Darısı PKK'nın işlediği suçları aklamak için Türk askerinin terörist kılığına girip eylem yaptığını iddia eden tweetler atan, Ahmet Minguzzi'nin katillerinin cezasını hafifletmek için seferberlik ilan eden meşhur yönetim kurulu üyelerine sahip İstanbul Barosu'nun başına.
Barış Terkoğlu: "Nur Mektebi Derneği'nin başındaki Uğur Akkafa, devletin resmi okullarında çocuklara ahlak dersi veriyordu...
Cumhurbaşkanı onun canlı sohbetine telefonla bağlandı.
O da insanların paralarını topladı, fon adı altında vurgun yaptı şimdi cezaevinde.
Bu işi çözmekle görevli Cumhurbaşkanı yardımcısı, pazar günü bu adamların toplantısında konuştu.
Türkiye, cemaat kisvesi altında bir kez daha vurgun yapıldığı açığa çıkmışken sizden bu krizi çözmenizi beklerken, niye bu cemaatlerin toplantısının açılış konuşmasını yapıyorsunuz?"
Dücane Cündioğlu: "İslamcı çocuklar Atatürk hakkında önyargıyla yetiştiriliyor, ben de yıllarca Atatürk diyemedim. Zamanla bunun ileri görüşlü bir şefkat olduğunu anladım."
Türkiye’de elebaşı olduğu PKK terör örgütü ile devlete isyan ederek 40 yılda 50 bin yurttaşımızı katletmiş, müebbet hapis mahkumu “Bebek Katili” lakaplı emperyalist uşağı bir teröristi “Barış Güvercini” ve “Kürt Önderi” olarak pazarlamaya çalışanların, Bosna’da 1992-1995 yılları arasında on binlerce Müslüman Boşnak katlettiği için soykırım suçlusu olarak aldığı müebbet hapis cezasını çekerken cezaevinde ölen “Sırp Kasabı” lakaplı emperyalist uşağı Ratko Mladiç’in cenaze törenini eleştirmeleri tam bir Batı Emperyalizmi iki yüzlülüğü, aşağılık bir sahtekarlıktır.
Çünkü; ülkemizdeki PKK terör örgütü ile bölgedeki uzantılarını 1980’lerden itibaren milyarlarca dolar para, 50 bin tır silah ve siyasi yardımlarla destekleyen de, Tito’nun Mayıs 1980’deki ölümünden itibaren Yugoslavya’yı mikromilliyetçi (etnikçi) ve dinci kışkırtmalarıyla parçalayıp iç savaşa sürükleyerek 7’ye bölen de aynı Batı Emperyalizmidir ve o Batı Emperyalizminin yıllardır ülkemizi de BOP uyarınca ve yine aynı mikromilliyetçilik ve dincilik (mezhepçilik) kışkırtmalarıyla bölmeye çalıştığı ortadadır.
“Bunlar
Engerekler ve çıyanlardır
Aşımıza ekmeğimize
Göz koyanlardır
Tanı bunları
Tanı da büyü…”
#SırpKasabı
#BebekKatili
#LaikÜniterUlusDevletimizDilBirliğimizBölünmezBütünlüğümüzTartışılamaz
#AtatürkteBirleşmeZamanı
#YenidenAtatürkCumhuriyeti
@add_genelmerkez
TFF Başkanı İbrahim Ethem Hacıosmanoğlu:
"Hakemlere söyleyeceğim şey şu: Eğer Trabzonspor ile Diyarbakırspor oynuyorsa cüzi de olsa bir takdir hakkın varsa o takdir hakkını Diyarbakırspor'dan yana kullanacaksın."
7) Yani Dostlarım,
Bundan 100 yıl önce Diyarbakır'da, Van'da, Batman'da, Bitlis'de, Tunceli'de bir tek Türk, Kürt bırakmayıp hepsini kesip katleden Ermenilerin torunları aramızda....
Kürtler ellerindeki toprakların kimlere verileceğini görsün, vatanına sahip çıksın. PKK'nin aslında kimlere hizmet ettiğini anlasınlar...
Soykırım Türklere ve Kürtlere yapıldı. Şimdiki planları da Kürt kılığında Türk ile Kürtleri karşı karşıya getirmek...
Uyanmak Şart !
Bu ülkede "Kürt Sorunu" yok.
Gizli Ermeni sorunu var !!!
DEVLETİN İÇİNDEKİ GİZLİ ERMENİLER
22 Eylül 2010'da Van'daki Akdamar Kilisesi'nde ayin yapılmasından sonra bölgede yaşayan gizli Ermeniler kendilerini açığa çıkarmaya başladı ve kimliklerine "Hristiyan" yazdırmak için sıraya girdi.
