Imannoor...
Ambargo öncesi İsrail’e en çok demir çelik ihraç eden firmalardan olan Çolakoğlu Holding ile aynı aileye ait. Bilhassa inşaat alanında böyle bir ticaret, İsrail işgaline dolaylı destek niteliğindedir. Hadise şovları, tesettürü rezil etmeleri falan sonraki meseleler…
Bilinçli insanlar zaten tercih etmiyor ancak belki birileri duyar görür diye paylaşmalı.
Adidas İsrail askerlerine sponsor olmuş, zaten boykot bir üründü.
Mango, Zara, Stradivarius, Massimo, Oysho vs İsrailli işgalci yerleşimcilere bağış yapıyor, aklınızda bulunsun, almayın, aldırmayın.
Birçokları basite indirgeyip geçiştirmiş ama bu, zamanımızın getirdiği ve bir yere oturtulması gereken yeni bir durumdur.
Kısaca şunu söyleyeyim; evlilikte gri alan bırakılmamalı, sorumluluklar belirgin ve net olmalıdır. Dinen ve örfen taksim edildiği üzere; ev işlerini kadın, dış işlerini erkek üstlenmelidir. Ondan sonra gerekirse kişiler mevcut durumlarına göre bu taksim üzerinde lokal değişiklikler yapmalıdır.
Mesela iki memur evleniyor, İstanbul'da oturacaklar, 30K kira verecekler; şu durumda erkeğin tek başına ev geçimine, kadının da tek başına ev işlerine yetişemeyeceği aşikardır. Haliyle birbirlerinin sorumluluk alanlarına münasibince katkıda bulunacaklardır.
Her halükârda kocanın aile reisliği/kavvâmlık misyonunun bilincinde olması ve korunması, rollerin birbirine karıştırılmaması ve geleneksel aile yapımızın muhafaza edilmesi kırmızı çizgimizdir. Bazı noktalar eleştirilebilir ancak sürüklendiğimiz yerin; kör taklit ürünü, hiçbir sabitesi olmayan ve yarını ön görülemeyen bir keşmekeş olduğu gözden kaçırılmamalıdır. Her geçen gün daha da zahir olduğu üzere aile binamızı teşekkül eden taşları yerinden oynatmak kimseye fayda getirmemiştir. Unutmamak gerekir ki gri alan demek; taraflardan birinin mağdur olması demektir.
Son olarak şunu da belirtelim; dinen kadının malı, mülkü ve maddi varlığı tamamen şahsına ait olup, kocasının bunun üzerinde hiçbir tasarruf hakkı yoktur. Ve dahi kadın çok zengin olsa bile ailenin geçimine katkıda bulunmak zorunda değildir. Lakin geride temas ettiğimiz üzere bazen farklı şartlar oluşabilir ki bu da kimin eli kimin cebinde belli olmayacak şekilde değil de ifade ettiğimiz gibi lokal katkılarla aşılmalıdır.
Tabi, herkes için böyle olmayabilir; bazıları için kayıt kürek gerekmeksizin su akıp yolunu bulmuştur (tatile gidilip -50 ile dönülmüştür) ama bazıları için sonu gelmeyen bir münakaşa kaynağı da olabilmektedir. Keza evliliğin ilk birkaç yılı ile sonraki yıllarda da farklılık arz edebilir. Herkese standart bir çizgi çizmek zor...
Neyse, böyle bir sorun varsa ya da yaşanması ön görülüyorsa cevabımız budur. Tecrübelerinizi paylaşırsanız bu konuda daha farklı bakış açıları geliştirilebilir.
Salt kitabi bilgiyle fıkıh yapmaya karşıyım ben. Kitaptan bakarsan çalışan kişi eciri has oluyor öyleyse işini yaptığı taktirde helal diye bakıyorlar. Ancak ben böyle düşünmüyorum. Birincisi bu fetva torpil yaptıracak kişiye alan açıyor cesaret veriyor bu yönüyle mefsefete kapı
Şunu yazmış, sonra gelen tepkilere de cevap vermek yerine, linç yemişiz yahu ehi ehi ehi diye kurtlar vadisi videosuyla paylaşım yapmış. Neyse biz de verilen örneklerin yanlışlığını ele alalım ve dar, mantıktan yoksun, dinin vicdan ve ahlak yönünü hiçe sayan, müminin güvenilir olması gerektiği hadisini (bir de bana hadis inkarcısı derler :)) yok sayan fıkhımsı şu açıklamaya cevap verelim.
2. Faizle kredi çekip dükkan açma örneği aynı değil. Zira bankaya gittiğinizde bir başkasının parasını torpille falan öne alıp size vermiyorlar. Krediye uygun bir müşteriyseniz paranızı alıyorsunuz.
2. Belediye Başkanı yakınınız bir kamu kurumu yönetiyor. Kamunun vergilerinin döndüğü, o paralarla hizmet ulaştıran emanetin ön plana çıktığı kurum. Eğer belediye başkanı böyle bir çalışana ihtiyaç duyuyorsa habersiz "yav bana bi sekreter lazım, gel sen çalış" diyemez. Kamuya açık bir şekilde ilan açar, ilana belirli şartlar belirler. Eğer kimse başvurmuyorsa, tek başvuran yakınıysa alır. Yok başka başvurular varsa çalışmak isteyenler arasında en fazla kriteri karşılayanı alır.
