6 Şubat depremlerinde yıkılan Ezgi Apartmanı davasında karar açıklandı
Depremde oğlunu, gelinini ve torununu kaybeden Nurgül Göksu, gözyaşları eşliğinde karara şöyle tepki gösterdi:
“Benim çocuklarımı kurtaramadınız, bari adaletini sağlayın. Bir bidon benzin alır, kendimi yakarım. O zaman görürsünüz adalet nasıl sağlanırmış. Kolon kesenleri nasıl serbest bırakırsınız? İnsan hayatının bir kıymeti olmalı bu ülkede.”
Konya'da yaşayan inşaat mühendisi Mustafa A. (43) ile akademiysen Ayşe A.'nın (40) 17 yıllık evliliklerinde 3 çocukları dünyaya geldi.
Ancak aralarında şiddetli geçimsizlik başlayınca, boşanmaya karar verdiler.
Mustafa A. boşanma davaları sürürken, ayrı yaşadığı eşi ve 16 yaşındaki lise öğrencisi kızını telefonla tehdit etmeye başladı.
Bir ay önce savcılığa başvuran Ayşe A., eşinin kendisini darp ettiğini, tehdit ve hakaretlerde bulunduğu yönünde şikâyette bulundu. Ancak takipsizlik kararı verildi.
Eşinin tehditlerinden bıkan Ayşe A., bu kez uzaklaştırma talebinde bulununca, 5 Mayıs'ta Aile Mahkemesi kararıyla Mustafa A. hakkında 3 ay süreyle tedbir kararı uygulanmasına karar verildi.
Ancak tehditlerini sürdüren Mustafa A. son olarak 16 yaşındaki kızı A.N.A.'ya, 'O okul başına yıkılır' mesajı attı. Ardından da yanında sevgilisiyle birlikte okulunu bastı.
Bir odaya saklanan genç kızı öğretmenleri koruma altına alınca, Ayşe A.'yı arayan Mustafa A. hakaretlerde bulundu. Anne ve kızı, Mustafa A. ve sevgilisi Medine Ç.'den şikâyetçi oldu.
Babamın, 'Oradan çıksın öldüreceğim' dediğini duydum. Öfkeyle bağırıyordu. Başka öğrenciler de korkudan çığlık atıyorlardı" diyen genç kız ve annesi, Mustafa A'nın tehdit mesajlarını emniyete teslim etti.
Mesajların birinde Mustafa A.'nın 'Sizin canınızı alırım' ifadesini kullandığı görüldü. Tedbir kararını ihlal, hakaret ve tehdit suçlarından işlem yapılan Mustafa A. ifadesinin ardından serbest bırakıldı. (Sabah)
İstanbul'da 2 yıl önce cesedi halıya sarılı halde denizde bulunan Sedef Güler cinayeti davasında katil Yavuz Güngör'e ağırlaştırılmış müebbet, Fırat Baykar'a ise 18 yıl hapis cezası verildi.
⚠️ Rabia Naz dosyasının avukatlarından Baran Kaya, küçük kızın ölümünün neden ‘şüpheli’ olduğunu tek tek anlattı:
• Önce olay yerini ele alalım. Rabia Naz’ın bulunduğu yer. Tüm meseleyi anlayacağımız yer de burası.
• Rabia Naz, apartmanın önünde tek başına, sırt üstü yatar biçimde ve bilinci kapalı halde bulundu.
• Dosyadaki tüm teorilerin de başladığı yer doğal olarak olay yeri oldu. Fakat soruşturma boyunca savcılığın buradan başlattığı tüm tezler, olayın intihar olduğunu kanıtlamaya çalışır gibiydi.
• Önce Rabia Naz’ın intihara meyilli olduğuna dair saçma sapan teoriler ortaya atıldı, ‘bilgisayar oyunundan etkilendi’ dahi denildi.
• Fakat sonra tepkiler üzerine bundan vazgeçildi. Ancak intihar teorisinden hiç vazgeçilmedi.
• Bir de defalarca çatıya polisin girip çıkması ve inceleme yapmasına rağmen bulamadığı Rabia Naz’ın kayıp okul çantası çatıda kapının yanındaki sandalyenin altında olaydan saatler sonra ‘tesadüfen’ bulunmuştu.
• Birinin çantayı sonradan oraya bırakmış olabileceği ihtimalini dikkate almayan savcılık, çatı ile Rabia Naz’ın yaralı olarak bulunduğu yer arasında ilişki kurabileceği intihar tezlerine yöneldi.
• Savcılık ilk olarak, bulunduğu yere, Vatan Apartmanı’nın çatısından yani 18.6 metre yükseklikten atladığı tezini işledi.
• Çünkü bulunduğunda bilinci kapalıydı, ayak bilekleri kırıktı, kalça kemiklerinde kırıklar vardı. Buradan pek hareket edebilecek gibi değildi.
• Fakat bu kez sundurma engeli çıktı, eğer buradan atladıysa sundurmaya çarpmadan yere düşemezdi, sundurmada ise hiç çarpma izi yoktu.
