@thshaber@temmuz1919 Son 10 yılda kanunlara bakarsak.
Evsahiplerinin evlerine,araç sahiplerinin arabalarına,aileyi dağıtıp kadına değil kaltaklara suç işleme özgürlüğü vermeye ,sıra yasal silaha geldi
Evet ülke işgal altında, küresel şeytani düzeni yavaşça yerleştiriyorlar.
Şeytana tapanlar
Aferin
Evli Kadınların Aldatma Nedenleri
1) İlgi açlığı, duygusal ihtiyaç
2) Farklı tat arayışı (!)
3) Günümüzde seçeneğin çok olması, sosyal medyanın bu işi bir hayli kolaylaştırması, "Bir kereden bir şey olmaz." düşüncesiyle başlayıp "Kumbaram zaten bozuldu, yansın geceler pelinsu eceler..." moduna bağlaması
4) Eşini cezalandırma (bakın burası çokomelli) [Erkeklerin aldatmasını kadınlardan ayıran en önemli fark budur. Hiçbir erkek karısını cezalandırmak için aldatmaz ama kadın sırf eşini cezalandırmak için aldatır. Çünkü erkek dünyasında kadının onu aldatmasının muadili erkeğin onu aldatması değildir. Sezen Aksu'nun şarkısında da dediği gibi “Gavat değiliz, hiçbirimiz.” Ama kadın dünyasında bu böyledir. "Hmmm öyle mi? Sen Tülay'ın vücudunu gördün, okşadın, emdin yani? Toygar da benimkisini bir görsün bakalım." düşüncesi kadında vardır.] [ "Bu kez pek bir afilli yalnızlık, aldatan bir kadın kadar düşman" dizeleri boşuna yazılmadı.]
5) Eşini küçümseme
6) Eşinin onu küçümsemesi
7) Cinsel problemler (Eşini seviyordur ama eşi erken boşalıyordur. Ne yapacak, mecbur (!) aldatacak.)
8) Kendi güzelliğini, yatak maharetlerini gösterme isteği (Kadın doğası gereği arzulandığını bilmeyi ister. Seyredilişini seyretmek ister.)
9) Kafa kırıklığı (ruhsal olarak iyi değil, dengesiz)
10) Yapısal olarak çok eşli olması, "azgın teke"nin kadın versiyonu. (hıhımm, siz törkğler nasıl diyoğr? "libidosu yüksek", oh yes... "libidosu yüksek")
11) Rahatlık. (Canım istiyor veriyorum.)
12) "Halen cazip miyim?"i test etme. "Yaş 45 oldu ama dur bakalım piyasaya bir çıkalım, halen istediğim erkeği elde edebiliyor muyum power'ı efektif çalışıyor mu?"
13) Boşanmamak için rejenerasyon. (bkz: bakın burası çokomelli) (Seni seviyorum kocacım ama ilişkimiz o kadar rutine bindi ki ben bir hava (yaprak affedersiniz, palmiye yaprağı ama, iri ve damarlı olacak) alıp geleceğim, rutin dışına çıkıp kendimi yenileyip evliliğimize bomba gibi döneceğim. Sen uslu uslu dur, senin zaten hiçbir şeyden haberin olmayacak. öptüm seni, mucks)
14) Dişi narsisizm (Bende bu mm göt, meme varken herkes bana tapacak, sen kimsin ki köpek? Yanımda olduğuna dua et! Herkes benim dediğimi yapacak, herkes benim önümde diz çökecek, ennn çok bana soracaksınız, saksı değilim ben. Bu tip kadınlar eşlerini aldatır.)
15) Deneyimleme, merak (!)
16) Ekonomik sebepler (ammc.. pardon mücevheri paraya çevirme)
Bazen bunların sadece biri, bazen hepsi, bazen 3'ü 5'i… Kokteyl gibi.
3 çocuğunu boğarak öldüren Lindsay Clancy'den etkilenen bir kadın, kendi çocuklarının boğazını kesmiş. 2 tanesi ölürken biri şans eseri hayatta kalmış.
Kadınların elinden telefonlarını almadığınız her geçen gün, ileride daha büyük pişmanlık yaşayacaksınız.
Adli psikoloğ Dr. Kirk Heilbrun'a göre, Lindsay Clancy'nin halüsinasyonu uydurduğuna dair işaretler:
> Halüsinasyon 18 dakika sürdü
> Komuta karşı koyma girişimi yok
> Daha önce hiç halüsinasyon görmemiş
> O zamandan beri hiç halüsinasyon yok
> Amaca yönelik planlama
Rusya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, Zaharova,
Epstein belgelerinin Batılı Yahudi elitlerin çocuklara canlı hayvan ve etten başka bir şey olarak davranmadığını ortaya koyduğunu söylüyor.
