@Turknet@TurkNetDestek Bin pisman oldum 1 yillik abonelik aldigima!!! Uygulamaniz acilmiyor, telefonla destek hebuz kimseyle konusmadan yuzume kapaniyor, hizmet veremiyorsaniz neden varsiniz hala???
@cdag0916 Mutlu ve saglikli yaslar dilerim. Sizi epeydir takip ediyorum, evlatlarinizla baginizi takdirle izliyorum. Allah dileginizi nasip etsin. Yalniz balonlariniz sari laciverdi cagristirdi bana 😅
@TurkNetDestek@Turknet Bahcelievler bolgesindeki arizaniz yuzunden 24 saattir internetim kesik, ustelik aradigimda musteri temsilcinize bile ulasamiyorum! Deniz alti fiber kablosu mu koptu, nedir bu kadar uzun suren ariza bu devirde???
2015 yılında bir üniversiteye tezli yüksek lisans mülakatına gittim.
Mülakatın genel puana etkisi sadece %10’du.
Mülakat günü kapılara başvuran adayların listeleri asılmıştı. Mezuniyet, ALES ve dil puanları görünüyordu.
Erinmedim, tek tek hesapladım.
Mülakat hariç sıralamada 8. sıradaydım. Alınacak kişi sayısı 12’ydi. Kendi hesabıma göre puanım yaklaşık 74,2 idi.
Yani mülakattan bana 30-40 puan verseler bile ilk 12’ye gireceğimi düşünüyordum.
Mülakata girdim. Bana göre gayet iyi geçti. Sorulara makul ve doğru cevaplar verdim. İçim rahattı.
Sonuçlar açıklandı.
Mülakattan bana kaç puan vermişlerdi dersiniz?
5
Evet, yüz üzerinden 5.
Mezuniyet puanım yanlış hatırlamıyorsam 88, ALES puanım 81 küsurdu. Ama mülakatta bana reva görülen puan 5’ti.
Yani dört yıllık eğitim sürecinde girdiğim vizelerde-finallerde bana puan veren hocalar ve mezuniyetten sonra girdiğim ALES benim değerimi haddinden fazla hesaplamış, bir yanlışlık yapmışlar.
Ama mülakat komisyonundaki iki üç kişi maharetleriyle sistemin kusurlarını çözerek benim beş para etmez bir öğrenci olduğumu anlamışlar. Ödülü hak ediyorlar.
Bu puanla sıralamam 14’e düştü. Yedek listedeydim.
Enstitüyü aradım. Bütün adayların mülakat ve yerleştirme puanlarının liste hâlinde yayınlanıp yayınlanmayacağını sordum.
“Yayınlanmayacak.” dediler.
Ben de dayanamadım:
“Tabii yayınlamazsınız. Torpillileri ifşa etmek istemezsiniz elbet.” dedim.
Sonra BİMER’e yazdım. Bugünkü CİMER yani.
Aradan kısa bir süre geçti. Yedek listeden kesin kayıt hakkı kazandığımı öğrendim.
Kayıt için gittiğimde işlemleri yapan personel bana sordu:
“BİMER’e şikâyet eden sen misin?”
“Bana henüz cevap gelmedi.” dedim.
Meğer cevap gelmiş ama ben maillerimi kontrol etmediğim için görmemişim. Çıktısını alıp bana verdiler.
Cevap Enstitü Müdürünün imzasıyla yazılmıştı.
Özetle şöyle deniyordu:
Teknik bir arıza nedeniyle mülakat sonuç listesi yayınlanamamış, sorun giderilince ivedilikle paylaşılmış, ilgili aday da zaten yedek listeden kesin kayıt hakkı kazanmış.
Yer mi Anadolu çocuğu bunu?
Neyse, kaydımı yaptırdım.
Şimdi asıl soru şu:
Böyle bir başlangıçtan sonra sizce beni oradan mezun etmişler midir?
