8 YIL SONRA NİHAYET ÇIKTI: 💕 “Saadetim, bana dünya zevki gerekmez. Hemân Rabbim ...benden ayrı olmasın, Allaha sığındım. Ümmet-i Muhammed’i Allaha ısmarladım. Âh bir yol bulsam başım alıp gitsem kimse beni aramasa!Âlemin kahrı(ndan) halâs olup huzûrumda olsam!” SULTAN 3.MURAD
"Âkif vefâsız ve fazîletsiz kimselerden hoşlanmaz, yalnız inanmışları severdi. “Gün geçtikçe iki yüzlüleri sever oldum. Çünkü yaşadıkça yirmi yüzlü insanlar gördüm” diyecek kadar içinde bulunduğu cemiyetin hüsranları karşısında büyük acı duyan bir rûhu vardı."
Nihad S. Banarlı
Sultan Divânî ismini, hiç duydunuz mu?
Bilenlere hürmet, bilmeyenlere selam ederim
Yeryüzü haritasının uzak coğrafyalarına seyahatler etmek nasip oldu, yayınlar, programlar, belgeseller yaptım, kitap yazdım, yüzlerce sayfa okudum, onlarca sayfa not aldım
Kudüs, Endülüs, Semerkand, Buhara, Şam, Balkanlar hattına dair, sayısız üretimler yaptım
Lakin, Sultan Dîvânî gibi bir öncü, kurucu, referans, anahtar bir şahsiyeti, geçtiğimiz hafta ilk kez duydum, okudum, tanıdım, okudukça, tanıdıkça, bilenlerden dinledikçe, eksikliğim, cehaletim sebebiyle taaccüple hayretler içinde kaldım
Kadınanalar Kültür Derneği Başkanı Fatma Gülşen Koçak hanımefendinin daveti ile son bir kaç gündür Afyonkarahisar'da düzenlenen "Sultan Divani Mevlevilik Günleri" ikliminde idim
Fatma hanım, büyük, ince ve 3 aylık bir emekle, 3 güne, dünü, bugünü ve yarını sığdırdı sağolsun
Sema mukabelesini, kapalı spor salonundaki binlerce gencin alkışlar, ıslıkları, heyecanları eşliğinde izledim, dinledim, sema halkasını teneffüs ettim
Akademisyenler, katılımcılar, semazenler, dervişler, ilk kez gün yüzüne çıkan nice bilgi, araştırma, tanıklık ve üretimlerini, gün boyu devam eden 20 ayrı sunumla adeta bir kitabiyat inşa ettiler
En kısa cümlelerle, anladığım kadarı ile, hazret şudur;
Osmanlı düşüncesi ve bu topraklar, nasıl ki İbn Arabi, Mevlana ve Yavuz hattının mayası ile mühürlenmiş ise, işte bu halkayı mayalayan, şehirlerde ve haritada, o ocağı kuran, inşa eden, harlayan ve nesillere emanet eden kişi, Sultan Dîvânî hazretleridir
O ocağın ateşini, emaneti, gönüllere, onbinlere, haritanın her bir noktasına taşıyan öncülerden, çok kıymetli Ahmet Özhan büyüğümüzün halkasındaki zikre şahitlik ederken, gönlüm oradayken, aklım, gün içinde sempozyumdaki tebliğlerden birinde bir hocamızın paylaştığı şu bilgide idi, bu topraklarda bir zamanlar, Kitabeleri Kaldırma Kanunu çıkartılmış idi, tekkeler kapatıldıktan ve çok uzun yıllar sonra bir gün açıldığında, ilk gün ziyaretçi sayısı sadece 3 kişi iken bugün artık Konya'da Hazreti Mevlana'nın yıllık ziyaretçi sayısı 4 milyona ulaşmış idi
Afyonkarahisar'ı, sevdik, hem de çok sevdik, dostlarım, Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Başkanı Mahmut Bıyıklı ve Anadolu Ajansı Kültür Müdürü Bünyamin Yılmaz ile, İstanbul'dan uzakta, kadîm bir şehrin, yaşayan ruhunda cevelân eyledik
"Ol Muhammed yani kim Sultan Dîvânî be-nâm
Yapdırıp verdi nice dergaha hüsni intizam
Pîr-i Sânî dense layıkdır ona bil-i ihtiram
Zîr-i zıll-ı devleti penâh-ı hâs u âm"
Hac seyahatnâmelerine ilgi duyanlar için, Japon hacı Takeşi Suzuki’nin 1935 yılında kaleme aldığı hac hatıratı gerçekten eşsiz bir eserdir. Suzuki, o yılların hac yolculuğunu; yolları, menzilleri, hacıların gündelik yaşayışlarını, geleneklerini, kültürlerini ve farklı milletlerden insanların oluşturduğu o büyük insan manzarasını son derece canlı bir üslupla anlatır.
