Bugün bize sürekli ne söyleniyor? Meditasyon yap, yogaya git, içindeki ışığı bul, toksik insanlardan uzaklaş ve mutlu ol.
Hayır efendim, geç sloganları!
Bizi depresyona sokan şey, kendi egomuza ve acılarımıza aşırı önem vermemizdir. Kendinizi ciddiye almayı bırakın. Dünyanın absürtlüğüne ve kendi sefilliğinize yüksek sesle gülün.
Kaygılı olma haliniz ise, bu çıldırmış dünyaya verdiğiniz tek sağlıklı tepkidir. Eğer bu delice dünyada hiç kaygı duymuyorsanız, asıl o zaman bir psikopatsınız demektir.
Bu yüzden kaygınızla savaşmayı bırakın. Onu sistemin size dayattığı sahte normalliğe karşı bir protesto olarak görün.
Kısacası, dostlarım. En büyük silah, iyi hissetmek için çabalamayı bırakmaktır. Kendinize acı çekme, kaygılanma ve başarısız olma izni verin.
Beckett’ın o muhteşem sözündeki gibi:
Hep denedin, hep yenildin. Olsun. Yine dene, yine yenil. Daha iyi yenil.
Yani, mesele acı çekerek olgunlaşmak falan değil. Mesele, mükemmel olmak zorunda olmadığımız o harika, karanlık, kusurlu bataklığın tadını çıkarabilmektir.