Israel’s former PM Naftali Bennett a few days ago: ‘Turkey is the new Iran’
They’re not going to stop at Tehran. Israel is a threat to the entire Middle East.
Resme dikkatle bakın.👀
Bir resmi ilk kez görüyorsanız ve hakkında hiçbir şey bilmiyorsanız, yalnızca resmin kendisine bakarsınız. Ne arka planı, ne de ressamın niyetini bilirsiniz. Sadece renkler, çizgiler, bir araya gelişler… her şey olduğu gibidir.
Ama ikinci, üçüncü... her seferinde başka bir şey çıkar karşınıza. Bazı günler ayrıntılar artar, bazı günler bir şeyler eksilir. İmgeler bazen birbirine yaklaşır ya da uzaklaşır; biz de farkında olmadan onları konuşturur, aralarında bağ kurar, bazen o bağları koparırız.
Yine de tüm bunlara rağmen bir imge daima yerinde durur. Ne bizim hızımıza göre şekil alır ne de merakımıza boyun eğer.
Alberto Manguel bu değişimi çok güzel anlatır. Çocukken teyzesinin stüdyosunda gördüğü Van Gogh resmine (Saintes-Maries Kumsalında Balıkçı Tekneleri) ilk bakışını hatırlar:
“Bakır rengi plaj, kırmızı bir gemi, mavi bir direk. Uzun uzun baktım onlara. Hiç unutmadım.”
Yıllar geçtikçe her bakışında başka bilgiler eklenir: Teknelerden birinin üzerine Fransızca “Dostluk” anlamına gelen Amitié yazması... Van Gogh’un Akdeniz’i o yıl ilk kez gördüğü… Otuz beş yaşında olduğu… Altı ay sonra sol kulağını kesip bir gazeteye sararak bir fahişeye hediye edeceği o sert, o tuhaf döneme yaklaştığı…
Ve bir noktadan sonra Manguel şunu fark eder: Sonradan öğrendiği her şey, o ilk bakışının anlamını kimi zaman güçlendirir, kimi zaman tersine çevirir. Çünkü resme baktığınız her an, aslında kendi yaşadıklarınızı da oraya taşımış olursunuz.
Bu yüzden bir resme tekrar tekrar bakmaktan çekinmeyin. Çünkü dün olduğunuz kişi değilsiniz. Ve resimler değişmeyen yüzleriyle sizin değişiminizi daha iyi görmenize yardım eder.
Nasılsın?
Böyle bir soruya nasıl cevap verilir?
Bak, İngilizler kurnazlık edip onu selamlamaya dönüştürmüş.
Onu kemiğinden ayırmışlar, soru iğnesini almışlar: Howdoyoudo.
“Nasılsın”, ayağının altına büyük bir nezaketle yerleştirilen bir
muz kabuğudur, seni kandırıp klişelerin kapanına çeken peynirdir.
Nasılsın – günlük hayatın zayıf, insanı dermansız bırakan zehri. Bu sorunun kesin bir cevabı yok. Yok. Olası cevapları biliyorum ama onlardan iğreniyorum, anlıyor musunuz, iğreniyorum...
“Teşekkürler, iyiyim” veya “fena değil” veya “sürünüp gidiyoruz
işte” diyerek, bu kadar tahmin edilir olmak istemiyorum.
Nasıl olduğumu bilmiyorum. Kesin bir cevap veremem. Uygun bir cevap verebilmem için geceler, aylar, yıllar geçmeli, Babil
Kulesi kadar kitap yığınları okumalıyım, yazmalıyım, yazmalıyım... Cevap koca bir roman.
Nasılım?
Değilim. Nokta.
Hadi bu ilk satırı olsun. Bundan sonra da gerçek cevap başlasın.
(sayfa: 198)
#GeorgiGospodinov #HüznünFiziği
Çeviri: Hasine Şen Karadeniz
👉 https://t.co/1IWU5eHSbs
Kayyıma karşı DEMOKRASİ için İstanbul İl Başkanlığı’ndayız✌️
Yetki sarayda değil, halkta; meşruiyet kayyumda değil, sandıkta!
📍 Direnişin şehri İstanbul
İstanbul İl Başkanlığımıza gelen tüm yollar İstanbul Emniyeti tarafından ablukaya alındı.
Mahkeme yollara kayyum atamadı!
Ama görülüyor ki, AKP siyaset kurumuna el koymak istiyor.
Tüm İstanbulluları buraya davet ediyoruz.
Demokrasiye hep birlikte sahip çıkalım.
