@senol808@mrsbakan@drmadiguzel “olmaz / yok / hayır efendim” 17 kez
“öyle bir şey yok / yok öyle” 14 kez
“olur mu / olabilir mi / olacak şey mi” 8 kez
“böyle bir şey yok / yok böyle” 7 kez
“ne demek / ne alakası var” 6 kez
toplam 52
Konuyla ilgili olduğunuzu bildiğim için detaylı anlatayım, gülmesini, sorular ve cevapları ile birlikte düşünün 🌱
İki kere çıplak arama kendisine soruluyor.
İlk çıplak arama sorusu: “10 Haziran açıklamasında İmamoğlu sizi işaret ederek dedi ki, arınma peşinde koşan saray kayyumu, çıplak aramaların olduğu, insanların çocuklarıyla tehdit edildiği savunmaları okusun.”
Burada soruyu dinlerken gülüyor. Çünkü kendisine suçlama var, ama güldüğü şey çıplak arama değil, İmamoğlu’nun suçlamasının yarattığı gerilim. Açık edildiği, yakalandığı için o kaçamak gülüş. Manik savunma dediğimiz şey bu. Durumla uyumsuz duygulanım, yani çıplak aramanın olduğunu biliyor, bundan dolayı suçlanmaya dayanamıyor.
Zaten cevabı: “Ekrem Bey’in içinde bulunduğu psikolojik durumu biliyorum.” Yani beni suçluyor ama asıl onun durumu iyi değil, İmamoğlu ne dediğini bilmiyor iması. Ardından “Arınma kavramı önemlidir, memleketi bu hale Erdoğan getirdi.” diye devam ediyor. Suçlamayı yapanı küçültme, sonra ahlaki soyut bir düzleme çıkma ve “baş kötü” Erdoğan’a kaçış. Hepsi suçlamayı kendinden uzaklaştırmak için ve dikkat edin “çıplak arama” konusunu asla ağzına almıyor.
Sonra konu bir daha açılıyor, yine doğrudan soruluyor bu konu, yine “çıplak arama” kelimelerini hiç ağzına almadan suçluluk anksiyetesi ile başka bir savunmacı cevap veriyor. “Ben hapiste ziyaret ettim onları…”
“çıplak arama” nın olduğunu, savunmaların hepsinin gerçek olduğunu çok iyi biliyor. Ama koltuk için ödediği bedelin içinde bunlar zaten, onun için yok sayıyor, inkar ediyor ama o gülüş aslında her şeyi faş ediyor.
Kılıçdaroğlu'nun 2.5 saatlik batışını artık konuşmayayım diyordum, ama bunu görünce yazmak farz oldu.
Sorunun cevabını dinlemeden ikinci, üçüncü soru soruldu yazmış @drmadiguzel . Öyle değil.
Kılıçdaroğlu o kadar anlamsız cevaplar verdi ki gazeteciler soruların anlaşılıp anlaşılmadığından emin olamadıkları için tekrar tekrar sormak, soruları netleştirmek zorunda kaldılar.
Kılıçdaroğlu tüm ama tüm sorulara bir safsatayla, bir savuşturmayla karşılık verdi. Döngüsel mantık, yanlış ikilem, whataboutism gibi safsataları defalarca kullandı. "Parayı veren de söylüyor, almadım diyen de kanıtlıyor" derken itirafı da inkarı da kanıt saydı. Öyle bir durum ki tura gelse Kılıçdaroğlu kazanır, yazı gelse öteki kaybeder.
Bu kadar çok safsatanın, bilişsel çarpıtmanın, yön değiştirmenin kullanıldığı bir başka konuşma ancak bir absürd komedi filminde olabilirdi, zaman zaman kendimi Sacha Baron Cohen filmi izliyor gibi hissettim.
Ve Kılıçdaroğlu neredeyse gazeteciler kadar çok soru sormuş. Transkript çıkarıp baktım, cümlelerinde 316 kez soru kalıbı var. Bazıları direkt, bazıları retorik soru. Üç gazetecinin tamamında 199 soru var. "Siz niye şunu sormuyorsunuz, siz gazeteci değil misiniz" kalıbını tam 36 kez kullanmış. Birisi saldırdıysa saldıran Kılıçdaroğlu. Sesi de sürekli yüksek perdedendi zaten.
