🔴 AK Partili Metin Külünk:
"Sürecin nasıl yönetileceği konusunda birinci derecede sorumlu olan Borsa İstanbul Başkanı’nın ve SPK Başkanı’nın suskunluğu, ölü taklidi yapması; sermaye piyasalarının tam ortasına bir güvensizlik hançeri saplıyor.
Buradan Borsa İstanbul Başkanı’na ve SPK Başkanı’na sesleniyoruz:
On gün geçti. Süreci nasıl yöneteceksiniz? Çıkın milletimizin karşısına ve hesabını verin. Piyasalara duyulan güvenin daha fazla zarar görmemesi için hangi adımları, hangi aşamalarla atacağınızı basın aracılığıyla milletimizle paylaşın.
Bunu yapmayacaksanız derhal istifa edin. Yerlerinize bu görevi en iyi şekilde yerine getirecek, ülkemizin vatansever evlatları gelsin."
MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu dahil 7 kişinin gözaltına alındığı soruşturmada dosyaya giren WhatsApp mesajları:
+ Listeden bu dörtlüyü çıkaralım abi.
- Dikkat edelim hemen çıkarmayalım.
+ Madem eğilmiyor, kopar kafasını gitsin.
Benim oğlum da futbol oynuyor. Çok yetenekli…
Galatasaray yaklaşık 400 çocuk arasından Florya’da bir hafta idmana aldı. Hocalarının söylediği söz hâlâ aklımda:
“Çok kaliteli, mükemmel bir sol ayağı var. Kumaşı çok iyi.”
Pandemi dönemiydi. “Kendi memleketinde takip edeceğiz” dediler. Bir yıl boyunca kimse aramadı.
İkinci yıl tekrar gittik. Yine bir hafta idman yaptı. Son gün hoca şunu söyledi:
“Kumaşı çok iyi, çok yetenekli, müthiş bir sol ayağı var. Ama şu an takımımızda onun bölgesinde oyuncumuz var. Kendi kulübünde çalışsın, bir yıl içinde tekrar çağıralım.”
O bölgede kimler vardı? Çağrı Balta ve benim bilmediğim birçok torpilli çocuk…
Şimdi size soruyorum:
Bir çocuğun yeteneği yeterli olduğu hâlde, sırf altyapıdaki düzen ve tercihler yüzünden önünün kapanması normal mi?
Benim oğlum üzerinden kişisel bir hesap peşinde değilim. Mesele çok daha büyük.
86 milyonluk ülkede neden kendi forvetimizi, kendi orta sahamızı, kendi savunmacımızı yetiştiremiyoruz?
Torpil iddiaları, menajer ilişkileri ve liyakat sorunu konuşulmadan; istediğiniz kadar proje, tesis ve reçete açıklayın.
Futbol aklı değişmediği sürece bu sistem oyuncu yetiştiremez.
Gerisi sizde…
Montella, Enes Ünal’ı beğenmiyorsun, milli takıma almıyorsun. Hadi onu geçtim.
Enes Ünal:
9 maç, 3 gol.
La Liga’da oynuyor.
Bunu istemiyorsan çık başka santrfor bul.
Ama sen ne yapıyorsun?
Barış Alper’i 9 numara oynatıyorsun.
Barış Alper’in Galatasaray’da bu sezon lig + Şampiyonlar Ligi rakamı:
7 maç, 0 gol, 0 asist.
Sıfır gol.
Sıfır asist.
Ve sen hâlâ bu adamdan santrfor çıkarmaya çalışıyorsun.
Hiçbir şey bilmiyorsan al, ben sana oyuncu vereyim:
Yasin Zor:
7 maç, 6 gol.
Batuhan Kör:
8 maç, 4 gol, 1 asist.
Yasin Uzunoğlu:
8 maç, 4 gol.
Polat Yaldır:
8 maç, 3 gol, 1 asist.
Erencan Yardımcı:
2. Bundesliga — 5 maç, 2 gol.
Eren Tozlu:
6 maç, 2 gol.
Enes Ünal:
9 maç, 3 gol.
Al bunları kampa çağır.
ÇAĞIR!
Bir hafta izle.
Hangisi top tutuyor bak.
Hangisi sırtı dönük oynuyor bak.
Hangisi stoperle boğuşuyor bak.
Hangisi ceza sahasında doğru yere koşuyor bak.
Hangisi önüne düşen topu kaleye vurabiliyor bak.
Hepsi kötü çıkarsa yine gönderirsin.
Ama sen daha adamları çağırmadan, izlemeden, denemeden “santrforum yok” deyip kanat oyuncusunu 9 numaraya koyuyorsun.
Barış Alper’in emeğine lafım yok.
