Katil ve vahşetle Kürd soykırımı yaratan, Kürd milli hareketine, Kürd ve Kürdistan örgütlerine ve milli hareketlerine karşı sömürgeci devletler adına Vekâlet Savaşı yürüten, Kürd devletine karşı olan Öcalan için; özgürlük istemek, Kürdlerin ve Kürd milletinin vazifesi olamaz.
Türkler, Türk Solcuları, Demirtaş’ı Kürdlere ve Kürd milli hareketine karşı kullanmak için yarış içindeler.
Ne yazık ki Demirtaş da hem Türk Solcularının ve hem de Öcalan’ın kullanılır jokeri halinde.
Demirtaş, eğer Kürd kalmak istiyorsa, aklını başına devşirmeli.
DEMİRTAŞ, ERDOĞAN VE İKTİDAR ORTAĞI OLMAK İSTEYEN KÜRTLER!
Demirtaş Erdoğan’a neden karşı çıksın Allah aşkına? Yıllardır Kürtleri aynı siyasi denklemin içine sürüp bedel ödeyen taraf haline getirmeniz yetmedi mi? Her sancınızda Kürtleri öne sür, kendi kavganı onların sırtından ver, Kürtlerin haklı davası üzerinden Erdoğan’a parmak salla, tehdit et; sonra da dönüp buna siyaset de… Kusura bakmayın ama Demirtaş sizin mayın eşeğiniz değildir, umarım da olmaz. CHP’nin, faşist vesayetçi devlet zihniyetinin ve Erdoğan karşıtlığından başka hiçbir siyaset üretemeyen çevrelerin hesabı için Kürtler artık kullanılacak bir aparat değildir. Birileri artık şunu anlamalı: Kürtler Orta Doğu’nun en kalabalık ve en stratejik milletlerinden biridir; bölgesel ve uluslararası dengelerde dikkate alınması gereken asli bir güçtür. Sizin uyduruk iktidar kavgalarınıza, “o olmasın ben olayım” hesaplarınıza malzeme olacak bir millet değildir. Bunu yapmak isteyen bazı “haysiyeti şüpheli Kürtleri” bulsanız bile hayal kırıklığına uğrayacaksınız. Kürtler başkalarının kavgasında harcanacak bir millet değil; kendi çıkarını, kendi geleceğini ve kendi onurunu düşünmek zorunda olan asli bir siyasal, sosyal, ekonomik ve hatta askerî güçtür.
@timursoykan@hdpdemirtas@Basak__Demirtas
#SONDAKİKA | KÜRT MİLLİYETÇİLERİNDEN DEM PARTİ’NİN MİTİNGLERİNE BOYKOT ÇAĞRISI
Kürt milliyetçileri, DEM Parti’nin Öcalan için “umut hakkı” ve özgürlük talebiyle düzenlemeyi planladığı mitinglere katılmama çağrısıyla sosyal medyada kampanya başlattı. Kampanyada #JiBoBêrûmetîNeçeOcalan ve #ONURSUZÖcalanİçinGİTME etiketleri gündeme taşındı.
PKK’nın 1984 Eylemi sonrası başlayan düşük yoğunluklu savaşı, bir Arap Türk ve Turgut Özal Derin Devlet (Kemalist asker ve sivil bürokratik Elit) Savaşı olduğunu sadece düşünen değil, bir gerçek olarak her zaman ileri sürdüm.
Muhtemelen “turpun büyüğü”, 1984 yılındaki Şemdinli-Eruh baskınıdır. Askerî darbe yönetimi 1983’te idareyi sivil hükümete, yani Turgut Özal hükümetine devrettikten sonra Diyarbakır 5 No’lu Askerî Cezaevi'nde (vahşethanesinde) bile nispeten bir rahatlama başladı.
Ancak PKK’nın eylemleriyle birlikte askerî vesayet elini bir kat daha güçlendirdi ve apoletliler çok daha fazla öne çıktı; sivil yönetim ise tamamıyla şeklî kaldı.
Sonrasında altı ayda bir uzatılan Sıkıyönetim ve Olağanüstü Hal (OHAL) kararlarının PKK eylemleriyle olan senkronizasyonuna bakın. PKK’nın her bir eyleminin, vesayet yönetiminin “ihtiyaç” duyduğu argümantasyonu ürettiğini göreceksiniz.
