Ayın 14’ü olması nedeniyle kamu çalışanları, yarın hesaplarına yatacak maaşlarını e-Devlet üzerinden kontrol ediyor. Ancak tablo yine değişmedi.
Temmuz ayında toplu sözleşmeden kaynaklı %7 zam ve enflasyon farkından doğan %6,52 artış, daha maaşa yansımadan vergi dilimi nedeniyle büyük ölçüde eriyip gidiyor.
Vergisini peşin ödeyen bu ülkede neredeyse tek kesim kamu çalışanlarıdır. Buna rağmen vergi diliminin yükünü en ağır şekilde taşıyan da yine kamu çalışanları olmaktadır.
Madem vergileri peşin tahsil ediyorsunuz, o halde enflasyon farkını da peşin ödeyin. Kamu çalışanlarının cebinden aylar öncesinden alınan verginin yükünü görmezden gelmeyin.
Hayat pahalılığının her geçen gün arttığı, yoksulluk sınırının altında ücretlere mahkûm edilen kamu çalışanlarının yaşadığı gerçekleri görmek istiyorsanız, bir ay onların aldığı maaşla geçinmeyi deneyin. O zaman dile getirdiğimiz sorunların ne kadar haklı olduğu daha net anlaşılacaktır.
Sayın @memetsimsek ; vergi tahsil etmedeki başarınızı, kamu çalışanlarının refahını artıracak adımlarda da göstermenizi bekliyoruz.
Kamu çalışanlarına insan onuruna yaraşır bir ücret düzenlemesi yapılmalı, gelir vergisi dilimi %15’te sabitlenmeli ve maaş artışları vergi yükü altında eritilmemelidir.
Kamu çalışanları geçim mücadelesi verirken, maaş artışlarının vergiyle geri alınmasına artık son verin.
@HurEgitimSen@HMBakanligi
Terör örgütü elebaşının özgürlüğünü istemek, demokrasi ve özgürlük talebi değil; milletimizin vicdanına, şehitlerimizin aziz hatırasına ve devletimizin birliğine meydan okumaktır.
Binlerce vatandaşımızın, askerimizin, polisimizin ve korucumuzun katili olan bir teröristin “özgürlüğü” için miting düzenlemek kabul edilemez. Bu topraklarda özgürlük; terörü, teröristleri ve terör propagandasını meşrulaştırmak değildir.
Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Hür-Sen olarak, dün olduğu gibi bugün de yarın da terörün, teröristlerin ve onları meşrulaştırmaya çalışan her türlü anlayışın karşısında durduk, duruyoruz ve durmaya devam edeceğiz.
Şehitlerimizi unutmadık, unutturmayacağız!
Bu milletin bayrağı; bir kumaş parçası değil, bin yıllık mücadelenin, şehidin emaneti, milletin ortak vicdanıdır.
Kimsenin; ifade özgürlüğü, protesto hakkı ya da başka bir bahaneyle ay yıldızlı al bayrağa el uzatma hakkı yoktur.
Bugün Orta Doğu Teknik Üniversitesi içerisinde gerçekleştirilen bayrak provokasyonu; sadece bir sembole değil, milletin ortak değerlerine yönelik açık bir saygısızlıktır.
Fikir tartışılır, eleştiri yapılır, protesto edilir… Ama bu milletin bayrağı hedef alınmaz.
Ancak altını özellikle çizmek gerekir ki; yaşanan bu provokasyonu ODTÜ’nün tamamına, tüm öğrencilerine ya da akademik camiasına mal etmek de doğru değildir.
Bir avuç provokatörün ortaya koyduğu tavır üzerinden koskoca bir üniversiteyi hedef göstermek; akılcı değil, ayrıştırıcı bir yaklaşım olur.
Şunu herkes bilmelidir:
Bayrağımıza dokunan, bu milletin vicdanıyla karşı karşıya kalır.
Çünkü bu bayrak; siyasi görüşlerin değil, bu topraklarda yaşayan herkesin ortak çatısıdır.
Üniversiteler; provokasyonun, ayrışmanın ve nefretin değil; aklın, bilimin ve sağduyunun merkezi olmalıdır.
Gerilimden beslenen değil, milletin birliğini büyüten bir anlayış hâkim olmalıdır.
Ay yıldızlı al bayrak; bu milletin kırmızı çizgisidir.
Ve o çizgi dün de aşılmadı, bugün de aşılamayacaktır.
İstişarelerimiz devam ediyor.
Kurucular Kurulu üyemiz Ali Uzay Sarı , Merkez Disiplin Kurulu üyemiz Mustafa Kaplan , Tokat Şube Başkanımız Seyfi Karslı, Yozgat Şube Başkanımız Selim Tanış , Amasya İl Temsilcimiz TC Agah Çiçek Çorum İl Temsilcimiz Sefa Arduç , yönetici ve delegelerimizle geleceğe dönük hasbihal ettik.
