Kavşağa girişte, "kavşakta olana geçiş üstünlüğü tanıyan" tabela mevcut. Servis aracı kavşağa ilk giren olduğundan geçiş üstünlüğüne sahip. Ayrıca savcı yol boyu ısrarlı takip yapmış, araçtan inmiş. Fiziki müdahalede bulunmuş.
Yeni kanuna göre savcının ehliyetine el konulmalı.
BÖLÜM: 2 - Türkiye'deki vatandaşlar vize randevusu bile bulamazken karaborsacı vize şirketlerinin "GARANTİLİ VİZE SATIŞI" yaptığını ilk kez ifşa ediyorum.
Vize çetesinin konuşmalarına ulaştım ve hepsini inceledim. Vize randevularını botlarla kapatan şahısların aynı zamanda da 15.000 euro karşılığında 3-5 aylık vize satışı yaptıklarını gördüm.
İstedikleri ülkeden vize alacaklarına o kadar eminler ki %100 vize alamazsak paranızı iade ederiz şeklinde sözleşme bile yapmışlar.
Siz, Avrupa'ya; eğitim, ödül veya özel etkinlik için randevu bile bulamazken bu şahıslar garip ilişkilerle bu işleri yürtmüş.
Bunları ihbar edenler bu şahısların bu sistemle sadece birkaç ayda MİLYONLARCA DOLAR para kazandığı söylediler.
Tüm ihbarları araştırdım ve inceledim. Kamuoyunun bilgisine sunuyorum. Bu verilerin hepsini de gerekli makamlara ilettim.
Bu yaptığım çalışmalar bu vize çetelerinin şikayetleri nedeniyle kaldırıldığı için bu haberi paylaşırsanız çok faydalı olur. Güveniniz ve gönderdiğiniz ihbarlar için teşekkür ederim.
Türkiye'deki vize skandalının bu boyutlarda ortaya çıkmasının şekli de ayrı bir konu. Haberi mütevazi bir sitede yayın yapan bir meslektaşımız @canancoskun yazı dizisi olarak Kısa Dalga'da yayınladığında belki bu kadar ses getirmeyebilirdi. Ancak vize şirketleri ardı ardına bu yazı dizisine yasaklama kararı almaya başlayınca ben dahil pek çok kişi 'n'oluyor yahu?' dedik. Konu TBMM gündemine de taşındı...
Buna PR dünyasında Barbara Strasiend efekti deniliyor!
Ama durun daha yeni başlıyor...
https://t.co/7mh18AuXuY
Yarın güzelliğim, sıhhatim gittiğinde, kulaklarım duymadığında, dilim dönmediğinde, aklım dahi bana ihanet ettiğinde elimde ne kalır? İyilikler ekin çocuklar, bu dünya bir rüyadan ibarettir. Değil sultanlara şaha, padişaha, zaman kimseye merhamet etmez.
Mevtadan helallik istiyorlar. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey göremezsiniz. Bu gözyaşları, titreyen sesler, saf merhametin, sevginin nişanesi. Sevgi böyle bir şey ki, teammüllerin bile anlamı kalmıyor. Allah rahmet eylesin.
Milletin vize randevusu hakkını botlarla alıp, Resmi olmayan vize şirketleriyle millete 300 euroya satan yüzlerce ismin bilgilerini ihbarlar sonucu aldım.
Şimdi istedikleri kadar silebilirler. Bu suça bulaşmış herkesin ismini Yetkili makamlara ileteceğim.
Avrupa Birliği Yetkilileri de tüm bu şahsıları ve bu bahsettiğim şirketleri incelemeye aldı.
Desteğiniz için teşekkür ederim çok sayıda kanıt paylaşan vatandaş oldu. Bu herkesin sorunu. İnşallah bunların sonunu getiririz hep birlikte.
Bu arada hesaplarıma sahte teliflerle bildirim gönderiyorlar. Instagram’a 4 kez kısıtlama getirdiler ancak açtırdım ordan takip ederseniz hesabım için faydası olabilir.
İspanya, İtalya, Almanya vb. Avrupa ülkelerinin vize randevularını bot yazılımlarla kapatan sözde vize şirketleri:
Vatandaşın ücretsiz olan vize randevu hakkını 250 Euro’dan 400 Euro’ya kadar satıyor. Siz aylarca bekleyi, alamazken bunlar sizin hakkınızı pazarlıyorlar.
Kısaca: Bir karaborsa sistemi kurmuşlar.