"Yahudiler sayesinde, Amerika'nın itibarı bitti." dedi.
Tutturmuşlar bi planlama😄 Sürücü hayatını arabaya göre planlamaz, kafasına estiği gibi planlar araba ise onun işini kolaylaştırır.
Uzun seyahatlerinize iyi bir yol arkadaşı mı arıyorsunuz yoksa sizi sürekli diken üstünde tutup özgürlüğümüzü kısıtlayan bir oyuncak mı?
Babam kardeşime hep şunu söylerdi:
“Asla hiçbir şeyi eşinizin adına kaydetmeyin.”
Abim evini yengemin adına tescil ettirdiği anda, yengemin dırdırı başladı.
Ve sadece 3 ay sonra boşandılar.
Babama bunun neden olduğunu sorduğumda,
Şöyle dedi:
karı milleti artık kafayı o kadar yedi ki kendi çocuklarını öldürmedikleri için böyle siksok videolar çekip bi tür övgü falan beklemeye başladı.. sizin ben lohusa depresyonunuzu ayrı zartzurt psikozunuzu ayrı skeyim
Eskiden “Kürt ayrı pkk ayrı her Kürt pkklı diil” hatta “pkklılar Kürt diil sünnetsiz Ermeni” fln denirdi.
İktidar, ana muhalefet birleşip “Kürt=pkk, bu yüzden pkk muhatap” diyor ve Kürt kamuoyu itiraz etmiyorsa, Zonguldak dahil oluşan halk infiallerinde halkı kim suçlayabilir?
2 dakika boyunca çırpınarak can veren bahtsız gencin vebali; 21 suç kaydı olan böyle acımasız ve psikopat kişilikli birini cezasını yeterince çektirmeden ortalığa salanların boynunadır.
Hava mayını olarak kullanılacak Eren veya Tip 358/359 benzeri mühimmatların son vuruş aşamasında savaş başlığı kısmından katı yakıtlı birkaç kiloluk bir roket motoru itkisiyle mach, ses hızı üstüne çıkıp jet motoruyla çıkabildiği düz uçuş irtifasının da ilerisini hedefleyebileceğini çok defa yazmıştım. Ve evet, ama aslında Eren kaleci değil de baraj oluşturan oyuncu olacak. Şok, baskın saldırıya şok edici etkiyle kafa atacak. Şimdi esas Eren'in hava mayını/ateş barajı olarak kullanımıyla beraber nasıl işe yaracağını anlatmadan önce şunu söyleyeyim:
Aslında güncel olarak, koloni İsrail'in Suriye saldırısından beri benim gönderilerime cevap verenlerin soru ve itirazlarının %90'ı benim son 6 aydır İran Savaşı'ndan beri yazdığım yazılarda daha sorulmadan cevaplanmış vaziyettedir. Beni takip etseydiniz veya gönderilerim sizlere ulaşsaydı, zaten bu sorulara gerek kalmazdı. Onun yerine ben nahoş ifadelerle kullananlarla tartışıp senin gibi haklı sorularını soranlara cevap vermeye çalışıyorum. Hatta bazıları cevapsız bekliyor. Çünkü cevabı defalarca verilmiş:
Ses üstü manevra Eren'in jet motoruna ek oksitleyici, yakıcı, oksijen takviyesiyle de gerçekleştirilebilir. İtkiyi artırmak bir seçenek de bünyede kalan sıvı jet yakıtını after burner amacıyla jet motoru gerisine bolca püskürtmek.
Yani hava soluyan, dolanan HSS veya çok amaçlı mühimmatlarının en basiti ve kolayı katı roket motoru itkisi olmak üzere son vuruş anında 10-20 kilometrede ses üstü hıza çıkarılması mümkün. Üstelik vuruş anında bünyedeki sıvı jet yakıtı azalmış olacağı için füzenin toplam ağırlığı daha düşük olduğundan daha az miktarda katı roket yakıtı ile Eren daha yüksek ivmelenme elde edecektir. Savaş başlığı kısmıyla aynı noktada, füze önünde, hafif yanlara doğru itki veren 2/3/4 nozüllü bir katı yakıt booster etkisi bu işi çözer.
