Videoyu izledim cidden çocuk çıplak ayakla gidiyor, elinde de ayakkabıları...
Allah Türklerin belasını zaten vermiş derken bahsettiğim buydu. Teker teker insanlara yalvarmamız mı gerek ne gerek çocuklarının geleceğini karartan tercihlerden vazgeçsinler?
Erdoğan kadar sorumluluktan kaçınan bir lider gelmemiştir.
Erdoğan'ın bu hallerine alıştık nedense. Kimse yadırgamıyor.
Zamanında Akil İnsanlar da bir strateji değil bu kaçınmanın sonucuydu.
Sonunda Erdoğan'a ve tercihlerine nedense doğa olayı muamelesi yapılıyor.
Bir önceki süreçten farklı olarak, şu anda yaşanan sürecin meclis odaklı olduğu vurgulanmaya çalışıldı. Önce komisyon şimdi de yasa sürecinde olayların TBMM binasında cereyan etmesi özellikle arzu edildi. Ancak gelinen noktada, meclisin oynadığı tek rol hiçbir rol oynamamayı resmileştirmekle ve süreci Erdoğan ile Öcalan arasına hapsetmekle sonuçlandı.
Can Atalay, Tayfun Kahraman, Çiğdem Mater, Mine Özerden, Osman Kavala, Selahattin Demirtaş, Merdan Yanardağ, Nasuh Mahruki, Deniz Göktaş, Oğuzhan Uğur, Ekrem İmamoğlu, Resul Emrah Şahan, Murat Çalık, Sinem Dedetaş ve daha nice insan haksız hukuksuz hapsedilirken…
Siyasal iktidarın talimatı altına girmiş yargı, muhalif olan herkesi ezerken…
Yargı eliyle iktidar partilerinde yolsuzluklar örtülüp muhalefetin belediyelerine delilsiz, sadece gizli tanık ifadeleriyle bitmek bilmez operasyonlar yapılırken…
AKP’ye geçmeyen belediye başkanları tutuklanma tehdidi altındayken…
CHP’li ve DEM Partili belediyeler kayyumlara teslim edilmişken…
Türkiye, halkın kendisini yönetecek kişileri seçme hakkının elinde alındığı bir döneme sürüklenirken…
Ana muhalefet partisi fiilen kapatılıp binasına polislerce biber gazı ile baskın düzenlenmişken….
Ana muhalefet liderinin dokunulmazlığının kaldırılıp tutuklanmasından bahsedilirken…
İnsanlar düşüncelerini ifade etmekten korkar haline getirilmişken…
Yeni Parti, ‘Çerçeve Yasa’ya ‘Evet’ demek zorunda değil. Bu yasa için kurulan komisyonun, Anayasa Mahkemesi, AİHM kararlarının uygulanmasına, ülkenin demokratikleştirilmesine dair sözü var. Bu sözlerin yerine getirilmeyeceği bu kadar aşikarken Yeni Parti’nin ‘Hayır’ oyu meşrudur. Yeni Parti, Kürt sorununun bu otoriter, baskıcı iktidar tarafından demokrasiden uzak zihniyetle çözülemeyeceğini topluma anlatabilir. Kendi iktidarında demokratik bir cumhuriyet inşa ederek bu sorunu çözeceğine halkı ikna edebilir. Yeni Parti her gün hukuksuz uygulamalarla kendisini ezmeye çalışan iktidarın peşine takılmış bir görüntü verirse halkın güvenini kaybedecek.
Gerçekten ibret verici ya. AYM ve AİHM kararlarına uymak için rapordan bahsediyorlar. Yahu siz zaten AYM ve AİHM kararlarına uymak zorundasınız. Can Atalay için 4 AYM kararına uymadınız. Demirtaş için 3 AİHM kararına uymadınız. Siyasete göre şekil alan bir hukuk sistemi yarattınız.
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
Kendi korkaklıklarının ve sinikliklerinin yegane hayat tercihi olmasını uman ve umdukça da bunun tesisine hizmet eden; AKP'ye de kişiliklerinin mazereti olduğu için minnettarlık duyan devasa bir grup var Türkiye'de.
İmamoğlu'nun umut vermesi, bir yerel seçim zaferi, AKP'ye muhalefet yapan insanlar falan bunları çok sinirlendiriyor.
Biz demiştik demek için en hırçın AKP'liyi bile mahçup edecek bir çiğlikte bekliyorlar.
Bu çok genis bir grup. Gülencisinden, Kanzisine, Fraksiyoncusundan, Butlancısına, Devlet Aklıcısından avantacısına İktidara zihnen biat etmiş her kesimden insanlar...
Göktaş’ın duruşu hepimiz için bir umuttur.
Meslektaşları ve arkadaşları olarak kenarda köşede sessiz durup, bu haksızlığı onaylamak bizler için bir utanç kaynağıdır.
Amasız ve fakatsız Deniz Göktaş’ın yanındayım.
Deniz Göktaş’ın avukatı Metin Aslan ile konuştum. İki özel bilgi paylaştı…
Bir: Deniz tutuklama sonrası avukatlarına “neşemizi çalamayacaklar” demiş.
İki: Kendisiyle görüşen Kılıçdaroğlu’na “CHP’yi salın” demiş.
Evet, parti Kılıçdaroğlu ve ekibinden, yani sizlerden arındığı için birinci parti oldu ve iktidara yürüyordu. AKP iktidarı da bunu gördüğü için sizi hukuksuzca tekrar partinin başına getirdi. Bu gerçeği kimse eğip bükemez.
Vize devi VFS ve iş ortağı Gateway’in faaliyetlerini ele aldığımız “Vize imparatorluğu” yazı dizisine ilişkin ne kadar tweet’im varsa bugün hepsine erişim engeli getirildi. Hatta erişim engeli getirildiğine ilişkin tweet’e de erişimi engellediler. Belki bunu da engellerler.
🌡️ Çavuşesku'nun Termometresi Özel Yayınında Emrullah Özdemir (@emrullahodemirv) moderatörlüğünde İlker Aytürk (@ilker_ayturk), @ilkandd ve @bozpek
➡️Ankara'da CHP Genel Merkezinde yaşananları,
➡️Kılıçdaroğlu'na karşı oluşan tepkiyi,
➡️Özel'in yol haritası ve
➡️muhalefetin önündeki fırsatlar ile engelleri tartışıyor.
📅 Bugün ⏰ 22.00'de!
📹 https://t.co/NIgHuhjahQ
Erdoğan zihniyetinin yargı eliyle yürüttüğü siyasi darbelere karşı hep birlikte mücadelede kararlıyız.
Alınan butlan kararı yok hükmündedir. Sadece CHP’ye yapılan bir darbe değildir; Türkiye’ye, demokrasiye, Cumhuriyet’e bir darbedir. Anayasal düzeni yok etmektir.
Mesele ciddidir. Partiler üstüdür. Milletçe Türkiye’ye sahip çıkma zamanıdır.
Erdoğan zihniyetinin yargı eliyle yürüttüğü siyasi darbelere karşı hep birlikte mücadelede kararlıyız.
Alınan butlan kararı yok hükmündedir. Sadece CHP’ye yapılan bir darbe değildir; Türkiye’ye, demokrasiye, Cumhuriyet’e bir darbedir. Anayasal düzeni yok etmektir.
Mesele ciddidir. Partiler üstüdür. Milletçe Türkiye’ye sahip çıkma zamanıdır. @CAOIletisim1
Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum.
Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum.
Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!