Bu şirketlerden randevu almazsanız randevu bulmanız neredeyse imkânsız. Randevular saniyeler içinde tükeniyor.
Bu korsan vize şirketleri yılda milyonlarca dolar kazanıyor.
Avrupa Birliği yetkililerine bu hafta gönderdiğim delillerin ardından inceleme başlatıldığını söylediler.
Umarım bu video bir ihbar olarak kabul edilir ve Türkiye’de bu kişiler hakkında soruşturma başlatılır.
Yaptığım bu çalışmaların gündem olması ve devamı için beni takip edip, videolarımı paylaşabilirsiniz.
İş yerindeki satılık araçları apartman otoparkına park edip komşuların hakkını yemiş, aracını park edecek yer bulamayan bir komşusu bu duruma haklı olarak itiraz edince de komşusunu öldürmüş. Bu vicdansız katil muhtemelen haksız tahrik indirimi ve takdiri indirimle 10 yıl hapis alacak ve infaz yasası sayesinde 4-5 yıl yatıp çıkacak. Cinayet suçuna bu kadar düşük fiili hapis cezası veren dünyada başka ülke yok. Haksız tahriki bu kadar geniş uygulayan başka bir ülke yok. Cezanın yarısını silen böyle bir infaz sistemi başka bir ülkede yok. Haliyle insanlar artık bu ülkede cinayet işlemekten korkmaz hale geldi.
Bütün bu kişisel gelişimci takımı; milleti anasına babasına, kardeşine eşine dostuna düşman etti. Ben diyor yani, benden önemli bir şey yok. Ben dünyanın merkezindeyim. Ben, ben, ben...
İLBER HOCA BUGÜN U��URLANIYOR
İlber Hoca, bugün ikindi namazından sonra uğurlanacak.
Tesbihlerle, tekbirlerle, tehlillerle uğurlanacak.
Çok az kişiye söylemiştir, bilenler bilir, böyle uğurlanmak isterdi.
Annesinin dindarlığından bahsederken "teşhirci olmamak kaydıyle çok dindardır" derdi.
Kendisi de öyleydi.
Dindarlık görüntüsünden kaçardı.
Bunun belki bir istisnası söylenebilir:
Kendi kendisiyle yaşadıklarını kimse bilemez.
Açık olanlardan birini söyleyeyim:
Ankara Kalesi çevresindeki Selçuklu Camilerinin devamcıları, hocaları, çevre esnafı Hoca'yı çok iyi bilir.
Ankara yıllarında şimdiki büyük şöhretinde değilse de epeyce meşhurdu.
Her Cuma Aslanhane'ye bir grup arkadaşımızla giderdi.
Sonra Boğaziçi lokantasında yemek yenirdi.
Ona devamlı eşlik edenler on kişiyi bulacak bir ekibin içinden insanlardı.
Bunlarla sınırlıydı.
Başka yerlerde konuşulmazdı.
Tasavvuf muhitlerine karışmak istemesi de bu yıllardaydı.
Merakı aşan bir dikkatle görüştü.
İmrenerek, hayran olarak bahsettikleri olurdu.
Dar bir çevrede anlatırdı.
Yılmaz Öztuna'nın "Osmanlı hayatının merkezinde tasavvuf vardır" fikrine hararetle katılırdı.
Bu da ilim ve entelektüel bakışının sonucuydu.
Objektif bir görüş olarak dile getirir ve gerekçelerini söylerlerdi.
Ateist Celâl Şengör'le dosttu.
Celâl Şengör de dünya çapında bir değerimizdir.
Kimsenin, dini dinsizliği kimseyi ilgilendirmez.
Bakacağı bilgidir, bilgisini nasıl kullandığıdır.
Memlekete ve insanlığa faydasıdır.
Memleket sevgisinde, Türklük aşkında buluşmaları da önemlidir.
Celâl Hoca'yla dostlukları böyledir.
Büyük iştir ve eğer düşünürsek ancak alkışlanır.
Herkesle görüşür, konuşurdu.
He kesime yakın olduğunu paylaşımlardan, fotograflardan gördük.
Bu genişlik kolay bulunmaz.
Dinden geçinen taifeyle ve bölücülerle mesafeliydi.
Tanrı adına konuşma tekeli elde ettiğini zannedenlerle yakınlaşmazdı.
Onlarla bu konuları değil, hiçbir konunun görüşülemeyeceğini bilir ve söylerdi.
"Cahille sohbeti kestim" dediği en başta onlardı.
Çünkü dini hassasiyet bu cıvıklığa cevaz vermezdi.
