40 YAŞINDA GEÇ KALDIĞINI SANDIĞIN AMA ASLINDA TAM ZAMANI OLAN ŞEYLER:
Kas yapmak
Yeni bir çevre kurmak
Para biriktirmeyi öğrenmek
İlk kez gerçekten disiplinli yaşamak
Hayır demeyi öğrenmek
Ülke veya Şehir değiştirmek
Yeni bir işe başlamak
Kendine saygını geri kazanmak
20’lerinde hızın vardı.
40’ında aklın var.
Doğru kullanılırsa 40 yaş, düşüş değil; nihayet saçmalığı bırakıp gerçek hayatını kurmaya başladığın yaştır.
Para kazanmayan erkek ÇÖP muamelesi görüyor
Sosyal hayattan dışlanıyor,
çarşıda, Sahilde, Apartman toplantısında bile
İşsiz ve parasızlıktan Boynu bükük kalıyor.
Parasız adamı Annesi bile sevmiyor,
Babası evinde barındırmıyor.
Parası yok diye terk ediliyor, istenmiyor
Evlenme hayali bile kuramıyor
Size akıl veren yaşlılar toprağın altına gidip,
sizi çaresizlikle baş başa bırakıyor
Bu yüzden her koyun kendi bacağından asılıyor
aklınızı başınıza alın ve para kazandıracak meslekler edinin.
Burası Türkiye, Burada adama parası kadar değer verirler.
I was 27kg overweight, had a visible belly and double chin, and I needed to reach 13% body fat before summer ended.
I achieved it with these 26 rules:
1. STOP RUNNING (for your knees).
@Borsaci88 Sen almak istemek 100 muz 20 liradan ama pahalı gelmek sonra fiyat düşmek 10 lira almak 100 muz sonra tekrar 20 liradan satmak istemek ama pazarcı tekrar 5 liradan satmak sen ise ağlamak muzlar çürümek turşusunu kurmak
Emekli bir Türk ile evlenen 52 yaşındaki Rus hanımın Türklere ait gözlemleri.
Ben Türkiye'ye geldi, evlendi .
Türk erkek Türk kadınlar çok yemek seviyor.
Hep çeşit istiyor.
Biraz oturuyor hemen yemek soruyor.
Sonra hasta olmak anlatmayı çok seviyor.
Şikayet çok.
Kadınlar kendine zaman ayırmak bilmiyor.
Hasta olmak bekliyor, doktora gitmek sonra doktor diyecek; dinlen çok yoruldun bunu bahane ederek hep hastalık konuşarak geçiriyor.
Çocuklar hep televizyon başında.
Eşimin oğlu evlendi Torun televizyon başında.
Geline dedim ki;
çocuk seni az görüyor onları çok görüyor.
Zihninde Sen az onlar çok.
Reklamları ezberlemiş.
Öyle ezberlemiş istiyor anne reddedince ağlıyor.
Işte böyle ağlıyor sonra yine istiyor yine ağlıyor 3 gün 4 gün sonra anneyle arada çatışma oluyor
Şimdi saygı nasıl olsun.
Çocuğun zihninde anne az televizyondakiler çok.
Kapat onu çocuk seni seyretsin seni anlasın senin güzelliğin onun beyninde yer etsin dedim.
Kimse anlamıyor çocukların beyni kimlerle doluyor.
Sen çocuğu Doğurdun
Sen hatırlıyorsun onu kundakladı büyüttün
Sen hatırlıyorsun
O bunları bilmiyor.
Karnını bile televizyon başında doyuruyorsun senin yüzüne bakmıyor o çizgi filme bakıyor.
Sonra diyor ki çocuk yüzümüze bakmıyor hiperaktif.
Çünkü çocuğun beynini televizyon artık yeniden tasarladı.
Sonra çocuk o çizgi kahramanların Vitrinde kostümünü görüyor istiyor ağlıyor çünkü çocuk aslında artık onlara ait oldu.
