📚KİTAP ÇEKİLİŞİ❗️
Pir-i Türkistan Hoca Ahmed Yesevî’nin asırlardır gönüllere ışık tutan eseri Divan-ı Hikmet’i 2⃣ takipçimize hediye ediyoruz.
Katılım şartları:
➡️@hayatibice Hoca'mızı ve bizi takip et
➡️Gönderiyi beğen ve RT et
🗓️Son katılım tarihi: 15.07.2026
Şırnak Üniversitesi Rektörü Sayın @AbdurrahimAlk hocaya göreve başladığından beri atılan iftiraların haddi hesabı yok.
Neredeyse ayda bir yeni akılalmaz bir iftira üretiyorlar. Rabbim kendisiyle uğraşan bu organize pislik güruhuna karşı ona güç kuvvet versin.
Şah'ı merdan ilmin kapısı
Elinde Zülfikar kılıncı
Haydar ı kerrarın oğlu
Hüseyni seven sevilmez mi
Muhammed'in goncası
Al al olmuş gömleği
Elinde islam sancağı
Hüseyin'i seven sevilmez mi
@ibrahimKAYA_632 Kur'an bize yeter mi?
Bize de tüm varlığa da elbette yeter.
Biz Kur'an' a yeter miyiz?
Estağfurullah tabi ki yetemeyiz.
Yetemediğiniz için de Hz Peygamer' den ve "yüksek akıl sahibi" olanlardan yardım isteriz.
🔴 Prof. Abdurrahman Ateş:
Tüm bu yaşananlardan sonra boykotu küçümseyen bir insanın, hiçbir şey yapmamış gibi bir muamele görmesi gayretullaha dokunur.
Bu insanların bir yere not edilmesi lazım.
Sezai Karakoç'un şeriata, tarikatlere, büyüklere bakışı (Hâtıralar II, s. 344 - 347):
‘’ …Çöküntü o kadar büyük olmuştur ki,bu tür ıslah hareketleri yeterli olmamıştır.Toplumun her alanında,derinlemesine, birbirine bağlı, bir sistem içinde yeni bir diriliş akımı başlayıp topyekûn bir değişime ulaşılmadıkça, eskiden kalma ya da yeni hiçbir kurumun parça parça yapacaklarından tüm toplumun kurtuluşunu gerçekleştirme beklenemez.
Evet,tarikatları inkâr etmiyorum.Hatta teorik olarak mutlak surette lüzumuna kaniyim.Ama, pratikte,bugünkü durumlarıyla başka hiçbir çalışmaya lüzum olmadan yeni nesilleri gerekli formasyona kavuşturur denilecek bir durumlarının olmadığını da söyleyebilirim.
Eski büyüklere sonsuz sevgi ve saygım var.İslâmı sadece fıkıh bilginleriyle kaim görmek yanlış olur. Muhyiddin-i Arabi,Mevlâna ve diğer bütün tarikat büyüklerini İslâm Medeniyeti’nin kurucuları arasından çıkartırsanız,onu ruhundan mahrum etmiş olursunuz.
Tarikatları inkâr edenler, İslâm’ı kısırlaştırmış, kurutmuş şekillerden ibaret bir sisteme indirgemiş olurlar.
Som zahircilik ve som bâtıncılık İslâm’ın kabul etmediği aşırılıklardır.
Şeriat-tarikat,zahir-bâtın, iç-dış birbiriyle kaynaşmış, birbirinden kopmaz ve ayrılmaz yüzleridir dinin İslâm’da.Ayrım, sadece, bilimde,dini daha iyi kavramak için,teorik olarak yapılan bir ayrımdır. Yaşantıda bir ayrım yoktur.
Dinin manevi âlem cephesini inkâr edenler, sonunda dünyaperestliğe ve materyalizme düşerler.
Tersine,şeriatı,dinin toplum ve kişi için koyduğu yaşantı kurallarını inkâr edenler de sonunda benlikçiliğin tuzağına düşerler.Şeytan, onları yüce kavramları kullanarak avlamış olur.
En alçakgönüllü olunması ve Tanrı önünde faniliğe erilmesi gereken noktada, dinin kural dünyası inkâr edilirse, işler tam tersine döner; kişi farkında olmadan kendi benini putlaştırır. Bu yüzden dinin hem dış hem iç cephesi, altın oranda ve dengede, birbirine kaynaşmış bir şekilde insan ruhuna yerleşmelidir ki, o kişi, tam Müslüman, tam insan olsun.
Ancak bugün pratikte bunun sağlanması her kişi için son derece çetrefil bir hal almıştır. Bu sebeple herkes mümkün olduğu ölçüde kendini iç ve dış bakımdan yetiştirmeye çalışmalıdır.Kitaplar başlıca kaynaktır.Sadece kitapların yüce ruh oluşumu için yeterli olmayacağı da bir gerçek.Bu yüzden insanlar, büyüklerden de çok dikkatli olmak şartiyle yararlanmalıdırlar.Sevgi ve saygı gereklidir.Ancak mübalağa edilmemelidir. Hele, “benim şeyhim, senin şeyhin”, “benim tarikatım, senin tarikatın”, “benim cemaatim,senin cemaatin” ayrım ve kavgaları, cehaletten başka bir şey değildir.
Geçmiş zamanlardaki büyük şeyhler,bilginler; şeyh ve bilgin deyince kendilerini değil,başkalarını gösterirlerdi.Gerçekten insanı her bakımdan kemale erdirecek bir şeyhe rastlamak bir genç için zamanımızda çok büyük bir talih sayılır. Başkalarının sözüne bakıp,ölçmeden biçmeden, hemen gidip şeyh denen bir kişiye kapılanmayı da doğru bulmam.Bize anlatılanlar doğruysa, bazı kimseler için “Hiçbir şey yapmayın, şeyhin eteğine sarılın.” demelerini de doğru bulmam.Bazı yetenekli gençler, daha yetişme çağında iken, bazı cemaatlerin içinde, bu tür yasaklar yüzünden eriyip gittiler.
Bir mahalle imamı olacak kişiyi, siz, bir şehrin imamı; bir şehrin imamı olacak kişiyi, bir ülkenin imamı olarak ilan ederseniz, bu mübalağa fayda değil, zarar getirir.Hele bir mahalle imamı olamayacak kişiyi, ümmetin imamı; ufak bir zümrenin şeyhi olamayacak kişiyi de kutup olarak ilan ederseniz, hakikatlerin ne kadar tersyüz edildiğini gören gözler acı içinde müşahede eder.
Bu düşünceleri taşıdığım ve bu kanaatte olduğum için, hiçbir kimseyi itham etmeksizin, idealimizi ve inancımızı kendi çapında yaymaya bugünün metotları içinde çalıştım ve mümkün olduğu ölçüde bu tür çalışanlarla birlikte oldum. Kişisel bir kötülüğüne şahit olmadığım, fakat özellikleri mensuplarınca mübalağa edildiğine kani bulunduğum kişilere de ilişki kurmamakla birlikte, saygımı, sevgimi, korumaya çalıştım ve hüsn-i zanda bulunmaya devam ettim..''