Hello beautiful People,Baby Nathan needs you&me. Let's help his family.
We have 2000$ so far(the goal is 18000$)but we still have a long way to go but together,we can give Nathan the second chance he really needs.
Help Ngabe Ace Nathan with Heart Surgery https://t.co/0NpbHHeW3r
Rwandan designers Elodie Fromenteau and @banzadolph have created a special #VisitRwanda x Ici C’est Paris merchandise collaboration, now being showcased at Ici C’est Paris La Maison in the United States ✨
📍 Los Angeles: 11–14 June
📍 New York: 17–21 June
🤝 @PSG_English
Come and visit London’s Home of Trophies. 🏆
Book your Stadium Tour at Stamford Bridge now. ⭐️⭐Come and visit London’s Home of Trophies. 🏆
Book your Stadium Tour at Stamford Bridge now. ⭐️⭐Come and visit London’s Home of Trophies. 🏆
Book your Stadium Tour at Stamford Bridge now. ⭐️⭐Come and visit London’s Home of Trophies. 🏆
Book your Stadium Tour at Stamford Bridge now. ⭐️⭐Come and visit London’s Home of Trophies. 🏆
Book your Stadium Tour at Stamford Bridge now. ⭐️⭐Come and visit London’s Home of Trophies. 🏆
Book your Stadium Tour at Stamford Bridge now. ⭐️⭐️
🚨 🇨🇳 CHINA JUST SOLD OUT ITS FIRST DOMESTIC GPU IN 48 HOURS.
The LX 7G100, built independently in China, got 30,000 reservations in two days and sold out instantly.
Demand crushed supply on day one.
This is not about specs. This is about sovereignty.
Chinese consumers are buying domestic GPUs even when the value isn't there yet, because they understand where this is going.
Every unit sold funds the next generation.
Every generation closes the gap with $NVDA.
Every closed gap rewrites the global GPU market.
The first iPhone wasn't the best phone either.
Neither was the first BYD car.
China doesn't need to win on day one. They just need to ship.
The 2-4 hours you spend scrolling each day (or 730-1460 hours each year) is more than enough time to write a book, build a business, or get in shape. In the moment, it seems like nothing. That's why it's so dangerous. Your time disappears without you being conscious of it.
🇹🇷🇬🇭 A single Turkish ship anchored off Ghana's coast generates over a quarter of the country's electricity.
The MV Karadeniz Powership Osman Khan is 299 meters long and pumps out up to 480 MW of power.
It has been doing this since 2017.
No power plant to build. No years of construction delays.
Karpowership, the Turkish private company behind it, has quietly turned this model into a global business, deploying floating plants to countries with chronic energy deficits across Africa and beyond.
Africa has an infrastructure gap that traditional investment has failed to close for decades.
Turkey found a way to monetize that gap with engineering.
You dont want a yacht. You dont want a big house. You dont want a super car, a $40,000 watch, or shoes you worry about getting dirty. You want free will.
You want to wake up naturally on a Tuesday and you want to go to bed when you’re done having fun. You want to say yes to everything that excites you without having to request time off. You want to go to the the gym at noon, in absolutely no hurry. You want to spend 18 hours a day doing what you love. You want to be exactly where you desire being, always. You want to spend as much time with the people you care about as possible.
You’re saying you wanna be rich? In what?
When I was 15, I spent 6 months building an Android app in Kotlin (thank u @udemy) but when i tried to publish it on google play i discovered the most absurd thing EVER:
@GooglePlay don’t allow Moroccan developers to become merchants???? 🇲🇦🇲🇦
In other words, you couldn’t charge money for YOUR product because of where you were born
I tried finding a way around it and even asked a friend of my dad’s in France to publish it for me but eventually jst gave up.
I’m 21 now, building from 🇪🇸, and it’s craaaazy how much easier everything is.
“Supporting young African innovation” but can't even give us access to the same infrastructure, how sad!
I borrowed an umbrella from my Airbnb host in Kyoto. I forgot to return it when I checked out, and realized when I was already on the train to Osaka.
