Birkaç günlüğüne tatil için Burhaniye'ye geldim. Burhaniye, hayatımda gördüğüm en pis yerlerden biri olabilir. Belediye neredeyse her sokağa dört beş çöp konteyneri koymuş; buna rağmen sokaklar, parklar çöp içinde. Karpuz kabukları, kartonlar, poşetler, kutular, sigara izmaritleri… İnsanlar ellerine ne geçerse olduğu yere atmış.
O kavurucu sıcakta esnafın önünden geçiyorum; Allah rızası için bir kişi bile kapısının önüne bir kap su koymamış. Sonra da “kediler pis, buraya girmesin, oraya girmesin” diyorlar. Kusura bakmayın ama kediler değil, asıl siz pissiniz! Kedi doğayı kirletmiyor, sigara izmaritini yere atmıyor, poşeti parka fırlatmıyor, lokantayı ve kafeyi pislik içinde bırakmıyor.
Bir hayvana bir kap suyu bile çok gören, konulan su kabını çöpe atan bu anlayış bana göre düpedüz cehalet ve vicdansızlıktır. Sonra dönüp hayvanlara “pis” demek tam bir yüzsüzlük.
Buradaki bazı esnafların hayvanlara karşı acımasızlığı özellikle dikkatimi çekti. Açıkçası böyle bir zihniyete sahip esnaftan alışveriş yapmak da içimden gelmiyor. Ben karmaya inanıyorum. Hele hayvanlara yapılan kötülüğün, merhametsizliğin bir şekilde insanın karşısına çıkacağına da inanıyorum.
Bir toplumun gerçek temizliği sokaklarına koyduğu çöp konteyneriyle değil; insanının vicdanıyla, görgüsüyle ve canlıya gösterdiği merhametle ölçülür.
@BurhaniyeBld@AnkaraOho
"NATO Zirvesi'nde yemekleri, ikramları, etkinlikleri, hediyeleri görünce adamların ağzı açık kaldı".
Adamların ağzı imrendikleri için açık kalmadı, kamu parasıyla nasıl bu derece şatafatlı bir organizasyon yapılabilir ona açık kaldı. Zira kendi ülkelerinde böyle bir şey söz konusu olamaz.
Komşumun veteriner olan torunu, dedesinin acıdan inim inim inleyen yaşlı köpeğine bakmak için dedesinden para talep etti.
Bunu duyunca dayanamadım, belediyeyi aradım. Orada da prosedür gereği tedavi sonrası barınağa alınacağını söylediler. Köpek zaten çok yaşlı; o ortamı kaldırabileceğini sanmıyorum.
Bunun üzerine "Sokakta acı çeken bir köpek var" diyerek ekip çağırdım. Geldiklerinde ise resmen yalvardım: "Lütfen tedavisi bittikten sonra bana haber verin. Bu köpek mahallenin çok sevdiği ve ilgilendiği bir can. Gelip ben alacağım." Numaramı bıraktım. Allah'tan kabul ettiler.
Hâlâ elim ayağım titriyor. Bir insanın, acı çeken dedesinin köpeğine bakmak için para istemesi kaçıncı seviye bir orevlatlıgıdır amq. Namusuz herif yaa
Marketten alınmış hazır mantıyı haşlayıp anne eli değmiş gibi satarsan, yeşermiş köfteyi baharatla kamufle edersen, hazır dondurulmuş döneri iki parça yeşillikle 'wrap' diye sunup müşterinin zekasına hakaret edersen işte ortaya bu tablo çıkıyor.
Kalitesizliği, hijyen kusurlarını ve fahiş fiyat politikasını maliyetler çok arttı bahanesinin arkasına gizleyen esnaf, kendi sonunu hazırladı hiç ağlamasınlar.
Tüketici artık cezalandırma gücünün farkında ve bu gücü o dükkanların önünden geçmeyerek, onları sessizce batmaya terk ederek kullanıyor.
Bahse konu bahçeye gittiğimde, buradan 4 yıl önce itfaiye, ben ve bir başka gönüllü ile 4 tane kedi aldığımı , kısırlaştırdığımı hatırladım.
Burası bir fırının ve onlarca evin arka çephesi. İnsanlara, kedileri aldığımda özellikle fırından dolayı farelerin ve haşerelerin burayı istila edeceğini anlattım.
6 aydır hiç dıştan hiç su verilmeyen bu kedilerin su ihtiyaçlarını burdaki avları olan haşerelerden karşıladığınıda anlatarak konuştum.
Kedilerin bulundukları alanda kalmalarını kendileri istedi.
Özetle sorunu tatlıya bağladım 😍
biz sarachane zamanlarında falan neden sustuklarını anlamıyorduk 'bu ülkede sadece biz mi yaşıyoruz' diyorduk. meğer onlar icin sahip oldukları maddi imkanlar sayesinde her zaman başka çıkış yolları ve planlar varmış.. neden ses cıkarsınlar ki..
Köfteci Yusuf’un bu kadar tutmasının nedeni de tam olarak bu.
İnsanlar daha lezzetli bulduğu için değil, kazıklanma ihtimalini daha düşük gördüğü için gidiyor.
Sky Tower’daki Köfteci Yusuf şubesinde yediğin köftenin fiyatı, sanayideki Köfteci Yusuf şubesiyle aynı.
Hesabın ne kadar geleceğini biliyor.
Burası lüks, çok kira ödüyoruz; o yüzden fiyatlar yüksek gibi bir şeyle karşılaşmayacağını biliyor.
Adını bilmediği bir yere girmiyor çünkü hesabın ne kadar geleceği belli değil.
Bugün yiyip yarın tekrar geldiğinde aynı tadı alamıyor ama zincir restoranlarda hep aynı kalite, hep aynı tat var.
Denetimlerden geçiyorlar, görece temiz çalışıyorlar.
Çok daha güzel köfte yapan yerler var ama dikkat edin; insanlar hem doyacağı hem de daha az para ödeyeceği kurumsal yerleri tercih ediyor.
İnsanlar aslında yemekten önce güven satın alıyor. Nerede kendini güvende hissediyorsa gidip orada oturuyor.
Bence bu iş tamamen psikolojik.
Kurumsallaşmaya bakın ya da dükkanın önüne boy boy fiyat tabelaları koyun.
Başka yolu yok.