Allah diledi mi, sebepleri başka sebeplerle değiştirir. Allah diledi mi, bir kapıyı kapatıp başka kapıyı açar.Sen sanki her şeye sahipmişsin gibi rıza göster. Allah'ın hakkımızda yazdığı, bizim istediğimizden daha hoştur...🌹
Muhasebeci, kamu görevlisi olmadığı için ve muhasebecinin düzenlediği belgeler de resmi belge olmadığı için TCK md. 204/2 gereği açılan kamu davasında beraat kararı verilmesi gerekir.
Yargıtay 15. CD
E: 2017/26943 K:2020/10748
#yargıtaykararları#cezahukuku#emsalkarar
Avukat Ahmet, sabah erkenden tutuklu müvekkiliyle görüşmek üzere ceza infaz kurumuna gitti. Her zamanki gibi güvenlik noktasına geldi, ceketini ve çantasını X-ray cihazının bandına bıraktı.
Cihaz alarm verdi.
Görevli memur ceketin cebini kontrol etti. İçinden Ahmet'in kendi kullandığı cep telefonu, SIM kartı ve bataryası çıktı.
Ahmet bir an duraksadı.
"Sabah aceleyle çıktım. Telefonu cebimde unuttuğumu fark etmedim." dedi.
Telefon herhangi bir şekilde gizlenmemişti. Çift tabanlı çantaya saklanmamış, paketlenmemiş, bantlanmamış ya da cezaevine sokulmasını kolaylaştıracak özel bir yöntem kullanılmamıştı. Telefon, günlük hayatta kullandığı şekilde ceketin cebindeydi ve daha cezaevinin ilk güvenlik noktasındaki X-ray cihazında tespit edilmişti.
Buna rağmen hakkında "infaz kurumuna yasak eşya sokma" suçundan işlem başlatıldı.
Yargılama sırasında mahkeme önemli bir soruya odaklandı:
Ahmet gerçekten telefonu cezaevine sokmak mı istemişti, yoksa yoğunluk ve dalgınlık nedeniyle mi unutmuştu?
Çünkü ceza hukukunda yalnızca fiil değil, failin kastı da ispat edilmelidir.
Mahkeme; Ahmet'in telefonu gizlememesini, herkesin görebileceği şekilde üzerinde taşımasını, telefonun ilk X-ray noktasında yakalanmasını ve olayın unutkanlıkla açıklanabilecek nitelikte olmasını birlikte değerlendirdi. Dosyada cezaevine yasak eşya sokma kastını gösteren herhangi bir somut delil bulunmadığı sonucuna ulaştı.
Ayrıca telefonun daha ilk kontrol noktasında ele geçirilmiş olması nedeniyle, varsayım olarak kast bulunsa bile eylemin tamamlanmış suç olarak kabul edilemeyeceği, ilk arama noktasında yakalanan olaylarda hukuken ancak teşebbüs hükümlerinin tartışılabileceği değerlendirildi.
Sonuçta Ahmet hakkında Beraat karar verildi.
Çünkü ceza hukukunda, unutkanlık ile suç işleme kastı aynı şey değildir. Ayrıca yasak eşyanın daha ilk X-ray noktasında ele geçirilmesi, eylemin tamamlanmış suç olarak değerlendirilmesine de engeldir.
- Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 2016/1796 E., 2016/2977 K., 04.05.2016
- Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 2016/3663 E., 2016/7733 K., 29.12.2016
- Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 2017/9463 E., 2017/6400 K., 01.06.2017
- Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 2024/4936 E., 2025/6041 K., 08.07.2025
🔥❗ ÇOK ÖNEMLİ ❗🔥
BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİ KARARLARI ARASINDAKİ UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ KARARI
Kentsel dönüşüm kapsamında riskli yapı statüsündeki taşınmazda konut niteliğinde bağımsız bölümü bulunan malik, yüklenici ile yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde tüketici konumunda kabul edilmelidir, bu nedenle bu uyuşmazlıklarda Tüketici Mahkemeleri yetkilidir.
