🗣️Deniz Zeyrek:
— Bir işçi 20 yıl boyunca SGK'ya ödediği primi toplayıp bir bankaya faize yatırsa, ayda 48 bin TL alırdı.
— Öyle bir hava yaratıyorlar ki, sanki emeklilere ulufe dağıtıyorlar.
Siz bu kadar prim topluyorsunuz, karşılında ne veriyorsunuz?
Doğanın sessizliği ve sakinliği sizi yanıltmasın; onun eşsiz gücü karşısında daima saygılı olmalıyız.
İşte doğanın gücünü gözler önüne seren çarpıcı olayların bir derlemesi:
1. Japonya'da deprem sonrası meydana gelen Tsunami'nin şehrin ortasına getirdiği dev bir gemi
Hala daha herkesi bu kente doldurmak için sikko sikko projeler.. Kanal İstanbul, Finans merkezi, Sazlıdere talanı, Çekmeköydeki orman arazilerini gaspedip koca koca residencelar dikme.. Bu kenti düşünen tersine göç projesi başlatır, ama rant yok tabi orada
ŞAŞIRDIK MI...?!
*****
Mayıs 1993…
Pkk azmıştı.
Hergün pusu, hergün karakol baskını, kan gövdeyi götürüyordu.
150 kişilik ağır silahlı terörist grup, Elazığ-Bingöl karayolunda şehirlerarası otobüsü durdurdu, kimlik kontrolü yaptı.
Malatya'dan usta birliklerine giden sivil kıyafetli, silahsız 36 er indirildi.
Geceyarısı saat 03'tü.
Aslanlarımızı yol kenarında yan yana dizdiler, kolkola girin diye bağırdılar, Kalaşnikoflarla, Bixi tabir edilen ağır makineli tüfeklerle taradılar.
Dakikalarca, şarjörleri değiştirip değiştirip boşalttılar.
Delik deşik cansız bedenlerin yanına gelip, suratlarına sıkmaya devam ettiler.
33 askerimiz orada şehit oldu.
3'ü öldü sanılarak bırakıldı.
*
Olay yerinde 1570 mermi kovanı bulundu.
*
Her evladımıza 44'er mermi sıkmışlardı.
*
Memleket ayağa kalktı.
Birilerinin bir şey yapması gerekiyordu artık.
*
Bir şey yapılmalıydı ama, bir şey yapması gereken generallerin çoğu çeşitli bahaneler ileri sürerek, bölgeye tayinini engelliyordu.
Neredeyse Hakkari Dağ Komando Tugayı'na gönderecek komutan bulunamıyordu.
Terfi bekleyen 80 tuğgeneral vardı, isim isim vermek istemem ama, mazeretin bini bir paraydı, istifa ederim diyen bile vardı.
*
Haziran 1993…
Genelkurmay başkanının kapısından içeri bir tuğgeneral değil, bir kurmay albay girdi. Üstün sicilliydi. Kara kuvvetleri komutanı da odadaydı.
*
Genelkurmay başkanı 45 dakika alakasız konulardan bahsetti, muhtemelen gene bahaneler duyacağı endişesiyle mevzuya bir türlü giremiyordu, sonra lafı evirdi çevirdi, “seni Hakkari'ye gönderelim mi?” diye sordu. Hiç tereddütsüz “emredersiniz” cevabını aldı.
Mazeret duymayınca rahatlayan genelkurmay başkanı bu defa “ne zaman katılırsın?” diye sordu. “Hemen” cevabı geldi.
Kuvvet komutanı o güne kadar aldığı mazeret cevaplarından olsa gerek, albaya açık kapı bıraktı, “önce ailenle konuş istersen” dedi. Albay kararlıydı, “hemen gideyim” cevabını verdi.
*
Hemen gitti.
*
Terörle mücadele tarihinde görülmemiş başarı sağladı.
Bin ila 5 bin askerin katılımıyla, 857 defa vurucu operasyon yönetti.
21 defa sınırötesi harekat yönetti.