3. Bir sıralama gerektiren işle ilgili evet kuş hakkıdır. Doğrudur. Ancak sadece kul hakkı çiğnenmiş diyemezsiniz. Ayete de muhalif oluyorsunuzdur. Zira Allah; Nisa, 58'de emanetleri, işi ehline verin der. Torpile ihtiyaç duyan biri liyakat konusunda muhtemelen yetersizdir. Ve yetersiz olduğu bir işten de, o işi başka ehil kimseler olduğu halde kazanç sağlaması helal olmaz. Çünkü kamu kurumu üç beş kişinin çevirdiği şirket gibi değildir. O kamu kurumunun bağlı olduğu devlet sınırlarında yaşayan her bir bireyin hakkını gözetmesi gerekir ve işi ehline, liyakat sahibi olana vermelidir.
Diyelim torpil yaptıran ehil, liyakat sahibi. Ve kendisiyle aynı şartları taşıyan bir kişiyle iş için yarış halinde. O zaman da söz konusu kurumun işe alım sürecinde hiçbir şekilde müdahil olmamalıdır. Nerede mümin tevekkülü! Nerede rızık Allah'tandır bağlılığı. Seninle aynı şartları taşıyan kişiyi ya da senin arasında seçim yapması gereken kamu kurumudur. Seni seçmezse hayır vardır dersin yoluna devam edersin.
Yahu çok merak ediyorum bir de şu cevabı Hz. Ömer'e verebilecek miydiniz? Gerçekten. Hani tarihin en adil yöneticilerinden biri olarak anlatıyorsunuz ya, ona bunu izah edebilecek miydiniz? Elinizi vicdanınıza koyup düşünün.
Mükemmel bir kitapçık paylaşıyorum arkadaşlar, bir dua kitabı (Arapça dualar)..
Her birimizin Allah’tan dilediği tonlarca mesele var. Hani dua edecek oluruz, kafamız karışır, bazı şeyleri unuturuz ya :)
Bu kitap bu konuda çok faydalı, kurandan ve sünnetten başlıca duaları konuya göre derlemiş.
Kitabı diğer dua kitaplarından ayıran yönü adeta bir dua meclisi rehberi gibi belirli bir sıralamayla yazılmış olması. İlk başta Allah’a hamd babındaki dualar mesela, sonra da tek tek (her birimizin kafasında kategorize ettiği) ana başlıklar var.
Şu saatte (gece 3:00) yapılacak bir dua ve tefekkür meclisi için baştan sona okunası bir kitap(çık).
Birinin İslami açıdan bir yanlışını/eksiğini (uygun bir biçimde) uyarmak günümüzde en çok eleştirilen olay haline geldi.
Halbuki ayette emredilen Emri bil maruf nehyi an munker tam olarak bu demek değil mi zaten.
Müslümanlıkta her koyun kendi bacağından asılır mantığı yoktur.
Farkında mısınız insanlarımızın artık kendi sevdikleri bir şeyleri kalmadı ortada biri bir şeyi övüyor herkes bir anda buna hayran oluyor. Şükrü Erbaş’ın “kendilerinin olan tek sözcük yok dillerinde” dediği yerdeyim
kıyamet alametidir, tevbeleri ve namazları aksatmayalım inşallah.
“Zaman öyle yaklaşır /peş peşe gelir / hızlanır ki, bir sene bir ay, bir ay bir hafta, bir hafta bir gün, bir gün bir saat, bir saat bir ateş kıvılcımı kadar olur.” (Tirmizi, Zühd, 24)
Bir insana sonsuz itimat, bağımlılık, her işinde bir hikmet arama şüphesiz Allah'ı hakkıyla kavrayamamanın ve sıhhatli bir ilah telakkisi edinememenin zaruri bir sonucu. İnsanın yaptığı iyi iş övülür, kötü iş yerilir. Gayrısı insanın hem kendine hem başkasına zulümdür.
"Ey insanlar! "Rabbiniz birdir. Babanızda birdir. Hepiniz Ademin çocuklarısınız. Âdem ise topraktandır. Arap'ın Arap olmayana Arap olmayanında Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi kırmızı tenlinin siyah üzerine siyahında kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü yoktur."
Çok bunaldığım ve işlerin içinden çıkamadığım anlarda peygamberlerimizi referans alarak dua ediyor, onların usulüyle derdimi anlatıyordum Allah’a. Bu duaları günlük rutinime de ekledim şükür, hepsini toparlayıp sizlerle de paylaşmak istedim, belki birinizin yoluna bir ışık olur…
Çekiliş
Gücüm nisbetince itibar suikastlerinin karşısında durmaya çalışacağım.
Bu tweeti rt edip favlayan üç kişiye @Mlkshszn hocanın evrime değindiği "Eşref-i Mahlukat-ı Anlamak" adlı eserini hediye edeceğim.
Marmara Üniversitesi İslam Ekonomisi ve Finansı Enstitüsü'nün kıymetli öğretim üyelerinin boykot bildirisi👇
"İslam hukukçuları, ilgili birçok ayeti, Hz. Peygamber'in uygulamalarını ve İslam'ın temel ilkelerini dikkate alarak, savaş halindeki ülkelerle onları güçlendirecek ticari ilişki kurmanın haramlığını, Müslümanlara düşmanlık edenleri zayıflatmak için (günümüz diliyle) ekonomik boykot uygulamanın gerekliliğini şüpheye yer bırakmayacak şekilde açıkça belirtmişlerdir. (İbn Nüceym, Nehr; İbn Hacer el-Askalânî, Feth)"
#BoykotaSendeKatıl