• Daha sonra apartmanın yan tarafından yaklaşık 16 metreden atladığı ve epey engebeli arazide yaklaşık 10 metre, sırt üstü, dirseklerinden destek alarak süründüğü tezini işlemeye karar verdi.
• Adli Tıp’a sordu, “Bir insan sırt üstü dirseklerinden destek alarak bu kadar mesafe sürünebilir mi?”
• Adli Tıp da ‘evet sürünebilir’ cevabını verince ihtiyacı olan tez bulundu.
• Savcılık Rabia Naz’ın sırtında, kıyafetlerinde herhangi bir sürtünme, yırtık vs izi olmadığını, ayak bileği parçalanmasına rağmen herhangi bir kan izi olmadığını göz önüne almadan takipsizlik kararı verdi.
• Şimdi bu iki tezin de neden mümkün olamayacağını çok basit bir şekilde anlatmaya çalışacağım.
• Ben bu tezleri gördükten sonra bir de olay yerini inceledim.
• Binanın terasına çıktım ve bahsedilen iki yerden aşağıya bakınca kafamda dönen tek şey bu yükseklikler olmuştu.
• Ben buradan atlasam herhalde her yerim kırılırdı diye düşündüm.
• Dosyadaki Adli Tıp raporlarını ve ölü muayene tutanağını incelediğimde gördüm ki, Rabia Naz’da yalnızca alt ekstremite kırıkları denilen, topuk ve pelvis kırıkları vardı.
• Bunun dışında iç organları sağlamdı ve belinin üstünde hiçbir hasar yoktu.
• Olay yeri görseline dikkatlice bakın. 7 metre yüksekliğe dair herhangi bir işaret var mı? Yok.
• Rabia Naz’ın çantası çatıda bulundu, Rabia Naz ise vücudunda bulunan yaralanmalarla ilgisi olamayacak bir yerde bulundu.
• Bunlara bakınca Rabia Naz’ın başına elim bir olay geldikten sonra bulunduğu yere bırakıldığını kesin bir şekilde anlıyoruz.
• Peki o halde şunları soralım: Rabia Naz’ı oraya kim bıraktı? Çantayı çatıya kim bıraktı?
• Rabia Naz’a ne oldu?
14 Eylül 2018 Günü Saat 12:30 dan itibaren müge anlı ekibi Gizem ve kameraman Murat'ın olayın içinde adı geçen otoyıkamacıyla olan ropörtaj kaydını bakanlığın inceleme ekibine teslim etsin.
Delil gizlemek suçundan yargılansın müge anlı
3 günde 3 savcı değişti. 1 günde iddianame yazıldı. MOBESE çalışmıyor. Görgü tanıkları ve olay gecesi kızımın çantasını getiren polis şoförün kadın olduğunu söyledi ama yargılanan erkek. Olay yeri tutanağı ve görüntüler birbirini tutmuyor. Kızımın çıkaramadığı ses olun.
#17NisandaIşılaSesOl
Gülistan Doku’ya tecavüz olayında hastane kayıtları silinmiş. Dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Çağdaş Özdemir olay olduğu zamanlarda kadın doğum uzmanıymış, sonra da vali Tuncay Sonel’in isteği üzerine il sağlık müdürü yapılmış.
6 yıldır nasıl ki “Gülistan Doku nerede? diye sorduysak şimdi de hep birlikte lütfen şu soruyu soralım;
Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel neden hala İçişleri Bakanlığı’nda baş müfettişlik görevini sürdürüyor?
Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel neden hala gözaltına alınmadı?
Babam polisti. 2001 yılında ben 6 yaşındaydım.Teröristler babamı vurduğu zaman, o günden beri kalbimde olan intikamı ve kinimi asla unutmadım. Şu an yaşıyor.
Bu görüntülere sebep olanların kanını silkeyim, Allah belanızı versin
Batıda milletin zeytinliklerine çöken devlet aklı doğuda elektrik faturası ödetemiyor. Sonra birileri çıkıp “biz eşit hissetmiyoruz” diyor diye açılım süreci yapılıyor. Eşit olmayan bir grup varsa o yok sayılan Türklerdir.
Unutma TÜRK!
Fatmanur Çelik ve kızı Hifa İkra öldü!
"İntihar süsü verecekler ölümüme" diyerek öldü ve hem küçük yaşta Fatmanur'a, hem de öz kızına tec*vüz eden Kurana hizmet vakfı yöneticisi Adnan Şengüler hâlâ serbest!
ailelerinin devlet yurdu güvenilir diyerek emanet ettiği kızların güvenliğini boyle mi sağlıyorsun
KAÇAMAZSIN HEM O AİLELERE HEM O KIZLARA CIKIP HESAP VERECEKSİN SEN
⚠️ Sizce bu araç 50 KM hızla mı gidiyor?
21 Ağustos’ta Kastamonu’da gerçekleşen kazada 15 yaşındaki Yağmur yaşamını yitirdi.
Yağmur’a çarpan kişinin Kastamonu eski Belediye Başkanı’nın avukat kızı olduğu öğrenildi.
Bilirkişi raporunda araç hızının 50 KM olduğu belirtildi ve kızın kusurlu olduğu ifade edildi.
Aile rapora itiraz etti. Yeni bir rapor bekleniyor.