Muhtemelen “turpun büyüğü”, 1984 yılındaki Şemdinli-Eruh baskınıdır. Askerî darbe yönetimi 1983’te idareyi sivil hükümete, yani Turgut Özal hükümetine devrettikten sonra Diyarbakır 5 No’lu Askerî Cezaevi'nde (vahşethanesinde) bile nispeten bir rahatlama başladı.
Ancak PKK’nın eylemleriyle birlikte askerî vesayet elini bir kat daha güçlendirdi ve apoletliler çok daha fazla öne çıktı; sivil yönetim ise tamamıyla şeklî kaldı.
Sonrasında altı ayda bir uzatılan Sıkıyönetim ve Olağanüstü Hal (OHAL) kararlarının PKK eylemleriyle olan senkronizasyonuna bakın. PKK’nın her bir eyleminin, vesayet yönetiminin “ihtiyaç” duyduğu argümantasyonu ürettiğini göreceksiniz.
Abdullah Öcalan, kendisini oldukça açıkça tarif etmiş.
Müritleri ve fanatiklerinin zavallı konumları, Onun konumundan daha kötü durumda. Bu konum da Kürtlük ve insanlık adına acı verici.
Öcalan burada kendisini Kürtlerin özgürlüğü için savaşmış biri olarak değil, Kürtlerin bağımsızlık damarını kırmış, Türk devletine faydalı olmuş bir tasfiye memuru gibi tarif ediyor.
Abdullah Öcalan öz itibarıyla budur.
Öcalan, işlediği cinayetlerden, Kürdlere karşı yarattığı vahşet, Kürdlerin zamana yayılmış soykırımına yol açtığı, Kürdlere karşı düşmanlığından, Vekâlet Savaşı vasıtasıyla ortaya çıkardığı büyük yıkımdan dokayı hayat boyu mahkumiyeti her koşulda hak etmiş biridir.
Aklı başında hiçbir Kürt ve hiçbir vicdan sahibi insan bu tür absürt açıklamalara kulak vermemeli; bu söylemlere meşruiyet kazandırmamalı, itibar etmemeli ve açıkça mesafe koymalıdır.
Bu durum Kürdlerin dünyada tanınması için önemli bir gelişme.
Bu önemli ve değerli gelişmeyi kutluyorum.
Bu gelişmede emeğin geçen ve özellikle Kürd kültürünün yarattığı kıyafetleri bu düzeye taşıyan herkese teşekkürlerimi ve minnettarlığımı sunuyorum.
Kürd Ulusal Kıyafeti Guinness Rekorlar Kitabı’na Girdi
Kurdistan Foundation öncülüğünde düzenlenen etkinlikte, Kürd ulusal kıyafeti ilk kez Guinness Dünya Rekorları kapsamında resmi olarak tescil edildi.
Erbil Gençlik Merkezi’nde gerçekleştirilen Kürd Kültürel Kıyafet Festivali, Kürdistan’ın farklı bölgelerinden gelen 500’ü aşkın kadın ve erkeğin katılımıyla gerçekleştirildi. Geleneksel kıyafetleriyle festivale katılan topluluk, kırılan rekorun temelini oluşturdu.
"Amacımız Kürd Kıyafetini Dünyaya Tanıtmak"
Kurdistan Foundation Halkla İlişkiler Müdürü Sakar Ömer, kırdıkları rekorun önemine değinerek şu ifadeleri kullandı:
“Tarihte ilk kez Kürd ulusal kıyafeti Guinness kayıtlarına geçti. Bundan sonra bu rekoru kırmak isteyenlerin, bizim ulaştığımız bu resmi katılım sayısını aşması gerekecek. Amacımız Kürt kıyafetinin özgün kimliğini yaşatmak ve onu dünyaya tanıtmaktır.”
Farklı Bölgelerin Kültürleri Sergilendi
Festival kapsamında yalnızca Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin farklı yörelerine ait geleneksel kıyafetler değil; Doğu, Kuzey ve Batı Kürdistan bölgelerinden de özgün ve geleneksel Kürd kıyafetleri bir arada sergilendi.
Rekor, resmi hakemlerin onayının ardından Guinness Dünya Rekorları kitabındaki yerini aldı.
Kaynak: https://t.co/NOWP88OsVy
Bugün görülen davada, Mahkeme huzurunda da ifade ettiğimiz üzere, bu dava Şeyh Said’in tarihî kişiliğinin değil, ölmüş bir insanın hatırasına yönelik hakaretin yargılandığı bir davadır.