Roket motoru itkisi mach 1.5, mach 2 gibi bir hızda bitse de bu hızdan geriye düşüş jet motoronun itkisi son ana kadar süreceği için yavaş olacaktır. Jet motorunun itkisi de hava beslemesi-emişi yüksek hızda arttığı için artabilir! Katı yakıt roket boosterıyla aynı anda jet motorunun da itki vereceği hesaba katılmalıdır. Son 30 saniye jet motorunun sınırlarını zorlamanın mümkün olması da olası! Yani, Eren son nefesiyle 10-20 km mach 1.5, mach 2 ile zıplarsa şaşırtmamalıdır.
Teorik ve anlık olarak jet motorlu Eren mühimmatının ağırlığında bir nesneyi jet motoruna ek roket itkisiyle 1 mach'ten 2 mach hıza çıkarmak 0 machten 2 mach hıza çıkartmanın 1/4'ünden daha az enerji gerektirir. İlk 1 mach'e yakın hızlanmayı ve irtifa kazanımını jet motoruyla yapmanın ve jet motoruyla kombine son aşama roket booster kullanmanın böyle avantajları vardır. Boost aşamasında jet motoru katı yakıt motoruna destek verdiği gibi, sonrasında da sustainer olarak hızın ani düşüşünü engelleyecektir.
İşin bir de F-35 ile ilgili kısmı var. F-35 saldırıda mach, ses altı hızda seyreder. Çünkü ses altı hızda bile ısınıp IRST, termal sensörlere ısı izi veren gövde mach üstü uçuşta florasan gibi parlar. Eren'i fark ettikten sonra tam yüklü şekilde 1.6 mach mach hıza çıkması da öyle kolay değil. Eren gibi düşük termal izli, minik bir jet motoru kullanan dolanan HSS mühimmatının son saniyelere kadar hiç görülmemesi olasıdır. Yani ses altı hızdaki Eren de göze alınamayacak bir tehdittir. Bu füze zaten Mam-L'den uyarlama, uçaktan atışta ses üstü hıza alışık bir yapısı olabileceğini değerlendiriyorum.
Anlaşılması için hava mayınlarının mantığını tekrar yazıyorum. Nasıl zaman ayarlı, sivile veya kendi kuvvetlerine zarar vermemesi için bir süre sonra kendini imha eden, havadan veya topçu roketiyle karadan atılıp, saldıran zırhlı grubuna ani engel oluşturan kara mayınları varsa, benzer mantığı Eren, Sungur/Bozdağan taşıyan Süper Şimşek vb. dolanan HSS mühimmatlarıyla havada da uygulayabilirsiniz.
Eren resmen karadan saldıran zırhlı grubuna karşı 122 mm topçu roketi salvosu, barajı gibi hücum ettiği istihbaratı alınmış hasım uçak filosuna karşı baraj olması için 25+25"25 km atlama menzili"=50 km X 20 adet = 1000 km'lik hattı 20 tanesinin tutması için atılabilir. 100 tane de atılır. Geç bakalım o Eren mayınlarının içinden geçebilirsen. 30 dakikalığına hava sahası Eren mayınlarıyla doldu.
İhtimallerden biri de şu ki Erenlere savaş başlığı olarak Süper Şimşek'e benzer şekilde 15 kg'lık Sungur manpads takılabilir? İlk hız, irtifa ve irtifa ile havanın incelmesi sayesinde menzili rahat 20+ km olur. Yani mühimmatlar akıllanıp çok ilginç yetenekler kazanabilir. Modern savaş sahasında olasılıklara açık olmak gerekiyor.
Not: Denize de içinde 1 veya birkaç HSS mühimmatı taşıyan tüp şeklinde minyatür denizaltılar güdümsüz topçu roketi atar gibi boosterlarla atılabilir. Bu tüpler ağırlık merkeziyle dengelenir ve üzerlerindeki IRST sürekli arama yapar. Bir anda deniz 10'larca, 100'lerce HSS mühimmatıyla dolar. Geç bu 1000 km uzunluğunda alanın üstünden geçebilirsen...
Yüzlerce km derinliğinde deniz hattı bu mühimmatla dolacağı için bu mayın tarlası artık pusu hava savunması değil de konvansiyonel hava savunması içerisinde değerlendirilir. Bir uçtan diğer uca geçecek uçak mutlaka bir mayına denk gelir. Yani Suriye gibi bir alanda karadan, tüp minyatür deniz araçlarıyla denizden derin hat boyu pusu HSS'nin tam koruma sağlayan konvansiyonel HSS'ye dönüştüğü senaryo oluşur.
