Seçimlerin ve uygulanan ekonomi programının üzerinden 3 yıl geçti. Bu günkü yazıda uygulanan programı bir ihracatçının tabiriyle “kıyım kıyım kıyılan” ihracatçılar üzerinden değerlendirdim.
Yazıdan bir alıntı⬇️
“Bu üç yıllık dönemde Türkiye’de Tüketici Fiyat Enflasyonu (TÜFE) %314 artmış; bir diğer deyişle ihracatçıların giderleri %314 artmış diyebiliriz.
Yine bu üç yıllık dönemde dolar da 20,75 TL’den 45,82 TL’ye yükselmiş; yani %221 artmış.
2023 yılı Mayıs ayından önce ihracatçıların 100 TL gideri 314 TL’ye ve 100 TL geliri ve 221 TL’ye yükselmiş.”
SON DAKİKA | Kemal Kılıçdaroğlu’ndan Özgür Özel’e:
— Bir CHP Genel Başkanı yurt dışına gidip “Bize neden yardım yapmıyorsunuz” diyemez!
— Bu ne demek ya? Bu topraklardan Yunanlıları, Fransızları ve İngilizleri kovalamış olan partinin elemanları, nasıl yurt dışına gidip ‘Bizi yalnız mı bırakıyorsunuz?’ diyebilir!
Cumhuriyet Halk Partisi; kişisel ikbal arayışlarının mücadele alanı değildir.
Cumhuriyet Halk Partisi milletimizin egemenlik senedidir.
38. Olağan Kurultayımız ile ilgili mahkemenin vermiş olduğu karar; bir ayrışma vesilesi değil, asırlık çınarımızın altında kenetlenme fırsatı olmalıdır.
Gün; sevinç çığlıklarıyla birbirimizi kırma günü değildir.
Gün; kırgınlıkları bir kenara bırakıp ciddiyetiyle, sükûnetle ve kucaklaşarak ayağa kalkma günüdür.
Bu süreci “keşkelerle” değil, ciddiyetle, parti kültürümüzden aldığımız samimiyetle ve ortak akıl ile yönetmek zorundayız.
Şahsi ikballer değil, Türkiye’nin geleceği esastır. Bu kapsamda süreci; önceki dönem Genel Başkanlarımızla, Parti Meclisi üyelerimizle, milletvekillerimizle, il ve ilçe başkanlarımızla tam bir uyum ve iş birliği içinde yürüteceğiz.
Hiç kimse endişe etmesin, partimizi bu tartışmaların içinden çıkaracak ve iktidar yürüyüşünü devam ettireceğiz.
Herkesi sükûnete ve ortak akıla davet ediyorum.
Biz bir aradayız! 🇹🇷
Hölderlin 1795'te kaleme aldığı zor ve yoğun iki sayfalık "Yargı ve Varlık" yazısında felsefeye damgasını vuracak: Yargı verme varlığı ayrıştırır (kök-bölünme), oysa varlık ayrımsız kökensel birliktir. Düşünmek yargı vermek olduğundan varlık hakkında düşünmek birliği bozmaktır.
Düşünmenin tabiatında içkin şöyle bir paradoks vardır: Hiç kimse düşüncesinin doğru olduğunu düşünmeden düşünemez. Bir başka deyişle, kimse yanlış düşündüğünü düşünerek düşünemez. Kişi özeleştirel alışkanlığa sahip olsa bile, düşüncesinin yanlışlığını ya da doğruluğunu ancak düşünme bittikten sonra tartabilir.
O yüzden de doğruluğun yegâne mümkün ölçütü her zaman diyalogtur. Diyalogta ise özneler birbirine açıktır, bu açıklığı sağlayan da anlama çabasıdır; orada ufuklar kaynaşır, doğruluğa yaklaşılır. Polemik ise görünüşte iki kişi içerse bile aslında gerçekte olan kendi içinde monolog halindeki iki taraftır, monologtur çünkü iki taraf birbirine -anlama niyeti olmadığı için- kapalıdır. Sonuç olarak, polemikten doğruluk çıkmaz, beyhudedir, ahmaklıktır, zaman kaybıdır. Bu platformda olan da ekseriyetle budur. Suç platformda değil, bizim bozuk niyetlere sahip olmamızdadır. Çünkü hepimiz vitrine çıkmak istiyoruz, haliyle buradan diyalog çıkmaz.
L'annessione della Cisgiordania, con i soldati complici dei coloni. Gaza annientata. L'avanzata in Libano. Il confine violato in Siria. La guerra all'Iran. Pulizia etnica e massacri. Così la destra sionista dà forma al Grande Israele
Il numero de L’Espresso, in edicola e su app