Kardeşi ile oynarken bile oradaki karakterler gibi davranıyor ve o karakterler gibi konuşuyor diyorum ki;
bak çocuk babası gibi değil senin gibi değil konuşması televizyon gibi.
Kadınlar çok konuşuyor hiç susmuyor. 😲
Düşünmeden konuşmak Türkiye'de çok.
Hep hastalıklar çok konuşmaktan diyorum bana ters bakıyorlar.
Tiroid hasta diyor çok yiyorsun ve çok konuşuyorsun diyorum bana kızıyor.
Bana çok konuştukları zaman hemen elimle reddediyorum Diyorum ki çok konuştun ben yoruldum.
Çünkü dinlerken beyin doluyor ve ısınıyor
Susuyorlar o zaman.
Çünkü kalp te yoruluyor.
Türk kadını güzel şeyler konuşmayı bilmiyor hep şikayet.
Kocasından şikayet ediyor, ailesinden şikayet ediyor , çocuğundan şikayet ediyor Kendinden şikayet ediyor.
1 saat çay içiyor
çay içerken gönül demlenir fakat öyle olmuyor herkesin sinirleri kabarıyor sonra herkes evine gidiyor bu sefer ne oluyor hastalık oluyor...
...................................
Emekli bir Türk ile evlenen 52 yaşındaki Rus hanımın Türklere ait gözlemleri.
NE DERSİNİZ ?
HAKLI MI
HAKSIZ MI 🤔
---
Denge kuru ile ilgili rivayet muhtelif…
@Merkez_Bankasi nda çalıştığım dönemde görevim gereği IMF ile müzakerelere katılıyordum. “Dördüncü Madde görüşmeleri” adı verilen IMF heyetlerinin üye ülkelerle düzenli olarak yaptığı ekonomik denetim ve danışmanlık çalışmaları kapsamındaki toplantıların değişmez gündem maddelerinden biri Türk lirasının aşırı değerli olması meselesiydi. Bir paranın aşırı değerli ya da değersiz olduğunu savunabilmek için mevcut kuru, ‘aslında olması gereken’ döviz kuru düzeyi ile karşılaştırmak gerekiyor. İktisatta denge fiyat düzeyi arz ve talep tarafından belirlenir ama denge kuru ile kastedilen döviz arzının ve talebinin buluştuğu piyasadaki cari kur değil. Bu ise çok temel bir tartışmayı doğuruyor; aslında olması gereken ya da denge döviz kuru ne anlama geliyor? Böyle bir denge kurunun var olduğunu düşündüren nedir?
Denge kurunun nasıl hesaplanacağı da üzerinde uzlaşı olmayan bir başka husus. Denge kuru Economist dergisinin BigMac endeksi gibi tek fiyat yasası doğrultusunda mı, enflasyon farkları ya da faiz oranları ile mi hesaplanacak? Yoksa asıl belirleyici reel tarafta mı? Büyüme ve faktör verimliliği denkleme nasıl dâhil olacak?
Nasrettin Hoca’nın “dünyanın merkezi neresi” sorusuna meşrebince cevap verdiği ünlü fıkrasına atıfla diyebiliriz ki denge kuru bugün piyasada cari olan kurdur, vesselam…
İnanmayan ölçsün 😉
Uzun süre istemediği hâlde evlenememiş veya seçilmediğini hisseden bir insan, zamanla derin bir benlik yarası yaşayabilir. Bu durum bazı kişilerde öfkeye, aşırı seçiciliğe, savunmacı kibre, sürekli karşı tarafı suçlamaya ve yalnızlığı bir tercih gibi göstermeye dönüşebilir. Dışarıdan özgüven gibi görünen birçok davranış, aslında incinmiş bir benliği koruma çabası olabilir.
Tate Wright diye bir adam var harika bir konuşma yapmış ve bu metinle paylaşmış: "Kimsenin evlenmek ve çocuk sahibi olmak için acele etmesi gerektiğini söylemiyorum; ama belki de öyle söylüyorumdur, çünkü ilk çocuğunu kucağına aldığında ebeveyn olmaya hazır olduğunu hisseden tek bir anne baba bile tanımadım. Hayatta bundan daha tatmin edici başka hiçbir şey yok.