Pkk'yı bekleyen değil, Pkk'yı kovalayan konuma geçti, örgütün dağ kadrosunu yarı yarıya imha etti.
Askerleriyle birlikte omuz omuza vuruştuğu için, çatışmalara bizzat katıldığı için, emrindeki askerler tarafından “efsane komutan” adı verildi.
Buzul Dağı'nda mesela, beklemedikleri anda baskın yapabilmek için 3500 askeriyle birlikte eksi 40 derecede buzda yattı, tipiye yakalandılar, çanak benzeri bir arazide beş gün mahsur kaldılar, üçüncü gün erzakları bitti, donuyorlardı, “çantalarınızı, hatta tüfeklerin dipçiklerini bile yakın” emri verdi, neticede ummadıkları anda mağaralarda saklanan yüzlerce teröristi basmayı başardılar.
Birinci Dereceden Altın Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası aldı, ayrıca iki defa Üstün Cesaret ve Feragat Nişanı aldı.
Beş defa Üstün Birlik Yetiştirme Nişanı aldı, Türk Silahlı Kuvvetleri tarihinde beş defa Üstün Birlik Yetiştirme Nişanı'na sahip tek kişi oldu.
Tümgeneral'ken önü kesildi, emekli edildi.
*
Osman Pamukoğlu.
*
günlerden bir gün…
Değerli eşi hanımefendi, kendisi gibi bazı komutan eşi arkadaşlarıyla birlikte Ankara'da bir askeri sosyal tesiste buluşacaklardı.
Osman Pamukoğlu “yolumun üstünde, ben götüreyim” dedi, aracıyla askeri sosyal tesisin nizamiyesine geldiler, eşinin girişi için kendi kimlik kartını çıkardı, bariyerde görevli astsubaya uzattı.
Osman Pamukoğlu girmeyecekti, sadece eşine kolaylık olsun diye aracından inmiş ve kendi kimlik kartını uzatmıştı.
Bariyer açılacak, hanımefendi geçecek, Osman Pamukoğlu aracına binerek, randevusuna gidecekti.
Ama bir tuhaflık vardı…
Kapıda görevli astsubaylar kartı makineye sokuyor, kendi aralarında mırıl mırıl konuşuyor, bariyer açılmıyordu.
Pamukoğlu “hayrola oğlum?” diye sordu. Astsubayların utançtan yüzü kızarmıştı, komutanın gözüne bakamıyor, cevap veremiyorlardı.
“Hayrola?” diye bastırınca, esas duruşta yere bakarak, utana sıkıla cevap vermek zorunda kaldılar.
Eziklik kötü şey
ağız çamur olunca çamur sıçrıyor.
Türkiyede İlk defa bir hakemle oynadınız 3 sene sonra siz de haklısınız.
Avrupadaki kıskanılacak başarınız en güzel cevap size.
Gol iptal olmasaydı şu an orada değildiniz onu da çok iyi biliyorsunuz
O laf ettiğiniz hakemin elleri öpülmesi lazım
o panik anını hatırlayın ve lütfen edebinizle susmayı bilmek lazım .
Başarısızlığı çamur atarak kapamaya çalışmak da yazık bir durum .
TÜSİAD: "Eğitimi düzeltmeden, liyakati sağlamadan, hukukun üstünlüğü ve bağımsız yargıyı gerçekleştirmeden bu çökmüş yapı düzelmez" diyor. Türkiye öyle tek başına faizle veya ekonomik önlemlerle düzelecek bir ülke olmaktan çıkalı çok oldu. Yıllardır bunu anlatmaya çalışıyorum.
Ne yaptınız şimdi? Seçimi bir saatte bitirecek olan adayı mı küstürdünüz? Şu ana kadar yapılan tüm kamuoyu araştırmalarında en yakın rakibine en az 10 puan fark atan en güçlü adayınızı kanara mı koydunuz? Baştan sona plansız ve art niyetli yapılan bu önseçim adımının bedeli çok ağır ödenecek.