AMA ADAM SANTRFOR DEĞİL!
Ayağına gelen topu önde saklayamıyor.
Sırtı dönük takım çıkaramıyor.
Ceza sahasında santrfor gibi konumlanmıyor.
Stoperlerin arasında gerçek 9 numara tehdidi yaratmıyor.
Hızlı koşuyor diye santrfor olunmuyor.
Sen Enes Ünal’ı istemiyorsan isteme.
Ama o zaman HOCALIĞINI YAP.
Git 1. Lig izle.
Git Almanya 2. Bundesliga izle.
Git 3. Liga izle.
Git gurbetçileri izle.
Git formda Türk santrfor ara.
Milli takım teknik direktörüsün.
OYUNCUYU BİZ Mİ BULACAĞIZ?
Ben oturduğum yerden sana 7 tane isim çıkarabiliyorsam senin ekibin ne iş yapıyor?
Bu çocukların Barış Alper’den daha iyi santrfor oynayamayacağını nereden biliyorsun?
Çağırdın mı?
Denedin mi?
Antrenmanda gördün mü?
Hayır.
O zaman yeter artık.
“Türkiye’de santrfor yok” bahanesini bırak.
Santrfor var.
SEN ARAMIYORSUN.
Hiçbir şey bilmiyorsan liste burada.
AL.
ÇAĞIR.
İZLE.
DENE.
Bunların içinden Barış Alper’den daha iyi top tutacak, daha iyi sırtı dönük oynayacak, daha doğru koşu yapacak ve kalenin önünde daha iyi bitirecek bir tane adam bile çıkaramıyorsan zaten senin teknik bilgine de hocalığına da diyecek söz kalmamıştır.
ÇEK GİT, TAKIMI DA GERÇEK BİR SANTRFOR OYNATACAK BİRİNE BIRAK.
-#Montellaİstifa #millitakım
Hakem Ali Tuna:
▬ İşlerine yaramadığım için hakemlik hayatımı bitirmek istediler.
▬ Sınavı geçemediğim açıklandı. Oysa ben sınavı geçtiğimden çok emindim.
▬ Kağıdımı istedim, TFF bana gönderdi. Yazılanların bana ait olmadığını görünce suç duyurusunda bulundum.
▬ Türk futbolunda bir yapı var. Bazı maçlara istenen hakemler atandı.
▬ Ben bu sisteme uymadığım için gelişmem, üst seviyelere çıkmam ve hakemliğe devam etmem bir şekilde engellendi. (HT Spor)
Türk Telekom CEO Ebubekir Şahin:
Aselsan ve Türk Telekom’un yerli telefonu Malatya’da üretilecek.
2027'nin ilk yarısında satış hedefleniyor.
Premium, üst ve orta segmentte planlıyoruz. Pil ve kamera performansında rekabetçi olacak
İlk fazda: Android ile çalışacak
İkinci faz: Yerli işletim sistemi
Üçüncü faz: Yerli çip
Fazlar birer yıl arayla planlandı, yatırımlar başladı.
Tıp fakültelerindeki bazı öğretim üyeleri, profesörlük maaşı, döner sermayeden ödeme, özel muayene ücretlerinden elde ettikleri kazançlar yetmiyormuş gibi; ayrıca kurdukları özel şirketler üzerinden hasta danışmanlığı adı altında haksız kazanç elde ediyorlarmış.
Bu tip kişiler, önce insanın gözünün doyması gerektiği gerçeğini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Devlet tarafından bedavaya okutulup ülkenin en prestijli mesleklerinden birine sahip olan bir kişi, topluma olan hizmet borcunu ödemesi gerekirken; kendisine sağlanan onca maaş ve mali haklarla yetinmeyip böyle bir tezgâh üzerinden daha fazla kazanma gibi etik olmayan bir yola neden başvurur?
Neden bu kadar doyumsuzluk?
Eski bakanlardan Erkan Mumcu, 99 Depremi'nde yaşanan acizliği anlatıyor.
"Sabah 10.00'a kadar Başbakan'ın haberi olamadı.
Başbakan Ecevit, Yalova'ya 2-3 gün sonra gittiğinde de Ankara'ya çağrı yaptı.
Acıklı bir durumdaydık.
O yüzden millet, o parlamentoda bulunan herkesin fişini çekti."
6 yıldır uygulamaya konulamayan, kantinlerde abur cubur satışlarından yüksek kârlar elde eden ve bu ticaret çarkına sokulan çomağı kabullenemeyen firmaların baskılarıyla 2020 yılından bu yana ertelenen Okul Gıdası logosu 16 Eylül itibariyle uygulanmaya başladı. Artık bu uygulamayla kantinlerde okul gıdası onayı almayan, çocukların sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olan ürünler satılamayacak...