Birlikte Başaracağız...
Hürriyetçi Eğitim Sen Kurucular Kurulu üyesi, gönül adamı kıymetli Ali Uzay Sarı ağabeyimizle sendikamızın geleceğine ışık tutacak istişarelerde bulunduk.
HÜR-SEN Genel Başkanı Kuruoğlu’ndan ‘ortak mücadele’ çağrısı: Siyasi partilere değil, emekçiye yanaşarak başarırız
1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü öncesi taleplerine ilişkin konuşan Hürriyetçi Sendikalar Konfederasyonu (HÜR-SEN) Genel Başkanı Levent Kuruoğlu, “1 Mayıs bir kutlama değil, emeğin hakkı için mücadele etme günü. Biz, alın terimizin hakkının verilmesini istiyoruz. Bu ülkede daha fazla demokrasi, daha fazla adalet istiyoruz. Emeğin hakkını alabilmek için; birlikte mücadeleye devam etmek lazım. İktidara, siyasi partilere değil; işçiye, memura, emekliye yanaşarak bunu başarabiliriz” dedi.
Bir insan düşünün, şehrine, tarihine, büyüğüne aşk ile küçüğüne sevgi ile bağlı. Ve fakat, bir şehir düşünün, kuru iltifattan başka bir kıymet vermesin, onca emeğe ve onca sevgiye karşılık! @hergezgin@tokatvaliligi@TokatBelediye Hasan Erdem özeldir, hissettirin!!!!
Milli Eğitim Bakanlığı derhal açıklama yaparak bu hafta okulların tatil edildiğini açıklamalıdır.
2 gündür yapılan saldırılar normal değil. Saldırganların bağlantıları derhal açığa çıkarılmalıdır.
@tcmeb@Yusuf__Tekin
Hz. Hüseyin'e 'gitme Muaviyenin yanına, sana tuzak kurmuşlar' dendiğinde Hz Hüseyin onlara şu mükemmel cevabı vermiş;
" Korkarım ki ben bu yola çıkmazsam bir daha haksızlıklar, adaletsizlikler ve zulme karşı çıkan olmayacak. Sonunda ölüm de olsa ben bu yola çıkacağım."
Bizlere de Hürriyetçi Eğitim Sen'i kurarken, sakın kurmayın, iftiraya uğrarsınız , önünüze her türlü engeli çıkarırlar vb. bir sürü şeyler söylediler.
Biz ise onlara tek cümle ile cevap verdik;
KAHROLSUN İSTİBDAT YAŞASIN HÜRRİYET...
“YETKİYİ ALIP HAKKI SATAN SENDİKALARA ARTIK YETER!”
Toplu sözleşme masasında da, Hakem Heyeti’nde de ne yaptıklarını gördünüz.
“Yetki alacağız” diyenler, memurun hakkı Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gitmesin diye susanlardır.
Açık konuşuyorum:
Bugün sahada konuşanlar, dün masada sustular.
Bugün umut satanlar, dün emeği pazarladılar.
Size yalan söyleyen bu anlayışa inanmadığınızı biliyoruz. Ama görevimiz bitmedi!
Tüm kamu çalışanlarını uyarmak ve bu düzeni teşhir etmek zorundayız.
Üye sayım sürecindeyiz: yine vaat, yine algı…
Uyanık olun! Emeğinizi pazarlayanlardan uzak durun.
Mesele ekmektir, onurdur.
Doğrunun yanında olun!
ENAG ➡️ Aylık %4,10 - Yıllık %54,62
TÜİK ➡️ Aylık %1,94 - Yıllık %30,87
Mart ayı enflasyon verileri bir kez daha göstermiştir ki; bu ülkede açıklanan enflasyon ile vatandaşın yaşadığı hayat arasında derin bir uçurum var.
Hangi enflasyona inanacağız? Market rafına mı, kira fiyatına mı, yoksa masa başında üretilen rakamlara mı?
Bu fark bir “hesaplama yöntemi” farkı değil; memurun, işçinin ve emeklinin emeğinin karşılığının gasp edilmesidir.
Bu tabloda sorumluluk sadece toplu sözleşme masasında memuru ve emekliyi yok sayan iktidarın değil; hakem heyetine temsilci göndererek bu adaletsizliği meşrulaştıran, memuru masada satan yandaş sendikaların da omuzlarındadır.
PIRLANTAYA VERGİ YOK, VATANDAŞA VERGİ ÇOK!
💎TBMM’de torba yasadan pırlanta, elmas ve inciye ÖTV getiren madde çıkarıldı…
🧑🌾Ama işçiye, çiftçiye, memura, emekliye gelince vergi yükü artarak devam ediyor!
