Sayın Bakanım, Benim Çok Güzel Bir Fikrim Var!
1. Sağlıkta Yönetim Reformu Yapın!
Sağlık kurumları torpille, siyasi ilişkilerle değil; liyakat, ehliyet ve adaletle yönetilsin!
2. Hekim Bakanlığı Değil, Sağlık Bakanlığı İstiyoruz!
Hemşireler, ebeler, teknikerler ve tüm sağlık profesyonelleri karar alma mekanizmalarında temsil edilsin!
3. Personel Eksikliğini Giderin!
Bilimsel standartlara uygun istihdam sağlayın. Hemşire-hasta oranlarını yasal güvenceye alın!
4. Görev, Yetki ve Sorumlulukları Düzenleyin!
Kimse kimsenin sorumluluğunda olan görevleri yapmak zorunda bırakılmasın. Tüm sağlık mesleklerinin yetkileri güncellensin!
5. Adil Ücret Sistemi Getirin!
Emekliliğe yansıyan tek kalem maaş ve normal saatlik ücretin en az iki katı nöbet ücreti sağlayın!
6. Sağlıkta Şiddeti ve Mobbingi Önleyin!
Çalışanların can güvenliğini sağlayın, keyfî görevlendirmelere ve yönetici baskılarına son verin!
7. Sağlık Çalışanlarının Özlük Haklarını İyileştirin!
Yıllık izin, doğum izni, kreş, dinlenme alanları ve çalışma saatlerine ilişkin sorunları çözün!
8. Sağlıkta Mesleki Özerkliği Güçlendirin!
Uzmanlaşmayı, lisansüstü eğitimi ve mesleki kariyeri destekleyin. Sağlık profesyonellerinin bilgi ve yetkinliklerine değer verin!
9. Plansız Eğitim ve İstihdama Son Verin!
Sağlık bölümlerinin kontenjanlarını gerçek personel ihtiyacına göre belirleyin!
10. Sağlıkta Performans Değil, Nitelikli Hizmeti Önceleyin!
Hasta güvenliğini, bakım kalitesini ve çalışan sağlığını esas alın!
Sayın Bakanım!
Bizim bunlardan çok daha fazla sorunumuz ve çözüm önerimiz var!
HEP-SEN olarak toplu sözleşme sürecinde 108 maddelik talep ve çözüm önerilerimizi ortaya koyduk (Bknz: https://t.co/t002trl23n )
Aslında beklentimiz çok basit: Bakanlık en azından bir çözüm takvimi açıklasa, “Şu sorunları şu tarihe kadar çözeceğiz!” dese, sağlık çalışanları da somut bir irade görse!
Ama maalesef yıllardır sorunlar birikiyor, çözüm takvimi açıklanmıyor, sağlık çalışanları aynı sorunları tekrar tekrar dile getirmek zorunda kalıyor.
Sayın Bakanım, sağlık çalışanlarının yeni fikir kampanyalarından önce somut çözümlere, adil yönetime ve verilen sözlerin tutulmasına ihtiyacı var!
@saglikbakanligi@drmemisoglu@sagliklicozum
#SKANDAL | HEP-SEN Genel Başkanı Şimşek Tatvan’dan Seslendi: "Bakkal Bile Böyle Yönetilmez!"
🚨 Bitlis’te saha ziyaretlerini sürdüren HEP-SEN Genel Başkanı Yunus Şimşek, Tatvan İlçe Devlet Hastanesi önünde yaptığı açıklamada idarenin keyfi uygulamalarına, liyakatsizliğe ve çalışanlar üzerindeki baskıya sert tepki gösterdi.
📌 Hastanede mevzuatta yer almayan gündüz süpervizörlüğü ve yeni koordinatörlükler uydurulduğunu belirten Şimşek; yoğun servislerde tek başına çalışan hemşirelerin hastaların bakım ve tedavilerini yetiştiremediğini, buna karşın iki süpervizörün denetime gönderilerek sağlık emekçilerine eziyet edildiğini vurguladı.
📌 İdarenin personeli "Bugün hasta yok evine git, yarın gel" diyerek keyfi çalıştırdığını, dilekçe hakkının engellenmeye çalışıldığını ve kuralların çiğnendiğini ifade eden Şimşek, "Burası hukuk devleti, kimse 'kanun da benim anayasa da' diyemez. Biz kimsenin kölesi değiliz, devletin memuruyuz" dedi.