I. BAŞVURU
Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesince, 6306 sayılı Kanun gereği riskli yapı kararı verilen taşınmazın kentsel dönüşüm suretiyle yeniden yapılması hususunda yüklenici ile yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde ana taşınmazda bağımsız bölümü bulunan malikin tüketici konumunda olup olmadığı ve buna bağlı olarak uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin belirlenmesi konusunda farklı bölge adliye mahkemeleri hukuk daireleri arasında uyuşmazlık bulunduğu belirtilerek uyuşmazlığın giderilmesi talep edilmiştir.
IV. DEĞERLENDİRME
Uyuşmazlık; 6306 sayılı Kanun gereği riskli yapı statüsündeki ana taşınmazda bağımsız bölümü bulunan malikin, yüklenici ile yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklarda 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri eser sözleşmesi niteliğindedir ve 6502 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilebilir.
Ancak şu ayrım yapılmalıdır:
1. Birden Fazla Bağımsız Bölüm veya Ticari Amaç
Arsası karşılığında birden fazla konut veya işyeri elde eden arsa sahibinin amacı, taşınmazını değerlendirmek ve ekonomik kazanç sağlamaktır. Bu durumda ticari saik ön plandadır. Bu kişiler tüketici sayılamaz ve uyuşmazlık Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmelidir.
2. Riskli Yapıdaki Konut Malikinin Durumu
Riskli yapı statüsündeki binada konut amaçlı bağımsız bölümü bulunan kat maliki, yeni yapılacak binada yaklaşık olarak mevcut konutuna denk bir bağımsız bölüm elde etmektedir.
6306 sayılı Kanun gereği riskli yapı statüsündeki ana taşınmazda konut niteliğinde bağımsız bölümü bulunan malikin, yüklenici ile yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uyarınca tüketici konumunda olduğuna,
Bu nedenle uyuşmazlığın çözümünde Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğuna,
YARGITAY 6. HD 2026/23 E. 2026/496 K 12.02.2026
EHLİYETİN GEÇİCİ OLARAK GERİ ALINMASI İKAME ARAÇ BEDELİ ALMAYA ENGEL DEĞİL
Yrg. 4. HD, T. 22.10.2025, E. 2025/8637, K. 1493
Zarar gören araç sahibi trafik kazasının meydana gelmesinde kusurlu değilse, kaza sırasında ehliyeti geçici olarak ehliyeti geri alınmış olsa bile ikame araç bedeli talep edebilir.
KARARIN ÖZETİ
“Dava konusu kazada davacıya ait olan araçta hasar meydana gelmiş olup mahkemece davacının kaza tarihinde sürücü belgesine el konulduğu ve geçerli bir sürücü belgesi olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak davacı aracın maliki olup kaza sırasında araç sürücüsü konumunda değildir. Kaza sırasında davacıya ait olan araç, dava dışı Emine Kaymakçı tarafından sevk ve idare edilmekte olup mahkemece alınan bilirkişi raporuna göre de davacının aracının sürücü olan Emine Kaymakçı’nın kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusuru bulunmamaktadır. Bu haliyle kaza sırasında aracı kullanan kişinin araç maliki olan davacı olmaması nedeniyle davacının sürücü belgesinin geçici olarak geri alınması, uğranılan maddi zararın tazmininin talep edilmesine engel değildir.
Şu durumda; İlk Derece Mahkemesince davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının mevcut olduğu ve kaza sırasında araç sürücüsü konumunda olmayıp araç maliki olan davacının sürücü belgesinin geçici süreyle geri alınmış olmasının araçta meydana gelen zararın tazminini talep etmeye engel olmadığı gözetilerek ve zarar miktarı hesaplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenle kararın sonucuna etkili olmamak üzere kanun yararına bozulması gerekmiştir.”
KARARIN TAM METNİ için bkz
https://t.co/WrDs3CeYUg
📌 Boşanınca düğün takıları kimin olur, geri almak için kim ispat edecek?
Yargıtay HGK — E. 2017/1055, K. 2020/367
Vaka: Kadın, düğünde takılan altınların evlilik sürerken koca tarafından "sonra iade ederim" denilerek alındığını ileri sürdü. Koca altınlara dokunmadığını savundu. Yerel mahkeme "kadın ispatlayamadı" diyerek reddetti; Özel Daire bozdu, mahkeme direndi.
Gerekçe: Ziynet kadına bağışlanmış kişisel malıdır. İade için kocaya verildiğini ispat yükü kadında olsa da, kadın bunu tanık dâhil her delille kanıtlayabilir; tanıklar doğruladığına göre esasa girilmelidir.