👮♂️Bugün %15’lik vergi dilimi 190 bin TL, %20’lik dilim 400 bin TL…
💰Yani yıl bitmeden milyonlarca çalışan daha yüksek vergiye mahkûm ediliyor.
Lükse dokunmayan, emeğe yük bindiren bu anlayış kabul edilemez!
Vergide adalet yoksa, sosyal adalet de yoktur.
Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’ın “Yiğit düştüğü yerden kalkar” diyerek “Anadolu 100 yıllık narkozdan çıkıyor” sözlerine neden şaşırdınız?
Çünkü bu bakış açısı yeni değil. Tokat’ta 2017 yılında bir imam hatip lisesine Mustafa Sabri Efendi adının verilmesi kararı kamuoyunda büyük tepki çektiğinde, geri adım atılmıştı. O günlerde Ali Yalçın’ın yaptığı paylaşım ise çok netti: “Mustafa Sabri Efendi bu milletin ve ümmetin değeridir. Ondan rahatsız olanlar zihinlerini sorgulasınlar. Tabela iner ama saygınlığı inmez.”
Bugün kullanılan dil de aynı çizgide.
Ama asıl şaşırılması gereken bu değil.
Bu dili kullanan bir anlayışın temsilcisi olduğu sendikalara hâlâ yüz binlerce kamu çalışanının üye olmasıdır.
Asıl sorgulanması gereken de tam olarak budur.
"100 yıllık narkoz" diyerek Cumhuriyet ve Atatürk ile olan hazımsızlıklarını ortaya koyanları ciddiye almaya gerek yok. Bunlar bugün varlar yarın yok olacaklar ama Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar olacaktır...
Emekli Albay Orkun Özeller, hakaret davası açtığı Ülkü Ocakları İl Başkanı’nın uzlaşma talebini ‘PKK terör örgütüdür, bebek katili Abdullah Öcalan terörist başıdır’ paylaşımı yapması halinde kabul edeceğini söyledi.
Ülkü Ocakları Başkanı, ‘PKK terör örgütüdür, Abdullah Öcalan teröristbaşıdır’ diyemediği için uzlaşmaya varılamadı.
🤝 Ayrıştırmayacağız, Birleştireceğiz 🤝
Eyyübiye ilçemizde, Akbank ile 85.500₺ iadesiz promosyon sözleşmesi imzalanmıştır.
Uzun yıllardır süregelen alışkanlıkların dışına çıkılarak iadesiz bir anlaşmaya imza atılması, verilen kararlı mücadelenin somut bir kazanımıdır.
‼️ Bugün bazı sendikaların yaptığı ayrıştırıcı açıklamaları üzülerek takip ediyoruz. Oysa bizler, yetkili sendika olarak; sürecin başından itibaren bankalarla ve ilgili tüm paydaşlarla yoğun bir mücadele yürütmüş, her adımda öğretmenlerimizin hakkını esas almış bulunuyoruz.
Süreç boyunca şeffaf ve yapıcı yaklaşımıyla katkı sunan @EyyubiyeMem63 Müdürümüz Ahmet Demir’e ayrıca teşekkür ediyoruz.
✅ Bizler; her zaman, her yerde öğretmenlerimizin hakkı için mücadele etmeye, her masada olmaya devam edeceğiz.
Çünkü bizim anlayışımız; ayrıştırmak değil, birleştirmektir. 🤝
@leventkuruoglu@ahasanpasaoglu@OmerOzyavuz06@emrahgultekin25@Ramazanirg19017@_erol_usta@oguzidug@mehmetulug63@yasinmerdan27@MissPratisyen@gapgundemigzt1
#Şanlıurfa #Eyyübiye #Promosyon
TÜM EK ÖDEMELER EMEKLİ MAAŞI HESABINA KATILMALIDIR
Kamu görevlileri emekli olduklarında maaşlarında ortaya çıkan ciddi düşüş nedeniyle mağdur olmakta, bu nedenle emekli olmaktan kaçınmaktadırlar. Kamu görevlilerinin emekliliklerinde de mevcut ekonomik statülerini koruyabilmeleri için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
Bu kapsamda kamu görevlilerinin maaşlarının, ek ödemelerinin, ek derslerinin, uzman ve başöğretmenlik tazminatlarının ve fazla çalışma ücretlerinin tamamı emekli keseneği matrahına dahil edilmeli ve emekli maaşı hesaplamasına katılmalıdır.
Devlet memurlarının maaşını oluşturan bütün kalemler ile özel hizmet tazminatı, ek ödeme, ek ders, döner sermaye, fazla çalışma ücreti, ikramiye, sosyal denge tazminatı, uzman ve başöğretmenlik tazminatları ve diğer tüm ödemeler de emekli keseneğine dahil edilmeli; buna bağlı olarak emekli maaşlarının yükselmesi sağlanmalıdır.