Usulsüz kontratlarınız, karaborsa bilet ve illegal bahis reklamlarınızla Devletimizi ve Türkiye Futbol Federasyonu’nu,
Güdümlü medya mensuplarınız ve samimiyetsiz açıklamalarınızla kamuoyunu,
Yıllardır aldatmaya yönelik hareketler yapan futbolcularınızla, hakemleri ve futbolseverleri yanıltmaya devam edin!
Sayenizde ne güven ne adalet kaldı!
Ama en masum ve mağdur her zaman sizsiniz!
Tebrik ederiz, Türk futbolunu ne hale getirdiniz!
Geçen yasa mı daha inanılmaz, bu kadar sessiz sedasız geçmesi mi daha inanılmaz...
Meclisten geçen yasayla, başkanı Cumhurbaşkanı tarafından tayin edilen Devlet Denetleme Kurulu her kademe ve rütbedeki memuru doğrudan görevden uzaklaştırabilecek.
https://t.co/g0Zk4OAQiA
Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran insanlar basit maceracılar, küskünler veya kendine yer arayanlar değildir. Her birinin imparatorlukta komutan olarak, bürokrat olarak, münevver olarak seçkin bir yeri zaten var idi. Örneğin Halide Edip Hanım sıradan bir entelektüel değildir. İstanbul’da kalsa da kendisine iltifat edilirdi. Okunurdu. 1930’larda İngiltere’de basılan kitaplarıyla sadece Türkiye’yi anlatmamıştır; Hindistan davasına bile mihenk olmuş insanlardan biridir. Yani bugünkü Müslüman Pakistan’ın doğuşu onun fikirlerindendir. Eşi Dr. Adnan Bey’in öğrencileri ünlü Türkologlar olmuşlardır: Bernard Lewis’ten İrene Melikoff’a kadar uzanan bir liste ve hepsi de hocalarına hayrandılar. Onun için “Doğu’yu da Batı’yı da bilen adam” diyorlar.
Peki, bu insanlar neden Anadolu’ya geçtiler? Mustafa Kemal’in kendisi Birinci Dünya Savaşı’nda ismini duyurmuş, saygın komutanlardan biriydi. Bilgili, kültürlü… Saray bile ona karşı saygılı davranıyordu. Makamı, mevkii ve itibarı vardı. O halde tekrar soralım: Neden Anadolu’ya geçti? Tarihî bir macera mı arıyordu? Ya Kazım Karabekir neden geçti? Aynı şekilde Doktor Refik Saydam… Keza Ali Fuat Paşa, neden gidiyor?
Hepsinin yerleri, mevkileri var; Osmanlı’da kariyerleri söz konusu. Ama onlar büyük bir kavga için gidiyorlar. Dünyada birçok idareci var. Birinci Dünya Savaşı’nı yürüten büyük liderler, komutanlar içinde çok azı kalıcı olabilmiştir. Hepsi kariyerleri itibariyle sonradan tartışılmıştır. Bazıları ise ters işler yapmış, Birinci Dünya Savaşı’ndaki kariyerlerine kendileri çamur sıçratmışlardır. Bütün bu kalabalığın içinden sivrilen, temiz bir şekilde ortada kalanlar Türkiye’deki cumhuriyeti kuran insanlardır. Böyle bir yakın tarihe malik olduğumuz için onlara şükran duymalıyız.
Biz, paraları az olsa da onurlu babaların çocuklarıyız. Gösterdikleri yollarla bize iyi kapılar açtılar. Açtıkları yoldan gidemiyorsak bu kendi kabahatimizdir.
#ilberortaylı
#cumhuriyetindoğuşu kitabından alıntı.
https://t.co/xkdoCyqowh
Ülkemizin çağdaş düşünce dünyasına değerli katkılar sunan Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı’yı, hain bir suikast sonucu kaybedişimizin yıl dönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
AY m.4 çok net hocam. AYM iki defa bu konuda karar verdi ve 4. madde ilk 3 maddeyi koruduğu için kendisi de değiştirilemez dedi. Size göre olumlu olması durumu değiştirmiyor.