Bu kişilerin çoğu şimdiye kadar "Müslüman Kürt" olduklarını söylüyordu.
Asıl kimliğini açıklayanlar arasında, Türkiye Ermenileri Patrikliği Genel Vekili Aram Ateşyan'ın ablasının torunları 33 yaşındaki Mesure Kaplan ve 28 yaşındaki Cihan Beskisiz de var.
Pervin Buldan, kendisiyle ilgili Engin Balım'ın söylediklerini paylaştığımız videoyu mahkeme kararı ile sildirdi.
Sonra ben tekrar yayınladım.
Tekrar mahkemeye başvurdu.
Yine Türkiye'den engelletti ve sildirdi.
Silinirse tekrar yükleyeceğimi söylemiştim.
Yine engelletmesi ve sildirmesi için tekrar paylaşıyorum.
Yeniden sildirdikten sonra bir daha paylaşacağım.
PROF. DR. YUSUF HALAÇOĞLU’NDAN DİKKAT ÇEKEN BİR ANALİZ
EĞER:
TIP okursan karşına insan DNA’sının şempanze ile %98 oranında aynı olduğu çıkar…
BİYOLOJİ okursan karşına evrim çıkar…
FİZİK okursan karşına Big Bang çıkar…
KİMYA okursan karşına elementlerin kaynaşmasıyla ilk canlıların nasıl oluştuğu çıkar…
TARİH okursan karşına dinlerin nasıl ortaya çıktığı çıkar…
JEOLOJİ okursan karşına dünyanın 4,5 milyar yaşında olduğu çıkar…
ARKEOLOJİ okursan karşına, tüm Ortadoğu dinlerinin temelini oluşturan Sümer kültürü çıkar…
PALEONTOLOJİ okursan karşına dinozorlar çıkar. Din kitapları yazmaz bunu…
EMBRİYOLOJİ okursan karşına insanın balık atasından kalma solungaçları ve kuyruğu çıkar…
Ama hiçbir şey okumazsan, sana ne söylenirse ona inanırsın.
Hep başkasının sana sunduğu hayatı yaşarsın. Başkalarının doğrularıyla yaşamak zorunda kalırsın. Seni herkes kandırır.
Ama sen bunların hiçbirini fark etmezsin bile…
12 ADALARI 1912’DE VERDİK…
Nerede mi?
Lozan şehrinin Uşi semtinde.
“Lozan’da adaları verdik.” deyip “oku” emrinden uzak güruhun meydanlarda “Lozan’da verdik.” diyerek algı yaratmasının nedeni de bu!
Araştırmayan halk da “Ulan, savaşı kazandık; adaları verdik.” diye inandırıldı…
Osmanlı Devleti, bugün 12 Ada olarak bilinen adaları İtalya’ya bırakıyor.
Sene 1912. “Uşi Anlaşması”dır bu gördüğünüz anlaşma. İtalya’ya bırakıyor fakat geçici olarak.
Anlaşma şartlarına uyulduğu takdirde adalar tekrar Osmanlı Devleti’ne geri verilecek.
Fakat şartlara uyum sağlanmıyor.
Bu yüzden üç yıl sonra, yani 1915’te Londra’da bu konu gündeme geliyor ve Londra Paktı denilen anlaşmayla bu adaların tamamı İtalya’ya bırakılıyor.
Bakınız, itiraz eden hiçbir padişah yok. Hiçbir sultan yok.
Adaları İtalya’ya bırakmakla kalmıyorlar; aynı sene bir de Çanakkale Boğazı’na dayanıyorlar ve Çanakkale Savaşı’nı yapıyoruz.
Yani 12 Ada, önce Uşi’de, sonra da 1915’te Londra’da İtalya’ya verilmiştir.
Osmanlı temsilcilerinden biri Rumbeyoğlu Fahreddin Bey’dir.
Bu adam kim mi?
Türk milleti bir Millî Mücadele verirken, Kuvayı Milliye’yi kurmuşken bu adam, Kuvayı Milliye’nin karşısına Damat Ferit’in kurduğu Kuvayı İnzibatiye ile çıkan adamdır ve Yunan ordusunun yanında olmuştur.
Savaş kazanılınca sürgün edilenlerin arasında yer almıştır.