📌 Sağlık Bakanı’na acil müfettiş görevlendirilmesi çağrısında bulunan Şimşek; idari ve mali süreçlerin, insan kaynakları planlamasının baştan sona denetlenmesini istedi ve hukuksuz uygulamaların sürmesi halinde hukuki ve eylemsel hakların kullanılacağını bildirdi.
🔗 Detaylar: https://t.co/Acnd3pADrL
#Bitlis #TatvanDevletHastanesi #HEPSEN #YunusŞimşek #Mobbing #SağlıktaLiyakat #SağlıkÇalışanları #SağlıkEmekçileri #saglikhaberinet @hepsen_2020@ynsmsek
"Meydan boş değil, HEP-SEN var!"
Genel Başkanımız, Bitlis Tatvan İlçe Devlet Hastanesi’ndeki liyakatsiz ve keyfi yönetim anlayışına karşı hastane önünden yetkililere son sözü söyledi:
"Sahada tespit ettiğimiz hukuksuzluklara karşı, hukukun üstünlüğünden zerre taviz vermeyeceğiz! Sürecin ve yasal hakların sonuna kadar takipçisiyiz. Herkes bilsin ki; HEP-SEN olarak 14 avukatımız ve tüm unsurlarımızla bu olayı adım adım takip edeceğiz!" Sağlık emekçileri sahipsiz değildir. Keyfiyete asla geçit vermeyeceğiz!
@ynsmsek@Serdarcetinbs@bitlistatvandh@bitlisdh@Bitlisism@saglikbakanligi@drmemisoglu
2026 KPSS ORTAÖĞRETİM SINAVINA GİRECEK TÜM ADAYLARA BAŞARILAR DİLİYORUZ!
Hayallerine ulaşmak, emeklerinin karşılığını almak ve kamu hizmetinde görev üstlenmek için büyük bir özveriyle hazırlanan tüm adaylarımıza KPSS Ortaöğretim Sınavı'nda başarılar diliyoruz.
Her emeğin karşılık bulduğu, liyakatin esas alındığı ve tüm adayların geleceğe umutla baktığı bir Türkiye temennisiyle…
HEP-SEN
#kpss #KPSS2026 #kpssönlisans #KPSSOrtaöğretim
“The Elephant in the Room”
“Odadaki Fil”
“Çünkü yüzleşmek, harekete geçmek cesaret ister.”
Bir odaya girdiğinizi düşünün. Etrafınıza baktığınızda, odanın tam ortasında devasa bir fil görüyorsunuz. Şaşırıyor, “Olur mu canım böyle şey?” diyorsunuz. Ancak odadaki insanların oturmaya, konuşmaya ve çalışmaya devam ettiğini fark ediyorsunuz. Kimi kahvesini alıp filin çevresinden dolaşıyor, kimi hortumuna çarpmamak için eğiliyor. Birisi filin ayağına takılıp düşüyor; diğerleri ise hiçbir şey olmamış gibi davranıyor.
Zamanla siz de susmayı öğreniyorsunuz. “Herkesin bir bildiği vardır,” diyerek filin varlığını görmezden gelmeye başlıyorsunuz. Bir gün odaya yeni biri giriyor ve sizin ilk günkü şaşkınlığınızı yaşıyor. Siz ise herkes gibi işinize dönüyorsunuz.
İşte odadaki fil budur: Herkesin varlığını bildiği, etkilerini hissettiği, ancak çeşitli korkular, çıkar ilişkileri ve güç dengeleri nedeniyle hakkında konuşulmayan gerçek. Fil oradadır; görünmez olan, onun dile getirilmesidir.
Çalışma yaşamında bu filin adı bazen psikolojik taciz (mobbing), adaletsizlik, liyakatsizlik ve örgütsel sessizliktir. Sözü kesilenlerin, emeği değersizleştirilenlerin, sistematik biçimde dışlananların, aşağılananların ve mesleki onuru zedelenenlerin yaşadıkları, çoğu zaman sessizliğin gölgesinde kalır. Daha acısı, bu haksızlıklara tanıklık edenlerin susması ve kurumların sorumluluk almaktan kaçınmasıdır.
Bu sessizliğin sendikal yaşamda da karşılığı vardır: Sarı sendikacılık. Sendikaların temel görevi, çalışanların haklarını savunmak ve adaletsizliklere karşı örgütlü bir mücadele yürütmektir. Ancak hak arama mücadelesinin yerini kişisel ayrıcalıklar ve sembolik kazanımlar aldığında, sendikacılığın özü zarar görür.
