Vefatının 10. Yılında Türk tarihçiliğinin büyük ismi #Halilİnalcık'ı anıyoruz.
Prof. Dr. Cemal Kafadar, Prof. Dr. Özer Ergenç ve Prof. Dr. Mehmet İpşirli'nin konuşmacı olacağı “Vefatının 10. Yılında Tarihçilerin Kutbu Prof. Dr. Halil İnalcık’ı Anma Paneli”ne Sıhhiye yerleşkemizde katılabilir, etkinliği Youtube kanalımızdan canlı olarak izleyebilirsiniz.
📹https://t.co/mAssz1TEHn
Tufan Gündüz'ün Diyarbakır'a Amed diyen seyirciye çok sinirlendiği anlar gündem oldu:
“Ne yapalım Diyarbakır'ın eski ismi Amed
ise! Diyarbakır Akkoyunlar'ın başkenti, Diyarbakır ne zaman Kürdistan'ın başkenti oldu!
Daha 1900'lere kadar Akkoyunlular vardı orada. Kendine Amed'den bir parça çıkaracağına büyüğün parçası olun.
Sokullu Mehmet Paşa'yı büyük yapan Osmanlı'dır. Boşnak genci olarak kalsaydı büyük kalamazdı!”
Türk ordusunun büyük bir azim ve fedakârlıkla vatan topraklarını savunduğu #Çanakkale Kara Muharebeleri’nin 111’inci yıl dönümünde, başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Çanakkale’yi karadan da geçilmez kılan tüm kahramanlarımızı rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.
#TarihteBugün
#ÇanakkaleGeçilmez
🚨 SON DAKİKA | Fenerbahçe’den açıklama:
Ülkemizde meydana gelen okul saldırılarının derin üzüntüsünü yaşıyoruz.
Yaşanan bu elim olaylarda hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz.
Milletçe içinden geçtiğimiz bu hassas süreç nedeniyle, bugün stadyumumuzda oynanacak Çaykur Rizespor karşılaşması öncesinde planlanan tüm görsel şovlar, müzik yayınları ve eğlence odaklı etkinlikler iptal edilmiştir.
Milletimizin başı sağ olsun.
🚨 Tarihçi Prof. Dr. Vahdettin Engin: Haluk Ulusoy zamanında TFF, Türkiye Ligi’ni 1959’dan başlatmak gibi garabet bir karar almıştır.
Şimdi bakıyorlar 1924’ten 1959’a kadar Galatasaray’ın bir tane şampiyonluğu var, öbür tarafta Fenerbahçe’ye bakıyorlar, 9 şampiyonluk kazanmış aynı dönemde. Buna göre hesap yaparsak 1924’ten başlatırsak Fenerbahçe uçup gideceği için bunun olmasını istemediler. Bu tamamen Galatasaraylı Haluk Ulusoy Federasyonu’nun canı öyle istediği için alınmış bir karardır.
Kahramanmaraş'ta Ayser Çalık Ortaokulu'nda meydana gelen menfur saldırı sonucu kaybettiğimiz kahraman öğretmenimiz Ayla Kara ve yavrularımıza Allah'tan rahmet, acılı ailelerine sabırlar diliyorum. Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'daki okullarımızda meydana gelen saldırılarda yaralanan öğrencilerimize ve öğretmenlerimize de acil şifalar temenni ediyorum.
Çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin can güvenliği herşeyden önce gelir. Bu tür acı olayların bir daha yaşanmaması için öğretmenlerimize, müdürlerimize ve bu alanın uzmanlarına kulak verelim. Eğitim camiamızın mensupları devamlı sahada oldukları için tavsiyeleri çok önemlidir.
Okulda şiddet çok katmanlı bir meseledir. Meselelerin çekirdeğine inmeye çalışmalıyız.
