Konyaaltı sahilinin, sahil mafyasının işgali öncesi çekimi..
Bütün sahiller bu şekilde olmalıdır.
Sahiller Türk Milletinindir.
Sahil Mafyasının sahillere işletme açması, plaja çökmesi, kumsala masa sandalye atması hukuksuzdur.
İster belediyeden, ister bakanlıktan kiralasınlar, sahillere inemezler!
Sahiller sadece Büyük Türk Milletine aittir, kiralanamaz, satılamaz, sahil mafyası takılan Hırtlara peşkeş çekilemez!
Ümit Özdağ’ın kürsü davetini kabul ederek basın açıklaması yapan şehit aileleri ve gazilerimiz:
• Ortak payda vatan sevgisiyse Cumhurbaşkanı dahil hiç kimse bizden daha çok sevemez vatanı.
• Bize ‘sus payı’ gibi bebek katilini affedecek şeyleri çıkarmak için ağzımıza bir parmak bal sürüyorlar.
• Teröristlerle beraber gazi ve şehit ailelerini çerçeve yasaya koymak çok ayıp bir şey.
• Bizim kanımız ve canımız pazarlık konusu olamaz.
• Hükümeti yönetenler yanlarına almış birkaç tane şehit ailesi vakfını. Diyorlar ki “şehit aileleri ve gaziler bu süreçte bizim yanımızda.”
• İddia ediyoruz, referandum yapalım Türk halkının %90’ı bu sürece karşı çıkar.
Oğlu için kız istemeye giden baba, kız tarafının düğün için istediği upuzun listeyi paylaştı.
"Elinizi vicdanınıza koyun kim haklı kim haksız Allah aşkına bana akıl verin".
📌 500 bin TL başlık parası.
📌 30 Gramdan 10 tane bilezik.
📌 Kızın babasına ve erkek kardeşine iki takım elbise, altın saat, iPhone telefon.
📌 Kapıyı tutana, kapı arası yarım altın
📌 8 Çeyrekli bilezik
📌 Gelin adayının, teyzesinin kocası rahmetli olmuş onun üç tane bebesi için giyeceği kıyafetler
📌 Gelinin kız kardeşine 2 tane bilezik
📌 Yarım metre Halep zinciri
📌 Evdeki 4 tane çocuğun okul masrafları için ömürlük yardım. (ne alakaysa bende anlamadım aw)
Kobe etini de, Amerika'nın tomahawk bifteğini de tatmayan milyonlarca insan var. Millet etin adını değil, kilosunu soracak hâlde.
Bir Anadolu atasözü der ki: "Aç tavuk kendini darı ambarında sanır."
Başkent’te skandal olay ‼️
Kaldırımda yürüyen 14 ve 15 yaşlarındaki kızları önce taciz edip
Sonra zorla arabaya bindirmeye çalıştılar.
Olayı gören 72 yaşındaki amcamız müdahale etmeye çalıştı ama bu kez de amcayı yerlerde sürükleyip darp ettiler
Polis tarafından yakalanan şahıslar, ifadesinin ardından savcılık makamı tarafından serbest bırakıldı
Japonya’da yaşayan vatandaş, yağmur sonrası yolların durumunu anlattı:
🔷 Sabaha kadar yağmur yağdı.
🔷 Yolları görüyorsunuz, tek bir damla çökme, toplanma yok.
🔷 Şu anda da burada beton döküyorlar, nasıl döktüklerini gösteriyorum.
Ülkenin özetini tek videoyla anlat desen bunu açarım.Hayatın adaleti bazen tek kareye sığıyor.
Şezlongda pati uzatıp tatilin tadını çıkaran köpek ve sıcakta köpek gibi çalışıp mısır arabasını iten insan...
2026 Türkiye.
🔴 8 Bin kilometrelik taşıma 13.450 TL'ye, son 15 kilometre ise 11.600 TL'ye mal oldu.
📍İzmirli iş insanı Yücel Koçbay, Çin'den İzmir'e uçakla getirilen 7 kg kargo için 13.450 TL ödedi.
📍Aynı kargonun İzmir Adnan Menderes Havalimanı'ndan Konak'taki ofise taşınması ise 11.600 TL tuttu.
📍8 bin km'lik uluslararası taşıma ile 15 km'lik şehir içi taşıma arasındaki fark sadece 1.850 TL oldu.
📍İzmir Adnan Menderes Havalimanı'nda tek yetkili taşıyıcı olan Tramer adlı şirket, gümrük sahasından çıkan yükleri başka firmaların almasına izin vermiyor.
📍Şirket, havalimanına gelen kargoyu gümrüklü sahanın 500 metre ötesindeki benzinliğe götürmek için 11 bin TL fatura kesiyor. Sanayicinin fabrikasına götürmek için ise fiyat tarifesi 20-30 bin TL’den başlıyor.