@ogretmensitemiz Boyle ebeveyn kaldi mi ki? Notlar zaten sisirildigi icin cogunlugun cocuklariyla bu sekilde iletisim kurdugunu sanmiyorum. Aail sorunumuz tamamen obur uca kaymis bulunan anne babalar artik bence.
Biz yine bildiğimiz konulara dönelim 🙂 Bugün size kolesterolle ilgili bilmeniz gereken temel şeylerin hepsini anlatacağım.
Kalp damar problemleri ve damar sertleşmesi ile ilgili bunlar daha büyük problemler çıkarmadan nasıl risk hesabı yaptığımızı, hangi testleri kullandığımızı ve nasıl önleyici tedaviler yaptığımızı konuştuk. O yazılarda da bahsettiğim gibi, kalp hastalığı riskini belirleyen en önemli faktörlerden biri de kolesterol. Ne yazık ki sürekli bahsedilen bu önemli risk faktörünü birçok hekim dahi çok iyi bilmiyor. Bu yüzden hem hastalara hem de hekim arkadaşlarıma yardımcı olabilecek bir temel kolesterol yazısı yazdım. Gelin, hep beraber öğrenelim!
Not: Uzun uzun okumak istemezseniz sonda bir özet var.
Kolesterol Nedir?
Kolesterolü vücudumuzun yapı taşlarından biri gibi düşünebiliriz; hücre duvarlarımızı sağlamlaştıran, D vitamini ve bazı hormonların (örneğin stres ve cinsiyet hormonları) üretiminde rol alan, hatta sindirime yardımcı safra asitlerinin yapımında kullanılan, yağ benzeri, mumsu bir madde. Vücudumuzdaki her hücrenin sağlıklı çalışması için ona ihtiyacı var.
İlginç bir bilgi: Vücudumuzdaki kolesterolün büyük bir kısmı yediğimiz yiyeceklerden gelmez. Hücrelerimizin çoğu, özellikle de karaciğerimiz, kendi küçük fabrikasında ihtiyaç duyduğu kolesterolü üretebilir [1, 2]. Yani kanımızdaki kolesterolün çoğu aslında "yerli üretim".
Kanda Nasıl Geziyor Bu Kolesterol?
Kolesterol yağ yapısında olduğu için, kanımızın sulu ortamında tek başına özgürce dolaşamaz. Tıpkı suyla zeytin yağının karışmaması gibi. Bu yüzden vücudumuz zekice bir çözüm bulmuş: Kolesterolü ve diğer yağları (trigliserid gibi) özel taşıyıcı paketlere yüklüyor. Bu paketlere lipoprotein diyoruz. Bunları kolesterol taşıyan kamyonlar gibi düşünebiliriz:
LDL Kamyonları (Low-Density Lipoprotein): Bu kamyonlar kolesterolü karaciğerden vücudun diğer dokularına taşır. Hücrelerin kolesterole ihtiyacı vardır ama bu kamyonlardan çok fazla olması sorun yaratabilir. Bu yüzden halk arasında "kötü kolesterol" olarak bilinir.
HDL Kamyonları (High-Density Lipoprotein): Bu kamyonlar ise tam tersini yapar; dokulardaki fazla kolesterolü toplayıp tekrar karaciğere, yani geri dönüşüm merkezine taşır. Bu temizlik görevi nedeniyle de "iyi kolesterol" olarak adlandırılır. Aslında hem LDL hem de HDL'nin içindeki kolesterol birebir aynıdır. İyi ve kötü olan içinde taşındığı paketler olan lipoproteinlerdir.
VLDL Kamyonları (Very Low-Density Lipoprotein): Bunlar da karaciğerde üretilir ve daha çok trigliserid (başka bir tür kan yağı) taşırlar, ancak dolaşımda zamanla LDL'ye dönüşebilirler.
Madem Kolesterol Bu Kadar Önemli, Neden Düşürmeye Çalışıyoruz?
İşte burada kafa karışıklığı başlıyor: "Eğer kolesterol hücrelerimiz için bu kadar hayatiyse, neden biz hekimler 'kolesterolünüzü düşürün' diyoruz?"
