Bir zat çıkmış, akademik atıf sayıları üzerinden Boğaziçi Üniversitesi mücadelesine saldırıyor. Belki kendisi sözüm ona iyi bir akademisyen olabilir; ancak entelektüel sorumluluk bakımından sınıfta kaldığı çok açık.
Aklıma doğrudan Edward Said’in entelektüel tanımı geliyor. Said, entelektüeli yalnızca bilgi üreten biri olarak değil; bilginin hangi iktidar ilişkileri içinde, kimin lehine ve kime karşı konuşlandırıldığını dert eden bir figür olarak tarif eder.
Kendi akademik başarısını, üniversite özerkliğini savunmak için değil; onu askıya alan siyasal müdahaleleri meşrulaştırmak için kullanan bir pozisyonla karşı karşıyayız. Atıf sayılarıyla konuşmak, üniversiteyi bir performans tablosuna indirgemek ve yapısal bir tasfiyeyi bireysel yeterlilik tartışmasına çevirmek bu noktada hiç masum değil.
Boğaziçi meselesinde itiraz, kim daha üretken ya da kim daha parlak sorusu değildir. İtiraz, üniversitenin kendi kendini yönetme kapasitesinin, akademik topluluğun karar alma yetkisinin ve bilginin özerkliğinin ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Said’in tarif ettiği entelektüel, böyle anlarda tarafsızlık kılıfında geri çekilmez; uzmanlığını rahatsız edici sorular sormak için kullanır.
Neyse ki karşımızda bir entelektüel yok. Sadece iyi finanse edilmiş, yüksek atıflı ama sorumluluktan arındırılmış, iktidarla uyumlu bir profesyonel var.
The risk of AI for education is not students cheating in exams, it is people in general cheating themselves into believing they understand things they don’t.
Harvard'da Doktora Depremi
Harvard Fen-Edebiyat Fakültesi, 2026-2027 döneminde doktora kontenjanlarını dramatik şekilde kısıyor.
Bazı bölümler sıfıra iniyor.
Örneğin Almanca bölümü muhtemelen hiç doktora öğrencisi alamayacak.
Tarih bölümü 13'ten 5'e düşüyor.
Biyoloji ve kimya programları 3-5 öğrenciye iniyor.
Neden?
Trump yönetiminin Harvard'a yönelik federal fon kesintileri ve belirsizlikleri.
Harvard yalnız değil.
Birçok prestijli üniversite doktora kabullerini tamamen durdurdu.
Domino Etkisi
Federal fonlar yeniden akmaya başlasa da hasar verildi.
Personel alımı dondu, bütçeler sabitlendi, projeler ertelendi.
Tıp fakültesi araştırma fonlarını %20 kesmek zorunda kaldı.
Bu Süreç Nereye Gidiyor?
Akademik Ekosistemin Çöküşü
Bu sayılar soğuk bir gerçeğin altını çiziyor.
Harvard gibi 53 milyar dolarlık bağışı olan bir kurumun bile bu kadar sert önlemler alması, sistemin kırılganlığını gösteriyor.
Kesintiler en çok beşeri bilimlerde.
Diğer Ülkelere Yansır Mı?
Trump'ın Harvard'a yönelik baskısının, bir kelebek etkisi yarabileceğini akılda tutmakta fayda var!!!
Kay: https://t.co/hasLWGYo4j
Pleased share our recent publication led by our talented graduate student Safa Kerem Aydin with the invaluable support of Kubra Celikbas Yilmaz
https://t.co/Qi96upMufh
Yangın merdiveni olmayan bir ülke burası. Hepimiz o otelin içindeyiz aslında şuan. Düşünmeden duramıyorum daha kaç ihmal yüzünden pusuda bekleyen ne facialar var diye.