Ay, ben bu refleksi o kadar iyi tanıyorum ki kıskançlıkla falan açıklanamaz.
Ben burada cezaevinin önünde karşılaşmış, birbirine destek olan, ayaküstü sohbet eden iki kadın görüyorum. İşin siyasi ve hukuki tarafı ayrı konu. Bu görüntü aklıma iki olay getirdi.
Cezaevine girdiğimde, özellikle uzun yıllardır içeride olan ve önlerinde daha uzun yıllar bulunan kadınlar her sabah temiz, düzenli ve iyi giyinmemizi isterdi. Saçımızı tarar, hafifçe makyaj yapar, koğuşun alt katına öyle inerdik. Hepimiz aynı duvarların içinde uyanıyorduk ama onlar bu hayatı bizden daha iyi tanıyordu. Birbirimize “Kendini bırakma,” diyorduk. Bu bir güzellik mecburiyeti değildi; hayatımız üzerindeki söz hakkımız elimizden alınmışken kendimizle kurduğumuz küçücük ilişkiyi koruma biçimiydi.
İkinci olay Suruç’ta olmuştu. Savaştan kaçıp gelen Êzidî kadınların ihtiyaçlarını dinliyor, söylediklerini bir listeye yazıyorduk. Battaniye, kıyafet, hijyen malzemesi derken bizden fondöten isteyen kadınlar oldu. Bazı erkekler hemen itiraz etti: “Fondöten de ihtiyaç mı?”
Kadınlardan biri dönüp çok net bir şey söyledi: “Siz bizim hep kurban gibi, hep çaresiz görünmemizi istiyorsunuz. Bırakın ölümü de yaşamayı da nasıl karşılayacağımıza biz karar verelim.”
Ben o cümleyi hiç unutmadım.
Kadınlardan yalnızca acı çekmeleri değil, acıyı sizin tanıyacağınız biçimde taşımaları da bekleniyor. Mağdursa bakımsız, üzgünse dağılmış, eşi cezaevindeyse korkudan kıvranmış görünmeli. Gülerse acısı, makyaj yaparsa bağlılığı, ayakta kalırsa yaşadıklarının ağırlığı sorgulanıyor.
Mesele fondöten değil. Bir kadın için hiçbir anlamı olmayabilir; başka bir kadın için savaşın, sürgünün ya da cezaevinin elinden alamadığı benliğine tutunma biçimi olabilir. Azıcık akıllı olun ya. İnsanlar adına neyin ihtiyaç olduğuna, acısını nasıl yaşayacağına, sabah evden hangi yüzle çıkacağına siz karar vermeyeceksiniz.
İnsanları ancak çökmüş ve çaresizken sahici buluyorsunuz. Bizler, size acımızı beğendirmek, sevgimizi kanıtlamak ya da direncimizi sizin uygun gördüğünüz biçimde göstermek zorunda değiliz.
AKP'ye geçen BB üzerinden 2024 seçimlerinde CHP’nin aday belirleme süreçlerinin (ve adaylarının) hatalı olduğu söyleniyor. Bazı isimler bakımından bu eleştirinin çok haklı olduğunu teslim etmek ile birlikte bu mekanizmayı doğru yerde kurmak için soru şu olmalı: 19 Mart ve sonrasında yaşananlar olmasaydı bu kadar çok kişi parti değiştirir miydi?
Büyük olasılıkla hayır.
Peki ne değişti? İktidarın baskı ve ödül mekanizmalarını kullanma biçimi değişti. Yeni Parti kadrolarının bugün karşı karşıya olduğu seçenekler değişti. CHP yönetiminin 2024’te yapması gereken, dağılan muhalefet koordinasyonunu CHP’nin kendi bünyesi içinde yeniden kurmak, geniş bir toplumsal mutabakat oluşturmak ve farklı seçmen gruplarına hitap edebilecek adaylar çıkarmaktı. 2024’te CHP üzerindeki siyasal baskı, kadrolarını daraltması değil genişletmesi yönündeydi. Bugün ise üzerindeki siyasal görev kadrolarını sağlam ve dirençli kurması. Bugünden geriye bakıp o tercihleri bugünün koşullarıyla yargılamak açık bir anakronizm.
Ama bir soruyu da bugünden geleceğe doğru sormak gerekiyor. Önünüze yıllarca hapis yatmak ile parti değiştirmek arasında bir tercih konulsaydı ne yapardınız? Bu tercih ana akım siyaseti dahi, yalnızca ağır bedeller ödemeye hazır, ideolojik olarak son derece bağlı kadroların sürdürebileceği bir faaliyete dönüştürüyor (hatta dönüştürdü bile).
Kısacası dün, bugün ya da geleceği anlamak için vurguyu kişilere değil, mekanizmanın dönüşümüne yapmak gerekiyor.
CHP'nin rozet töreninde salonda bulunanların en az 200'ü sahte figüran CHP'li ile dolduruldu.
Kılıçdaroğlu'nun rozet töreni için 950 TL’ye cast ajanslarından tutulan figüranlar arasında Mısırlı, Özbekistanlı göçmenler, atanmayan öğretmenler, öğrenciler vardı.
Arka bahçelerde slogan provası yaptırıldı. 50 kişiye CHP Gençlik Kolları yeleği giydirildi.
Not: Haberi yalanlayan herkese alandan fotoğrafımı bırakmak istiyorum. Destekleyen herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Greta Thunberg has been arrested for supporting the Palestine Action hunger strikers.
Because in the world we live in, Western leaders can arm a genocide and walk free - while Greta Thunberg is arrested as a dangerous terrorist supporter.
Bugün chp'nin yanında durmak sizi partili yapmaz; manifest kızlarını savunmak sizi grubun fanı yapmaz, gözaltılara karşı gelmek sizi devlet düşmanı yapmaz; bunlar sizi gören göz, konuşan dil, susmayan vicdan yapar. Hak, hukuk, adalet istemek suç değildir.
Cüneyt Cebenoyan’ı 6 yıl önce bir trafik kazasında kaybettik. Giderken kulaklarında hangi şarkı vardı bilmiyorum. Ama @deryabengi bunu çok sevdiğini yazmıştı. Duymasa da ardında kalanlar hep beraber dinleyelim ki onsuz nasıl eksik olduğumuzu anlayalım.
https://t.co/8696ew6qd3
Az önce Datça Belediyesi ile son bağım koptu. İçim çok rahat, daima ilçeye ve kuruma aldığımdan fazlasını verdim. Ercan Kesal'ın da dediği gibi: "gece yarısı, ıssız bir tarladan tek başıma geçmiş gibiyim, hayat bu kadar".
Harvard Dataverse'den korkunç bir gerçeği
açıkladı:
Gazze'de 377 bin Filistinli kayıp, enkaz altında.
Nüfusun %18'i öldürüldü.
Nüfusun %50'si çocuk, yani 150 bin çocuk yok edildi.
Bu, insanlık medeniyeti için bir yenilgidir.
#FreePalestine