AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Büyükgümüş “Foncularla” Okçular Tepesi’ndeki sahabeler ile kokuşmuş davalarının aynı olduğu söyleyerek benzetme yapıyor.
Başörtüsü meselesini kullanarak iktidara geldiniz, üstelik bunun için sadece genelge yayınladınız.
Onlarca yasa değiştirdiniz ama başörtüsünü ne bir kanunla, ne de anayasal güvenceyle garanti altına aldınız.
İktidarınızı kaybetmemek için insanları korkuttunuz ve bu sorunu bilinçli olarak çözmediniz!
Topluma “ölümü gösterip sıtmaya razı ettiniz.” Halkı sürekli bir korku atmosferinde tutarak, anayasal güvenceden mahrum bıraktınız.
İslami söylemlerle, Müslüman halkın duygularıyla oynayarak bunu tamamen bir seçim siyasetine dönüştürdünüz.
Oy istemeye gelince “Gazze” dediniz, “Benim başörtülü bacım” dediniz.
15 Temmuz gecesi insanları selalarla sokağa çağırdınız, tehlike geçince “demokrasi nöbeti” tuttunuz. “Allahu Ekber” nidalarından rahatsız olup, işi demokrasiye bağladınız.
Yönetime gelince laik düzen, seçim zamanı İslam dediniz. Seçim döneminde faiz için “Nas” dediniz, seçim bittikten sonra ise “Faiz dünya gerçeği” dediniz.
Şimdi de çıkmış, necis/batıl, menfaate ve çıkara dayalı kokuşmuş siyasetinize utanmadan “Okçular Tepesi” yakıştırması yapıyorsunuz!
İnsanda biraz da olsa utanma duygusu olur; ne yazık ki o da sizde kalmamış. Gerçi olmayan bir şeyi nasıl arayacaksınız ki?
Hamas’ın elinde koz olarak kullanabileceği esirler vardı. O kadar yıkıma, bombalamaya rağmen vermedi esirleri. Ta ki; Türkiye Mısır ve Katar’ın garantör olduğu Barış kuruluna kadar. Türkiye-Mısır-Katar Hamas’ın pazarlık gücünü elinden tamamen alındı. Silahını indirtti.
İsrail ise kurulun hiçbir kararına uymadı. Gazze’ye insani yardım sokmuyor. Batı Şeriada istediği gibi at koşturuyor. Garantörler ise sadece izliyor. Yarın bir kınama metni yayınlarlar olur biter.
Müslüman ülkeler sayesinde İsrail istediğini almaya devam ediyor. İsrail sadece teknolojik olarak değil İslam ülkelerinin liderleri sayesinde de güçlü.
Sezai Karakoç’un sözü aklıma geliyor; “kardeşiz demek yetmez. Habil misin yoksa Kabil mi? onu netleştirmek lazım”
Gazze’de çocuklar katledilirken İsrail işgal ordusuna hizmet edenlere ülkemizde kapı açılmasını kabul etmiyoruz!
Bu ülke, Filistin’de yaşanan zulme sessiz kalmayanların ülkesidir. Ülkemde siyonist istemiyorum!
🇦🇿 AZERBAYCAN’DA HİCAB ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN SESİMİZİ YÜKSELTİYORUZ ⚠️
İnancı nedeniyle hiçbir çocuk eğitim hakkından, hiçbir kadın temel hak ve özgürlüklerinden mahrum bırakılmamalıdır. Hicab bir suç değil, inanç ve vicdan özgürlüğünün bir parçasıdır.
Azerbaycan’da hicaplı kardeşlerimizin haklarına destek olmak, inanç özgürlüğünü savunmak için bir araya geliyoruz.
📅 Tarih: 18 Ekim 2026, Pazar
🕓 Saat: 16.00
📍 Yer: Azerbaycan Konsolosluğu
Akat, Zeytinoğlu Caddesi No: 65, Beşiktaş / İstanbul
Kardeşlerimizin sesi olmak, hicap özgürlüğünü savunmak ve dayanışmamızı göstermek için sen de aramızda ol!
Azerbaycan’da Müslüman kardeşlerimiz yalnız değildir!
#HicapÖzgürlüğü #Azerbaycan #hicabaazadlıq #HicapYasağınaHayır
İSTANBUL'DAKİ SİYONİST ŞEBEKEYİ İFŞA EDİYORUZ!
Bu bir if** ihbar ve suç duyurusudur!
Siyonist askerleri ülkemize getirerek sağlık hizmeti sunan KLODYA MEDİNA HASON adlı Siyonist çifte vatandaş şuan Taksim'de faaliyetlerine devam etmektedir.