Devlet kurumlarımızın böyle müessif hadiselerin tekrarlanmaması için gerekli tedbirleri alacaklarına eminim. Belki faydalı olur diye bu mesele ile ilgili düşünce ve analizlerimi aşağıda zikrettim. Öğretmenlerimizden, müdürlerimizden ve psikologlarımızdan dinlediklerimi analiz ettiğimde şu noktalar öne çıkıyor:
1-Her okula güvenlik için en az bir resmi güvenlik personeli görevlendirmeye çalışmalıyız.
2- 12 yıllık eğitimi gözden geçirmeliyiz.
3- Ders saati ve müfredat yoğunluğu azaltılarak öğrencilerimizin sosyal ve sportif becerilerini artıracak zaman oluşturmaya ve mekan hazırlamaya çalışmalıyız. Sosyal, kültürel etkinlikler ve sportif faaliyetlerle çocuklarımızın sosyal becerilerini desteklemeye gayret etmeliyiz. Çocuklarımızın psiko-sosyal gelişimine katkı yapacak faaliyetler çok önemlidir.
4- Okul dışındaki zamanlarda da çocuklarımızı evlerden dışarı çıkarıp, futbol, basketbol, yüzme gibi sporlarla içli dışlı yaparak dijital canavardan uzaklaştırmaya gayret göstermeliyiz. Bunun için de uygun mekanları çoğaltmaya çalışmalıyız.
5- Çok açık olarak görülüyor ki şiddet eğilimini sosyal medya ve oyunlar artırıyor. Sosyal medya kullanım yaşı sınırlamasıyla ilgili düzenlemeyi bir an önce çıkarılmalıyız.
6- Okul müdürlerinin yetkilerini ve imkanlarını artırmaya çalışmalıyız.
7- Müdür ve öğretmenler üzerinde zaman zaman çocukları aşırı korumacılıktan kaynaklanan veli baskısını azaltmaya uğraşmalıyız.
8- Ailelere ebeveyn eğitimi vermeliyiz
9- Akran zorbalığını bütün yönleriyle inceleyip, ne yapılabileceğimize kafa yormalıyız.
10- Okullarda hızlıca psikolojik taramalar yapıp, eski taramaları tekrar gözden geçirmeliyiz.
11- Eğitim alanındaki meselelerde psikoloji bilimini çok aktif olarak kullanmaya çalışmalıyız.
Bu haber ilk gördüğümde aynı şeyi yazmıştım: ne güzel, ama bu belgeler hiç bilinmemiş ya incelenmemiş değil. Rahmetli John Alexander (Alexandropoulos) ile öğrencileri, Phokion Kotzageorgis ve İlias Kolovos gibi, ta '90'lardan beri incelemiştir, hatta >>
Muteferriqa
Muteferriqa, Osmanlıca basılı kitap ve süreli yayınların dijital versiyonlarını içeren bir veritabanıdır.
Araştırmacılar, veritabanında Türkçe, İngilizce ve Arapça dillerinde; Arap ve Latin alfabeleri kullanarak arama yapabilmektedir.
🚨 Tarihçi Prof. Dr. Vahdettin Engin: Türkiye’de maalesef gerçeklerden çok algılar hep ön plana çıkabiliyor. Galatasaraylıların mahalle maçı dediği 1937 Milli Küme ile 1959 Türkiye Ligi’nin statüsü aynı. Birebir aynı yani 1959’u kabul ediyorsun, onunla birebir aynı statüde olan 1937’yi yani Milli Küme’nin başladığı yılı kabul etmiyorsun. İnanılmaz.
1922’den beri ülkedeki bütün futbol organizasyonları Türkiye Futbol Federasyonu tarafından yapılmıştır. Ve bunlar resmi turnuvalardır. Atatürk’ün ve İsmet Paşa’nın imzası vardır, siz bunları kabul etmiyorsunuz.
🚨 Erhan Afyoncu: Fenerbahçe’nin şampiyon olduğu yıllarda Galatasaray yalnızca bir kez şampiyon olabilmiş. Galatasaray, o şampiyonlukların etkili olacağını bildiği için 1959 öncesi şampiyonlukların sayılmasını istemiyor ve kendi tarihini yok sayıyor.