En azından; iyi bir eş, ebeveyn ve rol model olabilecek bir insana dönüşmek için çalışmaya şimdiden başlamanız gerektiğini söylüyorum.
Spor ve kondisyondan bu kadar çok bahsetme sebebim, hayatınızı kendi kontrolünüzde tutabileceğinizi bana belki de her şeyden daha iyi öğretmiş olmasıdır. Hayatınızın nereye doğru gittiğini siz kontrol edersiniz. İpleri elinize alabilirsiniz. Ve bunu ne kadar erken yaparsanız, hayatınızın aslında her zaman hayal ettiğiniz şekle büründüğünü o kadar çabuk görürsünüz."
🔴 Yargıtay kumar oynayan değil, sürekli eşya değiştiren eşi ağır kusurlu buldu.
▪️Tam 43 senelik evli çift, karşılıklı Aile Mahkemesi'ne müracaat ederek boşanma davası açtı.
▪️Emekli öğretmen olan kadın, memur emeklisi eşinin kumar bağımlısı olduğunu, evin faturalarını dahi ödemediğini ve kendisine "Sen kadın mısın, geri zekâlının önde gidenisin" dediğini öne sürdü.
▪️Erkek ise eşinin kendisine kötü davrandığını, iftiralar attığını ve kendisini evden kovduğunu iddia ederek 75 bin TL maddi, 75 bin TL manevi tazminat ile nafaka talep etti.
▪️Aile Mahkemesi, erkeğin "Aptal", "geri zekâlı" dediğini; kadının ise "Pis mırık, mırığını her yere bulaştırıyorsun", "salak" ifadelerini kullandığını belirtti.
▪️Mahkeme, erkeğin şans oyunları oynadığını, evin ihtiyaçlarını karşılamadığını ve borçlarını ödemediğini tespit etti.
▪️Kadının eşinin ailesiyle görüşmesini engellediği, eve misafir kabul etmediği, eşi evden kovduğu ve sürekli ev eşyası değiştirerek masraf yaptığı da dosyada yer aldı.
▪️İlk derece mahkemesi, kadını daha ağır kusurlu bularak erkek lehine 5 bin TL maddi ve 5 bin TL manevi tazminata hükmetti.
▪️Bölge Adliye Mahkemesi tarafları eşit kusurlu kabul etti ancak dosya Yargıtay'a taşındı.
▪️Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, tanık ifadelerindeki çelişkiler nedeniyle erkeğe küfür ettiği iddiasını kusur olarak yüklemedi.
▪️Yargıtay, kadının erkeğe hakaret etmesi, eşi evden kovması, yatakları ayırması, eve misafir kabul etmemesi ve sürekli ev eşyası değiştirerek masraf yapmasını ağır kusur saydı.
▪️Sonuç olarak Yargıtay, kadının ağır, erkeğin ise az kusurlu olduğuna karar vererek erkek lehine tazminat verilmesi gerektiğine hükmetti.
🚨 #HEKTS: Tuzak mı, Tarihi Bir Dönüşüm (Turnaround) Fırsatı mı? 🚨
#HEKTS analizi başlıyor. 👇
📉 1. Bilançonun Röntgeni ve Nakit :
Şirket güncel 2026/1. çeyrekte -257.8 Milyon TL net zarar açıkladı. Bilanço puanı 4.9’dan 4.5’e düştü. Asıl sorun kârsızlık değil, nakit akışı! İşletme faaliyetlerinden nakit akışı -260 Milyon TL. Şirket kâğıt üzerinde büyürken, artan işletme sermayesi ihtiyacı nedeniyle kasasından nakit yakıyor.
⚠️ 2. Borç Sıkıntısı Nereden Geliyor?