Hoca konuşmadı ama onlar her zamanki ölçüye sığmaz sözlerle gidişi üzerinden de Allahlık etmeye kalkmaya devam ettiler.
Fatih Camii haziresine gömülmesine itiraz edenler onun Müslüman olmadığını söyleyecek kadar azdılar.
Evet azdılar.
Dinin kimseye vermediği hakkı kendilerinde var zannettiler.
Allah'ın Allahlığını kimseye bırakmayacağını düşünmeyen bu azgın klikler, iktidar gücüne yaslanmanın şımarıklığıyla saldırdılar.
Ondan görünmenin hesapsız özgürlüğünde Cumhurbaşkanı'na "Onu oraya gömdürme!" demek için başvururken iftirayı aşan sözler ettiler.
İyi ki dinlenmediler.
Dinlenmeyecekler.
Kamu vicdanında bu konuda karşılıkları yoktur.
İlber Hoca'nın samimiyeti, millet fedaisi oluşu karşısında erimeyecek buzdağı yoktur.
İlmini bilenler konuşsun.
Biz, insan olarak çizdiği olağanüstü portreyi görüyoruz.
Türk milleti, bu büyük Türk'ün yalnız Türkiye'de ve Türklük için yaşamak ülküsüne bağlılığını biliyor.
Kendisinden olduğunu görüyor ve biliyor.
Onun için seviyor.
Bu millet kendisi için yaşayanı unutmaz!
İstanbul ve Fatih bugün müstesna günlerinden birini yaşayacak.
Türkiye göz ve gönül coşkunluğuyla katılacak.
Ülkenin, dünyanın her yerinden seven gönüllerle İstanbul dışından olanlar da uğurlayacak!
Büyük Türk'ün aziz, lâtif, kutlu rûhu şâd olsun!
#ilberortaylı
(Bu yakın zamanlardan bir fotograf.
İlber Hoca, kızı sevgili Tuna ile.)
Atilla İlhan: “Kitap imzalıyordum, yaşlı biri, öyle pek okumuş yazmış bir hali de yoktu.
Eğildi bana 'Kıbrıs'ı verecek miyiz' dedi. 'Ben vermem, başkası verirse verir' dedim.
Durdu böyle giderken ne dedi biliyor musun?
‘Kanla alınan, kanla verilir!’ Türk bu işte, Anadolu bu.”
BMW Bölge Başkanı Ritu Chandy:
• Türkiye’de ciddi bir varlık ve servet artışı var. Yüksek gelir grubunun servetinin 2030’a kadar artacağına dair veriler mevcut.
• Enflasyona rağmen markaya, lükse ve deneyime bağlılık çok güçlü.
• Türkiye bizim için artık sadece bir pazar değil; bağlantılı araçlar, akıllı mobilite trendleri ve büyümenin öncüsü. (Gazete Pencere)
Beyazıt Öztürk: "Bir garip olduk. Kabalaştık, teşekkür etmeyi bıraktık.
Anne ve babaya saygı kalmadı. Utanmak falan kalmadı. Garip bir yere gidiyoruz arkadaşlar. Konuşmasak bile...
Bunlara geri dönmemiz imkansız da...
Herkes uyurken koşan,
Herkes konuşurken hazırlanan kazanır.
Başarı tesadüfle değil, disiplinle gelir.
Güne bahane ile değil, iradeyle başla.
Başarı dileyen , önce kendini disipline eder.
Hukuk kürsüde konuşur,
Rutin sabahın sessizliğinde yazılır.
İkisini de ciddiye almalı
Yurtdışında bir dergi gelecekte bir insan için en önemli kriterin "kendi kendine yeterlilik" olduğunu uzun uzun anlatıp, makalenin altına da aşağıdaki gibi bir görsel iliştirmiş.
-Yaklaşık 400-450 metre kare bir araziye iki katlı bir ev.
-Evin önüne sebze yatakları hazırlanmış, dikilmiş.
-Bahçe atıkları geri dönüştürülerek kompost haline getiriliyor ve bahçe toprağı tekrar bunlarla besleniyor
-Bahçe araçları için küçük bir kulübe tasarlanmış.
-Haftada 50-75 arası yumurta verecek bir tavuk kümesi var.
-Küçük bir göletle birlikte bir ördek evi mevcut.
-İki tane arı kovanı, hem tüketim, hem satış için bal üretimi var.
-Meyve ağaçları ve küçükbaş hayvanların otladığı alan.
Çok iyi değil mi?