solcular, entelektüeller hiç hapiste değiller hiç öldürülmüyorlar hiç sürülmüyorlar gibi bihaber konuşmalarını kanım almıyor ya. can atalay, tayfun kahraman falan dışarda olsa, ali ismail ölmese akademisyen olsa konuşurdu kardeşim de imkanlar işte https://t.co/4BQsO6YE1z
Hangi türkiye solu? Seni her fırsatta hain ilan edenler mi yoksa en kötü ihtimal devrimden sonra, en iyi ihtimal yp iktidarında kürt sorununu çözeriz diyen 19 martçılar mı? İlkini kastetmediğini varsayıyorum 😇
Sürecin Türkiye solunu düzen içinde eritme, tasfiye etme amacını taşıdığı zaten apaçıktı ama “en az MHP kadar bu devletin sağlam bir ayağı olacağız” ifadesi, bu devletin “ayakları” altında ezilenlerin kim olduğunu bilenler için bir uyarı atışı. Ya Leninizm ya yıkım.
Özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler için Koşuyolu Parkı’nda kurulan taziyeyi ziyaret eden Barış Anneleri “şehîd namirin” sloganıyla taziye alanına giriş yaparak ailelere başsağlığında bulundu
DEM PARTİ EŞ GENEL BAŞKANI, SABAHAT AKKİRAZ'I DİNLEMEDİ
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları'nın Hacı Bektaş Veli Anma Törenlerinde Sanatçı Sabahat Akkiraz'ı protesto ettiği ortaya çıktı.
Hatimoğulları'nın Sabahat Akkiraz'ın törende sahne aldığı boyunca protokoldeki yerinde görülmezken, sahneden iner inmez Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel'in yanında yer aldı.
NE OLMUŞTU?
Sabahat Akkiraz, Halk TV'nin Tülay Hatimoğulları'nu konuk etmesini sert bir dille eleştirmişti. Akkiraz ayrıca II. Açılım Süreci boyunca sık sık milli duruşunu yansıtan açıklamalarıyla gündeme gelmişti.
🔻 Murat Karayılan: Çerçeve yasa değerli bir adımdır fakat içinde Kürt kelimesi bile geçmiyor
👉️ Biz gerçekten Türkiye ile anlaşmak, düşmanlığı sonlandırmak istiyoruz
👉️ Yeni bir sayfa açmak istiyoruz
👉️ Biz düşmana değil, demokratik cumhuriyete katılacağız
👉️ Beklentimiz buydu fakat bakıyoruz ki karşı tarafın yaklaşımı böyle değil
👉️ Halen terör diyorlar ama siz yüz yıldır halkımıza terör uyguluyorsunuz
https://t.co/9VsLsO3AgL
alıntılara tek tek göz atın. kürt hareketini sınava çeken kürtleri oy deposu olarak görüp kendileri gibi yeni parti'nin iktidar heveslerine payanda-kuyruk olmayı salık veren sol/seküler muhaliflerin ahlaksızca saldırılarını göreceksiniz. peşinden sürüklendikleri chp-yeni parti'yi
%5 oy olan Sinan Oğan’la bile pazarlık yapıldıysa %8-10 bandında gezen bir partiyle neden yapılmasın? Burada güven verici olmak için “İktidar bizimle pazarlık yapmaz” demek değil, “Biz iktidarla seçim pazarlığına kapalıyız” diyebilmek gerekir.
AKP’nin yanına düşmemek için Hayır” demek, sizi otomatik olarak doğru yerde konumlandırmıyor maalesef. Nitekim bu tutum, barış karşıtı ve ırkçı söylemlerden beslenen İYİ Parti’nin yanına düşürebiliyor.
Mesele saf tutmak değil, ilke tutmaktır; mesele neye karşı neyi savunduğundur.
Meclisteki sol partileri anlamakta güçlük çekiyorum. Açıklamalarını okudum. Çerçeve yasayı yerden yere vuruyor; ardındaki iktidar hesaplarına, tuzaklara işaret ediyorlar. "Hayır" için tüm gerekçeleri saymışken aynı gerekçelerle "evet" oyu vermelerini neye bağlayalım? Meseleyi sadece iktidarın hesaplarına bağlamak zaten yeterince sığ bir yaklaşım. Tarihsel ve bölgesel bakamayan bir açıklama hayal kırıklığı. Açıklamaları bu açıdan da zayıf buldum...
Ama madem süreci iktidarın otoriterliğinin yeni bir veçhesi olarak okuyorsunuz, bu tavrın karşılığı neden "evet"? O konuda edilen bir-iki cümle, bana kalırsa, son derece apolitik bir yaklaşımla yazılmış. "Mücadele edenler 'evet' demişken..." diye siyaset mi olur. Üstelik ülkenin ve bölgenin en önemli sorunundan bahsediyorsunuz. Kendi tavrınız yok mu? Açık konuşalım: Meclis'teki sol bu konuda politik değil tamamen apolitik bir tavır alıp "evet" diyor.
Bir araba laf edilmesi bir şeyi değiştirmiyor; AKP'nin önerisine "evet" diyor ve bu önemli başlıkta sol/sosyalist bir pozisyona işaret eden ayrıksı bir tavır alamıyorsunuz.
Can Atalay, Tayfun Kahraman, Çiğdem Mater, Mine Özerden, Osman Kavala, Selahattin Demirtaş, Merdan Yanardağ, Nasuh Mahruki, Deniz Göktaş, Oğuzhan Uğur, Ekrem İmamoğlu, Resul Emrah Şahan, Murat Çalık, Sinem Dedetaş ve daha nice insan haksız hukuksuz hapsedilirken…
Siyasal iktidarın talimatı altına girmiş yargı, muhalif olan herkesi ezerken…
Yargı eliyle iktidar partilerinde yolsuzluklar örtülüp muhalefetin belediyelerine delilsiz, sadece gizli tanık ifadeleriyle bitmek bilmez operasyonlar yapılırken…
AKP’ye geçmeyen belediye başkanları tutuklanma tehdidi altındayken…
CHP’li ve DEM Partili belediyeler kayyumlara teslim edilmişken…
Türkiye, halkın kendisini yönetecek kişileri seçme hakkının elinde alındığı bir döneme sürüklenirken…
Ana muhalefet partisi fiilen kapatılıp binasına polislerce biber gazı ile baskın düzenlenmişken….
Ana muhalefet liderinin dokunulmazlığının kaldırılıp tutuklanmasından bahsedilirken…
İnsanlar düşüncelerini ifade etmekten korkar haline getirilmişken…
Yeni Parti, ‘Çerçeve Yasa’ya ‘Evet’ demek zorunda değil. Bu yasa için kurulan komisyonun, Anayasa Mahkemesi, AİHM kararlarının uygulanmasına, ülkenin demokratikleştirilmesine dair sözü var. Bu sözlerin yerine getirilmeyeceği bu kadar aşikarken Yeni Parti’nin ‘Hayır’ oyu meşrudur. Yeni Parti, Kürt sorununun bu otoriter, baskıcı iktidar tarafından demokrasiden uzak zihniyetle çözülemeyeceğini topluma anlatabilir. Kendi iktidarında demokratik bir cumhuriyet inşa ederek bu sorunu çözeceğine halkı ikna edebilir. Yeni Parti her gün hukuksuz uygulamalarla kendisini ezmeye çalışan iktidarın peşine takılmış bir görüntü verirse halkın güvenini kaybedecek.