Tabii, denize atılanlar Eren gibi sürekli yüksek-orta irtifada asılı durmayacakları için katı yakıtlı Hisar-O/A füzelerine benzer yüksek ivmelenme ve hız değerlerine sahip HSS mühimmatı olmalıdır.
Bu mühimmatlar 7/24 deniz dibinde de durabilir. İlla saldırı anında roket booster ile denize atılması şart değildir. Kara ile veri bağı 100-200 kmlik fiber optik makaraların atışta açılmasıyla olabilir. Hepsi IRST, termal kamera barındırmayıp belirli gruplara tek kamera atanabilir ve onun tespitine hedefe en yakın füze yollanabilir.
Not 2: Yazı daha fazla uzamadan burada duralım, bir ara saldırı anında dakikalar içerisinde kablo seren dronlarla elektronik harpten etkilenmeyen fiber optik kablo serilmesinin ve tüm HSS vb. sistemlerin bu fiber optik ağlarla birbirine bağlanmasının elektronik harbe karşı oluşturduğu dayanımın öneminden bahsederiz.
Adam 1996’da şirketi kuruyor.
O dönem Çin’de millet köyden şehre akıyor, her yerde ev lazım. Evergrande de arsayı alıyor, projeyi çiziyor, daha ortada bina yokken daireleri satmaya başlıyor.
Müşteriden parayı peşin alıyor ama o parayla gidip direkt binayı yapmıyor.
Önce başka yerden arsa alıyor, orada da proje başlatıyor. Bir yandan bankadan kredi çekiyor, bir yandan tahvil çıkarıyor.
Yani 1 lirası varsa 5 liralık iş yapıyor.
Çin’de ev fiyatları sürekli arttığı için yıllarca bu sistem acayip güzel çalışıyor.
Bir proje 5 oluyor, 5 proje 50 oluyor. Evergrande Çin’in dört bir yanına yayılıyor.
Her yerde Evergrande vinçleri görüyorsunuz.
2009’da bir de Hong Kong Borsası’na açılıyor. Sonrasında sadece bankaların değil, dünyanın parasına ulaşabiliyor.
Para geldikçe iş iyice çığırından çıkıyor.
Adamlar da o kadar çok para var ki koyacak yer bulamıyorlar, biz sadece ev yapıp ne yapacağız deyip futbol kulübü alıyorlar, elektrikli otomobil işine giriyorlar, turizme giriyorlar, sağlığa giriyorlar.
Dışarıdan baktığında ortada inanılmaz başarılı bir şirket var.
Kurucusu Hui Ka Yan’ın serveti 2017’de yaklaşık 45 milyar dolara çıkıyor. Adam bir ara Asya’nın en zengin insanı oluyor.
Evergrande de öyle üç beş apartman yapan şirket değil artık.
2020’ye geldiğinde yılda 100 milyar dolarlık konut satıyor.
Ama içeride başka bir durum var.
Şirketin çarkının dönmesi için sürekli para girmesi lazım.
Bugün sattığı evin parasıyla dün başladığı projeyi bitiriyor. Yarın satacağı evin parasıyla da bugünkü borcunu çevirecek.
Yani koşu bandındasın.
Koştuğun sürece sorun yok.
Durduğun anda düşüyorsun.
2020’de Çin hükümeti emlak şirketlerinin bu kadar borçlanmasından rahatsız olup “Üç Kırmızı Çizgi” denen kuralları getiriyor.
Kısacası diyor ki:
Bu kadar borç yeter. Bundan sonra kafanıza göre borçlanamazsınız.
Evergrande için film burada kopuyor.
Şirketi yıllarca uçuran para musluğu bir anda kısılıyor.
Evergrande bu sefer nakit bulabilmek için evleri indirimli satmaya başlıyor. Bazı projelerde %30 indirim yapıyor. Varlık satıyor, şirketlerinden hisse satıyor, nereden para bulursa toplamaya çalışıyor.
Ama borç o kadar büyük ki yetişmiyor.
Sonra inşaatlar yavaşlamaya başlıyor.
İnşaat yavaşlayınca millet de, ben bunlardan ev alacağım da acaba evimi teslim edebilecekler mi diye düşünmeye başlıyor.
Ev satamayınca para gelmiyor.
Para gelmeyince inşaat yapılamıyor.
İnşaat yapılmayınca daha az ev satılıyor.
Şirket kendi kendini yiyen bir döngünün içine giriyor.
2021’de artık tedarikçilere, bankalara ve tahvil yatırımcılarına yapılması gereken ödemeler aksıyor.
Sonunda Evergrande borcunu ödeyemeyip temerrüde düşüyor.
