun düzmece bir darbe olduğu ortaya çıkacak,
Ülkeyi nasıl sattığı, soyduğu, peşkeş çektiği ortaya çıkacak,
Hangi terör örgütleriyle ne gibi ilişkiler içerisinde bulunduğu, onlara ne kadar sılah ( lojisitik destek ) ve para yardımı yaptığı ortaya çıkacak,
Kendisini dünya lideri zanneden, "öl de ölelim resi" diyen kitle oysa kendisinin gerçek bir vatan haini olduğunu görecek,
Bugüne dek işlediği yüzlerce suçun hesabını verecek,
Çalarak elde ettiği servetinden olacak,
Saray ve lüks yaşam, salatanat gidecek,
Acaba intihar eder mi?
Yoksa Katar`dan hediye dediği 7 yatak odalı uçakla kaçar mı?
Ya da Erdoğan`ı bir türlü etkisiz hale getirip direk Yassı ada´ya mı koyarlar.
Yakında göreceğiz...