Türk milliyetçiliği bir yaşam tarzı değil. Her türlü milliyetçilik sağcılıktır. Bahsi geçen ‘geçmişte gerçekten sol üzerinden siyaset yapanlar’ Erkan’dan çok daha kötü insanlardı. 70’lerde de İslamcılar ve milliyetçiler aynı kefede değildi.
Erkan Baş, “Ne sağ kaldı ne sol” söylemimizden rahatsız olmuş. Sağcıyım demekten utananların bunu söylediğini iddia etmiş.
Erkan Baş için Türkiye, Kadıköy’den ibarettir. Başkenti Boğa Heykeli olan bu ülkeye kendisini kapatmış ve dar zihniyetiyle siyaset yapmaktadır.
Erkan Baş solcu da değildir; geçmişte gerçekten sol üzerinden siyaset yapanların isimlerini kullanan bir figürdür.
Türkiye İşçi Partisi’ne oy veren bir işçi olmadığı gibi, partinin yönetiminde de işçi yok. İşçi hakları üzerinden oy devşirmeye çalışmış ancak başarılı olamamış bir partidir.
Gelelim “utanma” konusuna... Kendisini hâlâ 68 kuşağında zannediyor. Siyasal İslamcılarla milliyetçileri aynı kefeye koyuyor. Yeni nesil Türk milliyetçileri muhafazakar değil; hatta içlerinde deist veya ateist olanlar da var. Emin olun Erkan Baş bunu algı yapmak için söylemiyor, gerçekten bilmiyor. O kadar cahil.
Bir Türk milliyetçisi kendisine neden “sağcıyım” desin? Türk milliyetçiliği gibi bir yaşam tarzını neden dar siyasi kalıplara sıkıştırsın?
Kendi ülkesinden (Kadıköy) çıkıp yurt dışına (Anadolu’ya) gitmediği için, oralarda insanların solculuğa nasıl baktığını bilmiyor. Sürprizi kaçmasın bir gün giderse ne demek istediğimizi kendisi de anlayacaktır.
Basit ve kullanım süresini doldurmuş kavramlar üzerinden siyaset yapma devri bitti. Bu yüzden inadına:
Ne sağ kaldı ne sol…
Bakın bize geçecek adamı bile yolsuzluk yaptığı için reddettik, hapse attık. Şimdi PORTAŞ yolsuzluğu davasının izini sürelim hop Mansur Yavaş. Eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürmeyelim. On boyutlu satranç olmasın yine.
🔴#SONDAKİKA | İçişleri Bakanlığı, Osman Gökçek'in şikayeti üzerine, Mesut Özarslan'ın PORTAŞ A.Ş. Genel Müdürü olduğu dönemde yürüttüğü projelere ilişkin Mülkiye Müfettişi görevlendirdi.
Mülkiye müfettişlerinin "ihaleye fesat karıştırma" ve "görevi kötüye kullanma" iddialarını incelemesinin ardından soruşturma izni verilip verilmeyeceğine karar verilecek. (ANKA)
AKP’liler Kılıçdaroğlu’nun adaylığını istiyor Yavaş’ı istemiyor gibi yapıyorlar çünkü Kılıçdaroğlu adaylığından korkuyorlar diye analiz yapan zeka küpünden yeni analiz
Meral Akşener
Serap Yazıcı
Özlem Çerçioğlu
Şimdi de Özlem Gürzel
Kadınların siyasette yer bulması zaten çok zordu, neredeyse imkansız hale getirdiniz, tebrikler
Bir çok insanın aksine Ekrem’in Mansur tavşan adaylığıyla sorunu olmadığını düşünüyorum. Mansur’a seçim kazandırıp hapisten çıktıktan sonra yetkisiz ama güçlü sembolik bir makama geçirerek keyfine bakabilir. CHP’li olmak için can atan milliyetçilerin de gönlünü eğlemiş olur.
TÜM ÇOCUKLARIN EŞİT, ÖZGÜR VE GÜVEN İÇİNDE YAŞAYACAĞI BİR ÜLKE İÇİN ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ!