Yani, öyle olması gerekiyordu...
Fakat belediyeler denetimler yaptıkça, bunları sosyal medyada yayınladıkça, iyi bir şeyler yapıyorlar sanıp kantinlerden boy boy videolar gönderdikçe anlıyoruz ki... Okul Gıdası logosu sadece sözde yürürlüğe girmiş!
İşte belediyeler tarafından yayınlanan bu görüntülerden anlaşıldığı üzere; okul kantinlerinde abur cuburlar, yasaklı ürünler, dile kolay 10 yıla yakındır Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu’nun çocuklar üzerinde olumsuz etkileri dile getirilen ve okul kantinlerinde, reklamlarda, promosyonlarda kısıtlama getirilen ürünlerin neredeyse tamamına yakınının satılmaya devam ettiği görülüyor....
Bu noktada Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren bu uygulamanın yürütücüsü olan Tarım ve Orman Bakanlığı ve okulların bizzat denetimini yapan Milli Eğitim Bakanlığı’na sormak gerekiyor: Okul gıdası logosu uygulamasının gereklerini neden uygulamıyorsunuz?
@tcmeb@TCTarim
🔴BU KADAR MAĞDURİYETİN HESABI KİMDEN SORULACAK?
Adalet Bakanımız Sayın Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olduğu dönemde sermaye piyasalarındaki şüpheli hareketleri görmüş, konuyu takip etmiş ve SPK’ya müzekkereler yazılmıştır.
O halde sorulması gereken çok açık bir soru var:
Savcılık bu hareketliliği görmüşse, düzenleyici ve denetleyici kurumlar neden zamanında ve yeterince harekete geçmedi?
Bugün SPK ile ekonomi yönetiminin suçu birbirine atması çözüm değildir.
SPK Başkanı Sayın Ömer Gönül ile Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek’in görev ve yetkileri çerçevesinde kamuoyuna açık, net ve belgeli bir açıklama yapması gerekiyor.
Kim, ne zaman haberdar oldu?
Kim hangi tedbiri istedi?
Kim hangi tedbiri almadı?
Gecikme olduysa bunun sorumlusu kim?
Bunların cevabını millet bilmelidir.
Üstelik mesele yalnızca SPK ile sınırlı değildir. BDDK’nın denetim sorumluluğu açısından da bankacılık sistemi üzerinden fonlara aktarıldığı iddia edilen milyarlarca lira araştırılmalıdır.
Bankaların tutmak zorunda oldukları likidite ve sermaye yükümlülüklerine ilişkin kurallar ihlal edildiyse, buna kimlerin ve nasıl izin verdiği ortaya çıkarılmalıdır.
Katılımevim, İktisat Katılım ve diğer kuruluşlarla ilgili kamuoyunda konuşulan milyarlarca liralık rakamların tamamı tek tek incelenmeli; doğru olanla olmayan birbirinden ayrılmalıdır.
Bir başka önemli soru da şudur:
Neden kriz büyümeden müdahale edilmedi?
Fonlarla ilgili sorunlar ortaya çıktığında fon sahipleri çağrılıp masaya oturtulamaz mıydı? Varlıkların kaçırılmasını önleyecek tedbirler daha erken alınamaz mıydı? Vatandaşın parasını mümkün olan en yüksek ölçüde koruyacak kontrollü bir süreç işletilemez miydi?
Son aşamada birden fazla fonla ilgili peş peşe atılan adımlar piyasada yeni bir sarsıntıya ve vatandaş açısından ikinci bir mağduriyet dalgasına yol açtıysa bunun da hesabı verilmelidir.
Burada kimseyi peşinen suçlu ilan etmiyorum. Ama bu kadar büyük bir mağduriyet varsa, siyasi ve idari sorumluluğun da üzeri örtülemez.
Sayın Cumhurbaşkanımızın ve milletimizin gerçeği bilmeye hakkı vardır.
Kim zamanında uyardı?
Kim bekledi?
Kim müdahale etmedi?
Kim yanlış karar verdi?
Ve en önemlisi, vatandaşın milyarları nerede?
Sayın Cumhurbaşkanımıza kim operasyon çekmeye çalışıyor, sistemin açıklarından kimler yararlandı, kim görevini yaptı, kim yapmadı; devlet bütün yönleriyle ortaya çıkarmalıdır.
Bu mesele kurumların birbirine suç attığı bir tartışmaya dönüştürülmemeli; belgeler konuşmalı, sorumlular ortaya çıkarılmalı ve gariban vatandaşın bir kuruşunun dahi hesabı sorulmalıdır.