Tarihten tek bir şey öğreneceksek o da Otoriterleşmenin çoğu zaman zorbalıkla değil, en erdemli kavramların arkasına saklanarak inşa edildiği gerçeğidir.
Ak Parti’nin de bu açıdan belki en temel özelliği araçları amaç diye pazarlama gücüdür. Öyle ki 2010’da yargının bağımsızlaştırıldığı söylendi. Vesayetle hesaplaşıldığı, 12 Eylül’ün izlerinin silindiği anlatıldı. O gün bu “ulvi amaç” için kendini siper edenler varken, iktidar açısından amaç iktidarını kısıtlayan kuvvetler ayrılığını siyasallaşmış yargıyla ikame etmekten ibaretti.
Ardından “beka” ve “terörle mücadele” söylemiyle başkanlık sistemi ve olağanüstü yönetim pratikleri meşrulaştırıldı. Bugün ise aynı işlevi “barış” söylemi görüyor.
“Ulvi amaçlar” değişse de iktidarın gücünü daha da merkezileştiren düzenlemelerin meşruiyet zemini hâline gelmesi değişmiyor.
Üstelik bütün bunlar yaşanırken ana muhalefet partisi üzerindeki hukuki ve siyasal baskılar sürüyor. Eğer gerçekten demokratik bir normalleşme hedeflenseydi, ilk emare siyasal rekabet alanının genişlemesi olmalıydı hiç şüphesiz.
Bu yüzden tartışılması gereken, kimin barış isteyip istemediğinden ziyade barış söylemiyle nasıl bir siyasal rejimin inşa edilmeye çalışıldığıdır.
@koselitz müvekkil yazışmaları, sözleşmeler bir de regülasyon ve uyumda gerekiyor genelde bana makale çevirisi bile yaptırdılar... genelde yabancı müvekkile çalışan bürolarda lazım oluyor ben aktif kullandım ielts karşılayacak bir şeyler de yazabilirsin
Hukuk fakültesi öğrencisi iken çalıştığım avukat bürosunda marka patent tescil ettirdiğim yılları da dahil edersem, hukuk sektörü tecrübem seneye 50 yıl olacak.
Sınai Mülkiyet Kanunu, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu dahil birçok kanun ve sair düzenleme konusunda, Türk Patent ve Marka Kurumu’nun kurulması sırasında, Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonunda, Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu’nda (YOİKK), DEİK Türk-Japon, Türkiye-İngiltere, Türkiye-Rusya iş konseylerinde ve birçok ulusal ve uluslararası sivil toplum kuruluşlarında fikri ve sınai haklar konusunda yoğun çalışmalar yaptım.
Avukatlık meslek hayatımın tamamında marka, telif hakları, endüstriyel tasarımlar, bilgisayar programları ve patentler dahil fikri ve sınai mülkiyet hukukunun hemen her alanında yoğun çalışıyorum.
Ancak üzülerek söylemeliyim ki, Avrupa Birliği’ne (AB) üyelik perspektifi zamanında, ABD ve AB’nin talepkar ve destek olduğu zamanlarda yapılanlar dışında, fikri ve sınai hakları geliştirmek için köklü tedbirlerin alındığı bir dönem görmedim.
Fikri ve sınai haklar, yenilikleri ve buluşları, bunlar ise bedenen çalışma ile ortaya çıkarılandan kat be kat fazla katma değer üretilmesini, refahımızın kısa zamanda hızlı artmasını sağlar. Fason ve taklit üretimde onlarca kişinin geceyi gündüze katarak çalıştığı halde kilosunu 50 dolara ihraç ettiği tişörtlerin bir tanesini, yurtdışından orijinalini 150 dolara satın almamızın sebebi, o ülkelerde fikri mülkiyet hakları uygulama ve koruma ortamının ülkemize göre aradaki fiyat farkı kadar ileride olmasındandır.
Tekstil, deri ve hatta ilaç sektörlerinde çalışanlardan, şehrin kenar mahallelerinde irili ufaklı işliklerde harıl harıl taklit ve korsan üretim yapıldığı ihbarları geliyor. Ancak, savcılıklardan, sulh ceza hakimliklerinden arama, toplatma kararları edinmek giderek zorlaşıyor.
Sahil kesimlerinden zaman zaman taklit ürün satan esnafın ekmek kavgası için direndiği haberleri duyulurken, zorlukla baskın yapılan yerlerde bazen onlarca TIR dolusu taklit mal ele geçiriliyor. Bu mallar uzun yıllar süren davaların sonunda imha edilebiliyor. Gümrük idareleri, taklit şüphesi ile birçok malın ihracat veya ithalatını durdurup avukatlara haber veriyor. Belli başlı birkaç şehrimizde kuruldu ama sanayi faaliyeti yüksek olan birçok ilimizde hala uzman fikri sınai haklar mahkemeleri açılmadı, açılmasına karar verilen bir-iki tanesi ise her nedense faaliyete geçirilmedi.
Ekonomiden sorumlu Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz (@_cevdetyilmaz) ile Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e (@memetsimsek) doğrudan sormak isterim: Orijinal buluş yapmayı ve marka yaratmayı caydıran, ucuza taklit üretmeyi ve olmayan patent hakkı gaspetmeyi teşvik eden bu şartları değiştirmeden fikri mülkiyet hakları geliştirilebilir mi?
@Gazete9Eylul yeni yazımı okumak için: https://t.co/kX539wZm7M
Justin Timberlake konseri rezillikle sonuçlanınca organizatör şirket, terör tehditleri aldıklarını, emniyetin saldırıları engellediğini falan söylemişti
Emniyet bu iddiaları ODA TV'ye yalanlamış
Bu durumda organizasyon firması, yanlış olan bir bilgiyi alenen yayarak dezenformasyon yapmış olmuyor mu?
Gazetecilere, muhaliflere uygulanan dezenformasyon tarifesi acaba bu güzide! şirketimize de uygulanacak mı?
@Yr37440928@jakoben067 sanırım bu uygulama file’nin tüm ürün katoloğunda olan bir durum. ki evimin yakınındaki şubede her zaman markete tahsis edilmiş çöp konteynırlarını karıştıran insanlar görüyorum…
Hürriyet Masası olarak son yangınları büyük bir üzüntüyle takip ediyoruz. Doğaya bir nebze de olsa nefes olmak amacıyla TEMA Vakfı aracılığıyla 5 fidan bağışta bulunduk.
Ayrıca diğer sivil toplum kuruluşlarına da bağış çağrısı yapıyoruz. Bağış yapmaya var mısın? @bizozguruz_