12 Ada’yı İtalya’ya bırakan heyetin içerisinde bu adam vardır.
Şimdi asıl olaya gelelim…
Uşi Anlaşması’nın ismini aldığı Uşi, Lozan şehrinin bir semtidir. Bu yüzden 1912’de imzalanmış olan Uşi Anlaşması, İtalyan tarihinde Lozan Anlaşması olarak geçer.
Fakat bizim bildiğimiz, yani 1923’te imzalanan Lozan Barış Antlaşması ile bu anlaşma birbirine karıştırılmasın diye bu anlaşmaya Uşi denmiştir.
İşte arkadaşlar, sahte kiralık tarihçiler, yani Kadir Mısıroğlu, Armağan ve çetesi, bu durumdan faydalanıyor ve 12 Ada’nın Lozan Anlaşması’nda gittiğini söylüyorlar.
Halbuki o Lozan başka, bu Lozan başka.
Ne yazık ki bunu bütün millete yutturdular ve böylece milletimizi Lozan Barış Antlaşması’na düşman ettiler.
Bizim bildiğimiz Lozan Anlaşması’nda ise bilakis Ege’de birçok ada Türkiye’ye geçmiştir.
Türkiye’ye Lozan Anlaşması ile geçen bu adalar ise son 10 yılda Yunanistan’a bırakılmıştır.
Bugün Yunan papazların mangal yaptığı Ege adaları, uluslararası anlaşmaya göre hâlen daha Türklerindir…
Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu
Çok ilginç değil mi?
Amerika Irak'ı işgal ederken Irak ordusu hiç ortada görünmedi.
Irak ordusunun savaş uçakları hiç kalkmadı.
Tek bir tankı sokağa çıkmadı.
Amerika pikniğe gider gibi elini kolunu sallaya sallaya Irak'a girdi ve ele geçirdi.
Tüm dünya buna şaşırdı.
Peki, neden Amerika bir direnişle karşılaşmadı?
Saddam Hüseyin direnmeden Irak'ı Amerika'ya teslim mi etmişti?
İşgalden sonra ne Amerika ne de CIA bu durum hakkında tek açıklama yapmadı.
Yıllarca bu konu ve soru insanların zihinlerini meşgul etti.
Bu sorunun cevabını bilmek için 1950'de ABD tarafından CIA desteği ile Irak'ta büyütülen "Keşnizani Tarikatını" bilmeniz gerekir.
CIA desteği ile Irak'ta büyütülen bu tarikat Avrupa, Amerika ve Orta Asya'ya kadar yayıldı.
Saddam darbe devrim ile Irak'ı ele geçirdiğinde Saddam'a tamamen itaat ettiler.
Saddam da onlara bir şey yapmadı.
Fakat Keşnizani Tarikatı ordu, bürokrasi, emniyet, istihbarata kadar her yere adamlarını sokup ülkeyi içeriden ele geçirdi.
Genelkurmay Başkanından istihbarat başkanına,İç işleri Bakanından Emniyet amirlerine kadar çoğu kişi Keşnizani Tarikatına bağlıydı.
Tamamen CIA ve MOSSAD kontrolüne girmişlerdi.
Üstelik Saddam'ın eşi ve akrabaları da Keşnizani Tarikatına bağlanmıştı.
Ve Irak Amerika tarafından artık işgal edilebilirdi.
Kimse direnmeyecekti.
Ve Saddam...
*Her şeyi anladığında vakit çok geç olmuştu..
Emperyalist ülkeler her zaman tarikatları kullanmışlardır, çünkü o tarikatları kuran yine kendileridir...
Prof. Dr. Yavuz Kaya diyor ki:
Bir kez daha düşünün, Bu ülkede;
-Neden ağır bir ekonomik yıkım yaratıldı?
-Neden varlıklarımız satıldı?
-Neden altın rezervimize kadar ihtiyat akçemiz harcandı?
-Neden inanılmaz bir dış borç yaratıldı?
-Neden Londra mahkemeleri yetkili kılındı?
-Neden maliyetinin çok üzerinde alt yapı çalışmaları yapıldı,30 yıllık garantiler verildi hemde enflasyona indeksli kur ile?
-Neden Atatürk ismi silinmeye çalışılıyor?
-Neden T.C. tabelası kaldırıldı?
-Neden sınır güvenliği yok ve vasıfsız milyonlarca sığınmacı ülkeye dolduruldu?
-Neden bir demografik bozulma yaratıldı?
-Neden devlet kurumları yok edildi?
-Neden kuvvetler ayrılığı kaldırıldı?
-Neden denge-denetleme mekanizmaları kaldırıldı?
-Neden vergilerimizin akibetinin hesabı verilmiyor?