Üyelerine kanepe, termos, çay seti veya kahve takımı gibi hediyeler sunarak memnuniyet yaratmak; çalışanların ücret, çalışma koşulları, mobbing ve liyakat gibi temel sorunlarını geri plana itiyorsa, ortada sorgulanması gereken bir anlayış vardır. Temsilcilere sağlanan ücretler ve maddi imkânlar da şeffaflık, bağımsızlık ve çalışanların ortak çıkarları açısından değerlendirilmelidir. Elbette bu uygulamaların her biri tek başına sendikal yozlaşmanın kanıtı değildir. Asıl mesele, bu imkânların hak mücadelesinin önüne geçip geçmediğidir.
Çünkü mesele bir termos, bir kanepe ya da bir kahve takımı değildir. Mesele, hediyelerin hakların; kişisel ayrıcalıkların ortak mücadelenin; sadakatin ise eleştirel düşüncenin önüne geçirilmesidir. Çalışanları gerçek sorunlarıyla yüzleştirmek yerine geçici memnuniyetlerle mevcut düzene alıştırmak, odadaki fili görünmez kılmaya çalışmaktan başka bir şey değildir.
Psikolojik taciz, yalnızca bireyler arasındaki bir çatışma değil; insan onurunu, mesleki saygınlığı ve kurumların işleyişini zedeleyen ciddi bir sorundur. Bu nedenle ne mağdurun yalnız bırakılması ne de sendikaların sessizliği kabul edilebilir. Gerçek sendikacılık, çalışanları sorunlardan uzaklaştırmak değil, sorunları görünür kılmak ve çözüm için mücadele etmektir.
Bugün gelin; sözleri kesilenlerin, işleri sürekli eleştirilenlerin, aşağılananların, sürgünlerle ve sistematik baskılarla mücadele eden meslektaşlarımızın sesi olalım. Mobbinge, adaletsizliğe, liyakatsizliğe ve emeğin değersizleştirilmesine karşı susmayalım.
Çünkü filin varlığını kabul etmek yetmez; onunla yüzleşmek, harekete geçmek ve değişim için sorumluluk almak gerekir.
Odadaki fil hâlâ orada.
Ya biz ya fil!
@hepsen_2020@kaskkonf
#GÜNDEM | Bitlis Tatvan Devlet Hastanesi’nde Nöbet İsyanı: "Hemşire Tek Başına, Süpervizör İki Kişi!"
🚨 HEP-SEN Bitlis İl Temsilcisi Serdar Çetinbaş, Bitlis Tatvan Devlet Hastanesi’nde nöbet listelerinde çifte standart uygulandığını belirterek hastane yönetimine tepki gösterdi.
📌 Çetinbaş yaptığı açıklamada; hastanede birimleri gezen sarı sendika temsilcisi süpervizörlerin 2 kişi nöbet tuttuğunu, buna karşın hastaların tüm tedavi ve bakımını üstlenen servis hemşirelerinin tek başına (1 kişi) nöbet tutmak zorunda bırakıldığını vurguladı.
📌 İdareye seslenen Çetinbaş, hasta güvenliğinin ve hemşirelerin ağır çalışma koşullarının hiçe sayıldığını belirterek, "Hemşireler canını dişine takarak görev yaparken bu adaletsizliğe göz yummak vicdanınıza sığıyor mu? Vicdanınız rahat mı?" ifadeleriyle yetkilileri göreve çağırdı.
🔗 Detaylar: https://t.co/3c0eWQtrZb
#Bitlis #TatvanDevletHastanesi #HEPSEN #Hemşire #NöbetAdaletsizliği #Süpervizör #SağlıktaAyrımcılık #SağlıkÇalışanları #SağlıkEmekçileri #saglikhaberinet @Serdarcetinbs@hepsen_2020
Adana Şehir Hastanesi’nde üyelerimizi ziyaret ettik.
Açık ve net bir şekilde, bizzat ifade ediyorum:
Bir üyemize yapılan haksızlık, 50 bin üyemize yapılmış sayılır.
Herkes haddini ve sorumluluğunu bilecek. Sabır ve anlayışımızın da bir sınırı var.
Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir, gereken tüm adımlar atılacak.
@mzayberk@hepsen_adana@hepsen_2020@kaskkonf
Saha gezisi notları;
⛔️Hepiniz aynısınız,her gelen sendika aynı şeyi söylüyor,farkınız yok, siz ne yapabilirsiniz ki?
