Şirketler yapay zekâ ile çalışanları işten çıkarıp kârını artırıyor. Peki işsiz kalan bu insanlar, o şirketlerin ürünlerini nasıl satın alacak?
Kapitalizmin "kim tüketecek?" çıkmazını ve Evrensel Temel Gelir’in görünmeyen yüzünü yazdım 👇
Depozito İade Sistemi DOA meselesinde 3 defa düşünmenizi öneriyorum;
- İade ederken,
- Satın alırken,
- ve de bu yazıyı okurken düşünmenizi.
Çünkü soygun çok büyük!
🔴DOA: Depozito Soygun Sistemi👇
https://t.co/6zMidBiIJk
Bir toplumun mizaha tahammülü, aslında o toplumun kendi gücüne ne kadar güvendiğinin ölçüsüdür. ABD’den Rusya’ya uzanan sansür eğilimleri, Ricky Gervais’in "alınma" felsefesi ve Deniz Göktaş’ın tutuklanmasına giden süreç...
Yeni yazım yayında:
"İşçileri ve kuşları sevdi. Topal ayağıyla dans etti..." Rosa Luxemburg’u yalnızca barikatların soğuk hatibi değil, yaşama tutkulu bir devrimci olarak anlamak. Bugünün bürokratik kireçlenmesine karşı Rosa'nın "farklı düşünenin özgürlüğü" ilkesi bize ne fısıldıyor? #RosaLuxemburg
Kitapla pek arası yokmuş çok fazla kitap özeti okurmuş 😂
Ama elinden düşürmediği kitaplar gerçekleri öğrenmek için; Operasyon Ergenekon, 5. Darbe, Çelik Çekirdek’miş djdjdjjsjs 😂
Deniz Göktaş isimli bu zıpır stand-up gösterisinde o tiz sesiyle Cumhurbaşkanımıza dil uzatıyor.
‘Diktatör’ diyor, ‘cahil’ diyor, vesaire vesaire.
Ağır eleştiriyi mizahta bir yere kadar kabul ediyorum.
Fakat.
Doğrudan hakaret edip ‘haha huhu’ diyerek densizliğin şaka ambalajıyla sunulmasının mizahla hiçbir ilgisi olamaz.
Mizahta zeka pırıltısı olur, gösterici izleyiciyle görünmez bir bağ oluşturur, ince dokundurmaları seyirci anlık süzer, hoşuna giderse gösterinin parçası haline gelir.
Ayrıca.
Bu zıpırların 24 yıl girdiği her seçimi kazanmış ve bu ülkenin tarihine geçmiş bir lideri aşağılarken, hiçbir hayat tecrübesi ve başarısı olmayan kendilerine özel paye vermelerini de anlayamıyorum.
Senin hikayen nedir?
Bir başarın var mı?
Kaç kitap okudun mesela?
Türkçeyi sonradan öğrenen Senegalli Musti de stand-up gösterisinde Cumhurbaşkanımızı eleştiriyordu ama kimse rahatsız olmadı.
İnce zekasıyla mizah üretiyordu çünkü.
Mizahla densizlik arasındaki ince çizgiyi koruyamazsan saçmalarsın, komik değil densiz olursun.
İkinci gösterim Ölü Deniz, bugün 20:00’da, youtube kanalımda yayında.
Harbiye’de çektik, 90 dakika, olduğu gibi, size emanet. sevgiler.
tam şurada olacak: https://t.co/uynn4dJQL5
İstanbul dünyanın tren garı olmayan en mega kenti‼️
Bugün @haydarpasadayan 752. Defa Haydarpaşa Tren garı önünde buluştu.
Çökülen Haydarpaşa Tren garı meselesi neden tam bir #İklimMeselesi ⁉️
Ege'nin iki yakası, iki farklı müzikal kader... 🇹🇷🇬🇷
Biz t-Rap'in "vibe" pazarlayan algoritmalarına teslim olurken, Yunanistan dev orkestralar ve kurumsal akılla kaliteli popu nasıl dünya standartlarında tutuyor? Yazımda bu zıtlığın kültürel ve ekonomik sebeplerini inceledim👇
İster onaylanmak uğruna görünmez olun, ister kendinizi aşılmaz bir kibir kulesine hapsedin; travma bir yolunu bulur ve o kapıyı mutlaka çalar. 🚪
Siyah-beyaz karakterlerden "arızalı" zihinlere geçişi Mira ve Cem Taşkın üzerinden inceledim.
Sen kimsin ve ne hakla Fenerbahçelilere seslenme cüreti buluyorsun? TFF yöneticiliğinde Türk futboluna tek bir katma değerin olmadı, şimdi hangi yüzle Fenerbahçe camiasına akıl hocalığı yapıyorsun? Objektiflik maskesi takarak Fenerbahçe’nin iç işlerine karışmak senin ne haddine?
Değerli futbolseverler,
ve bu kez özellikle Fenerbahçeliler…
Bazılarının “Hamit Altıntop’un Fenerbahçe hakkında konuşması ne alaka?” diyeceğini biliyorum. Ancak Fenerbahçeli yöneticiler, abilerim ve kardeşlerim beni uzun yıllardır tanıyor. Bugüne kadar hep objektif, samimi ve Türk futbolunun genel menfaatini önceleyen bir çizgide durmaya özen gösterdim.