Sanık Ümit Ozdağ’ın savunmasının özü devlete karşı gelmiş kişilere her türlü hakaret edilebilir” iddiasına dayanıyordu. Eğer hukuk böyle işleyecekse, o zaman 27 Mayıs’ta seçilmiş ve meşru hükümeti silah zoruyla deviren müdahalenin ardından Tokyoya Sürgüne gönderilen, Meşru Cumhurbaşkanının idamına sebep olan, MBK üyesi Kurmay Yüzbaşı Muzaffer Özdağ hakkında da birilerinin aynı mantıkla en ağır hakaretleri etmesini meşru kabul etmek gerekir.
Duruşmada da sorduk: Böyle bir durumda kendilerine yapılacak hakaretleri tarihî eleştiri” olarak mı değerlendireceksiniz ?
Hukuk, kişinin siyasi görüşüne veya tarihî tartışmalardaki yerine göre işlem yapmaz. Mahkeme de tam olarak buna karar vermiştir. Kararı “hainleri yüceltme” söylemiyle tartışmak, hukuki gerçeği değiştirmez.
#seyhsaid #ümitozdağ
JI RAYA GIŞTÎ RA
Em wekî Înîsîyatîva Neteweyî Ya Kurdistanê li ser biryara sizadayînê ya derheqê Alî Çeven da bi fikar in. Ev biryareke mîsoger nîn e û hîn dê serî li dadgeha îstînafê û rêyên din were dayîn. Em hişyarîyê didin û dibêjin divê pêvajo di çarçoveya prensîba serwerîya hiqûqê, mafê darizandina adilane û maf û azadîyên bingehîn da bidome.
Pir fikar hene ku darizandina derheqê Alî Çeven da nimûneyek e ji wê nêzîkatîyê ku dixwaze bikaranîna têgehên Kurd û Kurdistanê krîmînalîze bike. Ji hêla seretaya dewleta hiqûqê û mafên bingehîn va nîqaşên cîdî çêdibin, gava mirov bê ku tu delîleke madî yan takekesî hebe ji ber bilêvkirina gotina Kurd û Kurdistanê yan jî ji ber derbirîna ramanên aştîyane yên derheqê nasnava kurdîtîyê da bi PKKê va werin danasîn û bi wê werin tawanbarkirin.
Her wekî wê, nimûneyeke din a vê nêzîkatiyê jî sizadana derheqê parêzer, sîyasetmedar û nivîskar Îbrahîm Guçlu ya bi tohmeta propagandaya PKKê da ye ku ew kes bi helwesta xwe ya bi rexnegirtina li PKK'ê tê nasîn. Darizandin û sizadana wan kesên bi awayekî eşkere dijberên PKKê ne ji alîyê prensîbên hiqûqê va dibe sedema pirsên cîdî.
Azadîya derbirîna ramanên bi nasnav, dîrok, çand û ayîdîyetê va têkîldar taybetmendîyeke jêneveger a nîzama civata demokratîk e. Bi terorê tawanbarkirina bikaranîna van azadîyan divê tenê rewşên îstîsnayî be û di her bûyereke rûdayî da xwe bispêre delîlên têkîldar ên berdest. Nabe bes xuyakirina nasnava xwe û daxuyaniyên têkilî bi mijarên dîrokî û çandî wek delîlên sûcekî werin pejirandin.
Em bi bîr dixin, divê Tirkîye berpirsîyên ji peymanên mafên mirovan ên navneteweyî û bargirîyên ji nîzama hiqûqê ya Ewropayê tên bi temamî bi cîh bîne û kiryarên dadwerî yên derheqê mafên bingehîn ên mirovan da li gor seretayên gerdûnî yên hiqûqî ji nû va binirxîne.
Em bi giramî ji raya giştî ra radigîhînin.
Înîsîyatîva Neteweyî Ya Kurdistanê
GÖRÜŞ - Kızıl Kürdistan yalnızca kısa ömürlü bir Sovyet idari birimi değildi
✍️Laçin'den Orta Asya sürgünlerine uzanan süreç, Kafkasya Kürtlerinin yüzyıllık trajedisinin hikâyesi oldu
▪️Hüsamettin Turan yazdı👇
https://t.co/RbrubIHWpc
🟢 KÜRDİSTAN FEDERE DEVLETİ’NİN DUHOK KENTİNDE DÜZENLENEN DEV KONSER SOSYAL MEDYADA GÜNDEM OLDU
📍 Kürdistan Federe Devleti’nin Duhok kentinde bulunan Duhok Amerikan Üniversitesi tarafından organize edilen müzik etkinliği, öğrencilerin yoğun katılımıyla gerçekleşti. Binlerce gencin bir araya geldiği konser, coşkulu atmosferi ve renkli görüntüleriyle dikkat çekti.
