İşçi sınıfının kavgasını ezilen halklarla buluşturduğu, oligarşinin karşısında diz çökmediği için yoldaşımız bugün tutuklandı.
Kurtuluş Bayrağını Fabrikalara, Kampüslere, Sokaklara taşımaya devam edeceğiz.
Ali Emre yoldaşımızı da mutlaka alacağız.
Salı günü yapılan operasyonda gözaltına alınan yoldaşımız Ali Emre Ecer bugün görülen mahkemede tutuklandı.
Biz biliyoruz ki bu tutuklamalar direnen Rojava halkının yanında olduğumuz, emeğin militan mücadelesini büyüttüğümüz içindir.
Bu ucuz baskı yöntemleriniz sökmedi, sökmeyecek. Sokakta mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz!
AKP İktidarı Madencileri Katletmeye Devam Ediyor!
Bugün Zonguldak'ta bir maden ocağında yaşanan patlamada, ilk bilgilere göre 3 işçi hayatını kaybetti, en az 5 işçi yaralandı.
2014'te Manisa'nın Soma ilçesinde yaşanan ve 301 işçinin hayatını kaybettiği maden faciasının üzerinden tam 12 yıl geçmesine rağmen sermaye düzeninin neden olduğu iş cinayetleri devam ediyor. Maden ocaklarında gerekli iş güvenliği önlemleri alınmıyor, işçiler bilinçli ihmaller sonucu ölüme sürükleniyor.
İşçilerin can güvenliğini hiçe sayan, madenlerde yaşanan iş cinayetlerinin sorumlularını aklayan AKP iktidarı, bir yandan da fon vurgunlarını ve yolsuzlukları açığa çıkaran gazetecileri susturmaya çalışıyor. Sermayenin çıkarlarını korurken işçilerin yaşamını hiçe sayan bu düzen, gerçekleri açığa çıkaran basını da sansür ve tutuklamalarla hedef alıyor.
Maden işçilerini ölüme sürükleyen, gerçekleri yazan gazetecileri susturmaya çalışan bu düzenden hesap sorana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz!
Tekirdağ’da MESEM öğrencisi olan 14 yaşındaki sıra arkadaşımız, çalıştığı oto tamirhanesinde işveren tarafından dövüldü. Niğde’de ise 15 yaşındaki Eymen ve bir başka çırak arkadaşımız, çalıştıkları berber dükkanında işyeri sahibi tarafından saatlerce dövülerek işkenceye maruz bırakıldı.
Soruyoruz tüm bunların sorumlusu kim?
Halkın çocuklarını MESEM adı altında patronların insafına terk eden bu iktidar değil midir? Yoksulluk yüzünden okul sıralarında olması gereken çocukların işyerlerinde patronları tarafından demir sopalarla dövülmesinin sorumlusu bu düzen değil midir?
Tek bir bakanın dahi yüzü kızarmadan, istifa etmeden görevine devam etmesini kabul etmiyoruz. Her çocuk işçi ölümünün ve her çocuğa yönelik şiddetin siyasi sorumluluğu, çocukları bu koşullara mahkum eden iktidarın sorumluluğundadır.
Gençliği, “Yusuf Tekin istifa” dediği için gözaltına alanlara sesleniyoruz: Katledilen çocukların da işyerlerinde şiddete ve işkenceye maruz bırakılan çocukların da hesabını soracağız!
İki çocuk işçi daha çalıştığı işyerinin sahibi tarafından dövüldüler!
Niğde’de Berber çırağı olarak çalışan 15 yaşındaki Yusuf Eymen ve diğer çırak arkadaşı, işyeri sahibi tarafından tuvalete kitlenip demir sopa ve süpürge sopasıyla dövüldü.
15 yaşındaki çocukları, okula gidebilmek için hatta hayatta kalabilmek için çalışmak zorunda bırakan devletten hesap soracağız! Patronları kollayan, sırtlarını sıvazlayan devletten cüret alarak arkadaşlarımıza işkence eden alçaklardan da hesap soracağız!
Patron, MESEM’li çocuk işçilere silahla saldırdı!
Aksaray Yeni Sanayi Sitesi’nde bir oto tamirhanesi sahibi, yanında çalışan 16 ve 17 yaşlarındaki iki MESEM’li çocuk işçiye av tüfeğiyle ateş açtı.
Sizden daha büyük yağmacı mı var?
Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın 2025 yılındaki mutfak masrafı kayıtlara 34 milyon 133 bin 521 lira olarak geçti.
Üniversite yemekhanelerine yılda defalarca kez zam yapılırken iktidar sarayda ziyafet çekiyor! İstanbul Üniversitesi öğrencisi, sıra arkadaşımız Sibel, yemekhane kartında yalnızca 1 TL kaldığı için intihar etmişti. AKP iktidarı, gençliği ve emekçiyi açlıkla terbiye etmeye çalışıyor.
