bir daha hiç para kazanmak zorunda olmayacak kadar parası olan insanların hiçbir şeyi sklememesine, bariz haksızlıklara ve gözü dönmüş adaletsizliklere ses çıkarmamasına eskiden çok şaşırıyordum. oysa şimdi o kadar zengin olmanın temellerinden birinin sessiz kalmak olduğunun farkındayım. hapishane olduğunu sanmayacağınız sınıflar da birer hapishane aslında.
Biri bir şey isterken sizin canınızın başka bir şey istemesi suç değildir. Beş parmağın beşi bir değil demişler, tabi ki aynı anda farklı şeyler isteyeceğiz.
Herkesin of ne şahane ne heyecan verici dediği şeylerden hoşlanmamanız suç değildir. Herkese uyan şey farklıdır.
Siz bir şey yapınca birinin kızması üzülmesi korkması utanması suçunuz değildir. Her insanın her duyguyu hissetmeye ihtiyacı var. Duygusunu ortaya koysun, olanı anlasın da devam edebilin. Hakkıdır.
Birine kızmanız suç değildir. Kızıp cezalandırmak istemeniz suç değildir.
Hiç de uygun olmayan biri tam da istediğiniz bir şeyle karşınıza çıkınca kabul edip almak suç değildir.
Hayatınızı bugünkü durumuna getirirken yaptığınız seçimler suç değildir, belli bir geçmişte öyle yapmak uygun olmuştur, ona hazırmışsınızdır.
Bir ilişkiniz varken bir başkasını etkileyici bulmak suç değildir. Düşünceye sınır yok.
Biri size hiç de iyi gelmeyen bir şey yapmışsa sizin suçunuz değildir. Belki yaptığınız bir şey onun bu davranışını tetiklemiştir ama başkasında olmayan bir potansiyeli yaptıklarımızla yaratamayız.
Hiç bilmediğiniz bir şeyi yapamamanız suç değildir. İnsan bilmediği dili pat diye konuşmaya başlayamadığı gibi daha önce hiç görmediği bir şeyi yapamaz, hiç tanışmadığı bir tarzı hemen oracıkta uygulayamaz.
Bir şeye çok sarılmanız suç değildir. Size iyi geliyordur daha çok vakit ayırmak istiyorsunuzdur.
Önce sarıldığınız bir şeyden sonra vazgeçmeniz suç değildir. İnsan deneyimledikçe bir konudaki fikirleri de hayattaki ihtiyaçları da değişir. Bir gün size iyi gelen başka bir gün iyi gelmeyebilir. Tam tersi de geçerli.
Birinin hayatı iyi gitmiyorken sizin hayatınızın iyi gitmesi ve bundan mutlu olmanız suç değildir. O onun hayatı bu sizin. Farklı. Hayat herkese aynı anda aynı güzellikleri sunmuyor.
Bazen de siz ilerlerken biri yavaş kalır aynı hızda gelemez. Sizin suçunuz değil. Herkesin hızı farklıdır, herkes başka türlüsüne hazırdır.
Birinin yardım istememesi suçunuz değildir. Kimi kabul etmez. Yalnız başetmek ister. Ya da sizin başetmesi gerek diye düşündüğünüz durum onun için normaldir. Olur.
Geriye dönün. Bakın. Kendinizi aklayın.
Çarpıcı oluşu gerçek olmasından kaynaklanıyor. Hepimiz bir bütün olarak duran ama içinde onarılmış ya da onarılmamış kırıklarla yaşayan varlıklarız çünkü.
"Ben varım buradayım
Bu mükemmel
Sen yoktun şimdi varsın
Bu daha mükemmel
Hiç kağıt olmasın yazarız bir şey
Bu kalem tükenmez
Olsun sorunlar ben yorulmam
Hepsi güzeller."
Evdeki Saat - Mükemmel
oğuz atay'ın "unutulan" adlı öyküsü benim için bir taş; önüme çıktıkça tökezliyorum. unutulan'dan o cümleler:
"(...) bu kadar yakınımda olduğunu bilmiyordum ama, sen bir yerde var olursan yaşayabilirim ancak demiştim. nasıl olursan ol, var olduğunu bilmek bana yeter demiştim."
"Sana kızgın değilim.
Sana kızmayacak kadar seni iyi tanıyorum. Sonra seni seviyorum.
Neden sevdiğimi bilmeden seviyorum.
Bu sevgiyi her gittiğim yere beraber götüreceğim.
Hoşça kal."
Sabahattin Ali