11 yıl önce bugün 37 izleyici ile başladığım Patronsuz Yayın yolculuğunda beni yalnız bırakmayan, kurduğum hayalin yaşaması için omuz veren herkese binlerce kez teşekkür ederim. Karnımızdan konuşmadan, eğip bükmeden, güçlüden değil haklıdan yana olmaya devam...
Nice yıllara, birlikte...
NOT: 11. yıl logomuz yine kardeşim @photoobi 'den.
NOT 2: 1. foto 26 Ağustos 2015, 2. fotoğrafı bu sabah yayın için çektim. Evet, 11 yılda epeyce hırpalanmışız, olur o kadar :)
Sevgili dostlar, adını ne burada ne yayınlarımda anmaya tenezzül ettiğim bir şey(!) "CHP'den para aldığımı ve bunun için yaşanan kayyım rezaletini eleştirdiğimi" yazmış. Gazeteci görünümlü çantacı- iş takipçileri de bunu alıntılamış. Elbette dava açıp hesabını çatır çatır soracağım.
Hayatım boyunca hiçbir siyasi partiden, partiliden, para almadım. Bu, bunu iddia eden paralı ahlaksızların asla anlayamayacağı ama benim için olmazsa olmaz bir kuraldır: Çünkü, siyasiden para alan, talimat da alır. Bana o talimatı verecek kişi daha doğmadı!
Çıtayı daha da yükseğe koyayım hatta; bırakın para almayı bir tane -herhangi bir siyasi görüş ya da partiden- siyasetçi "Ben O'na yemek ısmarladım" desin ve ispatlasın gazeteciliği bırakırım!
Haysiyetimi, adımı sokakta bulmadım kimseye de çiğnetmem!
Hukuk önünde hesap vereceksiniz!
ÖNEMLİ NOT: Okuyan sevgili dostlarım, bu pek yaptığım bir şey değil ama hepinizden bu açıklamayı RT yapmanızı rica ediyorum.
Ben 10 yıl önce bir mesleğime, gazeteciliğe devam edebilmek için bir hayal kurdum. 37 kişinin izlediği bir yayınla yola çıktım.
Azken çok olduk, yüzbinlere ulaştık bugün...
Patronsuz Yayın bugün 10 yaşını doldurdu.
Eğmeden, bükmeden, kötüye 'kötü' iyiye 'iyi' demek için taraf tutmadan, izleyicisinin dışında hiçbir yere sırtını dayamadan...
10 yıldır yayın kapanışında söylediğim Brecht'in meşhur dizeleri artık Türkiye'nin her yerinde bağırarak söylendiğine göre "bir arpa boyundan" çok daha fazla yol yürümüşüz birlikte...
Güzel kutlama mesajlarınıza tek tek yanıt veremediğim için lütfen bağışlayın beni.
Dost ellerini omuzumdan eksik etmeyen herkese çok teşekkür ederim.
Nice nice yıllara, hep birlikte.
Çünkü:
"Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!"
Bu fotoğrafın anlamı var; Ferdi Zeyrek’in cenazesinde Özgür Özel’in duruşu, Türkiye’de çok az rastladığımız bir liderlik biçimini ortaya koydu-yas liderliği. Acısını saklamayan, insanların yasına eşlik etmeyi bir zayıflık değil, bir sorumluluk olarak gören bir lider fotoğrafı. Yani insan. Bu fotoğrafta acıya, yasa mesafe koymadan, "güçlü görünme" kaygısına kapılmadan, insan kalabilmeyi tercih eden bir siyasetçi var. Bu, konumlanılan yerin bulunduğu statü olmadığını, duygudaşlık üzerinden inşa edilen bir temsil biçiminin olabildiğini söylüyor bize. Kıymetli bir fotoğraf.
“Yas liderliği”, literatürde kriz ve kayıp anlarında duygusal ortaklık kurabilen, toplumsal acıyı tanıyan ve buna yön verebilen liderleri tanımlıyor. Türkiye siyasetinde bu tür bir liderlik çoğunlukla ya bastırılır ya da popülist ajitasyonla araçsallaştırılır. Oysa Özgür Özel’in bu törendeki varlığı, duygunun samimiyetle paylaşıldığında nasıl bir toplumsal hafıza bırakacağını gösteriyor. Bu yalnızca birinin, acısına, yasına eşlik etmek değil, aynı zamanda birlikte yas tutabilme kapasitesine de bir çağrı. Ve toplumsal iyileşme, en çok ve ancak buradan başlar. Kalanlara da gidenlere de selam olsun. İyiler bedel ödemesin artık… #ÖzgürÖzel #FerdiZeyrek #yasliderliği
Arkadaşlar bizler tam kadro çalışan köklü meslek büyüklerimiz dışında küçük işletmeleriz. İşimiz ekseriyetle internet satışlarıyla döner. Birçoğumuzun dükkanına gelen müşteriden kazandığı para kiraya, faturalara, bağkur'a, yemeye içmeye bile doğru düzgün yetmez. Aramızda internet satışı haricinde dükkanını siftahsız kapatanlarımız dahi mevcuttur.
Zaten son 3 yılda alt üst edip içine sıçtıkları ekonomi nedeniyle birçoğumuz ya pasaj ve sokak aralarındaki dükkanlara ya da doğrudan evlerimizde home office çalışmaya çekildik.
Bu ülkedeki birçok şehrin kültürel mozaiğine ekonomi ile darbeyi vurup her ışıltılı caddeyi yeme içme ve kılık kıyafet mağazalarıyla doldurlar biliyorsunuz.
İstiklal caddesinde bir zamanlar sahaflar vardı daha ne diyeyim?
Bundan mütevellit ticaretin büyük oranda sanallaştığı bu bu yeni yüzyılda internette görünür olmak bizim için çok ama çok önemlidir.
Attığınız beğeniler, rt'ler ve yorumlar bizi internette yaşatan kısacası adeta nefes aldıran büyük desteklerdir.
Etkileşim bizim için hayati önem taşımakta.
Bunlar bize çok büyük bir kazanç sağlar mı peki?
Tabii ki hayır!
Takiplerinizle takipçi sayısı milyonları aşan Influencerlar bizim altı ayda kazandığımızı bir story atarak kazanırlar.
Oysa şu an içinde bulunduğumuz süreçte çoğunun sessiz kaldığını hepimiz gördük.
Ve yine bu süreçte bizler çoğunlukla hak hukuk ve adalet diyerek kendi dar çevremize ne tarafta olduğumuzu göstermeye çalıştık.
Oysa günlerdir susan, bu toplum balık hafızalıdır, yarın unutur ve biz de ekmeğimize bakarız diyerek bekleyen nicesi var.
Onlara yaptığınız beğeni yorum ve paylaşımların onda birine bile olsa talibiz.
Biz görüldükçe varız.
Bir arkadaşınıza dostunuza bahsettiğinizde nefes alırız.
Bizler dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de birer kültürel köprü vazifesi görüyoruz.
Bizler profesyonel ajanslarla çalışıp size bir dakikalık videolarla ürün aldırmaya çalışarak çoğunuzun bir yılda kazandığını kazanmıyoruz.
Birçoğumuzun ekibi, çalışan kadrosu yok.
Başımıza bir hastalık gelse ve 6 ay yatmak zorunda kalsak ödeyemediğimiz faturalar önümüzde dağ gibi yığılır.
Bizler koca koca holdingler uzantıları değiliz.
Halkın içindeyiz ve halkın ta kendisiyiz.
Bizi yalnız bırakmayın...