Çok haklı bir soru. Bunu anlamak için şunu netleştirmemiz lazım: Amacımız vücudumuzdaki tüm kolesterolü yok etmek değil, bunu yapmak zaten imkansız ve yapabilsek inanılmaz zararlı olurdu. Bizim asıl hedefimiz, kan dolaşımında, özellikle "kötü" kamyonları (LDL gibi) azaltmak. Onları azaltmak için de özellikle karaciğerde yapılan kolesterolü azaltmamız gerekiyor. En azından en önemli yöntemlerden biri bu. Çünkü sorun yaratan, hücrelerin içindeki değil, kanda birikip damar duvarına yapışan kolesterol paketleri.
Düşünün ki şehrin içinde birçok eşya taşıyan kamyon var. Evlerin içinde de eşyalar var ve bu eşyalar insanların yaşaması için çok gerekli. Bizim amacımız bu eşyaları tamamen yok etmek değil, trafikteki kamyonları azaltmak. Çünkü trafikte çok fazla kamyon olursa, özellikle de tehlikeli yük taşıyanlar, kaza ve sıkışıklık riski artar. İşte bizim yaptığımız da bu: Damarlarda "trafik sıkışıklığına" ve "kazalara" (yani plak oluşumuna) neden olan fazla LDL kamyonlarını ve taşıdıkları yükü azaltmaya çalışmak. Yani aslında düşürmeye çalıştığımız şey, doğrudan vücuttaki toplam kolesterol miktarından ziyade, kanda dolaşan ve damar duvarına sızma potansiyeli olan lipoprotein parçacıklarının (özellikle ApoB içerenlerin) sayısı ve yoğunluğu.
Trafik Sıkışıklığı ve Plaklar
Eğer kanda çok fazla LDL kamyonu dolaşırsa, bunlar zamanla damarlarımızın iç duvarlarına "çarpıp" yapışmaya başlar. Vücudumuz bu durumu onarmaya çalışırken işler daha da karışabilir ve burada "plak" dediğimiz yapılar oluşur. Bu plaklar zamanla büyüyüp sertleşerek damarları daraltır ve kan akışını engeller. İşte bu duruma ateroskleroz (damar sertliği) diyoruz ve bu, kalp krizi ve inme gibi ciddi sorunların ana nedeni.
Asıl Mesele Yük mü, Kamyon Sayısı mı? ApoB Neden Önemli?
Yıllarca kolesterol konuşulurken hep LDL'nin taşıdığı kolesterol miktarına (LDL-C) odaklandık. Ancak son yıllarda bilimsel çalışmalar bize başka bir önemli noktayı gösterdi: Belki de asıl önemli olan, kamyonların içindeki yükten ziyade, yoldaki kamyon sayısı ve bunların büyüklüğü [3, 4].
Her bir "kötü" veya potansiyel olarak "kötü" kamyon (LDL, VLDL, IDL gibi) sadece bir tane Apolipoprotein B (ApoB) adlı bir protein molekülü taşır. Yani kanınızdaki ApoB seviyesini ölçmek, aslında damarlarınızda dolaşan ve plak oluşturma potansiyeli olan toplam kamyon sayısını doğrudan saymak gibidir [3, 5].
Yapılan araştırmalar, özellikle bazı durumlarda (örneğin trigliserid yüksekliği, metabolik sendrom veya çok düşük LDL seviyelerinde) kalp hastalığı riskini tahmin etmede ApoB'nin, standart LDL-C ölçümünden daha hassas olabileceğini gösterdi. Hatta bazen LDL-C normal görünse bile, ApoB yüksek olabilir (yani kamyonlar küçük ama sayıca çok fazla olabilir - "küçük yoğun LDL" durumu) ve bu da gizli bir risk anlamına gelebilir[4, 6].
Kolesterol İlaçları ve Beyin: Endişelenmeli miyiz?