Sonraki birkaç yıl şirketi kurtarmaya çalışıyorlar. Borçları yapılandıralım, varlıkları satalım, alacaklılarla anlaşalım derken hiçbir şey yetmiyor.
Borçlar o kadar büyümüş ki, tabiri caizse Çin’i satsanız borçlar kapanmıyor.
Evergrande’nin kurucusu Hui Ka Yan, 2017’de Asya’nın en zengin insanıyken aradan daha 10 yıl bile geçmeden, 2026’da ömür boyu hapis cezasına çarptırılıyor.
Böylece para musluğu kapanınca koskoca imparatorluk yok oluyor…
Popülizmi ve popülist politikaları bırakın. Kabak tadı verdiniz artık. Kiracılara destek olacaksanız parti binalarını belediye binalarını bila bedel tahsis edin. Yapıcı çözümler üretin. Populizmi ve evsahibinin malı üzerinden duyar kasmayı bırakın! YORUMLAR ⬇️ (buna değil ltf)
Gerçektende balık hafızalı bir toplumuz.
Konya'da sapık doktorların grup kurup gelen kadın hastaları taciz etmesi unutuldu bile.
Oysa bu olay üzerinden çok az zaman geçti.
İşin tuhaf tarafı böyle olaylar yaşanırken Hüda Par'ın konuyla ilgili verdiği kanun teklifi bazı insanlar tarafından linç ediliyor.
Hüda Par kanun teklifinde dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi Türkiye'de de yoğun bakım ünitelerinin kadın erkek olarak ayrılmasını ve kadın hastalara kadın personelin hizmet vermesini öngörüyor.
Kesinlikle çok güzel bir uygulama olur. Ayrıca bence şu da eklenmeli. Kadın doğum uzmanlık bölümlerine sadece kadın doktorlar alınmalı. Aynı ebelik bölümü gibi o da kadınlara özel olmalı.
Lüks malikaneden, lüks araçlarla video çekip Zonguldak üzerine sefere çıkar gibi tehdit videosu çekiyorlar.
Yetkili makamlar Türk milletini tehdit eden bu şahıslar kim ise bulun ve gereğini yapın.
Ve onlara şunu söyleyin: Madem bu kadar paraları var, Lüks malikanelerde yaşayıp böyle lüks araçlara binme imkanları var, az yesinler ve nafakasını temin için 1500 kilometreye fındık toplamak için gidenlere bu zahmeti yaşatmasınlar, destek olsunlar.
Yoksa boş yapmasınlar…
Bankaların asli görevi, müşterilerin mevduatlarını güvence altında tutmak ve talep edildiğinde teslim etmektir.
300 bin TL çekim için randevu alınmasına rağmen şubede nakit bulunmaması, hem müşteri haklarına hem de bankacılık faaliyetinin temel kapsamına aykırıdır.
Randevu sisteminde tutar belirtilmemesi ve nakit planlamasının yetersizliği kabul edilemez bir eksiklik ayrıca.
Aylardır para pahalı, faiz yüksek diyorum.
Adamın paramıza ihtiyacı var diyorum.
Bunu bilerek iş yapalım diyorum;
sonra hala yok düşeni kırdı yok rsi, yok chaikin, mmi, hareketli ortalama vs ile para kazanılmaya çalışılıyor.
Bizden para almaya çalışan adamın robotunu yazanlar yazdı o indikarörleri zaten.
Neyse ben teletex’ten devam.
Singapur’da doğurganlık 2025’te rekor kırdı: 0,87.
Devlet ekonomik teşvik paketi açıkladı.
Macaristan GSYH’sinin %5,5’ini doğum oranına harcadı.
Sonuç? Sıfır. Çünkü sorun ekonomik değil.
Bu salakların aklına bir kez olsun “Genç erkeklere ne yapmalıyız?” diye sormak gelmiyor.
“Bu olay, Güney Kıbrıs’ın Limasol kentinde yaşanmış:
İsrailliler, Kıbrıslı bir çiftin karşısındaki evi satın aldı ve İsrailli adam Kıbrıslı kocanın yanına giderek şöyle dedi:
“Siz gidip köylerinizde yaşamalısınız; biz de şehirdeki bütün evlerinizi satın alacağız, böylece burada yalnızca biz yaşayacağız.”
Rum ailenin paylaşımı:
“Kıbrıs’ı sömürgeleştirmeye gelen soykırımcı Yahudiler, şehirleri yalnızca kendilerine bırakabilmek için bize köylerimize gitmemizi söylediler.”
#Cyprus