Ayrıca uzman ve başöğretmenlik tazminatı, askerlikteki unvanlarda olduğu gibi emeklilikte de alınmaya devam edilmelidir.
1. Dereceye Gelen Tüm Kamu Çalışanlarına 3600 Ek Gösterge Verilmelidir
Bilindiği üzere 5 Temmuz 2022 tarih ve 31887 sayılı “Torba Yasa” ile 3600 ek gösterge kapsamı genişletilmiş ve 1. dereceye gelmiş olmak şartıyla tüm öğretmenler, 2 yıl ve üzeri yükseköğrenim mezunu emniyet personeli, 2 yıl ve üzeri yükseköğrenim mezunu tüm sağlık çalışanları ve din görevlileri 3600 ek gösterge kapsamına alınmıştır.
3 Eylül 2023 tarih ve 32298 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2024-2025 yıllarına yönelik Kamu Görevlilerinin Mali ve Sosyal Haklarına İlişkin Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararı’nın “Ek gösterge çalışması” başlıklı 50. maddesinde ise;
“(1) Kamu kurum ve kuruluşlarının görüşleri alınarak, 1. derecedeki bazı memurlar ve diğer kamu görevlilerinin 3600 ek gösterge rakamından faydalandırılması hususunda yetkili konfederasyonun katkısıyla yapılacak çalışma bu toplu sözleşme döneminde tamamlanacaktır.”
hükmü bulunmasına rağmen, 1. derecedeki memurlar ve diğer kamu görevlilerinin 3600 ek gösterge rakamından faydalanması hususunda herhangi bir adım atılmamıştır.
1 Mayıs 2023 tarihinde dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, Memur-Sen Genel Kurulu’nda;
“15 Mayıs’tan itibaren kollarımızı sıvayacağız, önümüzdeki kapatamadığımız dosyaları açıp çözeceğiz. 15 Mayıs’ta tartışma yok, elbette biz olacağız. Büyük Türkiye yolundaki yürüyüşümüz devam edecek. 3600 ek göstergeyi 1. dereceye gelen tüm çalışanların müktesep hakkı olarak düzenlemek gerekir, kanun teklifimiz hazır.”
ifadelerini kullanmıştır.
14 Mayıs 2023 tarihli Türkiye genel seçimleri öncesinde, 11 Mayıs 2023 tarihinde HAK-İŞ Genel Kurulu’na katılan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan; ücrette adaleti ve çalışma barışını korumakta kararlı olduklarını, kanuni düzenleme gerektirdiği için yeni yasama döneminde atacakları adımlardan birinin de birinci dereceye geldiği hâlde 3600 ek gösterge alamayan memurlara yönelik olacağını ifade ederek;
“Birinci dereceye inen ve şartları tutan tüm memurlarımızın 3600 ek gösterge hakkından yararlanabilmesini sağlayacağız. Memurlarımız gönüllerini ferah tutsunlar, müsterih olsunlar. Bize güvenmeye, hükümetlerine inanmaya devam etsinler. Biz hiçbir çalışanımızın hakkını yemeyiz, yenilmesine de izin vermeyiz.”
açıklamasında bulunmuştur.
2 Kasım 2023 tarihinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Bakanlığının 2024 yılı bütçesine ilişkin yaptığı sunumda, 3600 ek gösterge düzenlemesi ile çalışan ve emekli 5,3 milyon kamu personeli ve bunların hak sahiplerinin ek göstergelerinin yeniden belirlendiğini anımsatarak;
“Öğretmenler, sağlık çalışanları, polisler ve din görevlilerinin ek göstergelerinin 3600’e yükseltilmesinin yanı sıra uzman jandarma ve uzman erbaşlar, avukatlar, şube müdürleri, müdürler ve müdür yardımcıları ile taşra uzman ve denetmenlerinin de ek gösterge rakamları 3600’e yükselmiştir. Yine bazı istisna unvanlarda daha yüksek veya daha düşük artış olmakla birlikte tüm kamu görevlilerinin ek gösterge rakamları 600 puan artırılmıştır. Bununla beraber, birinci dereceye yükselen devlet memurlarımız için 3600 ek gösterge düzenlemesini de hükümet olarak hayata geçireceğiz.”
demiştir.
Tüm bu açıklamalara rağmen yıllardır 1. dereceye gelen kamu çalışanları 3600 ek gösterge rakamından faydalandırılmayarak kamu çalışanları arasında adaletsizlik yaşanmasına neden olunmuş, çalışma barışı bozulmuştur.
Söz konusu bu adaletsizliğin “eşit işe eşit ücret” ilkesi çerçevesinde acilen giderilmesi gerekmektedir.