Hürriyetçi Kamu Çalışanları konfederasyonu Merkez Yönetim Kurulu’nun 09.02.2026 tarih ve 50 sayılı yönetim kurul kararı uyarınca göreve çağrılarak 07, 08 Nisan 2026 tarihleri arasında konfederasyon Genel Merkezi’nde toplanarak 2025 yılının 1 Ocak 31 Aralık tarihleri arasını kapsayan çalışma dönemine dair idarî ve malî denetlemesini tamamlayıp, 08 Nisan 2026 Çarşamba günü mesai süresi içerisinde işbu raporu düzenleyip konfederasyon Merkez Yönetim Kurulu’na sunmuştur.
https://t.co/fgV7fbJEX7
Hürriyetçi Kamu Çalışanları konfederasyonu Merkez Yönetim Kurulu’nun 09.02.2026 tarih ve 50 sayılı yönetim kurul kararı uyarınca göreve çağrılarak 07, 08 Nisan 2026 tarihleri arasında konfederasyon Genel Merkezi’nde toplanarak 2025 yılının 1 Ocak 31 Aralık tarihleri arasını kapsayan çalışma dönemine dair idarî ve malî denetlemesini tamamlayıp, 08 Nisan 2026 Çarşamba günü mesai süresi içerisinde işbu raporu düzenleyip konfederasyon Merkez Yönetim Kurulu’na sunmuştur.
https://t.co/fgV7fbJEX7
2016 yılı Eğitim Öğretim Ödeneği (1000₺)Karşılığı 333$ iken,
10 yıl sonrası 2025 yılı Eğitim Öğretim Ödeneği 5226₺ olacak. Eylül Ayında İyimser bir tahminle karşılığı 130$ olacaktır…
@EgitimBirSen@_aliyalcin_ 10 yıl önce yok olsaydı, her hangi bir sebeple hayatımızdan çıksaydı. Kaba bir hesapla kamuda çalışan öğretmenin cebine 235 milyon $ daha girmiş olacaktı…
LGS’de Neler Oldu?
Sınavda görev alan biri olarak gözlemim; çıkan öğrencilerin yüzü bir karıştı. Mutsuzlardı. Bazıları dokunsan ağlayacak gibiydi. Sınavın nasıl geçtiğini soran ailelerine; “Çok zordu, istediğim gibi yapamadım.” cevapları havada uçuşuyordu.
Dün sonuçlar açıklandı. 719 öğrencinin tam puan aldığı, 4000 kadar öğrencinin de 1 yanlış yaptığı söyleniyor. Sayıların geçmiş yıllara göre sınavın zor olmasına rağmen artması mide bulandırıyor. Bu mide bulantısı bana hiç yabancı değil.
Bizim jenerasyonun gençliği de ÖSS çalışarak ziyan oldu. Ha oldu da ne oldu; hersene bir çoban (sonradan FETÖ’nün yediği herzeler ortaya çıktı) sınav birincisi oluyordu.
Biz ziyan olduk bu gençlere kıymayın, emeklerinin karşılığının alınması için;
@TBMMresmi@TBMMGenelKurulu@tcmeb ‘in öğrenci başarı korelasyonunu incelemesi gerekmektedir. 5000 öğrencinin illere, okullara, eğitim aldığı özel kurumlara göre dağılımları incelenmeli. Topluma açıklanmalı ve LGS üzerinde ki karabulutlar dağıtılmalıdır…
Çoklu yabancı dil eğitim modeli uygulaması yapılan okullarda, Bilişim Teknolojileri dersinin kaldırılması büyük bir eksikliktir.
@HurEgitimSen@leventkuruoglu@tcmeb
AKLA ZİYAN BİR KARAR!