Milli iradenin gaspına geçit vermeyeceğiz!
Yüzlerce polis tarafından sarıldık!
İstanbul İl Başkanlığımıza giriş ve çıkış yapılamıyor.
Tüm İstanbulluları buraya, milli iradeye sahip çıkmaya çağırıyoruz.
Bu ülke bu kötülüğü hak etmiyor!
Daha önce istifa edeceğini açıklayıp etmeyen, kayyum olması için de parti üyesi olması gereken Gürsel Tekin’in parti üyelik aidatını dün, yani karardan önce ödediği ortaya çıktı.
CHP lideri Özgür Özel, Halk TV'ye açıklamalarda bulunuyor!
🗣️ "İsminden bağımsız olarak atanan kayyum heyetinden görevi kabul edeceğini anladığımız, açıklaması o yönde olan kişiyi (Gürsel Tekin) partiden ihraç ettik"
🗣️ "Görevini kim kabul ederse partiden ihraç edilecek"
Evre Başak Clarke genç yaşında kanserle verdiği mücadelenin ardından hayatını kaybetti. Onun hikayesi dijital çağda kadınların bedenlerine yönelen tarihsel güvensizliğin bir yansıması oldu.
Evre, sosyal medyada yalancılıkla, bağış kampanyasını suistimal etmekle suçlandı. Kanser olduğunu kanıtlaması beklendi. Belgelerinin, raporlarının peşine düşüldü. Hatta dolandırıcılıkla itham edildi. Bu suçlamaların hiçbiri yasal bir karşılık bulmasa da, sosyal medyanın mahkemesinde Evre ‘şüpheli’ ilan edildi.
Bu tablo yeni değil. Tarih boyunca kadınların bedensel deneyimleri hep kuşku, küçümseme ve sessizlikle karşılandı. Viktoryen dönemde kadınların yaşadığı hemen her sağlık sorunu histeri torbasına atıldı. Regl ağrıları abartı sayıldı; kürtaj, düşük, doğum sonrası depresyon… Kadın ne yaşarsa yaşasın, anlatısı sürekli sorgulandı. “Gerçekten hasta mı? Rol mü yapıyor? Abartıyor mu?”
Evre’nin kanserine yönelen şüphe, bu tarihsel zincirin bir halkasıydı.
Ben menopoz üzerine yazmayı seçtiğimde de aynı zinciri gördüm. Menopoz, kadınların hayatının en az üçte birini kapsamasına rağmen hala görünmez kılınmak istenen bir konu. Kadınların bedenlerindeki değişimler, menopozal sıkıntılar genelde “Kafanda büyütüyorsun” diye geçiştiriliyor.
Menopozu çevreleyen sessizlik de kadın bedenine duyulan bu tarihsel güvensizliğin güncel bir yüzü. Kadınların biyolojik deneyimleri hala yeterince meşru kabul edilmiyor.
Evre’ye yaşatılanlar bize şunu hatırlatıyor… Kadınlar hasta olduklarında bile, acılarının gerçekliğini kanıtlamak zorunda kalıyor. Bu sorgulama onur kırıcı bir toplumsal yargı mekanizması.
Kadınların bedensel deneyimlerine neden inanmıyoruz?
Ben menopozu yazarken bu sorunun peşinden gittim. Görünmez bırakılan her deneyim, kuşaktan kuşağa taşınan bir sessizlik zinciri yaratıyor. O zinciri kırmadıkça kadınların bedensel hakikatleri hep gölgede kalacak.
@evrebasak Sevgili Evre, senden gelen her bildirimde mutlu olan yüzbinler var.Diğerleri tatlı canını sıkmaya değmeyen küçük, karanlık insanlar.Sayıları bir elin parmağını geçmez. Ama biz çokuz;iyiliğin ve sağlığın için dua ediyoruz.Uzun süreler senden gelen bildirimleri okumak dileği ile♥️
Canım dostum, arkadaşım, yoldaşım…
Timur, bu ülkede kimsenin kefilliğine ihtiyaç duymayacak kadar haysiyetli bir yaşam inşa etti.
İyi gazetecidir ama hepsinin ötesinde iyi bir insandır.
Onun aklı ve vicdanı pusuladır.
Timur hepimizin onuru, ona da dokundurmayız. Elinizi çekin bu ülkeyi seven insanların üzerinden.
Historic moment for Turkish tennis 🇹🇷
World No.88 Zeynep Sonmez is the first player from Turkey to reach the third round in singles at a Grand Slam in the Open Era!
#Wimbledon