Hüküm: Direnme kararının BOZULMASINA, oy birliğiyle karar verildi (kadın lehine).
"Düğünde takılan ziynet kadının kişisel malıdır; iade edilmek üzere kocaya verildiğini ispat yükü kadında olsa da kadın bunu tanık dâhil her türlü delille kanıtlayabilir."
→ https://t.co/qFziSlzUct
#AileHukuku #Ziynet
Dilekçeyi kayda almamak suçtur.
Belediye Başkanı sanık H.. Z..'in talimatıyla maiyetinde memur olan sanık S.. Ö..'ün, katılanlar(şikayetçi) adına avukatları tarafından verilen dilekçeyi kabul edip kayda almaması
TCK'nın 121/1. maddesinde ''kişinin belli bir hakkı kullanmak için yetkili kamu makamlarına verdiği dilekçenin hukukî bir neden olmaksızın kabul edilmemesi'' suçunu oluşturur.
5. Ceza Dairesi 2013/7283 E. , 2015/11885 K.
#dilekçe #kamu #hak #belediye #başkan #memur
‼️ Soru: Kullanılmayan yıllık ücretli izinlerin fesih sonrası ödenmesi aşamasında kullanılmayan yıllık izin süresinin hesabında hafta tatili ve genel tatil günleri ayrıca dışlanmalı mıdır ❓
📌 Cevap:
1-Davacının iş akdi sona erdiğinde kullandırılmayan izin süresinin 151 gün olup, 151 gün karşılığı izin alacağının davadan önce ödendiği taraflar arasında tartışmasızdır.
2-Yıllık ücretli izin kullanımı sırasında hafta tatili ve genel tatil günlerinin dikkate alınmayacağı doğrudur. Hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil günleri fiili izin kullanımı sırasında izinden sayılmaz ancak iş akdinin feshi sonrasında yıllık ücretli izin karşılığının taraflara ödenmesinde kullanılmayan sürenin hesabında hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil süresinin dışlanması gibi bir durum söz konusu olamaz.
3-Bu nedenle mahkemece ödenmeyen yıllık ücretli izin karşılığı bulunmadığından davanın reddi yerine gerekçesi dahi açıklanmadan davanın kabulü hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Künye:
✒️ Yargıtay 9. HD, Esas Numarası: 2015/29974, Karar Numarası: 2019/1293
Karar Tarihi: 16.01.2019
KAZANÇ KAYBI VE İKAME ARAÇ TAZMİNATINA İLİŞKİN TAKDİRE ŞAYAN GÜNCEL BİR YARGITAY VE İSTİNAF KARARI
Yrg. 11. HD., T. 11.3.2026, E. 2025/4441 K. 2026/1451
BİLİRKİŞİ MAKUL TAMİR SÜRESİNİ 60 GÜN OLARAK TESPİT ETTİ. MAHKEME TAMİRDE GEÇEN SÜRENİN TAMAMI İÇİN (120 GÜN) araç mahrumiyet ve kazanç kaybı tazminatı ödenmesine karar verdi. İSTİNAF VE YAGITAY KARARI ONAYLADI
“Davacının makul onarım süresi dışında kalan süre için araçtan mahrum kalması nedeniyle zararının tazminini davalıdan talep edebileceği, makul süre dışında aracın onarımda kaldığı sürenin ise 165 gün olup, davacının ıslah dilekçesi ile talebini 120 gün olarak istediği, 360,000,00 TL ticari gelir kaybının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan istenebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 11.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.”
DİĞER BİR KARAR DA İSTİNAF KARARI
İSTANBUL BAM 3. Hukuk Dairesi, T. 03.07.2025, E. 2024/3666, K. 2025/1792
“Hal böyleyken, davalının davacıya ait aracın tamirinde kullanılacak yedek parçaların ...'den sipariş edilerek tedariklerinin sağlandığını, parçaların siparişinin verildiğini, geldikten sonra aracın üç gün içinde onarılarak teslim edildiğini ileri sürdüğüne göre, arızanın onarılması için gerekli parça teminin bu kadar süre alıp alamayacağı, yurt dışından gelecek parçanın normal temin süreci, davalının siparişi hangi tarihte verdiği ve parçaların geliş tarihi de dikkate alınarak üçlü bilirkişi heyetinden, yurt dışından gelecek parça da gözetilerek makul tamir süresi konusunda rapor alınarak araç hasarının onarımı için gerekli makul tamir süresi ve serbest piyasa koşullarına göre ikame araç için ödenmesi gereken günlük kira bedelinin tespitiyle hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, HMK 353/1-a-6 md gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtilen şekilde yargılama yapılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın, HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla, yukarıda izah edilen şekilde, yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine, Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf edene isteği halinde iadesine, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.