👩🎓 🧑🎓 Özellikle öğrencilerin büyük ilgi gösterdiği etkinlikten paylaşılan görüntüler kısa sürede sosyal medya platformlarında geniş yankı uyandırdı. Katılımcıların paylaşımlarıyla gündem olan konser, gençlerden büyük beğeni topladı.
🎧 Müzik ve eğlencenin ön planda olduğu organizasyon, Duhok’taki üniversite yaşamının en dikkat çekici etkinliklerinden biri olarak değerlendirilirken, sosyal medyada yüz binlerce kişi tarafından izlendi ve paylaşıldı. @OfficialAuk
🔴|| CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMLERİNDE KILIÇDAROĞLU’NA OY VEREN VE YEREL SEÇİMLERDE CHP İLE İTTİFAK EDEN APOİSTLERİN BUGÜN KILIÇDAROĞLU’NA SALDIRMASI TUTARSIZLIKTIR
👤 Hukukçu, siyasetçi ve Kürt milliyetçisi İbrahim Güçlü, son dönemde eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik eleştirileri değerlendirdi.
📌 Güçlü, Kılıçdaroğlu’nun Selahattin Demirtaş’ın dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin oylamada kullandığı oy nedeniyle bazı çevreler tarafından hedef alındığını belirtti. Demirtaş’ın da Kılıçdaroğlu’nun görüşme talebini reddettiği yönündeki iddialara dikkat çeken Güçlü, buna karşın aynı süreçte dokunulmazlık oylamasında yer alan CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e karşı benzer bir tutum sergilenmediğini savundu.
🔖 Açıklamasında Ayhan Bilgen’in değerlendirmelerine de atıfta bulunan Güçlü, HDP’lilerin de geçmişte Demirtaş’ın dokunulmazlığının kaldırılması sürecinde önerge verdiği ve oylamaya katıldığı yönündeki açıklamaları hatırlattı.
📌 İbrahim Güçlü, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığının desteklendiğini, yerel seçimlerde ise “Kent Uzlaşısı” kapsamında CHP ile ittifak yapılarak birçok belediyenin kazanılmasına katkı sunulduğunu ifade etti.
📌 Bugün Kılıçdaroğlu’na yönelik eleştirilerin siyasi açıdan ciddi bir çelişki oluşturduğunu savunan Güçlü, yaşananların “çifte standart, tutarsızlık ve çıkarcı siyaset anlayışını” gözler önüne serdiğini ileri sürdü. Güçlü, bu tablonun Apoist siyasetin kamuoyu önünde sorgulanmasına neden olduğunu belirtti.
Abdurrahim Semavi’den Demirtaş Yorumu: “Eylülde Tahliye Edilecek” İddiası
Abdurrahim Semavi, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Semavi, Demirtaş’ın son mesajlarının Türkiye’ye bağlılık yönünde bir değişime işaret ettiğini öne sürdü.
Semavi açıklamasında, “Demirtaş artık vatanına hizmet etmeye hazırdır. Türkiye aşkı ile yandığını son mesajında ispatladı.” ifadelerini kullandı.
Ayrıca Semavi, Abdullah Öcalan ile Demirtaş arasında bir rekabet başladığını iddia ederek, “Artık Demirtaş ile Öcalan arasında bir rekabet başlamıştır. Devletimiz hangisi daha Türkiye yurtseveri ise onunla yürüyecektir.” değerlendirmesinde bulundu.
Semavi, açıklamasının sonunda Demirtaş’ın eylül ayında tahliye edileceğini de öne sürdü. Ancak bu iddiaya ilişkin resmi makamlardan doğrulayıcı herhangi bir açıklama bulunmuyor. Bu nedenle söz konusu tahliye iddiası, yalnızca Abdurrahim Semavi’nin kişisel değerlendirmesi niteliğinde.
2-KÜRD VATANSEVERLERİNİN MİLLİ ÇALIŞMALARINI VE SÖMÜRGECİ TÜRK DEVLETİNE KARŞI OLAN MÜCADELESİNİ MANİPÜLE ETME ÇABASI OLDUĞU AÇIKTIR.
