6 Şubat depremlerinin üzerinden iki yıl geçti.
Sorumlular yargılanmadı, adalet yerini bulmadı, deprem dirençli kentler için seferberlik başlatılmadı.
Unutmamak için...
Arama kurtarma çalışmaları sırasında da böyle davrandılar. Bu sözler, bir şehrin insanını ölüme mahkum ettiklerinin itirafıdır. Günlerce haykırdık. Yardım istedik. Yardım etmiyorsanız engel olmayın bari dedik. Meğer oturmuş, koca bir şehre nasıl “had bildirilir” onu düşünüyorlarmış. Yardım göndermek yerine, kendi kendimize bulduğumuz yardımları engelleyip “ya biat edersiniz ya da ölürsünüz” diyorlarmış. Depremden sonra insanlar çadır ararken, susuzken, bir ekmeğe dahi ihtiyaç duyarken daha nasıl zulmedebileceklerinin hesabını yapıyorlarmış. Hiç utanmadan, sıkılmadan, rahatsızlık hissetmeden itiraf da ediyorlar. Böyle bir kötülük. Böyle bir insanlık düşmanlığı…
Hatay'ın yerel yönetimi muhalif partide. Depremden sonraki ilk genel seçimde yine muhalif parti alır; iktidar yanlıları gelir size müstahak der. İkinci genel seçimde iktidar partisi alır; muhalifler gelir size müstahak der. Cumhurbaşkanı yerel seçimlerden önce Hatay'a gelir itiraf ediyorum diyerek cümlesine başlar, bize oy vermezseniz işte böyle mağdur kalırsınız der; hem iktidar yanlıları hem muhalifler size müstahak der. Yani bizi bizden başka anlayanımız, birbirimizden başka kimsemiz kalmadı. Gün gelecek, devran dönecek ama o gün bile biz bu acıyı yaşayanlar olarak kimseye aynı acıları reva görüp mağdura oh olsun demeyeceğiz.
Hatay'ı, kendi ülkenizin vatandaşlarını, mağduriyetleri, hala karşılanamamış ihtiyaçları, bitmek bilmeyen afetlerin sonucunda halkın isyanını kendinize ne zaman dert edeceksiniz? Pardon, yanlış zamanda sordum seçime daha çok var. @Akparti@herkesicinCHP@iyiparti
Kurgu değil bu gerçeklik. Siz bizim şehrimizi, enkazlarımızı film dekoru olarak kullanırken biz o enkazların altında çıkmamış cenazelerimizin olup olmadığını bilmiyoruz. Biz her çıkan cenazede "acaba o mu" burukluğunu yaşarken sizin film telaşı içinde olmanızı kabullenemiyoruz. Nesini anlamıyorsunuz? Sizi de filminizi de istemiyoruz. @bulentdurgun25@uskudaryapim
Depremzedelerin gezmesi tozması, yemesi içmesi, saçı başı, giyimi kuşamı, makyajı, arabası, gittiği mekan, şehir, dinlediği müzik.. güldüğü, hayata tutunduğu her an hakkında sanki mağduriyetin öznesi sizmişsiniz gibi ahkam kestiniz. Şimdi Hatay'da enkazlarımızın dekor, set olarak kullanılmasına gösterdiğimiz tepkiyi yine güldüğümüz anlarla kıyaslayıp sapla samanı karıştırıyorsunuz. Depremden sonra kendine gelmek için eski alışkanlıklarını yaşatmaya çalışan biriyle enkaz üstünde tepinerek propaganda filmi çekeni nasıl aynı kefeye koyabiliyorsunuz?
Kimsenin bizi anlamıyor oluşunu gün geçtikçe daha fazla hissediyorum. Kimse bir insanın sevdiklerinin yarısının doksan saniyede bu hayattan kopabileceğine hala inanamıyor. Hikaye anlatıyormuşuz gibi dinliyorlar. Kızmıyorum, haklılar yaşamadılar çünkü. Ancak yaşayanın anlayabileceği bir his. Ama bu hisle mücadele etmek zaman geçtikçe daha da zorlaşıyor.
aydın atatürk kent meydanı’nda öğrenciler, yaşanan asansör düşmesi olayını ve göz göre göre ihmal sonucu yaşamını yitiren arkadaşları zeren ertaş için ses çıkarıyorlar:
“kader değil, ihmal!”
Bakın devlet budur.
Doğru düzgün yurt inşa edemez, barınma sorununu çözemez, ucuza sağlıklı yemek veremez, bir tane asansörü bile onaramaz ama arkadaşlarını kaybetmişti öğrencilerin karşısına polis yığıp “biber gazı sıkarız, dağılın” diye tehdit eder. Müthiş.
bir universite ogrencisinin ihmal sonucu asansorde oldugu gun reddedilen oneriye bakin. bu insanlar kendi genclerine dusman, kendi insanina dusman, kendi vatanina dusman.
Bugün sekiz ay oldu. İçindeki boşluğa alışıyor olman bile canını acıtıyor. İhanet gibi. Unutma korkusuyla her an hafızanda yer edinmeye çalıştığın anılarından utanıyorsun.