KİŞİSEL DEĞERLENDİRMELERİMİZ
Bilindiği üzere ikame araç ve kazanç kaybı konusunda bazı Yargıtay Daireleri sadece makul süre için ödemeye hükmediyor. Yedek parça temini ve benzeri sebeplerle araç makul süreden daha fazla tamirde kalsa bile bilirkişi tarafından tespit edilen makul süreyi aşan süreler için tazminat talebi red ediliyor.
Kanaatimizce tazminat hukuku, özellikle gerçek zarar ilkesine göre zarar veren makul süreyi aşan tamir süresi için de ikame araç bedeli ve kazanç kaybı tazminatı ödemek zorundadır. Bu nedenle kararları yerinde olup diğer Daire ve Mahkemelere de emsal teşkil edecek niteliktedir.
NOTERE GİTMEDEN ELEKTRONİK ORTAMDA İHTAR NASIL ÇEKİLİR?
Meslektaşlarım merhaba, benim uzun zamandır kullandığım Türkiye Noterler Birliği e-ihtar sisteminin pek çok meslektaşça bilinmediğini görüyorum. İhtar çekmek için notere gitmek artık geçmişte kaldı diyebiliriz. Anlatıyorum:
“İşin yoğun olduğu dönemde zaman zaman 1-2 saat mesai yapardık” şeklindeki tanık beyanı hesaplamaya elverişli olmadığından fazla mesainin ispatı için yeterli değildir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
2025/9995 E. 2026/1437 K. 18.2.2026
✅ Davayı açtın, bir alacak kalemini unuttun. Yıllar sonra ıslah dilekçesiyle bunu davaya eklemek istedin. Yargıtay’ın en yetkili kurulu bugün o kapıyı kapattı: dava dilekçesinde hiç yer almayan talep, kısmen ıslahla davaya dahil edilemez. Islah, yapılmış bir hatayı düzeltir, hiç açılmamış davayı açmaz.
📌YİBBGK, E. 2021/8 - K. 2026/1, 08.05.2026
❗️Bu kararla her ıslah kapısı kapanmadı. Kısmen ıslah ile dava dilekçesinde hiç yer almayan talep artık davaya sokulamaz. Ama tam ıslahta davacı davasını baştan değiştirir, yeni bir dava dilekçesi verir, yargılama en başa döner. Bu yolla dava konusu edilmemiş talepleri getirmek hâlâ mümkün! Kapanan kapı kısmen ıslahın kapısıdır.
🔖Bu karar kanun hükmündedir; tüm mahkemeler uymak zorunda. 30 Haziran 2026'da Resmî Gazete’de yayımlandı, artık yürürlükte.
Fazla çalışmadan farklı olarak hafta tatili serbest zaman olarak kullandırılamaz.
... hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil günleri dinlenme hakkı kapsamında kaldığından, tatilde yapılan çalışma karşılığı serbest zaman kullandırılması 4857 sayılı Kanun'a aykırılık teşkil eder. Serbest zaman ancak fazla çalışma karşılığı verilebilir. Tatilde yapılan çalışma karşılığında izin verilmişse bu ancak mazeret izni olarak kabul edilebilir. (Y9.HD, 11/06/2024 T., 2024/7305 E., 2024/9598 K.)
Yıllık izin hakkı çalışırken ücrete dönüşmez. Bu nedenle ibranamedeki yıllık ücretli izin alacağının ödendiği yönündeki beyana değer verilemez.
Yargıtay 9.HD, 02/11/2015 T., 2014/17516 E., 2015/30645 K.