Kılıçdaroğlu tam 19 kez iddianameleri okumadığını, bilmediğini söyledi. Yüzlerce CHP'liyi tutuklatan, milyonlarca seçmenin iradesini gasbeden bu davaların iddianamelerini, bir CHP yöneticisi olarak okumadım dedi. Bir vatandaş ve seçmen olarak yazıyorum @drmadiguzel Utanın, ne diyeyim, utanın. O da utansın siz de utanın.
Ve el insaf. 260 kez yargı, hukuk, dava, mahkeme dedi. Sürekli bunların arkasına saklanıyor. Sürekli gidip aklansınlar diyor. Başında Akın Gürlek'in olduğu bir adalet sisteminde mi aklanacak bu insanlar? El insaf.
100 küsur kez arınma, temizlik, kirlilik, ahlak gibi kelimeleri obsesif bir şekilde tekrarladı. 90 kez "söyledim, defalarca söyledim" diyerek sürekli hesabı geçmişe iade etti. Bu kadar çok obsesif bir şekilde aynı kelimeleri tekrar etmenin anlamını ben artık söylemeyeyim ne biçim psikolog derler sonra. Konuyu okuyucuların vicdanına bırakıyorum.
Sonuç şu: İki buçuk saat boyunca tek bir mantıklı söz yok. Üstüne çıplak aramaya maruz kalmış bir kadının ifadesi, Demirtaş'ın hapse yollanması gibi konulardaki utanç verici cevapları var. Özetle 2.5 saat parti içi iktidarı kaybettiği için hırsından kendini kaybetmiş ve iktidarla işbirliğine girmiş bir adamın arınma temalı obsesyon operasını izledik.
İnsanlar aptal değil. Bu ülkede çocuk yetiştirmeye çalışan bir anne olarak sizi allaha havale ediyorum, ama havaleyle de kalmam nefesim yettiğince de yapabileceğim her yerde size karşı duracağım. Biliyorum yalnız değilim.
“Ya benden ne istiyorsunuz “
Adam olmanı, defolup gitmeni istiyoruz daha ne isteyelim ?
Allah AKıl melaikelerini almış bozuk plAK gibi çalıyorsun
Düş yAKamızdan git!
Seni kimse istemiyor. Kene gibi yapıştın
@kilicdarogluk@herkesicinCHP@szctelevizyonu
@kilicdarogluk Butlan pazarlığı yaptığını itiraf ettin, hala yüzsüz mesajlar yayınlıyorsun. Yaptığın pisliklerle, tek başına, mutsuz bir hayatın olacak. Milyonlar suratına tükürmek isteyecek her zaman. Babalar günü zehir zıkkım olsun sana! Bütün çocuklarlar lanetledi seni!
@klarkkent_@YasaOzgr Dünkü söyleşide şöyle bir laf etmiş KK “Kayyımı kabul etmediğimi 2 belediye başkanı ve eski bir milletvekiline daha alt mahkeme görüşülürken söyledim. Beni kayyım olarak yazarlarsa asla kabul etmem dedim."
Pazarlık yapmış, gelme koşullarını oluşturmuş, peki neyin karşılığında?
Aynı programda önce şunu söyledi:
"Eğer bir gün benim mahkemeye gittiğimi bir gün bir yargıçla konuştuğumu bir gün herhangi bir şekilde bir ilişkide bulunduğumu kanıtlarsanız ben yarın sabah genel başkanlığı bırakıyorum."
Yaklaşık 1 saat sonra da şunu söyledi:
"Kayyımı kabul etmediğimi 2 belediye başkanı ve eski bir milletvekiline daha alt mahkeme görüşülürken söyledim. Beni kayyım olarak yazarlarsa asla kabul etmem dedim."
Ve ilginçtir ki bu itiraf gündem olmadı. Butlan davasının tam da göbeğinde olduğu çıkarımını yaptım bu ifadelerden.
Yayında ortaya çıkan 3 tane temel konu vardı:
1. Butlan davasında Kılıçdaroğlu'na sorularak hareket edildiği.
2. İmamoğlu davasını iktidardan daha fazla sahiplendiği (umarım gelecekte bir gün gizli tanıkların kim olduğu açıklanır da görürüz)
3. Erdoğan'ın görev süresini uzatacak bir anayasa değişikliğine, "güçlendirilmiş parlamenter sistem geliyor" bahanesiyle evet diyecekleri.
Bence kendisine vasi atanmalı ! Ne dediğini bilmiyor . Bir cümle sonra kendi söykediğini inkar ediyor ! Oğlu falan başvursa keşke ! Bakalım yargı bağımsız mı ?