İslamcılar sonunda Osmanlıyı kurdular. Aynı Osmanlı'da olduğu gibi dışarıda halk aç, bunlar saraylarda halkın parasını çar çur ederek keyif çatıyorlar.
Gövdesi çatladığı için 10 yıldır açılamayan Melen Barajı için düzenlenen tamamlama ihalesi 15 milyar TL bedelle Limak'a verildi.
Ekrem İmamoğlu, hatayı düzeltmenin 20-25 milyar TL tutacağını söylemiş "Kim yaptıysa bu hatayı soruşturma açın" demişti.
Erdoğan da Başbakanlık döneminde gidip üniversiteyi övgülere boğmuş, CB danışmanları mütevelli heyetinde yer almış, üniversiteyi satın alıp kara paradan tutuklanan Kemal Can ifadelerinde üst düzey devlet yetkilisi satın almamı istedi demiş.
Bu hikayede mason kim oluyor anlamadım.
Sanırım Bilgi Üniversitesi’ne dair, birbirine benzeyen ya da hiç benzemeyen pek çok insanın ortak duygusu budur. Bilgi, farklılıklarla bir arada yaşamanın yalnızca söylem düzeyinde kalmadığı, gerçekten yaşandığı bir yerdi hep. Öğrencisi olmak başlı başına ayrı bir deneyimdi ama örneğin yalnızca Murat Belge ile İsmet Özel’i ya da Nabi Avcı ile Aydın Uğur’u, yahut Toktamış Ateş ile Mete Tunçay’ı aynı koridorlarda yürürken görmek bile yalnızca akademik değil, zihinsel ve kültürel olarak da dönüştürücüydü. Tam da bu yüzden türlü kesimlerden hazzetmeyeni de çoktu Bilgi’nin her daim. Başörtüsü yasağını uygulamayan tek özel üniversiteydi mesela. İsmail Cem’in dersinde dönemin Hürriyet’inin çektiği fotoğraflarda başörtülü arkadaşları gören dönemin YÖK’ü okulu bastığında, Tuğrul Eryılmaz, Ferhat Kentel, Semra Somersan, Arusyak Yumul, Alper Görmüş, Kürşat Bumin aylarca “onlar okula giremiyorsa biz dışarı çıkarız” deyip Kuştepe’de okulun karşısındaki kahvehanelerde ders yapan isimlerden sadece bir kısmıydı.
Bir cennet miydi? Hayır. Eleştirilecek de çok şey oldu bitti. Hele ki el değiştirmelerle birlikte ortamın, özellikle çalışanlar açısından, tatsızlaştığı da doğruydu, evet. Fakat bir üniversitenin, hiçbir ön işaret, bilgilendirme ya da hazırlık olmadan, bir gece ansızın yayımlanan bir kararnameyle kapatılmasını anlamak mümkün değil. Öğrenciler, bugün işsiz kalan onca çalışan… Gerçekten çok yazık, baya da acı. #BilgiÜniversitesi
Bir günde her şeyin değişebildiği bir ülke Türkiye. BAK yargılamaları, KHK ile üniversiteden uzaklaştırılan parlak, vicdanlı beyinler, Boğaziçi’ne yapılanlar, muhalif hocaların mobbingle veya hukuksuz kararlarla akademiden sürülmesi, bütün bunlar bir süreç. Tüm Bilgi bileşenlerine, akademik kadrodan destek işçilerine kadar herkese kolaylıklar diliyorum. Üniversite yönetimine de söyleyecek lafım var, ama şimdi değil.