-Neden Milli Güvenlik Güçleri sistemi değiştirildi?
-Neden askeri okullar ve askeri hastaneler kaldırıldı?
-Neden bazı savunma sanayi kuruluşları satıldı ve üretim yapamaz hale getirildi?
-Neden ülkenin telekomünikasyonu satıldı?
-Neden eğitim sistemi laik sistem dışına çıkarıldı?
-Neden orta ekonomik sınıf yok edildi?
-Neden üniversitelerin kalitesi düşürüldü?
-Neden sağlık sistemi kötü?
-Neden anayasa hükümlerine uyulmuyor?
-Neden uyuşturucu ve mafyanın merkezi olduk?
-Neden bağlı olduğumuz AİHM kararları uygulanmıyor?
-Neden tarikat ve cemaatler holdingleşip devlete yerleştirildi?
-Neden ortak akıl devre dışı bırakıldı?
-Neden yetişmiş insan gücümüzü kaybediyoruz?
-Neden üretim ekonomisinden vazgeçildi?
-Neden kendimize yeten tarım ve hayvancılıkta dışa bağımlı olduk?
-Neden bu kadar çok gaz, petrol nadir element kaynakları keşfedilirken (!) enerjide dışa bağımlılık arttı?
-Neden yıllar öncesinden bir varlık fonu oluşturuldu ve sorgulanamaz kılındı?!
Yıllar öncesinden!
-Neden Biden ile başbaşa yapılan görüşmeye dış işleri bürokratları alınmadı ve arkasından sınırlarda açık kapı politikası ile genç erkek Afgan, Pakistan ve diğerleri akın akın ülkeye girmeye başladı?
Tek cevap:
Emperyalist BOP projesi işliyor?
Prof. Dr. Yavuz Kaya
Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel mahkemede aylık gelirini 900.000 TL olarak söylemiş.
Adana'da 4 katlı bir avm'si ve 40 dükkanı varmış.
Eski milletvekillerinin, bürokratların devasa mal varlıkları zaman zaman medyada yayınlanıyor.
Bir vali, bir vekil, bir bürokrat böyle mal varlığını nasıl yapmış?
Gülistan Doku cinayetini ortaya çıkarmak kadar önemli olan şey, kamu kaynaklarını, kamu imkanlarını kullanarak servet elde edenler varsa bunların üzerine giderek, işlenen beytülmal cinayetini ortaya çıkarmaktır
Nereden Buldun Yasası'nı 1998'te Bülent Ecevit çıkarmıştı.
Bu yasayı yürürlükten kaldıran ise AKP hükümeti!
Nereden Buldun Yasası'nı yeniden çıkarın da, Ak koyunu kara koyunu görelim.
"Kim olursa olsun suçun ve suçlunun üzerine gitmek" istiyorsanız bunun mali boyutu ancak böyle gerçekleşir.
Instagram'ın konuştuğu teyze;
"pkk yasası" için,
🗣️"giderayak bu ihaneti yapmasalardı keşke, pkk lıları topluma salacaklar, toplumsal barışı bozacaklar, şehitlerimizin ruhunu ağlatacaklar ve Lozan'ın intikamını alacaklar" diyor.
Tabi okumuş kadın, daha bir çok şey söylüyor,
#çarşamba
Tamamını dinlemek için link
https://t.co/7MoC8TPeJc
Fatih Altaylı:
"Böyle şehadet olacak iş değil!
Yine bir askerimiz şehit oldu.
Bu kez bir Hava Harp Okulu öğrencisi.
Yıllarca eğitim almış, ordumuzun gözbebeği olan, öz evladımız gibi bakmamız gereken bir pilot adayı.
Peki niye şehit oldu?
Terör örgütü mü vurdu?
Hayır.
Uçağı arıza yapıp kaza kırıma mı uğradı?
Hayır!
Yunan uçaklarıyla it dalaşı yaparken mi?
Asla.
Peki nasıl?
Yalova kampında, sıcak altında talim yaptığı için.
Üç öğrenci de aynı nedenle hastanede, tedavi görüyor.
Geçen yaz aylarında da yine aynı nedenle, güneş altında eğitim yaptırıldığı için iki er şehit olmuştu.
Bu kez Hava Harp Okulu’nun bir pilot adayı şehit.
Sizce bu normal mi!
Durmadan sıcak nedeniyle, güneş çarpması ve sıvı kaybı nedeniyle şehit vermek bu kadar sıradan, kabul etmemiz gereken bir olay mı!
Bu eğitim subaylarında ya da bu subayların kullandığı eğitim yönergelerinde bir sorun yok mu!