📍Şirket, İzmir Valiliği tarafından onaylanan 1.650 TL'lik azami tarifeyi ise uygulamıyor ve bu durum yaklaşık bir yıldır devam ediyor.
-Sinan Doğan
Toronto’da yaşıyorum yolda, arabada, telefonum sürekli online…
60 GB’ı bir ayda bitiremiyorum.
Türkiye’de eşimin köyünde telefonum çoğu zaman kapalı 1 haftada neredeyse 38 gb tükeniyor.
Aynı paket, iki ülke…
Yemin ederim bu işte bir iş var.
Denizin dalgasının kıyıya vurduğu noktadan itibaren 50 metre içeriye kadar olan bölümü, yani kumsalı; hiç bir otel veya işletme şezlong, şemsiye, platform ve benzeri şeyler koyarak işgal edemez.
Bu bölüm, Anayasa ve Kıyı kanunu gereği, ücretsiz olarak tüm vatandaşların kullanımına açıktır.
İşletmeler, ancak bu bölümün dışında mülkiyetleri altındaki veya kiraladıkları alanda; duş alma yeri, şemsiye, şezlong, havlu vb denize girmek için gerekli eşya ve levazımatı bulundurabilir ve kiraya verebilirler.
Kamunun kullanımına açık 50 metrelik alanda denize girmek üzere; isteyen herkes kendi şezlongunu, şemsiyesini, koyarak veya havlusunu sererek güneşlenebilir ve denize girebilir.
İşletme adı altında sahili işgal eden şebekelerin, belediyeye veya herhangi bir merciye “işgaliye bedeli” ödemiş olmaları;
-Yaptıkları işgali yasal hale getirmez ve “işgallerinin devamına dair izin almış oldukları” anlamına gelmez.
-Vatandaşların kamuya açık ve ücretsiz kullanma hakları olduğu bu bölümden faydalanma haklarını ortadan kaldırmaz.
-Kendilerine vatandaşları oraya sokmama veya oradan faydalanmalarına engel olma hakkı vermez.
Mevzuat böyle olduğu halde; Deli Dumrul gibi gelen kişileri bu alana sokmayan, yolunu kesen, tehdit eden veya para ödemeye mecbur bırakan işletmeler veya kişiler düpedüz eşkıyadır, haramidir ve hayduttur.
Bunu yapanlar hakkında;
-İnsanları hürriyetlerinden yoksun bırakma,
-Kamuya açık alanları işgal etme,
-Haydutluk ve eşkıyalık yapma suçlarından işlem yapılması gerekir.
Bu konuda kendilerine suç ihbarında bulunulan emniyet makamları ve savcılıklar; işgalci ve yol kesenler hakkında gereken işlemi yapmadıkları ve bunların çıkardıkları engelleri kaldırmadıkları takdirde, kanuni görevlerini yerine getirmemiş olur ve “görevi ihmal” suçunu işlemiş olurlar.
Eğer resmi yetkililer, kendilerine ihbar geldiği halde işgalciler ve vatandaşları engelleyenler hakkında suç takibatı yapmaz ve işgali kaldırmazlarsa; bu defa onlar hakkında, görevlerini ihmal ettiklerine dair üst mercilerine suç duyurusunda bulunulması gerekir.
Bir Turkcell kullanıcısının paylaşımı
Turkcell Faciası
Ön not:
Bu ülkeyi yönetenlerin de yönetilenlerin de gerçekten adil bir yargılama sistemi istediklerine artık inanmıyorum.
Mayıs ayında eşim Mine Hanım'a yeni bir telefon almak için Bursa Setbaşı'ndaki Turkcell bayisine birlikte gittik.
Eşimin kullandığı Samsung A71'in üst modeli olarak Samsung A07'yi önerdiler. Biz de güvenip fiyatını sorduk.
"Peşin 15.000 TL, 12 ay taksitle 18.000 TL." dediler.
Biz de taksitle almaya karar verdik.
Eski telefondaki bilgileri yeni telefona aktarmaya başladılar ve "2-3 saat sonra gelirsiniz." dediler. Akşam saat 19.00 civarında ben gidip telefonu teslim aldım.
Daha sonra telefonun piyasa fiyatının yaklaşık 9-10 bin TL olduğunu öğrendim.
Üç gün sonra tekrar bayiye gidip, "Peşin alırsam fiyat ne olur?" diye sordum.
"12.650 TL." dediler.
Birkaç gün sonra yeniden gittim. Bu kez "12.900 TL oldu." dediler.
"Olur." dedim.
