Haluk Levent’in yerinde TRT’de rol alıyor diye hedefe koydukları bir sanatçının olduğunu düşünün, derneğin yerinde herhangi bir İslami stk olduğunu düşünün. Taym nasıl olurdu? Sanat sepet tayfa tuşlarına basıldığı için nasıl cıyaklardı. Tüm o muhalif takınan çok takipçili hesapların yapacağı yaygarayı düşünün. Olacakları tahmin edin.
Haksızlık ve kötülük kimden olursa olsun ortak şekilde ses edebilmeliyiz. Kaybeden biziz çünkü, bizim insanımız. Sen, ben, o kaybediyor.
Ama öyle bir kutuplaştık ki geldiğimiz noktada hiçbir şeye olması gerektiği yerden bakamıyoruz.
Gerçekten merak ediyorum: Güvenilir, seküler ve biraz büyük bir insani yardım derneği var mı?
İsim verebilir misiniz?
İlla Afrika, Filistin, Doğu Türkistan, Ukrayna’da falan çalışmasına gerek yok.
Türkiye’de çalışma yapsa da olur. Var mı böyle bir yapı? Dindarların olmadığı, kendini başkalarına vakfeden insanların olduğu bir yer?
Cevabı ben vereyim. Öyle bir dernek yok.
Şu an bağış yapabileceğiniz, fakirlerin evlerine giren, onların sorunlarına gerçekten dokunan ortalama bir dernek yok. Var olan dernekler hep eğitim, kültür gibi üst yapı işlerle ilgili.
Neden mi? Seküler zihin dünyası size başkaları için bir şeyler yapmayı öğütlemez. Hiçbir ritüeli, pratiği başkaları için değildir. Bu hayattan maksimum zevki alabilmek için kendinizi düşünmelisiniz. Bunun da yeri sivil toplum değildir.
Sosyal sorumluluk çalışmaları da ya imajınız için ya da üniversitelere kabul almak için vardır. Ders olarak okutulur üniversitelerde.
Daha da ileri gideyim ortam yapmak için vardır bu çalışmalar. Genelde köy okuluna kütüphane yapmak, okul boyamak gibi güzel fotoğraf veren minnoş projeler yapılır. O projelerin tamamı da İHH’nın bir ilçe temsilciliği kadar değer üretir.
Haluk Levent tarafından dolandırılmış olmanızın sebebi de tam olarak budur. Hiç yardım çalışmasına katılmayan insanlar, en müşkül anda insanlıklarını hatırlayıp yardım edecek bir yer aradılar. Onda da Cenabı Allah nasip etmedi yardıma aracı bile olmanıza.
Asıl sorun ne biliyor musunuz? Siyasi muhalefet eliyle birer zombiye, kronik hastalık derecesinde devlete, devlete ait her kuruma kuruluşa, yazara, sanatçıya, işadamına, vakıfa, vs vs yani kısacası herşeye düşman ettirilen iflahı yada ıslahı mümkün olmayan kitle.. Öyle bir kitle ki iktidarın bibisinin bibisi suça iştirak etse bunu tüm Müslümanlara mâl ederken gözünün önünde boydan boya suça batmışı ise sadece kendi mahallesinden olduğu için görmüyor.. Dün CB'nı yapacakları adamı bugün "hain" ilan eden, kişi çıkıp evet çaldım çırptım dese "hayır sen yapmadın" diyecek kadar gözü kör olmuş bir kitle ve ne yazık ki sayıları hiçte az değil..
Bu sabah işe geç kalma sebebim: Sevgili kocam arabanın el frenini öyle bir çekmiş ki bir türlü indiremedim. En az 15 dakika uğraştım, sonra yardım istemek için birilerinin geçmesini bekledim. Apartmandan çıkan bir beyefendiden yardım istedim, adam el frenini indirdi adagaga
Siyasetçilerin değişmesi, siyasetin de değişeceği anlamına gelmez. Yöneticiler yenilenir, jargon yenilenir, vitrin yenilenir. Ama düzen değişmezse sonuçlar da değişmez. Son iki yılda İsveç ve Finlandiya’da yaşanan okul baskınları da bunu gösteriyor: aynı düzen, aynı sonuçlar.
