🚨 Muhabir : Galatasaray taraftarının atmosferini nasıl buldunuz ?
🎙️ Liverpool Taraftarı :” Cehennemden daha çok konser alanına benziyor.
Burada ki hoparlörden sesler veriliyor ve gürültü yükseltiliyor.
Daha rahatsız edici çok az şey gördüm, bu durum çok komik.”
@FBBasketbol Tarık'ı iyi yanlış anlaşılmasın. Ama Bogdan'ın yerini doldurmak öyle birkaç maçla olmaz. Hala 40 fırın ekmek yemesi lazım. Kaybolduğu çok kritik maç izledim. Romantize edip omuzlarına o yükü yüklemeye de gerek yok, Bogdan'ın yaptıklarını sıradanlaştırmaya da. Tarık olarak büyüsün
@VezirFener Bak diğerlerini anlarım, ama Fenerbahçe'liyim diye geçinen yorumculara, bu formayı terletmiş eski futbolculara yazıklar olsun. O sözlere inansan bile susar içine atarsın, sabreder iyi olmasını dilersin ve seni dinleyen insanları konsolide etmeye, destek olmaya çalışırsın.
gs ilk golü ofsayt
Rizenin penaltısı verilmedi.
Osimhen ikinci sarıdan atılmadı
Rizenin golü ofsaytımsı ile kesildi.
Ters faullerle rizenin atakları kesildi.
Ama gs net bir skorla kazanmış oldu 😂😂
Yavşak spor medyası bakın nasıl yalayacak.
Ben, gs’nin yirmi yıl boyunca Fenerbahçe’ye nasıl boyun eğdiğini gözleriyle görmüş bir taraftarım. Bunlar, hafızanın küf tutmuş köşelerine hapsedilmiş, unutulmaya yüz tutmuş hikâyeler değil; daha dün yaşandı, daha dün bittiği sanıldı.
Kupalar, tabelalar, sevinçler gelip geçer. Ama Fenerbahçeli için asıl mesele, yaşananların yükünde saklıdır.
Kurşunlanan otobüsümüz…
O cama saplanan mermi, sadece camı değil, koca bir camianın adalet duygusunu, bir ülkenin futbol sevgisini de paramparça etti. O gece yol kesildi, umutlar susturuldu, adalet hep bir sonraki bahara ertelendi.
Tribünlerde çocukların, kadınların, yaşlıların biber gazı ile nefessiz bırakıldığı günler… Kimse futbol sadece oyundur diyemezdi.
Kimsesizliğin kokusu tribünlere sindi, hâlâ hafızamızdan silinmedi.
Taksim’in orta yerinde, sadece formasını giydi diye gazla, copla bastırılan gençler… O gece bir renk, bir aidiyet, cezalandırılmak için yeterliydi.
Ama her şey bunlarla da sınırlı kalmadı. Bir yaz günüydü; 3 Temmuz geldi, bir kumpas ülkenin gövdesine saplandı.
Şan, şeref, alın teri, yıllarca büyütülmüş umutlar bir sabah ansızın karanlığın gölgesine gömüldü.
Vicdanlar paramparça edildi, bir kulübün onuru çamura bulanmak istendi. Gerçekler karartıldı, iftiralar kurşun gibi savruldu, Fenerbahçe ateşe atıldı.
Ve her sezon, yeniden, yeniden…
Düdük bir türlü adil çalmazdı.
Bir hakem kararıyla umutlarımız gölgede bırakılırken, göz göre göre adalet terazisi şaştı.
Bizi eğmeye, bükmeye, diz çöktürmeye çalıştılar.
Fakat her yenilgi, her çelme, her kumpas… Bu camianın inadını daha da bilenmiş bir çeliğe çevirdi.
Bize her dönem önemli olan kupadır, şampiyonluktur dediler.
Ama biliyoruz ki, başarı kirli yollardan geldiyse, sevinç sadece bir maskedir.
Kara para iddiaları, illegal işlerin gölgesi, sadece bugünü değil, yılların emeğini kirletir.
Bizim için en önemli mesele ne skor, ne kupa, ne de günü kurtaran manşetlerdir.
Mesele, adaletin gerçekten tecelli edip etmeyeceğidir.
Kurşunların, gazların, kumpasların, susturulan seslerin hesabı hukuk önünde sorulmadan bu iş kapanmaz.
Bugün, bazıları bu sevinci kısa bir moladan fazlası sanabilir.
Ama bilinsin ki mücadelemiz yarım kalmaz. Hafızamız uzun, yolumuz inatçıdır.
Fenerbahçe taraftarı unutmaz;
çünkü unutmak, yaşananlara ortak olmaktır. Ve biz, hakkımızı, adaleti, emeğimizi kimseye teslim etmeyiz.
Nokta ve satır başı.