Gerekli işlemler yapıldı ve ödemeyi gerçekleştirdim. Bana üzerinde "Mali değeri yoktur, irsaliye yerine geçmez." ibaresi bulunan 12.991,70 TL tutarında bir fiş verdiler. Ben de memnun bir şekilde ayrıldım.
Eşimin kullandığı telefon paketinin aylık ücreti 327 TL idi.
Bu ay fatura 746 TL gelince, telefonu aldığımız Setbaşı'ndaki bayiye tekrar gittik.
Bize telefonu satan Halil Köse'nin başka bir şubeye geçtiğini öğrendik.
Kendisini "Ben Kemal." diye tanıtan görevli,
"Size bir de şarj cihazı satılmış. Onun için de 12 ay boyunca aylık 280 TL, toplam 3.360 TL ödemeniz gerekiyor." dedi.
Biz böyle bir ürün almadığımızı söyleyince kamera kayıtlarını izledi.
Kayıtları izledikten sonra bize dönerek:
"Haklısınız, şarj cihazı bizde kalmış." dedi ve cihazı bana uzattı.
Ben de:
"Ben bunu almak istemiyorum." dedim.
Bunun üzerine:
"Parasını zaten alacağız, şarj cihazınızı da alın." cevabını verdi.
Ben de şu soruyu sordum:
"Eğer ilk yaptığım sözleşmeye göre her ay 1.500 TL ödeyip toplam 18.000 TL ödeseydim, bu şarj cihazı için ayrıca ücret isteyecek miydiniz?"
"Hayır." dedi.
"Toplam 18.000 TL'nin içindeydi."
Bunun üzerine şunu söyledim:
"O hâlde benim peşin ödediğim 12.991 TL'yi sadece hesap kapatmak için mi aldınız? Bu nasıl bir satış anlayışı, bu nasıl bir aldatmaca?
Farz edelim ki bugün buraya hiç gelmeseydim. Şu an bana uzattığınız şarj cihazını hiç teslim almamış olacaktım. Buna rağmen kullanmadığım, teslim almadığım bir ürün için 3.360 TL ödeme yapacaktım.
Sizde hiç vicdan yok mu?"
Görevlinin cevabı ise kısa oldu:
"İstediğiniz yere şikâyet edebilirsiniz."
Bayiden ayrıldıktan sonra Turkcell müşteri hizmetlerini aradım.
Konu hakkında özür dilediler ve bayiden savunma istediklerini söylediler.
Ancak daha sonra bana, bayinin savunmasını esas aldıklarını ifade ettiler.
Ardından Osmangazi Kaymakamlığı Tüketici Hakem Heyeti Bürosu'na gittim.
Görevli:
"Siz telefonu peşin ödeyerek almışsınız. Biz ancak şu şarj cihazıyla ilgili işlem yapabiliriz. Bunun için bayiden finansman sözleşmesini, taksitli satış sözleşmesini ve faturayı getirmeniz gerekiyor." dedi.
Bayiye gidip bu belgeleri istedim.
Vermediler.
Aslında bunu önceden tahmin ettiğim için hakem heyetindeki görevliye,
"Ya vermezlerse?"
diye sormuştum.
Aldığım cevap ise şu olmuştu:
"Bizim yapabileceğimiz bir şey yok."
Sonuç olarak anladım ki, vatandaş dolandırıldığını düşünse bile çoğu zaman hakkını arayacak etkili bir mekanizma bulamıyor.
İşin ilginç yanı, Tüketici Hakem Heyeti'ndeki iki görevli bana,
"Amca, başka gidecek yer mi bulamadın? Turkcell bayisine girilir mi?"
diyerek sitem etti.
Ben de gülümseyerek,
"Özür dilerim, bir daha olmayacak."
dedim.
İşin doğrusu, artık mahkemeye ya da hakem heyetine gitmeyi düşünmüyorum.
Bu yazıyı yazmaktaki amacım da bir hukuki süreç başlatmak değil.
Tek amacım; haksız kazancı normal gören, müşteriyi mağdur eden Bursa Setbaşı'ndaki Turkcell bayisini ve bu süreçte bayisinin savunmasını esas alan Turkcell'in yaklaşımını eşe dosta duyurmak ve insanları benzer durumlara karşı uyarmaktır.
Hepsi bu.
Arif Kılıç
Kanada’dan Türkiye’ye gelen vatandaşın, internet paketi isyanı:
“Bir şikayetim var, Türkiye’ye geleli 3 hafta oldu ve harcadığım internet tam 45 gb…
İnanılmaz bir rakam… Ben Kanada’da bundan daha fazlasını kullanıyorum ve aylık sadece 7 gb harcıyorum.
Cidden insan silkelendiğini düşünüyorum.”
(Kaynak: Simla Yerlikaya)