5-6 yıl öncesinin mesajlarına denk geldim. O zaman çok üzüldüğüm, sancılı süreç geçirdiğim konular geldi aklıma. Geçiyor be vallahi geçiyor. Geçmeyecek gibi ama geçti ve hatırlamıyorum bile. Yarın bugünden daha güzel olacak. Bir umut doldum siz de böyle hissedin diye yazdım.
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
Babanız yaşındaki insanları taşladınız onlar size çiçekle karşılık verdi, dertleri de hiçbir zaman sizinle değildi göstermiş oldular. Biraz utanır mısınız bilmem.
aglayacam amk aglayacam kus tuyu yataklarinizda huzurla uyuyun diye bu adamlari şu koşullarda çalıştırıyosunuz bide üstüne 12 ayda sadece 2 kez maaş yatırıyosunuz allah belanizi versin be amk
Adamlar maaşa zam, iyileştirme falan filan istemiyor ha, adamlar 1 yılda 2 kez maaş almışlar. Bu insanlar aile geçindiriyor, çocuk bakıyor. Devlet bu insanların hakkını arayıp şirketin tepesine çöküp hesap soracağına hakkını isteyen insanların önüne polis yığıyor.
Gülistan’ Doku'yu ararken barajı boşaltıyorlar, bir kadın cesedi çıkıyor… Dereyi tarıyorlar, başka bir kadın cesedi… Her yerden kadın cesedi çıkıyor! Ülke kocaman bir kadın mezarlığı olmuş! O cesetlerden biri Esma Kılıçarslan; bedeninde dört erkeğin DNA’sı var ama ortada ne fail var ne dosya ne de bir soruşturma! Diğerlerinin kim olduğunu bile bilmiyoruz! Ülkenin her yeri kadın mezarlığına dönüşmüş ama sadece sesini duyurabildiklerimizin isimlerini biliyoruz......
30 yaşındayım, ben hayatımda bir öğrencinin silahla okul basarak katliam yaptığı hiçbir örnek hatırlamıyorum. Türkiye her anlamda felaket bir dönemden geçiyor. Sokakta emniyet yok, mahkemede adalet yok, mutfakta bereket yok. Sosyolojik bir çöküş yaşıyoruz.
24 senedir memleketi tek başına yöneten bir iktidar var. İstediği her türlü yetkiyi aldı. Yapmak isteyip yapamadığı hiçbir şey yok. Bizi 24 senenin sonunda getirdiği nokta burası. Sorsan hala şaha kalktığımızdan, uçuşa geçtiğimizden bahsediyorlar. Fakat Türkiye yönetilemiyor, görülen manzara budur.
Bugün o okulda hayatını kaybedenlerin ailelerinin yerine koyabilir misiniz kendinizi? Kim verecek bu çocukların hesabını? Yayın yasağı getirerek bu meseleleri çözemezsiniz.
@100evin1kizi Geçen ay arkadaşım randevu aldı, bana da hangi günler var diye ss attı (Cuma günü oluyor). Pazartesi ben bakıyorum: tüm ücretsiz slotlar kapalı, sadece ücretli var. Konsolosluk ccli VFSye mail attım, sonra açıldı ama VFS bizle ilgili değil dedi. Nasıl değil ya sistem sizin aw
To be truly fluent in English,
you must know your shits
Dogshit: Very poor quality
Bullshit: Not true
Horseshit: Nonsense
Apeshit: Rambunctious
Batshit: Insane
Chickenshit: Cowards
Ratshit: Poor quality
No shit: Obviously
Holy shit: Unbelievable
Hot shit: Very good
Dipshit: Total dumbass
Tuff shit: Take it or leave it.
Jack shit: Nothing
The shit: Perfection
Brezilya’da “Tucson” adlı bir köpek, Hyundai bayisinde satış danışmanı olarak çalışıyor.
– Müşterilerle ilgilenip showroom’da onlara eşlik ediyor.
– Karşılığında bakım ve mama ile “maaşını” alıyor.
@utkusen@umka23 Maalesef katılmıyorum. Bu rakam, Londra dışındaki birçok lokasyon ve hatta Londra’da dahi pek çok işveren için gerçekçi değil. Ayrıca birçok SWV sahiplerinin, “zaten vize masrafını karşılıyoruz” gerekçesiyle maaşlarından vize maliyetlerinin düşüldüğünü de biliyorum.