Şimdi bütün bunları öğrendiğimize göre, ‘’kolesterol bu kadar önemliyse’’ diye başlayan bir diğer sık sorulan soruyu cevaplayalım: Kolesterol düşürücü ilaçlar (özellikle statinlerin) beyne zarar verir mi? Bu konuyu anlamak için önce beyindeki kolesterol yapımını anlamamız gerekiyor:
Beynimiz, vücudumuzun geri kalanından büyük ölçüde bağımsız çalışan, kendi kendine yeten bir kolesterol sistemine sahiptir. Beyin hücreleri ihtiyaç duydukları kolesterolün neredeyse tamamını kendileri üretir ve bu kolesterolü kan dolaşımına pek karıştırmazlar [7, 8]. Kan ile beyin arasında "kan-beyin bariyeri" adında çok sıkı bir güvenlik duvarı vardır. Bu duvar, kandaki lipoproteinlerin (LDL gibi) beyne geçişini engeller [8, 9]. Beyin, kolesterol taşımacılığı için kendine özgü ApoE gibi proteinleri ve özel taşıma sistemlerini kullanır [10, 11].
Peki statinler bu durumu nasıl etkiler? Çoğu statin (suda çözünenler) kan-beyin bariyerini çok az geçer veya hiç geçemez. Yağda çözünen bazı statinler bir miktar geçebilse bile, beyindeki kolesterol üretimi veya seviyeleri üzerinde anlamlı bir azaltıcı etki yaratmazlar [12]. Yapılan çalışmalar, kan kolesterolünü düşürmenin beyin fonksiyonları için gerekli olan kolesterolü "aç bırakmadığını" göstermektedir [8]. Kısacası, doktorunuzun önerdiği kolesterol tedavisinin beyninize zarar vereceği yönündeki endişeler yersizdir. Eğer yine de bir miktar geçebilen statinlerle ilgili çok endişeliyseniz, geçmeyenlerden birini (suda çözünen – hidrofilik) kullanabilirsiniz.
Peki Ya Yediklerimiz Kamyon Trafiğini Nasıl Etkiler?
Beslenme tarzımız kolesterol seviyelerimizi etkileyebilir, ancak etkisi kişiden kişiye değişir.
Doymuş Yağlar: Tereyağı, yağlı kırmızı et, işlenmiş et ürünleri gibi doymuş yağlardan zengin beslenme, LDL kamyonlarının sayısını artırabilir[13].Bu artış aşırıya kaçılmadığı sürece kısıtlıdır (%20’ye kadar).
Doymamış Yağlar ve Lif: Zeytinyağı, avokado, ceviz, badem gibi sağlıklı yağlar; yulaf, baklagiller, sebze ve meyveler gibi lifli gıdalar ise LDL'yi düşürmeye yardımcı olabilir. Akdeniz diyeti gibi beslenme modellerinin kalp sağlığına faydalı olduğu birok çalışma tarafından gösterildi[14].
Özel Diyetler: "Portfolio diyeti" gibi (bol lif, bitkisel protein, kuruyemiş ve bitkisel sterol içeren) gibi özel diyetlerin LDL'yi %17 civarında düşürebildiği gösterildi.
Besinlerdeki Kolesterol: Yumurta gibi kolesterol içeren yiyeceklerin kan kolesterolüne etkisi çoğu insanda sanıldığı kadar büyük değildir, çünkü vücut dışarıdan alım artınca kendi üretimini kısabilir. Ancak bazı insanlar "hiper-yanıtlı" olabilir ve daha fazla etkilenebilir. Bu yüzden abartmadığınız sürece normal denebilecek bir sayıda yumurta yiyerek kolesterol seviyelerinizi çok artırmazsınız.
Kolesterol Yönetimi: Trafiği Nasıl Rahatlatırız?
Eğer kolesterol seviyeleriniz yüksekse veya kalp hastalığı riskiniz fazlaysa, doktorunuz çeşitli tedavi yöntemleri önerebilir:
Yaşam Tarzı Değişiklikleri: Bu her zaman ilk adımdır! Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, kilo kontrolü, sigarayı bırakma vb.
