Okula gidersin, cenazen gelir.
Otele gidersin, yangın çıkar.
Ev alırsın, depremde göçer.
Çalıştığın fabrikada patlama olur.
Sokakta yürürken elektrik çarpar.
Bir sapık çıkar, yolda bıçaklar.
Kumpir yersin, virüs bulaşır.
Gemiye binersin, batar…
Anneler boşuna “Çocuğum eve sağ salim gelsin” diye dua etmiyor. Çünkü artık hayatta kalmak bile başlı başına bir mesele.
Dışarı çıkmak cesaret, eve dönmek şans olmuş.
Buna rağmen yatırım yaparsın, paran yok olur.
Hayatın ne kadarının bizim kontrolümüzde olduğunu gerçekten sorgulamak lazım.
Bu yüzden yatırım yaparken sadece kazancı değil, riski, güveni ve kaybetme ihtimalini de düşünmek gerekiyor
Olmaz dediğin her şeyi
Olabilir diye düşün ona göre adım at
Günde 24, bir ayda 720 yumurta yiyen Harvard Tıp Fakültesi öğrencilerinden Nick Norwitz' in hikâyesi
Nick, ne kadar çok yenirse yensin yumurtanın kan kötü kolesterol seviyesini artırmayacağını hatta azaltacağını ispatlamak için kendi üzerinde bir deney yaptı.
Bir ay boyunca günde 24 (günün her saati için bir yumurta hesabıyla), toplamda 720 yumurta yedi ve bir ay sonunda bu anormal miktardaki yumurtanın bile kan kötü kolesterol seviyesini bırakın artırmayı aksine yüzde 18 düşürdüğünü gösterdi.
Norwitz, bir aylık dönemde et, balık, zeytinyağı, fındık, bitter çikolata, peynir ve yoğurttan oluşan normal ketojenik diyetinin yanında yumurtaları da yedi.
Bir yumurtada yaklaşık 186 miligram (mg) kolesterol vardır. Kolesterol oranı yüksek diğer yiyecekler arasında kırmızı et ve kabuklu deniz ürünleri bulunur.
Yumurtanın kolesterolü yükseltmez çünkü kolesterol, bağırsak hücreleri üzerindeki reseptörlere bağlanarak kolesin adı verilen bir hormonun salgılanmasını tetikler.
Kolesin, kan yoluyla karaciğere gider ve burada, karaciğere daha az LDL üretmesi için sinyal gönderen ve vücuttaki seviyelerin korunmasına yardımcı olan GPR146 adı verilen bir reseptöre bağlanarak etki eder.
https://t.co/n232xfPf4x
ENFLASYON İNMEYECEK; ÇÜNKÜ…
1-Besleyeni var
2-Besleneni var
3-KAMUFLASYON var
4-Kamufle eden TÜİK var
5-Benimseyeni var
6-Niyetimiz yok
7-Değirmenine su taşıyoruz
8-Kriz yok, çürüme var
9-Fakir değiliz, ahlaksızız
10-Düşürmemenin müeyyidesi yok
#Enflasyon#kamuflasyon#OVP #çürüme @serefoguz
🔴 Eski Renault Türkiye CEO'su Hakan Doğu:
📍Türkiye, yeni otomotiv dünyasında yer alamaz. Türkiye'nin ne kendi teknolojisi var ne markası var. Avrupa ile birlikte kaybedenler kulübündeyiz.
📍Çinli gelse, batarya teknolojisini getirmez, software getirmez, katma değeri son derece düşük bir ürün olur.
📍Türkiye'nin durumu kurtarmak için acilen iç pazara dönmesi lazım. Türkiye'nin otomotiv ihracatında geleceği yok. Türkiye gibi bir pazarın 3 milyon olması lazım.
📍İç pazar 3 milyona çıkarsa, 6 tane büyük fabrika gerekir. O zaman üreticilere karşı elin güçlü olur.
📍Ama vergileri o kadar yükselttiler ki, hükümet değişip yeni bir hükümet gelse, ÖTV'yi sıfırladım dese, millet isyan eder, çünkü ikinci el değerleri çakılır.
📍10 yılda kademeli şekilde ÖTV'nin kalkması lazım.