Benim rengim, ülkemin renkleridir.🇹🇷
Çünkü Fenerbahçe doğru yönetildiğinde sadece Fenerbahçe değil, Türk futbolu da kazanır. Bu durum Galatasaray, Beşiktaş, Trabzonspor ve diğer büyük camialarımız için de geçerlidir.
Galatasaray son dört yılın şampiyonu. Bu başarıyı küçümsemek doğru değil. Özellikle Okan Buruk önderliğinde gösterdikleri istikrar, kadro planlaması ve saha içi yönetim takdir edilecek işler. Fakat bu başarı, her şeyin mükemmel yapıldığı anlamına da gelmiyor. Ben de dahil birçok kişi, bu dönemde diğer büyük takımlarımızın kendi iç sorunlarının da yarışa etki ettiğini düşünüyor.
Gelelim Fenerbahçe’ye…
Ali Koç döneminde Fenerbahçe’nin belli bir noktada doğru bir yola girdiğini gördüm. Finansal yapıyı düzeltme çabası, takım iskeleti oluşturma niyeti ve genç oyunculara şans verilmesi önemli adımlardı. Tam bu yapı meyvelerini verecekken yine klasik “yap-boz” döngüsüne girildi.
O dönemde camianın gücüyle Arda, Ferdi, İsmail ve birçok yetenek ortaya çıktı. İnsan ister istemez düşünüyor: Bu yapı daha istikrarlı, daha sabırlı ve daha doğru yönetilseydi neler başarabilirdik?
Tabii eksikleri de görmek lazım. Samet, Cengiz, Çağlar ve bazı diğer oyuncular bu süreçte kan kaybetti. Burada mesele sadece sistem değil; hem sistemin gücü hem de oyuncuların bireysel sorumluluğu, mental dayanıklılığı ve doğru zamanda doğru rolü alabilmesidir.
Özetle şunu söylemek istiyorum:
Takımlar aynı ligde yarışıyor gibi görünse de aslında herkes en çok kendi şartlarıyla, kendi hatalarıyla ve kendi kararlarıyla yarışır.
Sporculuk kariyerimde ve sonrasında öğrendiğim en önemli derslerden biri şudur:
Şampiyonlar bahane üretmez.
Engelleri nasıl aşacağını planlar ve bunun için mücadele eder.
Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi:
“Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim.”
Maalesef bugün Türk futbolunda bu anlayıştan uzaklaştığımızı üzülerek görüyorum.
Medya çalışmaları, dışarıdan destek ve istişare elbette değerlidir. Ancak her seferinde çaresizlik duygusuyla dışarıdan gelen herkesi “kurtarıcı” gibi göstermenin, bu ülkenin kendi yetiştirdiği değerlere haksızlık olduğunu düşünüyorum.
Maldini gibi değerli bir ismin tecrübesine elbette saygı duyuyorum. Fakat onu uzaktan bile “tek çözüm” gibi konumlandırmak; Oğuzlara, Rüştülere, Bülentlere, Tümerlere ve bu toprakların futbol birikimine yapılmış büyük bir haksızlıktır.
Biz de yabancı teknik direktör getirdik, bunu da yaşadık. Teknik direktör önemli bir parçadır ama asıl mesele kişileri kurtarıcı ilan etmek değil,doğru sistemi, doğru istikrarı, doğru kültürü ve doğru aklı kurabilmektir.
Türk futbolunun en çok ihtiyaç duyduğu şey de tam olarak budur.@Fenerbahce #Türkfutbolu #Türkiye
Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum.
Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum.
Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!
Trendyol kurucusu Demet Mutlu;
Harvard'da okurken ikinci yıl okulu bırakıp 2010 yılında, Bebek'teki evimin salonunda 300.000$ sermaye ile Trendyol'u kurdum.
"16 ayda Trendyol'un piyasa değeri 150.000.000$’a ulaştı. Ardından dünya çapındaki fonlardan büyük destekler aldık."
@CarrefourSA@tohumotizm Ürün eksik getirmeniz ve rezalet Carrefour iletişim sürecinden dolayı size sonunda mesaj yazmak zorunda kaldım. Hiçbir yerden ulaşamadığım birimleriniz lütfederse bir bakarsınız.
Babasının gölgesinden çıkıp tek bir kalıcı eser üretemeyenlerin, Nobel ödüllü Orhan Pamuk'a laf atarak gündem olma çabası çok acı. Pamuk'u Gülseren Budayıcıoğlu ile kıyaslayan bir ufka ne anlatsak boş. Siz yalı dizilerini izlemeye devam edin, edebiyatı okuyanlara bırakın...
Masumiyet Müzesi romanı ile
Gülseren Budayıcıoğlu ile aynı düzeyde bir roman yazmış olan Nobel ödüllü yazarımız Orhan Pamuk,
açmış olduğu Masumiyet müzesi ile
müze kavramını da Nobel ödülü sahibi bir yazardan çok evindeki eşyaları sergilemek isteyen sıradan bir insana yakışan düzeye çekmişti.
Toplumu yukarı çekmek için gereken adımların bunlar olmadığı kesin,
Bunlar sanat para için yapılır örneği olabilir ancak,
ve çekilen film ile de amacına ulaşmış olduğu ortada.
Filmin yoğun propagandasının yapılması
çok açık gösteriyor ki ki toplumu yönlendirme ve bir kahraman yaratma çabası üst düzeyde.
Kendisi de bazı açıklamalar yaparak bu çabaya karşılık verecek elbette.