AYM'nin kamu görevlilerinin dayanışma aidatı ödemesi koşuluyla toplu sözleşme hükümlerinden yararlanabileceğine hükmetmesi tepkilere neden oldu. Kararı 'Sendikal düzeni altüst eden akıl dışı bir karar' olarak niteleyen Hürriyetçi Eğitim SEN İstanbul 5 No’lu Şube Başkanı Mustafa Tolga Pişken, “Bu karar Türkiye’de hukuk devleti ilkesinin güvenilirliği için de kara bir lekedir” dedi
Anayasa Mahkemesi (AYM), 12 Haziran 2025 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan kararıyla, kamu görevlileri sendikacılığına ilişkin tartışılan bir karara imza attı. Yüksek mahkeme, yerel yönetim hizmetleri kolunda yetkili sendika üyesi olmayan kamu görevlilerinin, sosyal denge sözleşmesi hükümlerinden belirli bir aidat farkı ödeyerek yararlanabilmelerine imkan sağlayan toplu sözleşme hükmünü iptal eden Danıştay kararının sendikal hakları ihlal ettiğine karar verdi.
Düzen altüst olur
Hürriyetçi Eğitim SEN İstanbul 5 No’lu Şube Başkanı Mustafa Tolga Pişken, Anayasa Mahkemesi’nin memur sendikalarıyla ilgili kararını sert sözlerle eleştirdi. Pişken, AYM'nin kamu görevlilerinin dayanışma aidatı ödemesi koşuluyla toplu sözleşme hükümlerinden yararlanabileceğine hükmetmesini siyasetin gölgesinde alınmış bir karar olarak değerlendirdi. Alınan kararın yetkili sendikaların kurduğu düzenin devam ettirmesine olanak sağladığını belirten Pişken, “Ayrıca karar memur sendikacılığı ile işçi sendikacılığı mevhumlarından bihaber alındığı izlenimi yaratıyor. Alınan karar hem 4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’na aykırı hem de sendikal düzeni altüst eden akıl dışı bir karar” dedi.
Kaosa yol açar
4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunun 28. maddesinin açık olduğunu vurgulayan Pişken, toplu sözleşme hükümlerinin sendika üyesi olan ve olmayan kamu görevlileri arasında ayrım yapmayı yasakladığını hatırlattı. Pişken, Anayasa Mahkemesi’nin bu temel hükmü yok saydığını, sendikal eşitliği ihlal ederek memurların kazanılmış haklarını tartışmalı hale getirdiğini belirtti. “Bu karar, işçi sendikaları ile memur sendikalarının yapısını karıştırmakta, dayanışma aidatını memur sendikacılığına zorla uyarlamaktadır” diyen Pişken, memur sendikacılığının hizmet kolu esasına göre örgütlendiğini, yetkili sendikanın tek olduğunu ve farklı sözleşme düzenlerinin bulunmadığını açıkladı. Pişken, dayanışma aidatı dayatmasının mevcut yasal düzeni çiğnemekle kalmayıp, sendikal parçalanmaya ve kaosa yol açacağını söyledi.
Çeşitlilik yok ediliyor
Kararın uygulama alanının netleşmemesinin yetkili sendikaların işlevsizleşmesine ve sendikal ikiliğin artmasına yol açacağını ifade eden Pişken, “Bir belediyede sosyal denge sözleşmesini farklı sendikalar imzalarsa memurların iki ayrı dayanışma aidatı ödemesi gerekir mi? Bu soruya yanıt veremeyen kararın hukuki geçerliliği olabilir mi?” diye sordu. Bazı sendika yöneticilerinin karara ikircikli yaklaşımlarının kaygı verici olduğunu dile getiren Pişken, bu kararı tanımadıklarını, hukuku savunmanın herkesin görevi olduğunu vurguladı. Pişken, “Dayanışma aidatı adı altında haklarınız gasp edilmek isteniyor, yapılmak istenenin sendikal örgütlenmedeki çeşitliliği yok etmek” diyerek mücadeleyi sürdüreceklerini ifade etti.
Kara bir leke!