Mustafa Kemal Paşa gibi Ali Fuad Paşa ve Refet Paşa'nın azledilmelerini İngiliz generali Milne istiyor. sebebi de milli çeteler için efrad toplamak ve silahlandırmak imiş.
İngiliz Generali bütün Milli Mücadele kumandanları için azil talep ediyor ama bizim müptezeller kumandanlarımızı İngilizlere çalışmakla suçluyorlar. bu kadar da salaklar işte..
Geriye dönük,minimum 20 yıl bu ülkede futbol araştırılmalı.
Şu konuşmaların hepsi sonuna kadar doğru…Az bile anlatılmış…
Bir Allahın kulu,bunlar yalandır abartıdır diyemez…
Bu anlatılanlarda ortak olan iki şey var.
1-Mağdur olan,hakkı yenen, şampiyonlukları çalınan hep @Fenerbahce
2.Hırsızlık yapan,haksız kazanç sağlayan hep @GalatasaraySK
Bu ortamı hazırlayan YAPI’nın ta kendisidir.
Yapı nedir diye soranlara bilgi.
Yapı=Siyaset+sistem içindeki fetö+mafya+kara para bahis’dir
Bunlar kadar olmasa da,bu süreçte Fenerbahçe’yi yönetenlerde suçludur.
Gerekli cesareti gösteremediler.Akıllı taktikler üretemediler.Taraftara doğru bilgiyi aktarıp yanlarına alamadılar.
Olan Fenerbahçe ve taraftarlara oldu.Hala dibine kadar devam ediyor.
İLBER HOCA'NIN BİLİNMEYEN HASSASİYETİ ; DUA BEKLEYEN KİMSESİZ CARİYE VE SARAY AĞALARI
Prof. Dr. İlber Ortaylı hocamızın Müslümanlığına dair bir şeyler yazmayı ayıp ve de yersiz addederim. Fakat hakkında yazılanlar bu yazıyı yazmaya beni mecbur bıraktı. Hoca aleyhinde yanlış zan sahibi olabilecekleri hem aydınlatmak ve hem de tarihe not düşmek için bu yazıyı yazdım. Merhum Ortaylı hocamız samimi bir Müslümandı, fakat bunu birilerine göstermekten hassaten ictinab ederdi. Allah ile kul arasında olan ve başka kulların da haberdar olmasının gerekli olmadığı çok güzel hasletlere sahipti.
Fazla kişinin bilmediği, hocamızın hassasiyetini gösteren aşağıda anlatacağım olay ise ibretlik tarihi bir hadisedir. İlber hocamız 2005 yılında Topkapı Sarayı Müzesi müdürü tayin edildi ve bu görevde 2012 yılına kadar kaldı. Göreve geldiğinde ilginç bir âdet başlattı. Müdür tayin edildiği senenin Ramazan ayında Topkapı Sarayı’nda görev yapmış ağalar, cariyeler ve diğer hizmetliler için hatim okuttu. Hatim bittiğinde küçük bir katılımcı grubu ile duasını okuttu. Kasım 2005 tarihindeki hatim duasına davet edilen birkaç kişiden biri olan değerli dostum Murat Kargılı o gün yaşananları şöyle anlattı: “2005 Ramazan ayında [5 Ekim-2 Kasım] İlber Hoca beni aradı ve ‘Yarın (Salı) Hırka-i Saadet’i açacağız ve siz de gelir misiniz’ dedi. Ben de severek davete icabet ettim. Saat 11.00 gibi Topkapı Sarayı’na intikal ettim. Salavatlar eşliğinde Hırka-i Saadet açıldı. İlber hoca daha önceden destmâller hazırlatmıştı. Hırka-i Şerif’in açılması töreninden sonra Hocamız bana ‘Murat, akşam iftar yapacağız gelir misin’ dedi ve gelmem hususunda ısrarcı oldu. İftardan sonra Fatih Çollak Hoca bir aşir okudu. İlber Hoca aşir kıraatinden sonra elime ekte fotoğrafını yayınladığımız belgeyi verdi. Fatih Hoca, İlber hocanın listesini hazırladığı ağaların duasını yaptı. Duadan sonra İlber hocanın listesini aldım, hocaya imzalattırdım ve tarih attırdım. Hoca o sırada bana ‘Bu sarayın sahipleri sultanlar değildir, asıl sahipleri bunlardır, bunların adı sanı unutulmuştur ve bazılarının nesepleri kesilmiştir, kimseleri de yoktur' dedi'.