🔴 Recep Tayyip Erdoğan, henüz milletvekili dahi değilken, hiçbir resmi devlet görevi bulunmazken ve hukuken siyasi yasaklı bir durumdayken, 10 Aralık 2002 tarihinde ABD Başkanı George W. Bush tarafından Beyaz Saray'ın Oval Ofis'inde en üst düzey protokol kuralları uygulanarak ağırlandı.
10 Aralık 2002
KEŞNİZANİ TARİKATI
Amerika Irak'ı işgal ederken Irak ordusu hiç ortada görünmedi.
Irak ordusunun savaş uçakları hiç kalkmadı.
Tek bir tankı sokağa çıkmadı.
Amerika pikniğe gider gibi elini kolunu sallaya sallaya Irak'a girdi ve ele geçirdi. Tüm dünya buna şaşırdı.
Peki, neden Amerika bir direnişle karşılaşmadı?
Saddam Hüseyin direnmeden Irak'ı Amerika'ya teslim mi etmişti?
İşgalden sonra ne Amerika ne de CIA bu durum hakkında tek açıklama yapmadı.
Yıllarca bu konu ve soru insanların zihinlerini meşgul etti.
Bu sorunun cevabını bilmek için 1950'de ABD tarafından CIA desteği ile Irak'ta büyütülen "Keşnizani Tarikatını" bilmeniz gerekir.
CIA desteği ile Irak'ta büyütülen bu tarikat Avrupa, Amerika ve Orta Asya'ya kadar yayıldı.
Saddam darbe ile Irak'ı ele geçirdiğinde Saddam'a tamamen itaat ettiler. Saddam da onlara bir şey yapmadı.
Fakat Keşnizani Tarikatı ordu, bürokrasi, emniyet, istihbarata kadar her yere adamlarını sokup ülkeyi içeriden ele geçirdi.
Genelkurmay Başkanından istihbarat başkanına,İç işleri Bakanından Emniyet amirlerine kadar çoğu kişi Keşnizani Tarikatına bağlıydı.
Tamamen CIA ve MOSSAD kontrolüne girmişlerdi.
Üstelik Saddam'ın eşi ve akrabaları da Keşnizani Tarikatına bağlanmıştı.
Ve Irak Amerika tarafından artık işgal edilebilirdi.
Kimse direnmeyecekti.
Ve Saddam...
*Her şeyi anladığında vakit çok geç olmuştu..
Emperyalist ülkeler her zaman tarikatları kullanmışlardır, çünkü o tarikatları kuran yine kendileridir...
Prof. Dr. Yavuz Kaya diyor ki:
Bir kez daha düşünün, Bu ülkede;
-Neden ağır bir ekonomik yıkım yaratıldı?
-Neden varlıklarımız satıldı?
-Neden altın rezervimize kadar ihtiyat akçemiz harcandı?
-Neden inanılmaz bir dış borç yaratıldı?
-Neden Londra mahkemeleri yetkili kılındı?
-Neden maliyetinin çok üzerinde alt yapı çalışmaları yapıldı,30 yıllık garantiler verildi hemde enflasyona indeksli kur ile?
-Neden Atatürk ismi silinmeye çalışılıyor?
-Neden T.C. tabelası kaldırıldı?
-Neden sınır güvenliği yok ve vasıfsız milyonlarca sığınmacı ülkeye dolduruldu?
-Neden bir demografik bozulma yaratıldı?
-Neden devlet kurumları yok edildi?
-Neden kuvvetler ayrılığı kaldırıldı?
-Neden denge-denetleme mekanizmaları kaldırıldı?
-Neden vergilerimizin akibetinin hesabı verilmiyor?
-Neden Milli Güvenlik Güçleri sistemi değiştirildi?
-Neden askeri okullar ve askeri hastaneler kaldırıldı?
-Neden bazı savunma sanayi kuruluşları satıldı ve üretim yapamaz hale getirildi?
-Neden ülkenin telekomünikasyonu satıldı?
-Neden eğitim sistemi laik sistem dışına çıkarıldı?
-Neden orta ekonomik sınıf yok edildi?
-Neden üniversitelerin kalitesi düşürüldü?
-Neden sağlık sistemi kötü?
-Neden anayasa hükümlerine uyulmuyor?
-Neden uyuşturucu ve mafyanın merkezi olduk?
-Neden bağlı olduğumuz AİHM kararları uygulanmıyor?