Ebeveynlere gerçekten bir görev düşecekse, önce o görevi taşıyabilecek zamanı, gücü ve zemini yaratmak gerekir. Bugün birçok anne baba çocuklarıyla daha fazla ilgilenmek istemediği için değil; çalışma saatleri, güvencesizlik, yorgunluk ve hayat pahalılığı yüzünden buna alan bulamadığı için geri çekiliyor. O yüzden meseleye sadece “anne baba daha çok sorumluluk alsın” diye bakamayız. Anne babaya görev verebilmemiz için onların patronlarına, çalışma düzenine, sosyal politikalara, mahalleye, okula, yani topyekûn hepimize görev düşüyor. İlk adım da burada başlıyor: örgütlenmek. Çünkü tek tek ailelerden kahramanlık bekleyerek değil, çocuk bakımını ve eğitimi ortak bir toplumsal mesele haline getirerek yol alabiliriz.
Teşekkür ederim @uzunbirara
Nasıl uçakta 'bomba' esprisi bile yapanın hayatı kararıyorsa
Herhangi bir şekilde tehdide bile ulaşmadan,
Bıçakla - silahla poz verenin, ima edenin, espri yapanın, dijital mecralarda konuşanın aynı muameleyi görmesi gerekiyor
Bu lakayıtlıkla mesafe alınamaz
Gıda dedektifi gibi 10 kişi olsa bu ülkede gıda sahtekarlığı olmaz ve bunu destekleyen bir yapı olsa bu ülke insanı gerçek kaliteli ve ucuz gıdaya rahatça ulaşabilir
Operasyonu görüyor musunuz?
Adamlar asla boş durmuyor. Bir cephede bomba, füze atıyorlar. Diğer cephede de illüzyon yapıp aile ve neslin temeline dinamit koyuyorlar.
Ben anne olduğu için pişman olan bir kadına rastlamadım. Görmedim. Yeterince iyi anne olamıyorum diye harap olan kadın gördüm ama keşke çocuğum olmasaydı diyeni görmedim.
Yarattığınız o illüzyonla bireyciliği matah bişey gibi pazarlayabilirsiniz ama fıtratın önüne geçemezsiniz.
Bütün ömrüm boyunca biz iyi olalım, çocuklar iyi olsun, öğretmen iyi olsun, aileler iyi olsun, okullar iyi olsun diye uğraştım; ne yazık ki, ruhumuzun derinliklerinde kök salan, göstermeye çalıştıkça görmezden gelinen o devasa çürümenin altında kaldı bütün uğraşlarım, uğraşlarımız. Yine de durmadık. Biz öğretmenler hep yeniden başlarız, her yıl, her hafta, her ders yeniden başlarız. Buna alışkınız. Kolay kolay düşmeyiz, derdik. Bugün öyle olmadı. Fatmanur Öğretmenin haberini aldığımda onunla birlikte düştüm yere. Sadece ben değil, bütün öğretmenler, bütün meslektaşlarım hiçbir silginin toplumsal hafızamızdan silip atamayacağı bir yükle yüklendik, çöküp kaldık olduğumuz yere. Öğretmen kelimesi yeniden tefekkür edilmedikçe, öğrencinin tanımı yeniden yazılmadıkça, “öğretmeni say” cümlesi milyonlarca kez söylenmedikçe evlerde, okullarda, kalplerde, dudaklarda; kalkamayız ayağa. Çok üzgünüm. Bütün öğretmenler adına, bütün öğrenciler adına, bütün veliler adına çok üzgünüm.
Yerin on kat dibindeki inleri vuracak onca istihbarat teknolojisine rağmen;
bile isteye çocukların olduğu hedeflere nişan alıp 160’tan fazla masum küçük kız çocuğunu paramparça eden pedofili katiller.
Şahidiz.
Yazarak şahitlik ve ifşa edeceğiz. Elimizdeki tek şey bu olsa dahi.
Maden ocaklarında sopalarla düzeltilmesi gereken sırtlanları, çiçek gibi öğretmenlere teslim ediyorlar.
Kuzuya diyorlar ki bu sırtlanı adam et. Yazık değil mi öğretmenlere, yazık değil mi diğer çocuklara?
Eli bıçaklı bu katiller sadece öğretmene mi tehlike? Kendi çoluk çocuğunuza hiç mi düşünmüyorsunuz?
Fatmanur öğretmene Allah rahmet eylesin.