I felt terrible. It was a nice umbrella, not a cheap one. I messaged the host apologizing.
She responded: "No problem! Enjoy the umbrella. It's yours now."
I said I'd mail it back. She said "please don't. Postage costs more than an umbrella. Just use it and think of Kyoto when it rains."
I insisted I wanted to return it. She said "okay, but I have a different idea. Next time you see someone who needs an umbrella and doesn't have one, give them this umbrella. Tell them to do the same when they are finished with it. Maybe an umbrella travels all around Japan helping people."
That idea was so beautiful I agreed.
Two weeks later I was in Hiroshima and it started pouring. A woman with a baby was standing under an awning looking stressed. No umbrella, the baby was crying.
I walked over and gave her the umbrella. Told her the story in broken Japanese. She understood enough.
She tried to refuse but I insisted. Told her "when you're done with it, give it to someone else who needs it."
She nodded, said thank you about ten times, and hurried off with her baby.
I got soaked walking back to my hotel but felt good about it.
Sometimes I wonder where that umbrella is now. Hope it's still traveling, still helping people.
Çin bu sabah Japonya'nın 1985'te yapamadığı şeyi yaptı.
Çin 2021'de çıkardığı ama bugüne dek hiç işletmediği yasayı sahaya sürdü ve ABD yaptırımlarını tanımayacağını resmen ilan etti.
40 yıl önce Japonya aynı baskı karşısında geri adım attı.
Çin geri adım atmadı.
Anlatıyorum.
Birkaç hafta önce Trump, İran'a yönelik ablukanın nükleer anlaşma sağlanana kadar süreceğini açıkladı. Aynı gün Hazine Bakanı Bessent çok kritik iki kelime kullandı: "kalıcı hasar."
Bu iki kelimenin işaret ettiği yer, İran petrol ihracatının kalbi olan Kharg Adası'ydı.
Abluka yüzünden tankerler yüklenemeyince petrol depolara yığılıyor, depolar dolunca üretimi durdurmaktan başka çare kalmıyor.
Asıl mesele de tam burada başlıyor: Petrol üretimini uzun süre durdurursanız kuyulardaki basınç dengesi bozulabiliyor, hattın eski verimine geri dönmesi aylar hatta yıllar gerektirebiliyor.
Bessent'in cümlesinin altında gizli olan hesap tam olarak buydu. İran'ın petrol altyapısı, telafisi yıllar alabilecek kalıcı bir zayıflamaya doğru itiliyordu.
Buraya kadar mesele İran gibi okunuyor. Ama asıl hedef İran değildi.
Asıl hedef neden Çin?
Çin dünyanın en büyük üretim motoruna sahip, bunu herkes biliyor.
Daha az bilinen şey ise bu motorun bir tek zayıf noktası olduğu: kullandığı her 100 varil petrolün yaklaşık 73'ünü dışarıdan ithal ediyor.
Peki dünyanın en ucuz petrolünü bugün kim satıyor? Yaptırımlar altındaki İran. Pazarlık şansı olmayan bir satıcı her masada kaybeder, alıcı her masada kazanır.
Her gün İran'dan Çin'e doğru yaklaşık 1.5 milyon varil petrol akıyor, üstelik piyasa fiyatının belirgin biçimde altında.
Çin'in son yıllardaki rekabetçi üretim avantajının görünmeyen yakıtı tam olarak buydu.
Trump da bu denklemi okuyordu. O yüzden baskıyı doğrudan Çin'e değil, Çin'i besleyen damara uyguladı.
İran üretimi uzun süre düşük kalırsa Çin eski hacimde ucuz petrolü bulamaz; bulamayınca üretim maliyeti yükselir, rekabet avantajı erir ve ihracat geliri yavaş yavaş düşmeye başlar.
Geçtiğimiz haftalarda ABD bu zincirin halkasına vurdu. Hengli adlı özel bir Çin rafinerisini, çevresindeki 40 şirketi ve tankeri tek pakette yaptırım listesine aldı.
Hengli bir kamu kuruluşu değil, özel sektörde faaliyet gösteren bir rafineri.