Gibi soruları yıllardır yetkiyi verdiği sendikaya sormaya bile CESARET edemeyen meslektaşım HEP-SEN diğerleri gibi aynı değildir. 2026 Eylül ayı başından itibaren 22 Ekime kadar geçen sürede sendikamızın 41 dava kazandığını beyan etmek istiyorum. 41 kere MAAŞALLAH.
BİZ GEREĞİNİ YAPIYORUZ. SIRA SİZLERDE SİZDE GEREĞİNİ YAPIN.
@hepsen_2020@ynsmsek@omerdogny@erdem_omer@neslihan_komser@ozandenizkacar@yasinaldemiir@hepsen_hukuk@uguldal
Bitlis Tatvan Devlet Hastanesi’nde çifte standart!
Çay kahve içmek için birim birim gezen sarı sendika temsilcisi süpervizörler 2 (iki) kişi nöbet tutarken, hastaların tüm tedavi ve bakımını planlayan ve uygulayan hemşireler 1 (bir) kişiyle nöbet tutuyor.
Peki, ey yöneticiler! Hastaların güvenliğini ve hemşirelerin çalışma koşullarını bu kadar mı önemsiyorsunuz? Hemşireler canını dişine takarak görev yaparken bu adaletsizliğe göz yummak vicdanınıza sığıyor mu?
Şimdi herkesin huzurunda soruyoruz: Vicdanınız rahat mı?
@Bitlisism@bitlistatvandh@ynsmsek@yasinaldemiir@hepsen_2020
Yoğun Bakımlardaki Hukuksuzluğa 5. Kez "DUR" Dedik!
Denizli 2. İdare Mahkemesi'nde, Pamukkale Üniversitesi Rektörlüğü'ne karşı açtığımız davada haklı mücadelemiz bir kez daha zaferle sonuçlandı. Bu mahkeme kararıyla birlikte, yoğun bakımlarda standart dışı ve eksik personel çalıştırılmasına karşı 5. hukuk zaferimizi elde etmiş olduk.
Mahkeme heyetinin kararında da açıkça vurgulandığı üzere; Sağlık Bakanlığı tebliğine aykırı olarak asgari standardın altında personel çalıştırılması, hem sağlık hizmetinin aksamasına hem de yoğun bakımlarda görev yapan sağlık personelinin verimliliğinin düşmesine neden olmaktadır. Kararda, personelin eksik kadroyla çalıştırılmasının kamu yararına ve hizmetin gereğine aykırılık teşkil ettiği tescillenerek idarenin işlemi iptal edilmiştir.
Sağlık profesyonellerimizin emeğini sömüren, çalışma barışını bozan hiçbir uygulamaya geçit vermeyeceğiz. Her bir meslektaşımız için adil çalışma şartları sağlanana kadar HEP-SEN olarak her alanda mücadelemiz sürecek!
@ynsmsek@kivancorc@hepsen_hukuk@Hepsen_Denizli
ADALET SEN, KONFEDERASYONUMUZ KASK’A RESMEN KATILDI!
Adalet-Sen, 18 Ekim Pazar günü Ankara’da gerçekleştirdiği VII. Olağanüstü Genel Kurulu’nda, Genel Başkan Sn. Niyaz Dülger ve güçlü teşkilatının kararıyla Konfederasyonumuz KASK’a resmen katıldı.
Genel kurulda alınan bu kararla Adalet-Sen, kamu çalışanlarının hak mücadelesinde Konfederasyonumuz KASK ile omuz omuza yürüme iradesini ortaya koydu. KASK ve HEP-SEN Genel Başkanımız Sn. Yunus Şimşek ile KASK Yönetim Kurulu üyelerimizin de katıldığı genel kurulda, ortak mücadele ve dayanışma mesajları öne çıktı.
“Memlekete Adalet Lazım” anlayışıyla yeni döneme adım atan Adalet-Sen ailesine ve Genel Başkan Sn. Niyaz Dülger’e Konfederasyonumuz KASK çatısı altında hoş geldiniz diyor; bu birlikteliğin tüm kamu çalışanları için hayırlı olmasını diliyoruz. Hak, emek ve adalet mücadelemizin dayanışma içinde güçlenerek devam edeceğine inanıyoruz.
@ynsmsek@niyaz_dulger@adaletsendikasi
Sağlık Bakanlığı’nın uzun zamandır bir “Hekim Bakanlığı” anlayışıyla yönetildiğini dile getiriyoruz. Görünen o ki bu anlayış, kullanılan söylemlerle de kendisini açıkça ortaya koymaktadır.