Tarım sektörünün doğası gereği vadeli satar, geç tahsil edersiniz. Bilançoda 1.97 Milyar TL ticari alacak ve küresel tedarik riskine karşı 2.13 Milyar TL stok var. Tahsilat uzayıp piyasa faizleri zirve yapınca, bu varlıkları finanse etmek için mecburen kısa vadeli kredilere yüklenildi. Şu an Hektaş'ın borçlarının %85'i kısa vadeli! Faaliyet kârının faiz sarmalında erimesinin kök nedeni tam olarak budur.
🛡️ 3. OYAK'tan Hayat Öpücüğü:
Bu tehlikeli borç sarmalını kırmak için hakim ortak OYAK (%55,37) tarihi bir düğmeye bastı:
Elindeki %10'luk payı (843 Milyon TL nominal) Borsa'da açık piyasada değil, "Toptan Satış Pazarı"nda dev fonlara/kurumsallara satacak. Yani yatırımcının korktuğu gibi tahtaya satış gelmeyecek
Buradan gelecek milyarlarca lira OYAK'ın cebine değil, Hektaş'a "Sermaye Avansı" olarak enjekte edilecek.
Bu devasa nakitle şirketin belini büken kısa vadeli yüksek faizli borçlar tek kalemde tasfiye edilecek!
FAVÖK doğrudan net kâra akmaya başlayacak ve ardından OYAK'a tahsisli sermaye artırımı yapılarak bilanço tertemiz hale getirilecek.
🏭 4. Büyüme Vizyonu ve Yeni Nakit Kapıları
Hektaş artık sadece bir tarım şirketi değil; biyoteknoloji, hayvan sağlığı ve tohumculuk üreten uluslararası bir tarım holdingi:
Balıkesir Pet Mama Tesisi: 50 bin ton kapasiteli dev tesis devreye giriyor. Defansif, fiyat hassasiyeti düşük ve kâr marjı çok yüksek bir pazar. İlk yıl ciro hedefi doğrudan 300 Milyon TL!
Adana Organomineral Gübre: Lojistik avantajlı 99 bin ton kapasiteli tesisle gelenekselden uzaklaşıp yüksek kâr marjlı üretime geçiş.
💵 Özbekistan Açılımı: Orta Asya hamlesi! Hektas Asia LLC'ye bir Umman fonundan 25 Milyon USD doğrudan yatırım geldi! Kur riskine karşı devasa bir "hard currency" (döviz) kapısı.
🧬 Tohum Ar-Ge Üssü: Ankara'daki yüksek teknoloji merkezi "Ar-Ge Merkezi" onayını aldı; vergi ve SGK indirimleriyle inovasyon maliyetleri ciddi oranda düşecek.
🚀 5. Hisse Ne Zaman Yükselişe Geçer? (Katalizör Takvimi)
Mevcut piyasa değeri 32.6 Milyar TL. Aşırı değerli günler geride kaldı, PD/DD çarpanı 2.20’ye kadar inerek köpüğünü attı. Fiyat 3.30 - 3.90 TL bandında aylardır taban/dip oluşturuyor (Kapitülasyon evresi bitti). Yükseliş için 3 aşamalı tetikleyici yolda:
1️⃣ Kısa Vade (2026/3. Çeyrek Bilanço Dönemi): OYAK'ın hisse satışından gelen paranın bilançodaki borçları silmesiyle iflas/likidite krizinin sıfırlandığının piyasa tarafından idrak edilmesi.
2️⃣ Orta Vade (2026 Sonu / 2027 Başı): Pet mama ve Adana tesislerinin faaliyet nakit akışını -260 Milyon TL'den alıp güçlü pozitif tarafa taşıması.
3️⃣ Uzun Vade (Makro Rüzgar): Merkez Bankası'nın faiz indirim döngüsüne girmesiyle finansman maliyetlerinin doğal yolla erimesi.