BİR DÖNEM ÖNCE BEN DE PKK PROPAGANDASINDAN DOLAYI CEZALANDIRILDIM.
BU REZİL HAREKET TARZI, TAM BİR TÜRK KLASİĞİDİR.
ALİ ÇEVEN’E YÖNELŞK HUKUKİ SAÇMALIK…
1-PKK’YA ÇOK NET BİR TARZDA KARŞI OLAN, PKK’NIN ÖLÜM TEHDİDİ VE HAKARETİYLE SÜREKLİ KARŞI KARŞIYA OLAN ALİ ÇEVEN’İN PKK ÖRGÜTÜ ÜYESİ OLMAKTAN DOLAYI CEZALANDIRILMASI TAM ANLAMIYLA BİR HUKUKİ SAÇMALIKTIR.
İbrahim Güçlü: “PKK ile Kürt Milli Hareketlerini Aynı Görmek, PKK’yı Aklamaktır”
👤 Kürt milliyetçisi hukukçu ve siyasetçi İbrahim Güçlü, yaptığı açıklamada PKK/Apocu Hareket ile Kürdistan’daki siyasi parti ve milli hareketlerin aynı kategoride değerlendirilmesine sert tepki gösterdi.
📌 Güçlü, PKK ile Kürd ve Kürdistan partilerini aynı görmenin “akıl tutulması” olduğunu savunarak, bunun aynı zamanda PKK’nın sorumluluğunu perdeleyen ve örgütü aklayan bir yaklaşım anlamına geldiğini ifade etti.
📌 Açıklamasında, PKK/Apocu Hareketi’nin sömürgeci Türk devletinin bir aparatı olduğunu öne süren Güçlü, buna karşılık Kürd ve Kürdistan partilerinin ise doğrudan Kürt milletine ve Kürdistan’a ait milli yapılar olduğunu dile getirdi.
👤 İbrahim Güçlü, PKK’nın temel varlık amacının Kürt milli hareketini ve Kürdistan partilerini tasfiye etmek, Kürt milletini devlet olma hedefinden uzaklaştırmak olduğunu iddia etti.
📍Kürdistan’daki milli siyasi hareketlerin ise Kürt milletinin bağımsızlığı ve egemenliği hedefi doğrultusunda mücadele ettiğini belirten Güçlü, bu yapıların hem sömürgeci devletlerin hem de PKK’nın hedefinde bulunduğunu ve bu durumun bugün de sürdüğünü savundu.
2-/1 TARİHTEKİ KOMÜNAL YA
ŞAM DENEMELERİ..
Komün yaşamı kısaca mülkiyetsiz bir ortak yaşam (imece üsülü) modelidir.
Çoğunlukla deprem, sel ,yangın gibi olağanüstü afet hallerinde veya cezaevi koşullarında zorunlu olarak başvurulan bir ortaklaşmacı/paylaşımcı yaşama durumdur.
Komün yaşama başvuru bazen savaş ve içsavaşın merkezi otoriteyi zayıflatığı geçicı sürelerdede olmustur.
Bunlara en iyi örnekler;
MS 811-813 yıllarında Bağdat'da yaşanan iç savaş dönemindeki "Bağdat" komünü ile 1870'deki Fransa-Prusya savaşı sırasında oluşan "Paris" komünleridir..
Ayrıca, dinsel mezhep ve tarikatlar ile seküler cemaatlarında komün yaşamı uygulamaları olmustur tarihte.
Mezhepsel komün yaşamın el ilginci; Fatimilerden ayrılan Şii-İsmailli Karmatilerin Bahreyn civarında MS 900'lerdekurdukları toplulukdur.
Batı/Abd ve Asyadada bazı tarikat ve cemaatlar konümler kurmuştur. bunların içindede en göze çarpanı ve günümüzde Apocu hareketin komün taleplerine en çok benzeyeni de Osho olarak bilinen Budist guru Bragwan Shree Rajneesh'nın 1981-85 'de Abd'in Orega ayeletinde kurduğu komündür..
Küçük çaptaki komünlerden 1534-35 'de Anabaptasların kurduğu " Münster " komünü .
18.yy ingilterede Radikal bir cemaat olan Shakers'lerin ortaklaşa yaşam ve 1960-70'lerde moda olan Hippi tarzı "Özyönetim komünleri" ile israilde oluşan Kibbut ve Doganeka komünleri dır..
( Bir sonraki tweedimde bu komün denemelerini kısaca işliyeceğim.)