Deniz Göktaş'ın yaklaşık 12,5 milyon kez izlenen "Ölü Deniz" adlı stand-up gösterisinin YouTube videosu, 5651 sayılı Kanun'un 8/A maddesi kapsamında erişime engellendi.
Video, YouTube tarafından henüz Türkiye'den görünmez kılınmadı. https://t.co/FIVeIhSwHn
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
NATO Genel Sekreteri Rutte'ye NATO gözaltıları ve özellikle de Deniz Göktaş soruldu ama yayını TRT'den izleyenler bundan haberdar olamadı...
SORULAN İNGİLİZCE SORUNUN TAM ÇEVİRİSİ:
Ev sahiplerine teşekkür ettiniz. Ancak son birkaç hafta içinde burada muhaliflere ve özellikle bir komedyene karşı baskılar yaşanıyor. Sizce Ankara, liberal demokrasilerin bir araya gelmesi için en doğru yer mi?
Bu konular Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşülecek mi?
TRT HABER'DEKİ ÇEVİRİ:
Ev sahibi ülkeye güzel sözlerle söze başladınız. Bu noktada Türkiye'de yargıyla alakalı eleştiriler var. Türkiye'de demokrasiyle alakalı neler düşünüyorsunuz? Ve Sayın Erdoğan'ın yönetimi ile alakalı neler düşünüyorsunuz?
"Kuyu tipi" olarak adlandırılan “yüksek güvenlikli” tabutluklar, mahpusları yalnızlaştırmayı, toplumsal yaşamdan ve insani ilişkilerden koparmayı esas alan bir tecrit rejimidir. Bu uygulama yalnızca özgürlüğün değil, insan onurunun da hedef alındığı ağır bir hak ihlalidir.
Kuyu tipi hapishaneleri protesto etmek amacıyla sürdürdüğü açlık grevinde, zorla besleme uygulaması sonrasında 268. gününde Antalya’da yaşamını yitiren Gürkan Türkoğlu’nun ölümü, bu rejimin yarattığı ağır sonuçların en acı örneklerinden biridir. Yaşam hakkını korumakla yükümlü olan devlet, mahpusların taleplerini duymak yerine tecridi derinleştiren politikaları sürdürmektedir.
Komedyen Deniz Göktaş’ın da tutuklanması sonrası kamuoyunda “kuyu tipi” olarak bilinen Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Hapishanesi’ne sevk edilmesi, bu sorunun yalnızca tek tek mahpusları değil, toplumun tamamını ilgilendirdiğini bir kez daha göstermektedir.
Tecrit, bugün herkesi cezaevlerine doldurmanın halkı sindimeye yetmediğini gören rejimin, cezaevlerini işkencehanelere dönüştürme yöntemidir. Bu yolla ceza infaz sisteminin temel bir aracı haline getirilmiştir. Hak ihlallerinin görünmez kılındığı kuyu tipi hapishaneler, hukukun değil cezalandırma siyasetinin ürünüdür.
Ama biliyoruz ki tecrit, yalnızca hapishane duvarlarının içinde kurulmaz. Tecrit, toplumu korkuyla yönetmenin aracıdır. Bu nedenle kuyu tipi hapishaneler yalnızca mahpusların değil, bu ülkede özgürlük, adalet ve demokrasi talep eden herkesin meselesidir.
İnsan onurunu ayaklar altına alan, mahpusları fiziksel ve psikolojik yıkıma sürükleyen bu infaz rejimi derhal son bulmalıdır.
Kuyu tipi hapishaneler kapatılmalı, mahpusların yaşam ve sağlık hakkı güvence altına alınmalı, infaz rejimi temel hak ve özgürlükler çerçevesinde yeniden düzenlenmelidir.
Tecride karşı yaşamı, insanlık onurunu ve özgürlüğü savunmaya devam edeceğiz. İnsanca yaşamı kazanacağız.
TİP Hukuk Bürosu
İkinci gösterim Ölü Deniz, bugün 20:00’da, youtube kanalımda yayında.
Harbiye’de çektik, 90 dakika, olduğu gibi, size emanet. sevgiler.
tam şurada olacak: https://t.co/uynn4dJQL5
bu iş artık görmeye alıştığımız hukuksuzluk standartlarını da aştı.
hukuk diye helvadan put yapmışsınız acıkmayı beklemeden ara öğün olarak yiyorsunuz.
Deniz Göktaş’a takılan ters kelepçe hepimizin beynine de takılıyor. Düşünmeyelim, eleştirmeyelim, konuşmayalım istiyorlar. Beynimizde onların kelepçesiyle yaşayalım istiyorlar.
merhabalar,
bütün yıl hayal ettiğim gibi turnem ve kurgu biter bitmez arkadaşlarımın yanına 3 tişört 3 boxerla tatile geldim. bilmiyorum seyahat etmem ayıp bir şey mi ama istihbarat haberi gibi paylaşanlar 22 haziran’da yüklü bir bedelli askerlik ücreti ödediğimi de görürler, uzun yıllar ülkede olacağım :) Türkiye’de olmamı gerektiren bir durum olursa ilk uçakla döneceğim, tişört sayısı zorluyor.
Komedyen Deniz Göktaş, geçtiğimiz günlerde yayınlanan stand-up gösterisinin ardından önce yandaşlar tarafından hedef gösterildi, az önce ise yurt dışından döndüğü havaalanında gözaltına alındı.
Eleştirel fikirlere ve mizaha tahammülü olmayan Saray Rejimi’nin sindirme çabalarına karşı cesaret gösterenlerin yanındayız. Deniz Göktaş derhal serbest bırakılsın!
Yüzyıllar boyunca Bursa'nın siluetini şekillendiren, ancak bugün artık yerinde olmayan yüzlerce yapı yeniden görünür hâle geliyor.
Anatolia19 Dijital Beşerî Bilimler Projesi kapsamında geliştirdiğimiz Bursa Hayalet Yapılar Haritası erişime açıldı.
🔗 https://t.co/NjQH9zRtwh
Bugün size İngiltere’de 170 yıldır unutulmuş Osmanlı şehitliklerini bulma hikâyemi anlatmak istiyorum.
Her şey Cambridge’d bir gece İngiliz arşivlerinde rastgele “İngiltere’de Türk mezarlığı” diye arama yaptım ve Elmas Abdullah adlı bir Osmanlı askerinin cenaze törenine dair +
Burası her zaman İstanbul’un hafızası, sokakları ve hikayeleriyle dolup taşıyor, biliyorsunuz. Ancak FotoAtlas projemizde arkada sessiz sedasız, harika bir Bursa eski fotoğraf külliyatı oluştu. Şehrin tarihine ve değişimine başka bir pencereden bakmak isteyenler için güzel bir sürprizimiz var. 👇
Türkiye'de nereye gidersem gideyim 'bizim köftemiz meşhur' diyen çıkıyor. Ama bu Kırklareli'nin köftesi hakikaten güzel. Gerçek etin tadı var. Bunun için buraya gelmemize değer.
@suskundervis34 Haber görselinde apartman olaral 1934 yılında inşa edilen Ankara Çocuk Esirgeme Kurumu Kira Evi'ni tercih etmişler.
https://t.co/2cph02tQck
openai․com was once the personal homepage of a guy named glenn (2001), and tiktok․com was the quaint shared homepage of a couple who went from dating to married with a baby (~1998-2001). THREAD!!!