Mattia Ahmet Minguzzi’nin vahşice öldürülmesi bizleri derinden sarsmıştır. Öncelikle ailesine, yakınlarına ve bu acıyı yüreğinde hisseden herkese baş sağlığı diliyor, dayanışma duygularımızı iletiyoruz.
Bununla birlikte, yaşanan bu korkunç olay sonrasında kamuoyunda hızla yükselen cezalandırıcı yaklaşımların, özellikle de suça sürüklenen çocuklara yönelik cezaların ağırlaştırılması yönündeki istemlerin kaygı verici bir boyut kazandığını üzülerek gözlemlemekteyiz.
Unutulmamalıdır ki hukuk devleti ilkesinin temel dayanaklarından biri olan yasallık ilkesi ve geçmişe yürüme yasağı, yalnızca evrensel hukuk kuralları değil, aynı zamanda 1982 Anayasası’nın 38. maddesi ile de açık biçimde güvence altına alınmıştır. Bu nedenle, yapılacak her türlü yasal değişiklik, yalnızca geleceğe etki edecek; geçmişteki olaylara çözüm olamayacaktır.
Daha da önemlisi, çocuk adalet sistemi, cezalandırıcı değil; önleyici, onarıcı ve eğitici bir anlayış üzerine kuruludur. Suça sürüklenen çocukların büyük bir kısmının sosyoekonomik yoksunluklar, ihmal, istismar ve eşitsizlik ortamlarında yetiştiği gerçeği göz ardı edilemez. Bu çocukları salt cezalandırmaya odaklanmak sorunu çözmek bir yana, daha derin sosyal yaralar açacaktır.
Bu noktada asıl yapılması gereken, çocukların suça sürüklenmesini önleyecek kapsayıcı sosyal politikaların, eğitimde fırsat eşitliğinin, nitelikli kamusal destek araçlarının hayata geçirilmesidir. Aynı zamanda, halihazırda adalet sistemiyle karşılaşan çocuklar için yeniden topluma kazandırıcı yaklaşımların güçlendirilmesi gereklidir.
Bugün çocukları “tehlike” olarak görmek yerine, onları koruyamadığımız gerçeğiyle yüzleşmek zorundayız. Çocukları korumak, yalnızca bireysel değil, toplumsal ve siyasal bir sorumluluktur.
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği olarak, kurulduğumuz günden bu yana Türkiye’deki tüm çocukların eşit, özgür ve güven içinde büyüyebileceği bir toplum yaratmak için uğraş veriyoruz. Çocukların yaşam hakkını, güvenliğini ve onurunu önceleyen bir düzenin inşası için her koşulda sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
#ÇağdaşYaşamıDesteklemeDerneği
2022-2023 döneminde Bahçeli düzenli olarak İYİP’i Cumhur İttifakı’na davet ediyor, Akşener de düzenli olarak reddediyordu. Buna rağmen esnaf gezilerinde önünü kesen CHP’liler konuyu sormaya devam ediyordu. Bugün DEM Cumhur’da, İmamoğlu her gün Bahçeli’yi övüyor. Tabandan tık yok.
Mansur Yavaş’ın seçimden sonra bile kurultayda Kılıçdaroğlu’nu desteklemesinin, delegelerin akrabalarını tesadüfen ABB’de işe sokmasının görmezden gelinmesi çok tatlı.
@akshenerarchive Tweetlerine bakılırsa, en az Selahattin Demirtaş’a benziyorsun. @akshenerarchive hesabının PKK ve HDP’ye yönelik eleştirileri, Demirtaş’ın Kürt yanlısı ve solcu duruşuyla zıtlık gösteriyor. Milliyetçi ve muhafazakâr bir tonun var gibi görünüyor. https://t.co/ISbWbJTSnF
Bu cümleleri iki ayrı uçtan iki siyasetçi defalarca dile getiriyor. Hem Önder hem de İYİ Parti’den Uğur Poyraz, Kobani davası ve kapatma davasının AK Parti’yi yargılamaya varacak sonuçlarının olduğuna sık sık dikkat çekiyor.