💡 ÖZET: #HEKTS, uzun vadeli vizyonunun ve agresif büyümenin finansman faturasını faizlerin yüksek olduğu acılı bir dönemde ödedi. Ancak OYAK’ın stratejik müdahalesi ve üretime geçen yeni yatırımlarıyla 2026'nın ikinci yarısı kusursuz bir "Geri Dönüş" (Turnaround) hikayesinin başlangıcıdır. Uzun vadeci ve sabırlı yatırımcılar için risklerin minimize edildiği bir döneme giriyoruz.
(Bu analiz tamamen bilgi amaçlıdır, yatırım tavsiyesi değildir. Kendi araştırmanızı yapınız.)
Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkürler! Beğeni ❤️ ve RT 🔁 ile destek olursanız sevinirim.
Sizin $HEKTS stratejiniz nedir? Yorumlarda buluşalım! 👇
After a certain age,
your parents slowly become your children.
They ask same questions again.
They repeat stories you've heard a thousand times.
They forget little things.
Their steps become slower.
Their world becomes smaller.
And without realizing it...
The people who once carried you through life begin depending on you.
Very few people recognize this role reversal.
What feels like an inconvenience is often just time reminding us that nothing lasts forever.
Don't rush them.
Don't correct them harshly.
Don't make them feel like a burden.
One day, their voice will be silent.
The questions will stop.
The stories will never be told again.
And you'll wish for just one more interruption...
One more repeated story...
One day, you'll give anything to hear those same stories again.
One more chance to hear them call your name.
Growing old is a privilege not everyone receives.
Care for them the way they once cared for you
It’s repayment.
It's the final way we say...
Thank you for spending your life loving me .
📌 YENİ ALDIĞINIZ ÜRÜN KISA SÜREDE BOZULDUYSA DİKKAT!
Telefon, bilgisayar, beyaz eşya… Eğer ürün ilk 6 ay içinde arızalanmışsa, kanun çok net söylüyor:
⚖️ Bu ürün en başından beri AYIPLI kabul edilir.
🔹 “Servise gönder” denmesi sizi bağlamaz.
🔹 “Onarım zorunlu” iddiası hukuka aykırıdır.
🔹 Tüketici, doğrudan yenisiyle değişim talep edebilir.
📌 Satıcılar çoğu zaman işi servise yıkmaya çalışır.
Ama 6502 sayılı Kanun, tüketicinin menfaatini esas alır.
➡️ İlk 6 ayda çıkan arızalarda:
✔️ Değişim
✔️ Bedel iadesi
✔️ Cayma
✔️ Onarım
Seçim hakkı tüketicidedir.
Hak bilmek masraf değil, kazançtır. Hakkınızı kullandırmayanlara karşı hukuki yol her zaman açıktır.
Via: av. Alaattin tinni
Geçen akşam erkek arkadaşıma evlendikten sonra çalışmak istemediğimi söyledim. Evimle ilgilenmenin bana daha uygun olduğunu düşündüğümü anlattım. Bana ilk sorduğu şey, "O zaman neden üniversite okudun?" oldu. Ben de, "Üniversite okumak, ömür boyu çalışmak zorunda olduğum anlamına gelmiyor." dedim. Bunun üzerine tek maaşla bir evliliğin bütün yükünü taşımak istemediğini, evliliğin maddi sorumluluğunun da paylaşılması gerektiğini söyledi. O an fark ettim ki aynı evi hayal ediyor olabiliriz ama aynı evliliği hayal etmiyoruz. İnsanlar artık eş mi seçiyor, yoksa kuracakları ekonomik düzeni mi?
Siz olsanız erkeğin 'eve bakma' yükümlülüğünü bile taşıyamayıp, daha baştan kadını maddi ortak yapmaya çalışan bu adamla devam eder miydiniz?
Size tecrübeyle sabit bir hayat kuralı söyleyeyim
Bir hizmet alacaksam; doktor, kuaför fark etmez. Aşırı kibar ve herkesi idare edeni değil, sinirli ve agresif olanı seçerim.
Net tecrübedir; o tip adamlar işlerinde kesinlikle en iyisidir. Tahammülsüzlükleri egodan değil, mükemmeliyetçilikten gelir.