Benim kırmızı çizgim, 14 yaşında kolunu makineye kaptırıp ölen çocuktur. Yerde 10 kişinin tekmelediği kız üniversite öğrencisidir. Otelde yanan ailelerdir. Yemek kartında para kalmadığı için intihar eden kızdır. Kanser hastasının eline tutuşturulan 100 liradır. Depremde ölmüş kızının elini tutan babadır. Soma'da tekmelenen madenci yakınıdır.
BİREYSEL MANİFESTOMDUR!
Bundan sonra benim her kuruşum kıymetli...
Araba mı yıkatacağım; işletmedeki gazeteye, açık televizyon kanalına, genel tavıra bakacağım…
Nalbura mı işim düştü; inceleyeceğim…
Restorana, tatile mi gideceğim; kimmiş, ne paylaşmış bakacağım.
Konser mi? Sinema mı?
Değil şarkıcı, oyuncu, yapımcı kapıda bilet kesen kim; ona kadar araştıracağım…
Kitaplarımı artık nerelerden almayacağımı biliyorum…
Bu ötekileştirme mi?
Belki de…
İyi mi, hoş mu? Değil bence…
Berbat!
Ayrışma mı?
Bilemiyorum…
Öyleyse de ben başlatmadım…
Bugüne kadar da zerre böyle bakmadım.
“Yaşasın renklerin kardeşliği” modundaydım ama sen benim rengime hep kara çaldın, yok saydın.
Kardeş görmedin ki hiç!
Her yerde dışladın…
Yılbaşını oturup ailemle kutladım ona da karıştın ama yılbaşı malzemelerini de sen satıyormuşsun…
Satma o zaman!
En azından bana satma!
Müzik haram dersin, yabancı kafir, o eteğin boyu şöyle, böyle vs…
Ama o kafir dediğin, mini etekli sanatçıları da sen getiriyormuşsun...
Üstelik hain, düşman gördüğün bana da bileti saklanarak sen satıyormuşsun...
Alkollü turizm tesislerin, restoranların varmış sonra…
Alkol yasaktı, sakıncalıydı hani?
Bir kere samimi değilsin…
Çıkarın için her şekile girensin…
Niye geleyim ki sana?
Bu da benim tavrım...
Sessiz kalmayacağım.
Paramı da vicdanımla harcayacağım.
Suç mu? Ayıp mı?
Hem toprağımı zehirleyip hem de bana niye çiçek vermiyorsun diyemezsin…
#VicdanlaTüket
Cumhurbaşkanımız Erdoğan:
"Pahalı ürün satanları dize getirecek etkili yöntemlerden biri boykottur. Fırsatçılık yapanlara karşı en büyük kozumuz, satın almama özgürlüğünü kullanmaktır."
PayPal’ı, Booking’i, Instagram’ı aniden yasaklayarak girişimcilerin satış ve ihracatını baltalayarak, dünya şarap üretiminin merkezi olabilecekken kasten engeller koyarak, küçük işletmeleri dışlayıp kredileri, teşvikleri sadece eşe-dosta dağıtarak ekonomiyi mahveden hükümet değilmiş gibi, hukuk talebiyle boykot yapılınca “ekonomimize zarar veriyorsunuz” diye ağlayan herkes iki yüzlüdür. Başta da ticari ve sınai aktörleri temsil ettiğini iddia eden kurumların koltuklarını işgal edenler.
I have decided not to play in Istanbul this October.
I was so looking forward to playing for you, but unfortunately, this is not the right time.
I dream of playing for you as soon as possible.
I stand by you. In Peace and Love❤️
I’ve been listening to @museband since your album Muscle Museum came out. I was 12 years old when that album came out. I met you while my brother @cemdemirci79 was listening to the album on a cassette player in our room and then I became a close follower of yours throughout my youth.
40 liraya 4 çeşit yemek yiyormuşsunuz, yedirtmem. Yurtdışından uygun fiyata ürün alıyormuşsunuz, aldırtmam. Belediye başkanı seçiyormuşsunuz, seçtirtmem. Cumhurbaşkanı adayı çıkarıyormuşsunuz, çıkarttırmam. Anayasal hakkınızı kullanıp eylem yapıyormuşsunuz, yaptırtmam.
2013 yılında yapılan değişiklikle trafik polislerinin herhangi bir sağlık kuruluşuna sevk etmeden ehliyet iptal hakkı verilmesi iddiaya göre mağduriyet yarattı.
#Ehliyet#Güncel#Trafik#Haber#GazeteYenigün
https://t.co/3zv6iW4nzw