İlaçlar:
Statinler: En yaygın kullanılan ilaçlardır. Karaciğerin kolesterol üretimini azaltır ve kandaki LDL kamyonlarının temizlenmesini hızlandırırlar.
Ezetimib: Bağırsaklardan kolesterol emilimini azaltır.
PCSK9 İnhibitörleri: Daha yeni, güçlü ilaçlardır ve iğne şeklinde uygulanırlar. LDL kamyonlarının kandan temizlenmesini sağlayan reseptörlerin ömrünü uzatırlar.
Bempedoik Asit: Özellikle statin kullanamayan kişiler için bir seçenektir, karaciğerde kolesterol üretimini farklı bir yoldan engeller [15].
Bu ilaçların hepsi temelde kandaki ApoB içeren (yani potansiyel olarak zararlı) lipoprotein partiküllerinin sayısını azaltmayı hedefler.
Türkiye'de Durum Ne?
Maalesef ülkemizde kalp ve damar hastalıkları hala en önde gelen ölüm nedeni[16]. Araştırmalar, Türkiye'deki yetişkinlerde ortalama LDL kolesterol seviyelerinin hedeflenenin üzerinde olduğunu ve kolesterol dengesizliğinin (dislipidemi) çok sık görüldüğünü gösteriyor. Bu durum sağlık sistemimize de büyük bir yük getiriyor [17].
Özetle:
- Kolesterol vücudumuz için gereklidir ama fazlası damarlarımızda plak birikimine yol açar.
- Kolesterol kanda lipoprotein denilen paketlerle (kamyonlarla) taşınır; LDL "kötü", HDL "iyi" olarak bilinir.
- Damar sertliği riskini belirlemede, sadece LDL'nin taşıdığı kolesterol miktarı (LDL-C) değil, aynı zamanda "kötü" kamyonların toplam sayısı (ApoB) da çok önemlidir.
- Beyin kendi kolesterolünü kendi üretir ve kan kolesterolünü düşüren ilaçlar genellikle beyin sağlığını olumsuz etkilemez.
- Sağlıklı yaşam tarzı (beslenme, egzersiz, sigarasız yaşam) kolesterol yönetiminin temelidir, gerektiğinde ilaçlar hayat kurtarıcıdır.
Ne Yapmalı?
Eğer kalp hastalığı açısından risk faktörleriniz varsa (ailede erken yaşta kalp hastalığı öyküsü, diyabet, yüksek tansiyon, sigara kullanımı, obezite gibi), kolesterol durumunuzu öğrenmek için doktorunuza danışın. Doktorunuz sadece standart kolesterol ölçümlerini değil, belki de riskinizi daha iyi anlamak için ApoB gibi daha detaylı testleri de değerlendirmenizi önerebilir. Bundan sonra daha önceden de yazdığım gibi bir risk değerlendirmesi yapılıp gerekirse daha ileri testler bile istenebilir.
Unutmayın, sağlık kararları kişiye özeldir. İnternetten veya eş dost tavsiyesiyle değil, mutlaka hekiminizle konuşarak, size en uygun yol haritasını belirleyin. Bilinçsizce yapılan "check-up" testleri veya yanlış yorumlamalar, faydadan çok kafa karışıklığına ve gereksiz endişeye yol açabilir!
@BetulBilgetekin@halktvcomtr@gorkemli_htrlr@Serhan_Asker Bunu israrla bir suru izleyici yazdi ancak kendisi oyle sevdigi icin asla vazgecmiyor. Livaneli var diye izlemeye gayret ediyorum ama tahammul sinirlarimi zorlayan bir sunucuya donustu kendisi maalesef.
@TurasanWines Kapadokya magazanizdan rose, beyaz ve misket beyaz olmak uzere 3 sise sarap aldik ve alirken Mardin'e gidecegimizi, sicakta bise sey olup olmayacagini sorduk, olmaz dendi. Mardin'e gelip bagaji actigimizda misket sarabinin mantari cikmis ve sisenin yarisi akmisti.