Yıllardır Gazze'de masum siviller sağlık hizmetlerine ulaşamazken, hastaneler yıkılıp sağlık çalışanları infaz edilirken ve ilaçların girişine müsade edilmezken Siyonist IDF mensuplarını çeşitli yollarla ülkemize sokup sağlık, turizm, ticaret gibi çeşitli hizmetler sunan şebekeyi ifş* ediyoruz!
Söz konusu şahıs IDF askerlerini ülkeye soktuktan sonra anlaşmalı ve isimlerini şimdilik açıklamayacağımız hotellere yerleştirmekte, işbirliği yaptığı başta Dr. H* O* olmak üzere tüm doktorların ofisleri ve isimleri bizde saklı kalmakla beraber IDF askerlerini estetik ameliyat yaptırdığı Kartal A* Hastanesi ve M* Hastanelerini de uyarıyoruz. Gazzeli kardeşlerimizin hastanelerini yıkanları tedavi etmeye devam ederseniz Filistin aktivistleri kapılarınızın önünde protesto düzenlemekten ve sizleri ifşa etmekten çekinmeyecektir.
Klodya MEDİNA adlı çifte vatandaşın; vergi kaçırma, usulsüz satış, sertifikasız hizmet sunma, soykırımın önlenmesi ve cezalandırılması yasasına engel olma, suç delillerini karartma, İsrail ile ticaret yasağını delme, gümrük ve kaçakçılık suçları işleme, bavul ticareti yapma gibi çeşitli suçlardan hakkında derhal soruşturma başlatılmasını talep ediyoruz!
Böylesi zorlu bir süreçte hukuka uygun davranma ve hukuk içinde mücadele etme kararlılığımızı tüm yetkili makamlara iletiyor ve derhal harekete geçerek söz konusu şahıs hakkında gerekenlerini yapılmasını istiyoruz.
Sağlık Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nı göreve çağırıyoruz!
Bziler de hazırladığımız dilekçe ve OSINT raporumuzla avukatlar eşliğinde suç duyurusunda bulunacağımızı ilan ediyoruz!
7 Ekim'in şanlı mücahidlerine, yıllardır direnen Gazze Halkına selam ve hürmetle.
Yaşasın Özgür Filistin ✊🏻 🇵🇸 🇹🇷
Hamas, 7 Ekim’in üçüncü yıl dönümü dolayısıyla videolu mesaj yayımladı.
📌 “Biz, peygamberlerin üzerinde yürüdüğü Aksa’nın tufanıyız. Davanın muhafızlarıyız; uğruna kanlarımızı verdik.”
15 günde bir imza atıp devlete “ben buradayım” deme zorunluluğum var. Niye mi? Trump ve NATO liderleri Türkiye’deyken “itiraz” edebilirim diye.
Aynı günlerde binlerce insan benim gibi gözaltına alındı; en az dört gün, Trump Türkiye’den ayrılana kadar gözaltında tutuldu. Muhammed Kavi ve eşi “infaz” edildi. Onlarca kişi tutuklandı, kötü muameleye maruz kaldı.
Kemal Kemahlı gibi yüzlerce insan, barışçıl itirazları ve ifade vermeye çağrıldıklarında korkmadan, kaçmadan gidebilecekleri halde; şafak operasyonlarıyla evlerinin kapıları kırılarak, ailelerinin gözü önünde gözaltına alındı.
Söz konusu NATO, Trump ve küresel güçler olduğunda “anında” harekete geçen bu sistem, Fatma Betül hanım söz konusu olduğunda gözaltı kelimesini zinhar ağzına bile almıyor. Halkın yüz milyarlarca lirasının çalındığı bir tabloda henüz tek bir bakan, üst düzey bürokrat istifa etmedi.
Soma’da yüzlerce madencinin yaşamını yitirdiği katliamdan yıllar sonra bile değişen bir şey olmadığını, maden kazalarına karşı gerekli tedbirlerin alınmadığını ve işçinin sermaye karşısında korunmasız bırakılmasıyla bir kez daha gördük.
O halde sormak boynumuzun borcu: Adaletin bu kadar yıpratıldığı bir düzende, adaleti yine aynı düzenden beklemek ne kadar gerçekçi? Bozuk bir düzende sağlam kalmış bir çark var mıdır?
demiş ve hesabı birkaç saat içinde kapanmış.
Bu meseleye hiç girmiyorum çünkü midem bulanıyor. Bu seviyedeki insanlarla kavgayla da olsa muhatap olmak istemiyorum.
Yazık bu memlekete. 3-5 kişi daha fazla çalacak diye bu halka bunu yapmayın.
Borsa manipülasyonu yalnızca vatandaşın cebinden çalmak değildir. Aynı zamanda piyasalara olan güveni yok ederek memleket ekonomisine kalıcı zarar vermektir. Muazzam bir suç, akıl almaz bir ihanet. İstifa yetmez. Başsavcılıkça soruşturma başlatıldığını duymak istiyoruz.