Mustafa Tolga Pişken, Anayasa Mahkemesi’nin kararının sadece memur sendikacılığı için değil, Türkiye’de hukuk devleti ilkesinin güvenilirliği için de kara bir leke olduğunu kaydetti. Pişken son olarak, “Son toplu sözleşmede istediklerini alamayıp ihaleyi hakem heyetine bırakan yetkili sendikanın siyasetin etkisini arkasına alarak yaptırdıkları bu girişimlere direneceğiz. Tarlada izi olmayanın harmanda gözü olmamalı” ifadelerini kullandı.
https://t.co/kUMi7sj2T9
Siyasallaşmış Sendikaların Tetikçiliği İşte Böyle Yapılıyor. Bu Düzenden Nemalanan İster Sağ, İster Sol Görüş Olsun Hepsinin Karşısındayız. Ant Olsun ki Bu KÖHNE Anlayışla YOK OLANA Dek Savaşacak ve KAZANACAĞIZ. Bu Süreçte İse Hiçbir Üyemize Yalnız Hissettirmeyeceğiz!!!
Umutsuzluğun Hakim Kılındığı “Büyükşehir Çalışma Ortamında” Kamu Personeli Çareyi GÖÇ ETMEK Olarak Görüyor;
(Haber Detayları)
TEK ÇARE GÖÇ ETMEK!
Hürriyetçi Eğitim SEN İstanbul Şubeleri, yaptığı 3 bin 572 eğitimcinin katıldığı “Kamu Personelinin İstanbul'da Geçim Zorluğu” başlıklı anketin sonuçlarını açıkladı. Anket sonuçlarını değerlendiren İstanbul 5 No’lu Şube Başkanı Mustafa Tolga Pişken, ankete katılanların yüzde 91,8'inin hem kira gideri hem de büyükşehir giderlerinin oluşturduğu yaşam maliyeti nedeniyle İstanbul'dan göç etmek istediğini söyledi.
Hürriyetçi Eğitim SEN İstanbul Şubeleri, üyeleri arasında “Kamu Personelinin İstanbul'da Geçim Zorluğu” başlıklı anket çalışması gerçekleştirdi. Anketin sonuçlarını Damga'ya değerlendiren Hürriyetçi Eğitim SEN İstanbul 5 No’lu Şube Başkanı Mustafa Tolga Pişken, nisan ayının ilk haftası yapılan ankete 3 bin 572 eğitimcinin katıldığını belirterek, “Anketin sonuçlarında tüm şube başkanlarımızın kurum ziyaretlerinde bizlere sıkça bildirilen "ev kiralarının fazlalığı, kredi ödemede yaşan zorluk, tersine göç isteği" ile ilgili dikkat çekici sonuçlar ortaya çıktı. Ankete katılan üyelerimizin yüzde 54,9'u kira ödediklerini, yüzde 16,9'u da oturdukları evin sahibi olduklarını ama kredi ödediklerini belirtti” dedi.
İki Farklı Rakam
Kirada oturduğunu belirten bin 964 eğitimcinin 10 bin ve 50 bin lira arasında kira ödediğini beyan ettiğini ifade eden Pişken, “Kirada oturan yüzde 76,4 oranında üyemiz 10 bin 25 bin arası kira ödediğini belirti. Ankete katılan 3 bin 572 kamu çalışanı hem kira gideri hem de büyükşehir giderlerinin oluşturduğu yaşam maliyetinin diğer illere oranla daha yüksek olmasından dolayı yüzde 91,8 oranla kendilerinde 'göç etme isteği' oluştuğunu ifade etti. Genel Başkanımız Levent Kuruoğlu 3 Nisan 2025 tarihli basın açıklamasında, 'Alım gücü her dakika düşüyor' açıklamasını yapmıştı. Açıklamanın detaylarında ENAG, mart ayı enflasyonunu yüzde 3,91; yıllık enflasyonu ise yüzde 75,20 olarak açıklarken her zaman olduğu gibi TÜİK, mart ayı enflasyonunu yüzde 2,46; yıllık enflasyonu ise yüzde 38,10 olarak açıkladı. ENAG ile TÜİK arasında aylık yüzde 1,45, yıllık yüzde 37,1 oranında fark var” ifadelerini kullandı.
