@Yakubyazanhoca Abi hiç anlamamışsın dediği şeyi. Aristokrasi kısmının uzmanlık alanını hiçe saymakla hiç alakası yok. Gerçekten böyle basit şeyleri anlamadığınızı izhar edince ilminize güven azalıyor
@custodian_b Bırakın bu ünvan fetişini. Ortada anlaşılmayan bir sürü konu var. Acmyi haksızken bile haklı duruma çıkaran tek şey lafı eveleyip gevelememesi ve icazet sapığı olmaması. Bu yaklaşımın devri bitti. Bunu anlamalısınız.
@mehmetakifcan79@YunusEO524 Bu konudan çıkın. Nefsiniz sizi epey ele geçirmeye başlamış. Son ilmi itirazları yapın ve bence arkanıza bakmayın. Özel bir topluluk orası. O sözü aktarmanız etik değil.
@mehmetakifcan79 İlmi tartışmada özelden bir meseleyle karşı tarafa söz edenin ilmi terazisine hüsnü zanla bakmak zorlaşıyor. Bu belki de bu tartışmada tarafınıza en yakışmayan hareketti. Güvenimi kırdınız.
Amerikan Rüyası ve Ekmek Teknesi
Görece daha omurgalı yerli diziler, programlar vardı. Bazılarını izlerdim. Şimdi pek denk gelmiyorum.
Söz gümüşse sükût altındır diyen yapımlar azaldı. Etkileşim için her şey ortaya atılmış. Önemle bir “bağlamı” da olmadığı için kötü örnekten başka bir işlevi yok. Dizi ve programlardaki saçmalıkların toplumda her dönem az da olsa karşılığı vardı belki ama bunların gösterimine ve etkileşimine tenezzul etme ihtiyacı duymuyorlardı ya da cesaret yoktu. Şimdi ekranlar reyting ve gelir kaygısıyla pervasızlık içinde olmanın dışında; sorumsuz bir algı yönetimi ve mutlak siyaset gibi niyetlerle açılıyor. Sanatı, bilimi ,felsefeyi geçelim akıl ve vicdan noktasında tuhaf şeyler var.
İşte ben de bir dönem Ekmek Teknesi diye bir dizi izliyordum. Orada mahallenin değerli ustası Nusrettin vardı. Sorunlar anlaşmazlıklar akılla merhametle son bulabilirdi.
14. Bölümde kahvede “Amerikan Rüyası” tartışılmış ve ekmek teknesine ustanın yanına gitmiş sormuşlardı. Nedir bu amerikan rüyası diye.
O da şöyle demişti “Rüya üç türlüdür; hayır rüya, şer rüya ve kıçı açıkta kalmışların rüyası. Eğer buna rüya değil de kabus deselerdi kim o kadar yol alıp rahatını bozardı.”
Elbet hayallerinizin peşinden gidersiniz de hangi hayalin?
Sadece hayalinin peşinden git veya başarına odaklan gibi sözler tuhaf değil mi? Bugün medeniyetimizde böyle herkes pervasızca daha fazlası için yol alırken birkaç kişi hariç herkesin rahatı giderek bozuluyor. Eğer mikrofonları toplumsal fayda için konuşanlara ve bedeli kendi için değil bir diğeri için verenlerin, gerçek değer yaratabilenlerin önüne koyamazsak sonunda maalesef herkesin rahatı bozulabilir.
Söylemedi demeyin. Yoksa banane benim tuzum kuru, sigortam yatıyor:d
Türkiye’de milletin birbirine sayıp sövdüğü 7/24 konuşulan siyasi meselelerin %98’inin hiçbir önemi yok. Alayımız gerizekalıyız asıl sorunları anlayabilme kapasitesinden yoksun bırakılmışız boş işlerle uğraşıp bir şey becerdiğimizi sanıyoruz
İslâmcıların çoğu din ile kavga ederler. En radikal Vehhabisinden en modernist ilahiyatçısına kadar bakın, tek kavgasının din ile ve dine karşı olduğunu görürsünüz. Her gün orasını düzeltir, burasını tamir eder, o din alimini suçlar, bu hadisi reddeder... Siz onları dışarıdan bakınca dinî bir şey yapıyor zannedersiniz; halbuki onlar bir ateistten daha fazla dine karşı saldırgandır. Ve bütün kavgaları da budur.
"İslamî dünya görüşü"nü (Büyük Doğu-İbda) kavramış bir kimsenin ise din ile kavgası yoktur. Onun kavgası dünya iledir. Bu kavganın bir bölümü fikrîdir; dindışının dine nisbet edilmesi ve bu alabildiğine genişlemiş alanda dinin hassasiyetleriyle hareket edilmesi mücadelesidir. İslâmî mücadelenin özü, en kıymetli cüzü de budur. Siz onlara bakınca dindışı bir şey yapıyorlarmış gibi görürsünüz; halbuki onlar müslümanların en âlimleri ve İslâm mücadelesinin bayraktarlarıdır.
İslâmî dünya görüşünü (Büyük Doğu-İbda) kavramış kimselerin dünya ile kavgasının diğer bölümü ise ister istemez siyasîdir. Bu kavga, İslâmı hayata hakim kılma mücadelesi, şeriat kavgasıdır. İslâmcıların pek çoğunda bunu göremezsiniz. Onlarda din ile kavga o kadar bünyeleşmiştir ki, İslâmi mücadeleyi tamamen lûgatlarından çıkarmışlardır. İlahiyatçıların, vaizlerin çoğu böyledir. İslâm onlar için bir kariyer ve menfaat vasıtası olmuştur. Kendilerini açıkça dinin üstünde, dini de onların düzeltmesine muhtaç bir zavallılık içinde görürler.
İslâmî dünya görüşünü (Büyük Doğu-İbda) kavramış kimselerin din ile hiçbir kavgası yoktur. Onlar, İslâmı olduğu gibi benimser. Ehl-i Sünnet büyüklerinin mirasının bütününe sahip çıkar. Bunlardan biriyle amel edilir, diğeri ona münafi olduğu halde terkedilmez. Hepsi değerlidir. İslâmî dünya görüşü reformizmin tam zıddıdır. Dini tamir ve onu herkesin kendi kafasına göre kesip biçmesi anlayışının tümüyle reddidir. O, dine dayalı bir dünya kavgasıdır.
İslâmî dünya görüşünü kavramış bir kimse, çağın bütün meselelerinin, sosyolojisinden psikolojisine, güzel sanatlarından edebiyatına, fiziğinden matematiğine, ekonomisinden hukukuna kadar tümünün İslâmî mücadelenin cepheleri olduğunu ve savaşın din üzerinde değil, asıl dindışı alanlarda (fikir ve ilim sahasında) verileceğini bilir.