Bu yolculuk sırasında kurucu kral Abdulaziz İbn Suud ile de görüşen Suzuki’nin notları, yalnızca bir seyahat anlatısı değil; aynı zamanda dönemin Hicaz dünyasına açılan tarihî bir pencere gibidir. Sayfaları arasında bugün artık kaybolmuş nice âdet, unutulmuş hac yolları ve insanı hayrete düşüren ilginç hadiseler yer alır.
Can ellerinden gelmişem fâni mekânı neylerem
Ol mülke meylim salmışam ben bu cihânı neylerem
...
Aşkın şarabın içmişem dil gülşenine göçmüşem
Ben varlığımdan geçmişem nam ü nişânı neylerem
(Erzurumlu İbrahim Hakkı hz.)
Uluslararası Bâkî Sempozyumu Programı Yayımlandı
14-15 Mayıs 2026’da üniversitemizde düzenlenecek olan “Doğumunun 500. Yıl Dönümü Münasebetiyle “Şairler Sultanı” Bâkî’yi Anmak ve Anlamak” başlıklı sempozyuma davetlisiniz.
Ayrıntılı bilgi için bakınız: https://t.co/PqN1KoCI2n
BAKİ
Manevi vatan Türkçenin mimarlarından. Bosna'dan Mekke'ye, İran'dan Türkistan'a ve Hindistan'a uzanan gökkubbede sesi Davut gibi yankılanan.Kanuni Sultan Süleyman Han'ın övüncü.Türkçenin sesi.
ilâ yevmi'l-kıyâme Türkçe yaşasın. Sen de binler yaşa!
Teşekkürler Kaplan Üstüner.
📚YENİ
Topkapı Sarayı’ndan imparatorluğun en uzak kalelerine kadar Osmanlı padişahlarının kurduğu birbirinden ilgi çekici kütüphanelerin 600 yıllık renkli öyküsü Prof. Dr. İsmail E. Erünsal’ın kaleminden ❛Kitapların Sultanları❜nda!
Bu sene büyük Türk şair ve âlim Bâkî’nin doğumunun 500. yılı.. Pek çok program düzenlenmesini umuyorum.
Bölümümüz bu vefa kervanına bir panel ile katılıyor. Sebahat Deniz Hocamızın başkanlık edeceği panelde Fatih Köksal Hoca ve Nihat Öztoprak Hocanın konuşmalarından sonra fakir de bir şeyler söyleme gayretinde olacak.
İmkânı olanları Çarşamba günü, saat 14.00’te fakültemize bekliyoruz.
Tebrik ederim. Edebiyat üzerinden ya da edebiyatla birlikte bir müfessir biyorgrafisi örneğine ihtiyacımız vardı. İnşallah bu büyük müfessirimizin hayatına daha iyi nüfuz etmeye vesile olur.
Öğretim Üyemiz Doç. Dr. Şeyma Benli, Roma’da düzenlenen uluslararası konferansta Türkiye’de bulunan Zebur yazmalarını kodikolojik yönden inceleyen bir sunum yaptı.
Vedaʻ, terk etmek;
vefâ, korumak anlamlarına gelir.
Aynı zamanda vedaʻ, 'eksiltmek';
vefâ, 'tamamlamak' anlamlarını hâizdir.
Bu nedenle denmiştir ki,
"hakikî vefâsı bulunanın hiç bir zaman bir vedâsı olmaz."
Ki, dostun vefâlısı dağ sûretinde tecellî eder; dağlaşır...
Erenlerin sohbeti ele giresi değil
İkrâr ile gelenler mahrûm kalası değil
...
Bir pınarın başına bir testiyi koysalar
Kırk yıl anda dursa da kendi dolası değil
...
Ümmî Sinân yol ayân olupdur belli beyân
Dervişlik yolu hemân tâc u hırkası değil