Tazminat Talebi
Hürriyetçi Eğitim Sen Genel Başkanı Levent Kuruoğlu'nun, “Alım gücü her gün değil, her dakika düşen memur, emekli ve tüm dar gelirli vatandaşlarımız için acil tedbirler hayata geçirilmelidir. Refah payı düzenlemesi sistem haline getirilirken ek zam mutlaka yapılmalı, enflasyon tek haneli rakamlara düşene kadar 6 aylık zam yerine aylık ya da en azından üçer aylık dönemlerle zam yapılmalıdır” açıklamasını hatırlatan Mustafa Tolga Pişken, “Genel Başkanımız mevcut durumu özetlemiş ve kamu çalışanı ve emeklisi lehine çözüm yolu önermiştir. Genel Başkanımızın açıklamalara ek olarak mevcut enflasyon oranlarının reel enflasyonla uyuşmamasına rağmen açıklanan haliyle bile yüksekliği üyelerimizin tersine göç isteğini arttıracağı bu durumun ise İstanbul'da bulunan kadrolu personel yetersizliğini daha da artıracağı aşikardır. Hürriyetçi Eğitim Sen İstanbul Şubeleri olarak defaatle belirttiğimiz 'büyükşehir tazminatının' Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yasalaştırılmasını bekliyoruz” çağrısında bulundu.
#öğretmen #İstanbul #geçimzorluğu #göçetmek #memur #meb #büyükşehirtazminatı
@leventkuruoglu@ahasanpasaoglu@oguzidug @gazi6308 @_erol_usta@Ramazanirge1@emrahgultekin25@ugurbasar60@akadirapaydin@bulutmurat@yildizihsan61
https://t.co/AByomrL8v8
Mevcut ÖMK kanunlaşırken yaptığımız en büyük itirazlardan bir tanesi de “Eğitim Çalışanlarına Şiddeti’in Önlenmesi İçin Yetersiz Kalması” idi.
Eğitimciye uygulanan şiddetin “Katalog Suçlara Dahil Edilmesi ve Mahkeme Süreci Başlayana Kadar Suçlunun Tutuklu kalması Gerektiğini” defaatle belirtmiştik.
Meydanlardan Bakan Tekin’e Öğretmenler Günü için gönderdiğiniz Önlüklere KAN Bulaştı, Önlükleri geri alın ÇELİK YELEK gönderin diye HAYKIRDIK.
Dün Büyükçekmece Kaptan-ı Derya Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde görevli Müdür Yardımcısı arkadaşımızın, öğrencisi tarafından bıçaklı saldırısına uğramasını bugün kurum önünde protesto ettik.
Bu ilk değil, mevcut yasalar böyleyken son da olmayacak. Bir başka şiddet olayı yaşamak istemiyoruz. Gereken düzenleme yapılsın;
Öğretmene şiddet son bulsun!
@tcmeb@Yusuf__Tekin@HurEgitimSen@leventkuruoglu@ahasanpasaoglu
Yoksulluğa Mahkum Edilen Memur, Açlığa Mahkum Edilen Emekli İçin, Refah Payı İçin, İktidarın İş Bilmezliğinin Hesabını Memura Ve Emekliye Ödetmek İstediği İçin,
Artık susmuyoruz! Sadece Hürriyetçiler İçin Değil, Tüm Memurlar İçin Ayağa Kalkıyoruz! Memur Arkadaşım Susma, Emeğine Ve Hakkına Sahip Çık!
13 OCAK 2025 PAZARTESİ GÜNÜ İŞ BIRAKIYORUZ!
Türk Eğitim Sen Genel Başkanı, Türkiye Kamu Sen Genel Sekreteri Sayın @TalipGeylan06 'ın, "tozlu raflarda küflenmeye bırakılmış eski tartışmalarla" ifadesi ile Milli Eğitim Bakanının, İttihat ve Terakki ile laiklik konusunda gereksiz tartışma çıkarttığı açıklaması, kendi tarafından değilse de, sendika yöneticileri tarafından açıklanmaktadır. Doğrudur.