-Neden tarikat ve cemaatler holdingleşip devlete yerleştirildi?
-Neden ortak akıl devre dışı bırakıldı?
-Neden yetişmiş insan gücümüzü kaybediyoruz?
-Neden üretim ekonomisinden vazgeçildi?
-Neden kendimize yeten tarım ve hayvancılıkta dışa bağımlı olduk?
-Neden bu kadar çok gaz, petrol nadir element kaynakları keşfedilirken (!) enerjide dışa bağımlılık arttı?
-Neden yıllar öncesinden bir varlık fonu oluşturuldu ve sorgulanamaz kılındı?!
Yıllar öncesinden!
-Neden Biden ile başbaşa yapılan görüşmeye dışişleri bürokratları alınmadı ve arkasından sınırlarda açık kapı politikası ile genç erkek Afgan, Pakistan ve diğerleri akın akın ülkeye girmeye başladı?
Tek cevap:
Emperyalist BOP projesi işliyor?
Prof. Dr. Yavuz Kaya
Yaklaşık 5 yıl terör örgütünün elinde esir kalan, sonrasında Gara'da haince Şehit edilen Er Müslüm Altıntaş'ın babası..
"Ben oğlumu sol ayak baş parmağından tanıdım.."
Reysaş Holding - Durmuş Döven:
“Geçen gün Almanya’ya gittim, orada inşaata başladık.”
“Bizim oradaki yönetici dedi ki, yeni fiyatlar geldi.
Bir saniye düşünmeden, yeter ya dedim.”
“Burada para birimi euro, burada da mı zam olur dedim.”
“Hayır Durmuş Bey, niye sinirleniyorsunuz, herkes %13-%17 arasında indirim yaptı dedi.”
Ama az yaptılar, %20-%25 indirim istiyoruz dedi.
Ya dedim, doğduğumdan beri bir müşterinin fiyat indirdiğini ilk defa Almanya’da duydum.
Almanya’da enflasyon %13’lerden %3’e inmiş. Herkes size yazı yazıyor, indirimli yeni fiyatımız bu diye.
Bizim inşaatın fayansçısı, betoncusu günde 3 kere zam yapıyor.
Türkiye’de döviz yükseldiğinde herkes fiyatını dövize bağlar.
Döviz düştüğünde bu kez işçilik arttı denir.
Euro yükselirse euro üzerinden, dolar yükselirse dolar üzerinden hesap yapılır.
Yani fiyatı artırmak için her zaman yeni bir gerekçe bulunur.
Antalya’da kilosu 4 liraya alınan domates, İstanbul’da 40 liraya satılıyor.
Arada lojistik, işçilik ve fire elbette var.
Fakat 10 kat fiyat farkını bunların tamamıyla açıklayamazsınız.
Dünyada büyük şirketler %5-%10 kârla dev hacim yapıyor.
Bizde ise küçük hacimle çok yüksek kâr elde etme isteği var.
Ölçek ekonomisi yerine, tek üründen köşe dönme anlayışı hakim.
Çinli üretici milyonlarca otomobil, milyonlarca kalem ve on milyonlarca ürün üretiyor.
Adedi artırarak maliyetini düşürüyor.
Bizde ise bazı insanlar az ürün satıp çok para kazanmak istiyor.
Yalıda oturacak, lüks arabaya binecek ve bütün masrafını az sayıda müşteriye yükleyecek.
Bu doğru değil…
Gazilerimizin ısrarı sonucu komisyona alınan Er Şehit ve Gaziler Platformu Başkanı Erdem Çerçioğlu:
“Millî Savunma Bakanlığı bizi ölüme gönderirken hiçbir problem yok. İş sosyal haklarımızı vermeye gelince çöp gibi kenara atıyorsunuz.
Aynı üniformanın içinde, aynı terörist kurşunuyla yaralanmamıza rağmen bizi yok sayıyorsunuz.
Siz milletvekilleri bu masalarda, bu koltuklarda rahat ve huzurlu oturuyorsanız; dışarıdaki arkadaşlarım ve benim sayemde oturuyorsunuz.
Devleti devlet yapan ana unsur şehit aileleri ve gazilerdir.
Buraya oturmuş koca koca adamlar, bize vereceğiniz üç kuruşu konuşuyorsunuz.
Hakkımızı alana kadar Güvenpark’tan ayrılmayacağız.”