“Bu adamın adı Farid Farjad. İranlıdır.
Dünyaca ünlü bir keman virtüözüdür.
1979’da İran’da Humeyni yönetimi ele geçirince, müziği haram saydı.
Farid Farjad ABD’ye gitmek zorunda kaldı. Müzik yaptığı için günahkâr sayıldı ve İran’a girişi yasaklandı.
Türkiye’ye geldiğinde, ODTÜ’de verdiği konser sırasında seyircilere şöyle seslenmişti:
“Türkiye ülkem gibi kokuyor.” Ardından da, “Ama ülkem burası kadar şanslı değil.
Sizin Atatürk’ünüz var. Umarım bir gün benim ülkem de bu kadar şanslı olur.” demişti.
Aslında bu cümle o kadar büyük bir mesaj veriyor ki…
Atatürk’ün kıymetini anlamak için yaptıklarını biraz okumak bile yeterli değil mi?”
🌾🌼🌾
“Derdin ölçütü neydi sahi:
Kaç insan öldürünce zalim,
kaç kitap okuyunca alim,
kaç kilometre yol gidince seyyah,
kaç diyar görünce gezgin,
kaç hezimetten sonra bezgin olurdu ki insan?
Kaç olunca çok;
kaçta kalınca azdı rakamlar?
Neye göre, kime göreydi ölçüt?
Aynı su değil miydi,
patatesi yumuşatırken yumurtayı sertleştiren?
Neydi ki bizi üç günlük dünyada kalp kırmaya yönelten sebepler?
Derdin ölçütü neydi sahi?
Ekmeği bayat olanın yanında
pırlantası küçük olanın da derdi
dert miydi gerçekten?
Tüm bunlara verilecek cevap,
bir tebessümden ibaret olamaz mı peki?
Hayat kısa,🕊 gidilecek yol uzun.
🌾🌼🌾
Alıntı
Yaşlı bir işçi eczaneye girer ve sorar: “Çimentodan korunmak için bir merheminiz var mı?”
Eczacı adamın kendisiyle eğlendiğini düşünürsek “Elbette var. Taş için olanı da var, demir için olanı da. Kalitesine göre değişir” diyince adam sakin bir ses tonuyla: “En iyisini istiyorum.” der.
Eczacı adamın ciddi olup olmadığını anlamak için “Baştan uyarıyorum çok pahalıdır bir kremdir.” der.
Bunun üzerine adam eldivenden çıkardığı ellerini uzatır. Elinin arası kurumuş çimentolarla doludur: “Ben çimentoyla çalışan bir işçiyim, ellerim böyleyken küçük torunumun yüzüne dokunamıyorum. Eğer dediğiniz merhem bu çimentoyu çıkarıyorsa, parasını bir şekilde bulurum.”
Eczacı gerçeği sarsıcı bir şekilde anlar. Kendini ilk kez bu kadar küçük, bu kadar yoksul hissetmişti. Kendisi de uzun zamandır çocuklarına sarılmamıştı. Onlara dokunmamış, yüzlerini okşamamıştı. Hızlı bir şekilde adama iyi geleceğini düşündüğü kremi verdi. Akşam yapacak çok işi vardı.
Eller kirlenir; bu normaldir. Ama kalp kirlenirse, onu temizleyecek hiçbir merhem yoktur.
Paloetos