Madem yaklaşımınız bu yönde, o hâlde sizin ifadelerinizden hareketle soralım: “Hekim dışı personel” olarak tanımladığınız yüz binlerce sağlık profesyoneli için ayrı bir BAKANLIK mı kurulmalıdır?
Sağlık politikalarının mesleki lobicilik faaliyetleri, popülist yaklaşımlar ve belirli meslek gruplarını önceleyen anlayışlarla şekillendirilmesi kabul edilemez.
Özellikle Cumhurbaşkanlığı danışmanları düzeyinde “hekim dışı personel” ve “yardımcı sağlık personeli” gibi çağ dışı, ayrıştırıcı ve sağlık mesleklerinin profesyonel kimliğini yok sayan ifadelerin kullanılması son derece düşündürücüdür. Bu sürecin gelecek seçim aşamalarında olumsuz etkisini de ayrıca düşünmeniz gerekmektedir.
Her sağlık mesleğinin bir adı, mesleki kimliği, bilimsel birikimi, yetki ve sorumlulukları vardır. Hemşireler, ebeler, fizyoterapistler, diyetisyenler, ergosterpistler, paramedikler, teknikerler ve tüm sağlık profesyonelleri, başka bir mesleğin üzerinden tanımlanacak yardımcı unsurlar değildir.
Sağlık hizmeti, tek bir meslek grubunun değil, farklı disiplinlerin bilgi, emek ve sorumluluklarıyla yürütülen bir ekip hizmetidir.
Unutulmamalıdır ki sağlık çalışanlarının mesleki kimliğini ve emeğini görmezden gelen bu yaklaşım, yalnızca çalışma hayatında değil, demokratik süreçlerde ve seçim dönemlerinde de sağlık profesyonelleri tarafından değerlendirilecektir.
Yetkililere çağrımız açıktır:
Meslekleri ayrıştıran, sağlık profesyonellerini ikinci planda gören ve çağın gerisinde kalmış bu söylemlerden bir an önce vazgeçin.
Sağlık sisteminin ihtiyacı meslekler arasında hiyerarşi oluşturmak değil; bütün sağlık profesyonellerinin emeğine, mesleki özerkliğine ve bilimsel yetkinliğine saygı duyan, adil ve kapsayıcı bir yönetim anlayışıdır.
Hiçbir sağlık profesyoneli bir başka mesleğin “dışında” ya da “yardımcısı” olarak tanımlanamaz!
@iletisim@tcbestepe@drtopaloglu@saglikbakanligi@sagliklicozum@drmemisoglu
Sayın Bakan,
“Hekim dışı” ifadesi, sağlık profesyonellerini tanımlamak açısından uygun bir kullanım değildir. 38 bin sağlık profesyonelinin sağlık hizmetlerimize katılacak olması elbette memnuniyet vericidir. Ancak Avrupa Birliği ülkeleri ortalamasına ulaşabilmemiz için çok daha fazla sayıda sağlık profesyoneline ihtiyacımız bulunmaktadır. Bu doğrultuda, sağlık sistemimizin insan kaynağı ihtiyacının karşılanması için ilave desteklerin sağlanmasını talep ediyoruz.
Özel sektör rezaleti içerisinde ekmek kavgasına düşen 4 günlük bir hemşireyi daha oryante etmeden, fazla hasta sayısıyla çalıştıran, ezdiren sömürü düzeni ve patronlar bu meselenin asıl failleridir.
Denetim sorumluluğu olanların, patronların, yönetenlerin kenara çekildiği ama Mustafa hemşirenin hayatının karartıldığı bu karar gözden geçirilmeli, deliller yeniden değerlendirilmeli, adil bir yargılama yapılmalıdır.
@hepsen_2020@kaskkonf
#MustafaHemşireİçinAdalet
ADALET, EKSİKSİZ BİR YARGILAMA GEREKTİRİR!
Gaziantep’te özel bir hastanede yaşanan ve henüz dört günlük hemşirelik deneyimi olan Mustafa Hemşire’nin üzerine yıkılan acı olay, vicdanları derinden yaralamıştır.
Yetkililere Sesleniyoruz:
25 yıl hapis cezasına çarptırılan Mustafa Hemşire’nin dosyasındaki çelişkiler, tüm deliller ve uzman görüşleri yeniden, titizlikle değerlendirilsin. Hiçbir şüphe ve soru işareti göz ardı edilmeden adil bir yargılama süreci işletilsin.
Adalet, ancak tüm gerçekler eksiksiz ortaya çıkarıldığında tecelli eder!
@hepsen_2020@saglikbakanligi
#MustafaHemşireİçinAdalet