Bir öğrenci öğretmenini öldürdü…
Ailenin, toplumun, bireyin çözemediği sorunların faturasını öğretmenler ödüyor. Şiddet, yoksulluk, aile çöküşü, bunların hepsi okul kapısından içeri giriyor ve öğretmenin derdi oluyor. Ve utanmadan iki aylık yaz tatilini onlara çok görüyoruz. Bu işin içinde olanlar, onlarca öğrencinin önünde tek başına duranlar bilir. Bu meslek sevgi ile yapılır, ama sevgi kurşun geçirmez yelek değildir.
Fatma Nur Çelik’e Allah’tan rahmet, ailesine ve tüm öğretmenlere baş sağlığı diliyorum. 🖤
Öğretmenine sahip çıkmayan ülke geleceğine sahip çıkamaz.
Öğretmen camiası olarak derin bir hüzün içindeyiz.
Cehalete karşı açılan bu savaşta kalemi, ilimi, irfanı öğretmeye adanan bir meslektaşımızı öğrencisi tarafından bıçaklanması sonucu kaybettik.
160 YILDIR ADALET TALEP EDİYORUZ
Bugün 160. yıldönümünde dünya tarihinin en büyük soykırımlarından biri olduğu genel kabul gören 21 Mayıs 1864 Çerkes Soykırımı ve Sürgünü'nde kaybettiğimiz insanları saygı ve rahmetle anıyoruz. Aynı zamandatoplumumuz ve kurumlarımız bu hafta boyunca düzenledikleri etkinliklerle adalet talebimizi dünyaya duyurmak için çaba gösteriyorlar.
Çerkesler ve diğer Kuzey Kafkasya halkları binlerce yıldır yaşadıkları vatanlarını savunmuş ve diğer halkların vatanlarını işgal etmek peşinde olmamıştır. Orantısız güçlere karşı tamamen kuşatılmış vatanımızı 1763-1864 arasında 101 yıl savunan atalarımız, 21 Mayıs 1864 tarihinde son savaşı da kaybettiler.
Savaş sürecinde sivillere yönelik toplu öldürme, ekinlerin ve köylerin yok edilmesi suretiyle yaşam imkanlarının ortadan kaldırılması gibi uluslararası hukuk çerçevesinde tipik soykırım suçları işlenmiştir. Savaştan sonra ise Çerkeslerin kalan nüfusunun tamamına yakını Osmanlı coğrafyasına sürgüne tabi tutulmuştur. Hem bu etnik temizlik ve hem de soykırım ayrı ayrı insanlığa karşı suç niteliğindedir.
Çerkesler dağınık iskân edilmiş olmalarına rağmen 160 yıldır yaşadıkları ülkelere her bakımdan nüfuslarına oranla çok üst düzeyde katkı vermektedir. Osmanlı İmparatorluğunun ve Türkiye Cumhuriyetinin en zor dönemlerinde önemli katkılar vermiştir. Bugüne kadar kamu hizmetlerinin yanı sıra kültür, edebiyat, sanat, bilim, spor gibi farklı alanlarda önemli çalışmalara ve eserlere imza atmışlardır.
Bu başarılı işlere imza atılmasında toplumsal özelliklerimiz, kültürümüz ve kimliğimiz temel bir faktör olmuştur. Gelecekte de ulusal ve uluslararası düzeyde katkı verebilmemiz için bu toplumsal özelliklerimizi, kültürümüzü ve kimliğimizi korumamız gerektiği hatırdan çıkartılmamalıdır.
Kültür Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı ile yaşadığımız yerlerin yerel yönetimleri başta olmak üzere kamu kurumları stratejik planlarında, bütçe ve personel planlamalarında kültürümüz ve kimliğimizin korunması ve geliştirilmesine yer vermelidir. Sivil toplum-kamu işbirliği çerçevesinde tüm STK’larımız bu çalışmalara katkı vermeye hazırdır.
Demokratik bir anayasa talebimiz geçerliliğini korumaktadır. Anadiline yönelik 12 Eylül kalıntısı red, inkar ve asimilasyon politikalarının yansıması olan yasakçı maddeler anayasadan çıkartılmalıdır. Demokratik çoğulculuğu, kültürel zenginliği destekleyen bir anayasa toplumsal barışımızın teminatı olacaktır; refah ve huzuru destekleyecektir. Etnik ayrımcılık ve nefret suçu konularında hem yasal anlamda hem de uygulamada etkili adımlar atılmalıdır.
Başta Rusya Federasyonu ve Türkiye Cumhuriyeti olmak üzere tüm ülkelerden ve ilgili uluslararası kuruluşlardan Çerkes Soykırımının tanınmasını bekliyoruz. Sonuçlarının ortadan kaldırılması konusunda gerekli adımlar atılmalıdır. Öncelikle Rusya Federasyonu çifte vatandaşlık hakkını tanımalı; Çerkeslerin anavatanları ve akrabaları ile rahat ilişki kurmaları sağlanmalıdır. Anavatana dönüş hakkı kabul edilmeli; gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
Bugün baktığımızda Dünya; demokratik değerlerden, barış ve huzur ortamından uzaklaşarak yeni bir kaos ortamına doğru sürüklenmektedir. Çevremizde büyük insani krizler, savaşlar, yeni soykırımlar yaşanmaktadır. Çok dikkatli olmamız ve dayanışma içinde hareket etmemiz gerekiyor. Tüm ülkeleri ve anavatanımızı büyüyen bu yangından korumamız; bir yandan da küresel yangını demokratik, insani, barışçıl değerler ile söndürmeye çalışmamız gerekiyor.
Dil, kültür ve kimlik çalışmalarında başarılı olmamız hem kendi içimizde hem de içinde yaşadığımız toplumlarla dayanışmamızı güçlendirmemize bağlıdır. Bu çerçevede tüm halkımızı, özellikle gençleri ve kadınları STK larımızadestek vermeye davet ediyoruz. Özellikle halkımızı ve tüm dostlarımızı hafta boyunca düzenlenecek 21 Mayıs Çerkes Soykırımı ve Sürgünü anma etkinliklerine ve 25 Mayıs 2024 tarihinde saat 18:00 de Düzce’de düzenleyeceğimiz ortak etkinliğe aktif katılıma davet ediyoruz.
Bu görüntüler tam 100 yıl önce, 9 Eylül 1922 günü kaydedildi. Yunan ordusunu mağlup eden Başkumandan Gazi Mustafa Kemal Paşa İzmir'de coşkuyla karşılanıyor. Yaklaşık 3.5 yıl boyunca Yunan işgali altında kalan İzmir'in kurtuluşunun 100. yılı kutlu olsun!
Zaman geçtikçe değeri ve anlamı daha da artan Cumhuriyetimizin 98.yılı kutlu olsun! Mustafa Kemal Atatürk'e ve bağımsızlık ruhuna omuz verenlere minnetle nice #29Ekim'lere!
Bunun adı doğa ve tarih katliamıdır. Bu Assos’ta yok edilen antik liman dokusuna yeni oteller yapma hamlesidir.
Sözümona kaya ıslahı denilen, akla vicdana sığmayan bu iş, bir doğal antik limanımızı, eşsiz bir değerimizi geri dönüşsüz şekilde mahvetmiştir. #AssostaKatliamVar