"Davacı 2003, 2004, 2005, 2006 ve 2007 yıllarına ilişkin izinlerini kullanamadığını beyan ederek ücretlerini talep etmiş olup, davalı davacının bu alacak yönünden ibraname verdiğini savunmuştur. Mahkemece ibranameye değer verilerek yıllık izin ücreti talebi reddedilmiştir. Davalı tarafından sunulan ibranamede alacak kalemleri tek tek gösterilmiş olup, kıdem tazminatı yönünden miktar yazılmasına rağmen yıllık ücretli izin miktarı yer almamıştır. Yıllık izin hakkının çalışırken ücrete dönüşmez. Bu nedenle ibranamedeki yıllık ücretli izin alacağının ödendiği yönündeki beyana değer verilemez. İbranamede de yıllık izinlerin kullanıldığı ibaresi bulunmadığından ibranameye değer verilerek yıllık izin alacağının reddi bozmayı gerektirmiştir."
Yetersiz bilirkişi raporuna itiraz edilmemiş olması usuli kazanılmış hak doğurmaz. Mahkeme yetersiz rapora dayanarak hüküm kuramaz.
*Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2022/508 E. 2023/226 K.
*Gaziantep BAM 17. HD
2022/2435 E. 2024/1448 K. 23.12.2024
Bu sırada diğer sanığın 10-15 metreden çevreyi gözetlediği, tanığın sanık ve mağdureyi izlediğini görmesi üzerine sanığa mesaj atarak onu uyardığı, sanığın bu mesajı okuduktan sonra eylemine son vererek mağdurenin üzerinden kalktığı, sanıkla birlikte motosiklete binerek olay yerinden kaçtıkları şeklinde gerçekleşen olayda, diğer sanığın başından beri sanığın eyleminden haberdar olduğu, dolayısıyla fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettikleri, aralarındaki görev paylaşımı çerçevesinde diğer sanığın, sanık ile mağdureyi görebileceği mesafeden çevreyi gözetlediği, tanığın izlediğini görmesi üzerine sanığa haber verdiği, mağdure direndiği halde yardım etmediği, gerektiğinde sanığa yardım edebilecek durumda bulunduğu, böylece fiil üzerinde doğrudan hakimiyet sağlayarak sanığın gerçekleştirdiği eylemlere katıldığı anlaşılmakla, sanığın asli fail olarak kabulü ile karar verilmesi gerekirken hakkında yardım eden sıfatıyla hükümler kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
Yargıtay 9. CD 2021/25456 E. 2025/4232 K. 20.05.2025
Çok sorulan konuda tartışmalı bir ilk derece kararı: Kiracı şahıs şirkete dönüşürse bir de üzerine payını da devrederse, sözleşmenin akıbeti ne olur? Bu konu bu aralar revaçta, fikir olsun ama bu yolla herkes sözleşmeyi devredip durur
🟥YARGITAY İÇTİHADI BİRLEŞTİRME BÜYÜK GENEL KURULU KARARI
🔴"Hukuk yargılamasında dava dilekçesinde yer almayan bir talep kısmen ıslah yoluyla davaya dâhil edilemez."
YİBBGK, hukuk davalarında dava dilekçesinde talep edilmeyen bir alacak kaleminin, talebin veya istemin ıslah ile talep edilip edilemeyeceği konusunda YGK ve hukuk dairelerinin kararları arasındaki görüş ve uygulama farklılığı bulunduğu belirtilerek ortaya çkan görüş aykırılığının içtihatların birleștirilmesi yoluyla giderilmesi talebini,
"HMK yargılamanın belirli bir düzen içinde yürütülmesini sağlamak amacıyla dilekçeler, ön inceleme, tahkikat, sözlü yargılama ve hüküm aşamalarını, aşamalarda yapılabilecek ve yapılamayacak işlemleri ayrıntılı düzenlemiștir. (...)
Bu sistem içerisinde dava dilekçesiyle çizilen sınırlar, ön inceleme tutanağıyla sabitlenen uyuşmazlık ve bu çerçevede tamamlanan tahkikat sınırlarının kısmen ıslah yoluyla davaya yeni bir talebin eklenmesiyle aşılması, HMK'nin davacının ve davalının yargılama sırasındaki haklarını en iyi sekilde ve eșit koșullarda teminat altına almaya çalışan dengeleyici sistemine aykırı olacaktır.