Burada asıl konuşulması gereken, Sayın Talip Geylan'ın: Devlet iradesi, “İç Cephe” vurgusunu ısrarla dile getirir ve toplumumuzu birlik ve beraberlik içerisinde ortak hedefler doğrultusunda motive etmeye gayret ederken," ifadesidir.
İç cephe vurgusu son günlerde, Cumhur İttifakınca dile getirilen bir yeni kavramdır. İç cepheyi güçlendirmek için, Bebek Katili Apo'nun TBMM'de konuşması, daha sonra umut hakkını kullanarak, serbest bırakılması ve onlara göre, bu şekilde, terörün bitirilmesi hedeflenmektedir. Biz, terörle müzakere değil, mücadele edilmelidir diyoruz. Şehitlerimizin kemiklerini, şehit anne ve babalarımızın yüreğini incitmeyin diyoruz. Bu filmi, birinci sözde çözüm sürecinde gördük, 793 memleket evladı, bu hayal uğruna şehit olurken, PKK daha güçlü ve maalesef daha itibarlı hale getirilmedi mi? Meşhur ifadedir: "Ayni şeyi yaparak, farklı sonuçlar beklemek deliliktir."
Tam burada, Cumhur İttifakının, İç cephe ifadesini kullanan Sayın Talip Geylan, üstü kapalı olarak, Apo'nun TBMM'de konuşmasına ve umut hakkını kullanarak, serbest bırakılmasına onay mı vermektedir? Asıl soru budur! Ya da, "Hayır Bebek Katili TBMM'de konuşamaz, umut hakkı da kullandırılamaz." mı demektedir?
Talip bey, dün de sorduğumuz bu soruya, henüz bir cevap vermiş değil. Biz Türk Milliyetçisi ve Atatürkçüyüz diye savunma yapan yöneticiler de, bu soruya cevap vermiyor, soruyu soranlara kızıyor. Ülke yeni bir çözüm sürecine hızla giderken, Türk milliyetçisiyiz, Atatürkçüyüz diyen, 500 bin üyesi olmakla övünen bir sendikanın yöneticilerine, bu soru sorulur ve cevap da beklenir. Bakın, Memur Sen'e sorma gereği bile duymuyoruz. Onların neyi savunduğunu, geçmişte söyledikleri, biz Akil Adamları tüm illerde protesto ederken, "Çözüm sürecini hayvanlar bile anladı, bunlar anlamadı." sözlerinden hatırlıyoruz.
Şanlı mazimizde, çözüm sürecini, ihanet süreci olarak niteleyerek, yerden yere vuran insanlara bugün ne oldu? Merakımız ve üzüntümüz, içine düştükleri derin sessizliktendir.
Halbuki, soru çok açık. Mesele anlama zorluğu değil elbette. Olumlu ya da olumsuz cevabın yaratacağı travma mı acaba?
Buyurun beyler, cevaplayın. Lafı döndürüp durmayın! Sağa sola saldırarak, bu sorudan kaçmanız ne mümkün! Ha cesaret!
Sayın @TalipGeylan06 lafı dolandırmayın. Bebek Katili Apo'nun, TBMM'de, DEM Parti Grup Toplantısında konuşma yaparak, umut hakkını kullanarak serbest bırakılmasına, diğer anlamda, PKK Terör Örgütünün legalize edilerek, meşru muhatap olarak görülmesine ne diyorsunuz? İkinci çözüm sürecinden yana mısınız?
Ayrıca, 'Atatürk'ün askerleriyiz.' dedikleri için, teğmenlerimizin ihraç talebiyle disipline sevk edilmesi sizi ne kadar ilgilendiriyor?
Bunların cevabını açık olarak, önce üyelerinize, üye sayısı itibarıyla ülkemizin 2. büyük sendikası olarak tüm kamuoyuna ilan etmeniz gerekmez mi?
Kaldı ki, Atatürkçü, Türk milliyetçisi olan insanların, bu konularda asırlara şamil görüşleri, tartışma götürmeyecek kadar nettir.