Devlet rafinerisi vurulsaydı bu doğrudan Çin'e yapılmış bir hamle sayılır ve misilleme kaçınılmaz olurdu.
Özel sektör seçilince mesaj kasıtlı olarak yumuşak tutuldu: "Çinli oyuncular İran petrolü almaya devam ederse bunun bir bedeli olacak."
Zamanlama da en az hedef seçimi kadar önemliydi. Trump'ın Xi Jinping ile yaklaşan zirvesinden haftalar önce sahaya konmuş, bilinçli bir baskı pozisyonuydu.
Beklenen şey, Çin'in geri adım atıp yaptırımı sessizce sineye çekmesiydi.
Bu sabah Çin'den gelen cevap
Çin, 2021'de çıkardığı ama bugüne dek hiç aktif olarak işletmediği Yabancı Yaptırımlara Karşı Yasa'yı ilk kez sahaya sürdü.
Yasanın işleyişi basit.
ABD veya başka bir devlet Çinli bir şirkete yaptırım uygularsa, Çin o yaptırımı tanımayan ve uygulanmasını yasaklayan kararlar çıkarabiliyor. Çin'de iş yapan hiçbir şirket o yaptırımlara uymak zorunda olmadığı gibi, uyduğu takdirde Çin hukukunu ihlal etmiş sayılıyor.
Bu sabah çıkan mahkeme kararı tam olarak bu mekanizmayı işletti. ABD'nin Hengli'ye ve diğer Çinli rafinerilere uyguladığı yaptırımları Çin topraklarında geçersiz ilan etti. Hiçbir tanker sahibi, hiçbir sigorta şirketi, hiçbir banka, hiçbir aracı bu yaptırımlara dayanarak Hengli ile işini kesemez; kestiği takdirde Çin mahkemelerinde tazminat davasıyla yüz yüze gelir.
Çin'in asıl silahı tam olarak bu. Kendi pazarının büyüklüğünü, ABD yaptırımlarının uygulanmasını imkânsız kılacak hukuki bir kalkana çevirdi.
Bunun pratik anlamı şudur: artık her tanker sahibi, her sigortacı, her uluslararası banka tek tek karar vermek zorunda. Amerikan pazarını mı seçecek, Çin pazarını mı?
Bu hamlenin gerçek ağırlığını anlamak için 40 yıl geriye, 1985'e bakmak gerekiyor.
1985'te ABD, Plaza Anlaşması üzerinden Japon yenini yapay olarak değerli kıldı ve Japon ihracatını rekabet dışına itti. Japonya'nın "kayıp 30 yılı" başladı.
Çin son 40 yıl boyunca bu filmi defalarca izledi. Çin stratejisinin merkezinde tek bir prensip duruyor: Japonya'nın yaptığı hatayı tekrar etmemek.
Bugünkü "hayır" tam da bu prensibin sahaya yansıması.
Çin'in emlak ayağı 2021'de Evergrande'nin çöküşüyle zaten kırılmıştı; geriye kalan tek ayak üretim ve ihracat. O ayağı ayakta tutan ucuz enerjiden vazgeçmek, Çin için fiilen Japonya'nın yoluna girmek anlamına geliyor.
Çin bu sabah o yolu reddetti.
Şimdi sırada ne var
Önümüzde dört olası yön var.
A) Trump cevap olarak Çin'e doğrudan tarife paketi açar, gerilim hızla ekonomik savaşa evrilir.
B) İki taraf da Trump-Xi zirvesine kadar pozisyonu sertleştirir, masaya güç göstererek oturur.
C) ABD ikincil yaptırımları daha büyük Çinli rafinerilere genişletir, Çin de misilleme yasalarını derinleştirir ve sürtüşme tırmanır.
D) Bir geri adım gelir, gerilim diplomatik düzeyde sınırlı kalır.
Sahnede İran var. Ama gerçekte oynanan oyun çok daha büyük.
Sen hangi senaryoyu daha olası görüyorsun?
Bu benim şahsi analizim.
Gelişmeleri takip ediyorum, sizi bilgilendireceğim.