Kanunun varlığı kadar uygulanmasının da hukuki belirlilik taşıması gerekmektedir." gerekçesiyle,
Hukuk yargılamasında dava dilekçesinde yer almayan bir talebin kısmen ıslah yoluyla davaya dâhil edilemeyeceği şeklinde karara bağladı.
🖱https://t.co/dQ4icYYox2
‼️SORU:İşe girişlerde işe 20 dakika erken gelme, işyerinden çıkışlarda 25 dakika işten geç çıkması durumunda çalışılmayan söz konusu süreler çalışma süresinden sayılır mı? /Fazla çalışma sayılır mı?
📌İşyerindeki çalışma süreleri başlamadan önce farklı gerekçelerle işe erken gelme, aynı şekilde işten geç çıkılması durumlarında bilirkişiler tarafından çalışma süreleri hesaplanırken ve konuya ilişkin karar verilirken nasıl değerlendirme yapılması gerekir?
📌Özellikle dosyada PDKS kayıtlarının bulunması ve benzer nitelikte farklı çalışanlarda da aynı durumun tespit edilmesi durumunda ilgili sürelerin çalışma süresi olarak kabul edilmesi mümkün müdür?
👉CEVAP: Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin benzer kararları bulunmakla birlikte farklı mahkemelerde farklı değerlendirmeler yapılması tespit edilmiş olup Konya Bölge Adliye Mahkemesince (Konya BAM 8. HD. 2026/514 E. 2026/528 K. sayılı ve 27.02.2026 tarihli kararı) verilen yeni tarihli bir kararda da söz konusu sürelerin çalışma süresinden sayılmayacağı sonucuna ulaşılmıştır. Buna göre;
"Davalı işyerindeki hafta içi normal mesai saatlerinin 08:00-17:00 olduğu hususunda ihtilaf bulunmamakta olup dava dilekçesinde de davacının 08:00'den önce fazla çalışma yaptığına dair bir beyan bulunmamaktadır. Davacının işyerine mesai başlangıç saatinden yaklaşık 10- 20 dakika gibi aralıklarla daha önce işyerine giriş yapmış olmasının bu sürelerin fazla çalışma olarak kabulüne imkan bulunmadığından bilirkişi raporundaki 08:00'den önceki zaman dilimlerinin fazla çalışma hesabına dahil edilmesinin mümkün olmadığı açıktır. Bu nedenle mahkemece 08:00'den önceki zaman dilimleri dikkate alınmadan saat 17:00'den sonraki fazla çalışma saatleri göz önüne alınarak varsa fazla çalışma alacağının tespiti için bilirkişiden ek rapor alınması gerekirken hatalı bilirkişi raporuna itibar edilerek eksik inceleme ile karar verilmesi hukuka aykırıdır."
👉Aynı yönde Yargıtayın istikrar kazanmış kararlarına göre;
Yargıtay 9. HD. 2020/2569 E. 2020/10699 K. sayılı ve 06.10.2020 tarihli kararı:
"...işe girişlerde 20 dakikaya kadar erken girişlerin, çıkışlarda ise 25 dakikaya kadar geç çıkışların ve yasal ara dinlenme sürelerinin değerlendirilmesi sonucunda davacının haftalık çalışma süresi belirlendikten sonra normal çalışma süresinin çıkarılması ile fazla çalışma tespit edilmeli ve bu sonuca göre yarım saatten az olan süreler yarım saat, yarım saati aşan süreler ise bir saat kabul edilmelidir."
👉Yargıtay 7. HD. 2015/37812 E. 2016/6073 K. ve 10.03.2016 tarihli kararı:
“…çalışma saatlerinin 07.30-17.30 olduğu ve işçilerin çalışma saatlerine göre işe 20 dakikaya kadar erken girişleri ve 25 dakikaya geç çıkışları makul kabul edilerek bu süre fazla mesai hesabına dahil edilmemiş olup Dairemizce bu kararlar onanmıştır. (Örn.2015/19535 Esas sayılı dava dosyası) Açıklanan nedenle, mahkemece kadar giriş çıkışlardaki makul bir sürenin fazla mesai hesabında dikkate alınmaması gerektiğinin gözetilmemesi ayrı bir bozma nedenidir”.
🖊️Paylaşım:
Dr. Yalçın BOSTANCI -Tuba Babaoğlu