Millet evlatlarını Peygamber ocağı dediğimiz orduya, sıcak altında öldürmeniz için mi yolluyor!"
Biz Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin önderliğinde tuvaletlerine sabun ve tuvalet kağıdı koyamadığımız okullardan Kurtuluş Savaşını müfredattan kaldırmak ile uğraşırken, Çin'in okullarında kullandığı tahtaya bak.
Denizin dalgasının kıyıya vurduğu noktadan itibaren 50 metre içeriye kadar olan bölümü, yani kumsalı; hiç bir otel veya işletme şezlong, şemsiye, platform ve benzeri şeyler koyarak işgal edemez.
Bu bölüm, Anayasa ve Kıyı kanunu gereği, ücretsiz olarak tüm vatandaşların kullanımına açıktır.
İşletmeler, ancak bu bölümün dışında mülkiyetleri altındaki veya kiraladıkları alanda; duş alma yeri, şemsiye, şezlong, havlu vb denize girmek için gerekli eşya ve levazımatı bulundurabilir ve kiraya verebilirler.
Kamunun kullanımına açık 50 metrelik alanda denize girmek üzere; isteyen herkes kendi şezlongunu, şemsiyesini, koyarak veya havlusunu sererek güneşlenebilir ve denize girebilir.
İşletme adı altında sahili işgal eden şebekelerin, belediyeye veya herhangi bir merciye “işgaliye bedeli” ödemiş olmaları;
-Yaptıkları işgali yasal hale getirmez ve “işgallerinin devamına dair izin almış oldukları” anlamına gelmez.
-Vatandaşların kamuya açık ve ücretsiz kullanma hakları olduğu bu bölümden faydalanma haklarını ortadan kaldırmaz.
-Kendilerine vatandaşları oraya sokmama veya oradan faydalanmalarına engel olma hakkı vermez.
Mevzuat böyle olduğu halde; Deli Dumrul gibi gelen kişileri bu alana sokmayan, yolunu kesen, tehdit eden veya para ödemeye mecbur bırakan işletmeler veya kişiler düpedüz eşkıyadır, haramidir ve hayduttur.
Bunu yapanlar hakkında;
-İnsanları hürriyetlerinden yoksun bırakma,
-Kamuya açık alanları işgal etme,
-Haydutluk ve eşkıyalık yapma suçlarından işlem yapılması gerekir.
Bu konuda kendilerine suç ihbarında bulunulan emniyet makamları ve savcılıklar; işgalci ve yol kesenler hakkında gereken işlemi yapmadıkları ve bunların çıkardıkları engelleri kaldırmadıkları takdirde, kanuni görevlerini yerine getirmemiş olur ve “görevi ihmal” suçunu işlemiş olurlar.
Eğer resmi yetkililer, kendilerine ihbar geldiği halde işgalciler ve vatandaşları engelleyenler hakkında suç takibatı yapmaz ve işgali kaldırmazlarsa; bu defa onlar hakkında, görevlerini ihmal ettiklerine dair üst mercilerine suç duyurusunda bulunulması gerekir.
📢 Gazeteci Murat Ağırel'den Haluk Levent ve AHBAP'ın topladığı yardımlar hakkında çarpıcı iddialar:
⭕ "AHBAP'A 2020, 2021, 2022 yıllarında yapılan bağışlar belirli İslami vakıflara gönderilmiş.
⭕ İnsanlar oraya göndermek istese zaten gönderirdi. Bunun adı sahtekarlıktır, insanları dolandırmaktır.
⭕ Bunun adı sahtekarlık. Yapamazsın, bu insanların duygularıyla alay etmek, bu insanları dolandırmak."
Türkiye organize suç örgütleri, uyuşturucu ve sanal kumar çeteleri girdapına sürüklenmiş durumda. Çeteler esnaftan “sokağın hakkı” diyerek haraç topluyorlar.
Sokağın hakkı veya bir başka ifadeyle vatandaşla araç işlemek basit bir suç değildir. Devlete meydan okuma anayasal düzeni değiştirme ve yıkmaya teşebbüs suçudur.
Zafer Partisi olarak organize suç örgütleri uyuşturucu ve sanal kumar çeteler terör örgütü kabul edeceğiz ve buna uygun bir ceza ve ceza İnfaz sistemi yaşama gecirecegiz.
Zafer Partisi’nin seçkin uzman kadroları Türkiye’nin her yerinde Tertemiz Türkiye projesini dolaşarak anlatıyorlar.@zaferpartisi@zpgencresmi@duzcezp