Hiç bir siyasi dejenerasyon, hiç bir makam koltuğu, görüşlerimizden sapmayı gerektirecek kadar önemli olamaz.
Hem Konfederasyon hem de ona bağlı bir eğitim sendikası olarak, bu dönüm noktasında net olarak konuşmak aynı zamanda büyük, tarihi bir vebaldir.
Bir cümle daha kurayım.
Bu durumda, ya sendikal tarihinizi ret, ya da mevziyi korumak arasında kalmak da zor olacaktır elbette. Bir de, tozlu raflarda kalmış tartışmalar, ifadesine de açıklık getirmenizi bekliyoruz. Takdir sizlerin.
@mtpisken@ceyhanerol8551 Bebek katili Apo, Meclis'e davet edilip, serbest bırakılması teklif edilirken, Harp Okulu 1. si Teğmen, Mustafa Kemal'in Askerleriyiz dedi diye ihraç edilirken susanlar pembe giysinler. Yakışır onlara. Şerefi olan bu yaşananlara susmaz.
Kimse martaval anlatmasın, biz kimlerin hangi çıkarlar için kaç kuruşa dün b.k dediğine bugün ak dediğini biliyoruz. Kendimizi üç kuruşa satmadığımız için gözünüzde kötüysek, o bakış açınız bizim madalyamızdır.
Kimin sendikacılık yaptığını öğretmenler odası net bir şekilde biliyor ve bizi taktir ile karşılarken sizi neredeler diye bize soruyorlar…
Ayrıca ifade etmek gerekir ki kendine Başkan dedirtmek isteyenler; Hicret sonrası Mekke’de kalanlar gibi orada kaldı.
Tekraren belirtmek isterim ki “Bugün olmazsa Yarın, Yarın Olmazsa ERTESİ GÜN Eğitim Camiasını Köhneleşmiş ve Siyasileşmiş Sarı ve Sarışın Sendikalardan Kurtaracağız. Başaracağız, Başaracağız, Başaracağız!!!”
Her 10 Kasım günü 9:05’te çalan siren yüreğimizdeki yangın için de feryat eder ve çınlatır dört bir yanı.
Tek Başkomutan ve Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatının yıl dönümünde ölümünün üzerinden yıllar geçmesine rağmen acısını dün gibi yaşayan ve bizlere bıraktığı mirasın yılmaz savunucuları olan Hürriyetçi Eğitim Sen İstanbul 5 https://t.co/a4iBGpeqDn Şube Yönetimi olarak Kendisini Saygı, Özlem, Minnet ve Rahmetle Anıyoruz…
Uçurumun kenarında, makus kaderine terkedilmiş bu milleti canı pahasına kurtaran Tek Başkomutan ve Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’e Hissettiğim Minnet ve Saygıyı kelimelerle ifade edemeyecek durumdayım. Bizlere vatan mevzu bahis olduğunda kaybedilecek herbir şeye dair korkusuzluğu miras bırakarak Cumhuriyet’imizin 101. Yılını Kutlamayı nasip ettirdiler. Bugün Cumhuriyet’in Fikri Hür, Vicdanı Hür Eğitim Çalışanları olarak yine Cumhuriyet’in en önde savunucuları olarak kendimizi görmekten onur duyuyoruz. Bu duygu içinde hepinizin Cumhuriyet Bayramımını kutlar nice bayramlarda bu gururu yine beraber yaşamayı temenni ederim.
Mustafa Tolga Pişken
İstanbul 5 https://t.co/a4iBGpeqDn Şube Başkanı
#CumhuriyetinBekçisiyiz
#29EkimCumhuriyetBayramı
#Cumhuriyet101Yaşında
#YaşasınCumhuriyet
#MustafaKemalATATURK
@HurEgitimSen@leventkuruoglu@ahasanpasaoglu@emrahgultekin25@_erol_usta@oguzidug@Ramazanirge1 @gazi6308 @55sakallisinan@_halitkayasagra@DenizBYKCERAN @ErdinGKE2 @HseyinK11986112