Öğrencilere ve emekçilere en temel ihtiyaçlarını dahi karşılayabilecekleri bir bütçe ayrılmazken çocuk işçiler her geçen gün iş cinayetlerinde katledilirken fon vurguncuları, şimdi de kendilerini mutfakların ardına saklıyor olsa gerek.
Fransa’daki eylemcileri “yağmacı” diyerek eleştirenler, sizden daha büyük yağmacı mı var!
109 yıl önce, 20 Ekim 1917’de Lenin, Vyborg’dan Petrograd’a gizlice döndü.
Lenin, Eino Rahja’nın eşliğinde banliyö treniyle Rayvola istasyonuna gitti. Burada, makinist G. Yalava’nın kullandığı 293 numaralı lokomotife binerek Udelnaya istasyonuna ulaştı. Ardından Petrograd’ın Vyborgski semtinde bulunan M. V. Fofanova’nın evine geçti.
Lenin, 24 Ekim akşamına (6 Kasım) kadar, Smolni’ye geçene dek bu evde kaldı. Bu süre boyunca sıkı gizlilik önlemleri uygulandı. Lenin’i yalnızca çok sınırlı sayıda kişi ziyaret edebiliyordu: Nadejda Krupskaya, Maria Ulyanova, Josef Stalin ve Eino Rahja. Evin sahibi Fofanova ise Petrograd’da yayımlanan gazete ve dergileri her gün Lenin’e ulaştırıyordu.
Petrograd’a dönen Lenin, yaklaşan ayaklanmanın hazırlıklarını doğrudan yönetmeye başladı.
A. V. Şotman, o günleri şu sözlerle anlatıyordu:
“Bu andan itibaren, Vladimir İlyiç’e danışılmadan Merkez Komitesinde az çok önemli hiçbir mesele karara bağlanmıyordu.”
Bir işçi daha iş cinayetinde katledildi!
Ankara’da bir galvaniz fabrikasında üzerine çelik platform devrilen 24 yaşındaki işçi Danyal Can hayatını kaybetti.
📍 İstanbul Üniversitesi
İktidarın bize reva gördüğü rezil geleceğe mahkum değiliz. Bu çürümüş düzeni ve barikatları ancak birlikte yıkabiliriz!
ÖZGÜRLÜK SOKAKTA!
Fransa'da halka kapanan sokaklar faşistlere açıldı!
Lyon'da aşırı sağcı bir grup, sokağa çıkma yasağı sürerken sokaklara indi. Çevrelerinde bir polise dahi rastlanmadı.
Fransa’daki eylemlerde McDonald’s, Apple ve Louis Vuitton gibi büyük şirketlerin mağazaları hedef alınırken, aile işletmesi olan çorbacıya kimse dokunmadı.
Eylemcilerin hedefinde küçük esnaf değil, milyarder şirketler var.
Bolu Belediyesi davasında savunma yapan Tanju Özcan:
Serbest kalmak istiyorum. Oğluma kız istemek istiyorum. Suya sabuna dokunmadan evde kedi gibi oturacağım.
İsterse Öcalan’ı çıkarsınlar isterlerse mültecileri doldursunlar umurumda değil. Evimde kedi gibi hiçbir şeye karışmadan oturacağım.
Bu olay pek bilinmiyor aslında. Anlatmak lazım.
1924 yılı. Cumhuriyet henüz 1 yaşında. İstanbul'daki tramvayların kontrolü Belçikalı bir şirketin elinde. Cumhuriyet sonrası yapılan anlaşmalara göre tramvay ücretleri öğrencilere %50 indirimli olacak. Ama Belçikalı şirket bunu +++
Belediyenin siyasetçilerin yıllardır yapmadığını Fransa’daki gençler yapmış.
Paris'teki süpermarketlerden “çaldıkları” yiyecekleri evsizlere dağıtmışlar.
Hermes için “vondollok” diye ağlayanların anlayabileceği bir durum değil bu.
Özgür Demirtaş Twitter'a hiç girmeyip sadece televizyon kanallarında ekonomi programlarına katılsaydı akıllı biri sanılacaktı.
Neyse ki Twitter'a girdi de ne kadar cahil bir insan olduğunu kanıtladı.
Brecht'in dediği gibi, ezilenler, sömürülenler kendilerini savunmak için başkaldırdığında, radikal yöntemlere başvurduğunda bunu egemen güçler ve medya "şiddet" diye damgalar. Ama kapitalist sistemin hayatlarımızı yoksullukla, piyasa daraltmasıyla cehenneme çevirmesi normaldir.