İlber Ortaylı hocamız müdür olduğunda başlattığı bu âdedi sonraki yıllarda da devam ettirdi. Her Cuma muhakkak ağalar ve cariyeler için hayır yapar, Kur’an okur ve okuturdu. 2005-2012 yılları arasında hiç ara vermeden Ramazan aylarında Topkapı Sarayı’nda ağalar, cariyeler, Enderun hizmetlileri ve diğer hizmetlilerin ruhu için hatim duası okuttu. Bunu özellikle Osmanlı teşrifatına uygun bir şekilde Hırka-i Saadet ziyaretlerinden sonra yaptırırdı. Hatim duasına davet edilenler arasında muhakkak Saray’ın o dönemdeki “çalışanları da” bulunurdu. Bu hadiseye şahit olanlardan biri de hocam Prof. Dr. Mehmet İpşirli’dir. İpşirli Hocamız şahit olduğu töreni şöyle anlattı: “İlber, Saray’a müdür tayin edildiğinde Ramazan ayında bir gün beni aradı. Akşam hatim duası yaptıracağını ve duayı da benim yapıp yapamayacağımı sordu. Ben de hukukumuza binaen kabul ettim. Akşam yaklaşık on kişinin katıldığı bir iftar yemeği verildi. Yemekten sonra bizzat İlber’in okutturduğu hatimin duasını okudum. Katılımcılar farklı meslek gruplarından idi. İlber, hatimi Saray’da hizmet etmiş ağalar, cariyeler ve diğer hizmetliler için yaptırdığını, çünkü bunların arkalarında kendilerine dua edecek ve Kur’an okuyacak kimselerin bulunmadığını söyledi. Duadan sonra tatlı bir sohbet oldu ve daha sonra dağıldık”.
Ekte bu hadiseye dair ilginç bir belge yayınlıyorum. Belgeyi değerli dostum Murat Kargılı gönderdi. Merhum Hocamız, Topkapı Sarayı Müzesi müdürü olduğu 2005 yılı Ramazan’ın da ağalar ve cariyeler için hatim indirttiği gibi kendisi de 50 Yasin-i Şerif adamış. Fotoğraftaki listeyi bizzat İlber Hocamız, Murat Bey’e bir hatıra olarak vermiş. Listede kimler için dua edildiği yazıyor. İlber hocamız bizzat kendisi “50 Yasin-i Şerif adadım” yazmış.
Genel Merkezimizin Hars Heyeti’nde de görev almış, tarih alanında yapmış olduğu çalışmalarla Türk Milleti’ne hizmet etmiş, Türk münevveri İlber Ortaylı’ya Allah’tan rahmet, sevenlerine ve ailesine başsağlığı dileriz.
Kurumumuzun Şeref ve Bilim Kurulu üyesi, Türk tarihçiliğinin kıymetli ismi Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın vefatını derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.
Türk tarihçiliğine yaptığı kıymetli katkılar ve yetiştirdiği öğrencilerle ilim dünyasında müstesna bir yere sahip olan hocamıza Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve camiamıza başsağlığı diliyoruz.
Halil İnalcık ve talebesi İlber Ortaylı'nın keyifli sohbeti.
"20 yaşımdan beri hep imtihandan geçiyorum, daha kalmadım Allah'a şükür. Kaldığım gün bırakacağım."